2 saatlik uykuyla son dersime gidiyorum. her güzel şeyi gerçekten elimizde tutamadığımızı ve bir sonunun olduğunu bir kez daha anlıyorum. herkes diyor ki daha güzel bir şeyin başlangıcı olacak, ama kendi yaşantıma baktığımda buna inanmanın ne kadar zor olduğunu sanırım sadece ben biliyorum. birkaç kişiye anlatmayı denediğimde abarttığımı, dram yaptığımı söyleyenler olmuştu. neyse, bunu geçiyoruz şimdi. o anın farkında olup ‘o anı’ güzelleştirmeyi ve yaşamayı bu sene öğrenebildim. her şey gibi buna da biraz geç kaldım tıpkı hala kendimi tanıyamamış olmam gibi. son finallerden ve mezuniyet töreninden sonra da belki bir şeyler daha yazarım, tamamen ruh halime bağlı bu. iletiyi siler miyim bilmiyorum ama şunu söyleyeyim kendime ya da üstüne alınmak isteyen varsa eğer ona. elimizde tutamadığımız güzel bir şey varsa hayatımızda, onun bir gün bitecek olmasına değil de o an size güzel hissettiren her şeye tutunarak o anı yaşamayı öğrenmeliyiz. benim bunu anlamam 3 yıldan fazla sürdü. anlayınca sizde değişen farkı fark edeceksiniz. umarım benden daha kısa sürede bunu anlayabilirsiniz, bunun için başarılar dilerim.
Paulo Coelho
Paulo Coelho
’nun dediği gibi bütün dünyayı kucaklayamayacak kadar küçük biri olduğum için sahip olduğum her şeyi korumaya çalışmaya devam edeceğim. ne kadar kaybediyor olsam da.
Metin | el-Metin İsminin Anlamı Metin isminin lügat anlamı: Metn kelimesinden türemiş olan el-Metin ismi; sağlamlık, sertlik, güçlülük anlamlarına gelmektedir. Araplar, sert ve yüksek olan araziye
Din İslam
9/10
·120 syf.··
2026 12. kitabı
Spoi vardır! Ben çok beğendim, mahkûmun o kapıldığı melankoli ruh hali, kızına yazdığı mektup... Beni öyle etkiledi ki özellikle kızını gördüğü zaman, kızının onu hatırlamaması içimde bazı şeyleri öyle burktu ki, o an çaresizliği hissettim. Keyifli okumalar dilerim.
Bir İdam Mahkûmunun Son GünüVictor Hugo · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2026152,1bin okunma
Hıçkırıklarım artarken başım daha da eğiliyordu ki izin vermedi. Bana doğru bir adım attığını hissettim. Alnım yeniden göğsünün biraz üzerine değdiğinde ise hıçkırığım acılı bir serzenişe dönüştü. Yaslanabilir miyim, dememiştim. Bu defa yaslanmam için gövdesini sessizce önüme getiren oydu. Ellerimi yüzüme kapatıp hıçkırıklarımı dizginlemeye çalıştım. Zordu. Neden özür dilediğimi bilmeden, "Özür dilerim," diye mırıldandım. "Çok özür dilerim." O kadar alışmıştım ki yalnız kalmaya, varlığımın yanına düşen her zerreden anlamsızca özür dilemeliymişim gibi geliyordu. O kadar nefret etmişti ki o kadın benden, kendimi sevmeye çalıştıkça kendime dahi külfetmişim gibi geliyordum.