Dağılmış bir dumanım ben. Yarıklardan içeri sızıyorum. İnsanların arasındaki bölgelerde dolaşıyorum, barikatların üzerinden geçiyorum, açık bırakılmış yaralardan giriyorum. Ne tümden iyiyim, ne tümden kötü. İnsanım, olmakta olanım. Nefret kurutur beni, sevgi diriltir. İnsanım, bu dünyaya var olmaya değil, yâr olmaya geldim.
Sevmek, yüreği hiç bilmediği yerlere götürür. “Aşk tanımadığımız birine sahip olmadığımız bir şeyi vermektir.” Ebediyetin ruha değdiği, zamanın akmadığı o geniş âna taşır kişiyi. Aşk kendinden gitmektir, bazen kendine gitmektir, bazen yolda kaybolmak. “Gitmek daima aşina olanın bir parçasını; yabancı olan, aşina olmayan ve önceden kesinlikle bilmediğimiz bir parça için, bir yer için, yaşamın bir parçası için terk etmektir. Gitmek söz konusu olduğu zaman bizi bekleyenin ne olduğunu asla bilemeyiz,” der Jean-Luc Nancy. Sevdiğimize göç ederiz. Sevdiğimizin yüzünde kendi hikâyemizi yeni baştan yazmak isteriz.