Langdon, "Tarihin başlangıcından beri," diye açıkladı. "Bilim ile din arasında derin bir uçurum var olmuştur. Copernicus gibi sözünü sakınmayan bilim adamları..."
Kohler, "Öldürülmüşlerdi," diyerek sözünü kesti. "Bilimsel gerçekleri açıkladıkları için kilise tarafından öldürüldüler. Din daima bilime zulmetmişti."
"Evet. Ama 1500'lerde bir grup adam Roma'da kiliseye karşı savaştı. İtalya'nın en aydın kişilerinden bazıları -fizikçiler, matematikçiler, astronomlar- kilisenin hatalı öğretileri hakkında kaygılarını paylaşmak için gizlice buluşmaya başladılar. Kilisenin 'gerçek' üzerindeki tekelinin, dünyadaki akademik aydınlanmayı engellemesinden korkuyorlardı. Kendilerine 'aydınlanmış kişiler' diyerek, dünyadaki ilk bilimsel beyin takımını kurmuş oldular."
"Illuminati."
Langdon, "Evet," dedi. "Avrupa'nın en eğitimli zekaları... kendilerini bilimsel gerçek arayışına adadılar."
"Elbette Illuminati, Katolik Kilisesi tarafından zalimce avlandı. Bilim adamları sadece yüksek gizlilik törenleri sayesinde hayatta kalabildiler. Anlatılanlar, akademik çevrelerde gizlice yayıldı ve Illuminati kardeşliği tüm Avrupa'dan akademisyenler edinerek büyüdü. Bilim adamları Roma'da Aydınlanma Kilisesi dedikleri muazzam gizli bir barınakta düzenli olarak buluştular."
Langdon, "Illuminati'den çoğu kimse," diyerek devam etti. "Kilisenin zorbalığına şiddet gösterileriyle karşı koymak istedi ama en saygın üyelerinden biri onları bundan vazgeçirdi. Tarihin en ünlü bilim adamlarından biri olmakla beraber, baarışçı biriydi."