İskender Pala’nın o her gün hiç düşünmeden ağzımızdan dökülen, pelesenk olmuş deyimlerin arkasındaki acayip hikayeleri gün yüzüne çıkardığı, insanı okurken adeta eski İstanbul’un o canlı, tıkır tıkır
Bütün dikenlerini kırıp attım
Sana gönderdiğim gülün,
Sen gülü incitmezsin bilirim.
Gönlüm dilsiz bir papatya,
Dipsiz bir suya râm olmuş.
Sevildiğini bilsende
Emin olmak istersin.
Ferman yazsam nafile,
Her kopan yaprakta
Seviyor der de inanmaz
O son yaprakta sevmiyor dersin.
Tuğ-u Şahi/2026
ederler yine tombul
gelirler yine cılız
kiralar yine azgın
kuyruklar yine dilsiz
yine mızmız sıkıntı
yine hep vıdıvıdı
yine hep televizyon
yine hep ortadoğu