• Şuan bu yazıyı yazacağıma ders çalışabilirim, sende okuyacağına çalışabilirsin. Ama içinden hiç çalışmak gelmiyor dimi? Aynen.
  • "Ama biz farklıyız dimi. Ama biz öyle değiliz. Çünkü... Çünkü sen varsın benim yanımda ve ben varım senin yanında. İşte böylece bizi düşünen biri var bu dünyada."
  • Aslında işin aslı şöyle hakim bey
    Aslı'yı ilk gördüğüm gün başlıyor işin aslı
    Aslı birgün benim nacizane kaptan şoförlüğünü yaptığım
    56 Chevrolet taksiye biniyor
    ve "Karagümrük'e" diyor bana
    Karagümrük o dakika gönlümün başkenti, başımın tacı, ruhumun
    ilacı oluyor.
    Delikanlıya yakışmaz, yolculuk esnasında en ufak bir rahatsızlık ya da edepsizlik etmiyorum.
    Yalnız indiği evi, yolu, sokağı, kapıyı mıh gibi aklıma çakıyorum
    "Oğlum" diyorum bizim chevrolete
    "Bu kapıyı unutma
    Birgün ilk bu kapıda gelin arabası olacaksın"
    Sorup soruşturup, bulup buluşturup en nihayetinde Aslı'yı
    istetiyorum.
    Ama gel gelelim kızın üvey anası kızı bir türlü vermeye
    yanaşmıyor.
    İkinci kez istetiyorum.
    Bu kez üvey abi "bizde taksici esnafına kız yok" diyor
    Allah'ın hakkı üçtür.
    "Anam seni de yorduk ama hadi bir kez daha iste" diyorum
    Kapı anamın yüzüne bir kez daha kapanıyor
    "Oğlum bu işin aslı yok" diyor.
    Bakkalın çırağı Osman'ın eline bir mektup sıkıştırıp
    Aslı'ya gönderiyorum
    "Kaçar mısın benimle" diyorum "kaçarım" diye cevap yazıyor
    Mübarek Cuma gününe anlaşıyoruz
    Hani yalnız gitmeyeyim bizim Rıdvan'ı da çağarayım diyorum
    Rıdvan beline babadan kalma altıpakları takıp gelmiş
    "Oğlum Rıdvan bu ne" diyorum."Ne olur ne olmaz abi sen sür"
    diyor.
    Sürüyorum
    Açıl ey Karagümrük ben geliyorum

    Karagümrük yanıyor polis beni arıyor
    Karagümrük yanıyor herkes benden biliyor
    Ben suçsuzum diyorum kimse beni duymuyor
    Bunu bir tek sevdiğim bir de allah biliyor

    x3

    Aslı diyorum Aslı ne oluyor
    Ne oluyor demeye kalmadan polis kapıyı çalıyor
    Polis kapıyı çalıyor
    Polis içeri giriyor
    Memur bey diyorum kız reşit kendi isteğiyle geldi
    Memur bey "tamam" diyor "kıza bişey dediğimiz yok
    Ama Karagümrük yanıyor
    Kızı kaçırmasına kaçırıyorsun da
    Karagümrük'ü niye yakıyorsun be evladım"
    Aslı bu ne diyor diyorum
    Aslı hiç bişey demiyor
    Meğer bizim Aslı kaçarken telaşlala yemeği ocakta unutmuş
    Yemek yanmış tutuşmuş
    Sonra perdeler tutuşmuş
    Sonra ev tutuşmuş
    Sonra karagümrük tutuşmuş
    Veryansın etmiş bizim üvey kaynana sokaklarda
    Taksici ramazan kızı kaçırdı mahalleyi de ateşe verdi diye
    Nihayetinde attılar beni nezarete
    Tez vakit sonra mahkeme günü geldi
    Hakim aslıya sordu
    "Kızım seni bu adamı kaçırdı"
    "Evet hakim bey"
    "Mahalleyide bu adamı yaktı"
    "Ee evet hakim bey"
    Ne eveti Aslı
    Nikah kıymıyoruz Aslı
    Ne eveti
    Meğer üvey anayla üvey abi baskı yapmışlar evde kıza
    Evide mahalleyide Ramazan yaktı diyeceksin diye
    7 Yıl Bayrampaşa'da geçer geçmesine de
    Yalandan 7 yıl yatmak 70 yıl gibi delir kanı deliye
    Birkaç güne kalmadı
    Koptu kafamın belkayışı
    Dedim ki kendi kendime
    Ben buradan kaçarım
    Gider bu kez harbiden Karagümrük'ü yakarım
    Şimdi hepiniz merak ediyorsunuz dimi hakim bey
    Yaptım mı yapmadım mı diye
    Yaptım
    Bayrampaşadan kaçtım
    Önce gidip üvey abisinin Balat'taki kahvesini
    Daha sonra da üvey annesinin yeni aldığı evi benzin döküp
    Yaktım
    Şimdi hakim bey cezam neyse çekerim
    İçerde de iyi hali bozmam sizi temin ederim
    7 Yıl değil 70 yıl bile olsa
    Paşa paşa yatarım
    Karagümrük'ü yakarım
    Sonra girer paşa paşa yatarım hakim bey
    Paşa paşa yatarım

    Karagümrük yanıyor polis beni arıyor
    Karagümrük yanıyor herkes benden biliyor
    Ben suçsuzum diyorum kimse beni duymuyor
    Bunu bir tek sevdiğim birde Allah biliyor
  • 496 syf.
    ·5 günde·Beğendi·10/10
    Sefiller; Jan Valjan'ın çok soğuk ve işsiz geçen bir kıtlık zamanında çaresiz kalıp bir fırından ekmek çalmasıyla başlıyor. Kürek mahkumu oluyor ve hapisanede rahat durmayıp kaçma girişiminde bulundukça cezası sürekli katlanıyor. 1 ekmek çalmayla başlayan serüveni 19 yıllık bir kürek mahkumluğuna kadar uzanıyor. Geçen bu zamanda ki olaylar gerçekten çok sürükleyici acaba şimdi nasıl kaçacak, acaba bu sefer hangi isimle karşımıza çıkacak diye diye bitti kitap. Tabi bu sıra da başka hayat hikayelerine de şahit oluyoruz.
    Beni baş kahramandan ziyade Fanti'nin hikayesi etkiledi açıkçası. Çocuğuna ilaç alabilmek için beline kadar uzanan saçlarını kesiyor, o da yetmiyor dişlerini çektirip satıyor, o da yetmiyor bedenini satıyor! Ne kadar da ayıplamaya müsait bir hikaye dimi! Ama öyle değil işte düşene bir tekme o bir tekme öbürü derken hayat insanı insanlıktan çıkarıyor!
    Jan Valjan'ın deyim yerindeyse töbe edercesine ki değişimi insanın gözlerini yaşatıyor. İyi insanda kötü insanda aynı insan aslında! Ama kimin işine ne kadar yaradığınla alakalı belkide! Ya da hadi bunu da hayatın üstüne atalım! En iyi yaptığımız şey nasılsa!
    Velhasıl ben çok keyif alarak okudum 496 sayfa da az değil ama keşke tam metnini okusaydimın pişmanlığı var üzerim de:( Neyse nasip onu da okuruz inşallah.
    Keyifli okumalar dilerim ve şiddetle tavsiye ederim.