Konuşmaya ne lüzum vardı? Bütün güzel laflardan ve hoş insanlardan sıkılan bu mahkukları birbirlerinin sessiz mevcudiyeti, yorgunluk verecek kadar doyuruyordu.
Bir zamanlar birbirlerinden ayrılmak, birbirlerini kaybetmek ihtimalinin korkusunu çekmiş olmasalar belki de birbirleri için ne kadar kıymetli olduklarını hâlâ bilmeyeceklerdi.
Ömrünün bu en güzel gecesini, ömrünün bu en korkunç gününün takip etmesi mi yazgısıydı? Neydi bu içinden çıkılmaz meseleler? Neydi bu mavi göğe veya sevgili bir yüze bakmayı zevk olmaktan çıkaran hisler ve üzüntüler?...
İzdivaç mikrobu evlendikten sonra faaliyetine başlar:
Evvelce birtakım emelleri olan, yükselmek, kendini göstermek, eser vermek isteyen adamlara bir kalenderlik, bir lakaytlık gelir. Evde laf anlatmaya asla imkan olmayan, seviyesi, ahlak anlayışı, dünyayı görüşü ve alışkanlıkları büsbütün ayrı bir mahlukla daimi bir beraberlik insanı dış hayatta da kötümser yapar.