Eşlerinden ve çocuklarından mahrum kalanlar veya rahatsız siperlerde titreyenler kitaplara sığınıyorlardı. O ana kadar pek de önem verilmeyen halk kütüphaneleri hak ettiği yere gelmiştir.
Dünya sistemini, Yahudilerin her yere nasıl kök salıp tüm dünyayı yönettiğini anlatırkem Erdoğan'ı hesap edilemeyen, sistemin dışında biriymiş gibi göstermeye çalışmış sayın yazarımız. Oysa ki, RTE hapisteyken ABD'li yetkilerle sürekli görüştüğünü ve onlar istediği için iktidara geldiğini, geldiğinde ise "Ben BOP'un eş başkanıyım." dediğini Suriye'yi bölmesinin en büyük nedeninin İsrail'in orayı işgal etmesi amacını, Apoyu serbest bırakıp Türk-Kürt düşmanlığı ile ülkeyi içerden bölüp İsrail'e "Buyrun ülke sizindir." deme amacını biliyoruz. Yani b*ktan ve hiçbir şekilde akıcı olmayan, anlattıklarını sanki kulaktan dolma bilgilerle anlatmış da sonuçlarını bilmiyormuş ama ben gene de yazayım diyip yazılmış bir kitap gibi. Zaman kaybıydı maalesef.
Olgunlaşmaya, adam olmaya ilk adımları atmaya başladıkça, nefsinle yaptığın ahmaklıklar daha da ağır gelmeye başlarmış. İnsanı daha da zayıf ve kullanışlı kılıyor, köleleştiriyormuş.
Azıcık sorgulayınca anlamsız gelen dünyada; paranın, fitnenin ve şeytanlığın en büyük düşmanın olduğunu anlarsın ve savaşırsın.
Ya da mavi hapı yutup, hazlar ve zevkler dünyasına geri dönersin.
Dünya, korkutucu derecede kendisini anlamaya çalışan insanı savaşa sokuyor.
Savaşmak isteyenler ise ideallerini, fikirlerini seçip kaybolmak üzere bir yola çıkıyorlar.
Güttüğü yol belki kendisini "cananavar" yaptı ama haklıydı davasında Hittler.
Epstein adasında yaşananlar tarikatlarımızda da yaşanıyor, gözümüzün önünde!