• "Eğer din batıl inancı yok etmezse batıl inanç dini yok edecektir."
  • Din, insanların kalbinde dua etme arzusu, gerçeğe erişme ihtiyacı ve sevgi duygusu uyandırmalı. Kolay yoldan zengin olma heveslisi bir insan olan, vergi tahsildarı din adamına dönüşebiliyor.Bu durum içler acısıdır. Para biriktirmek, daha çok gelir elde etmek dışında kendilerini hiçbir şey ilgilendirmiyor. Kendileri insanların kalbinde inanç ateşi yakmaya muktedir değiller. Bunu yapmak istemiyorlar ve yapmıyorlar.
    Onlar dini cansız dogmalar yığınına,yüzlerce kural ve önermelerden oluşan inanç gramerine dönüştürmüşler. "
  • her sene inanç bütçelerinize oy vermesek, sizler, siz rahipler, pastörler ve hahamlar açlıktan ölürsünüz. Maaşlarınız askıya alınır ve inançlarınız söner gider...
    Paul Lafargue
    Sayfa 32 - 1.Basım Nisan 2018 Sel Yayıncılık
  • Çevremize baktığımızda mutlaka batıl inanç ya da hurafelere inanmış çok sayıda insan olduğunu görürüz. Batıl ya da boş inanca inanma günümüzde de hala etkili. Çok sayıda insan bu boş inançlardan medet ummakta. Bazı kişilerin de inanmasalar
    da yeri geldiğinde bir durum karşısında "tahtaya vur" şeklinde bir cümleyi söylediklerini duyarız. Kısaca birilerine göre bu batıl
    inanç dairesi içinde yaşamaya devam ediyoruz.

    Görsel veya sözlü kültürün yüzyıllar içinnde biriktirdiği, barındırdığı ve çoğalttığı bilgi, zaten insanlık tarihi kadar eski olduğu için günümüzde de hala varlığını sürdürmekte.

    Kitabın giriş kısmında yazar bunun tarihi serüveni hakkında kısa bilgi veriyor. Yazarın yabancı olması burada belirttiği çoğu şeyin kendi kültüründen örnekleme yapmasına yol açmış. Ama çoğu başlık bizde de aynı şekilde bilinmekte ve sürmektedir. Hatta kendi kültürümüz de bile çok daha fazlasına rastlayabiliriz.

    Chloe Rhodes, Kara Kediler Kem Gözler Modası Geçmiş Batıl İnançlar adlı kitabında bir toplama yapmış. Arada kaybolmasın ve derli toplu bir arada bulunup hemen açıp oradan bakalım diye bunları bir araya getirmiş. Bence de iyi yapmış.

    Doğu ve Batı kültürü arasında birbirine benzer çok sayıda batıl inanç iç içe geçmiş vaziyette.

    Kitapta, bir takım batıl inançların tarihi, sosyolojisi, dini,kültürel kodları ve bunların arka planı hakkında, eski çağlardan bu zamana kadar geçen sürede yaşanan değişimlerin hikayesini okuyoruz.

    Bir çeşit bazı çok bilinen 'batıl inançların' açıklamasını yapıyor. Ansiklopedik bilgi veriyor kısacası.

    Tabii, batıl inanç konusu kişiye, topluma, zamana ve yöreye göre değişiklik gösterebiliyor. Örneğin bana göre hepsi 'batıl'ken, başka birine göre farklı anlamlar çıkabiliyor. Hatta en yakınımızda ki birine sorduğumuz da bile anlaşamayabiliriz.
    O yüzden niçin buna bu şekilde inanıyorlar; kültürel, dini, sosyolojik, tarihi nedenlerinin araştırılmasında fayda var. Ama sonuçta yazar bunları 'batıl' şekilde işlemiş ve bize de anlatırken bunların geçmişi hakkında ulaşabildiği en eski kaynaklara atıfta bulunarak konuyu anlatmaya çalışmış.

    Türkiye toplumunda eğer bir araştırma, anket ya da soru sorularak örnekleme metoduyla bir araştırma yapılsa bu kitapta anlatılan çoğu 'batıl inancın', 'batıl değil' gerçek bilgi olduğu görüşü yüksek bile çıkabilir. Çünkü etrafımıza baktığımızda günlük olarak sürekli bu 'batıl' kavramlarla iç içe yaşadığımızda görürüz. Çünkü insan kendi başarısızlıklarını veya kaybettiği şeyleri kendi dışında bir takım etkenlere (yani burada çeşitli canlı cansız varlık ya da objeler) bağlar. 'O olmadığı için olmadı' ya da 'O burda olduğu için oldu' şeklinde düşünce yapısına sahip insan sayısı hiç de yadsınamayacak kadar yüksek olduğunu düşünüyorum. Bu da benim düşüncem.

    Yazar giriş kısmında "Batıl inançların en güçlü yanlarından biri toplumsal bilincin içine işleme şekilleridir. Nesilden nesle, ağızdan ağza aktarılan ve sürekli tekrarlanıp teyit edilerek zihinlerimize kazınan bu mantıkdışı inanışlar, şaşırtıcı bir güce sahiptirler. Öyle ki, mantıklı düşünen bireyler olarak aslında onlara inanmamamıza rağmen yine de riayet ederiz çünkü
    ya içgüdülerimiz bize böyle yapmamız gerektiğini söyler ya da onlara uymadığımız takdirde başımıza geleceklerden korkarız;
    ki korku unsuru eskiden daha yaygındı." diyerek durumu açıklıyor.


    Ama kitabı okuyunca, şu an da, batıl inanç denilen şeylerin bazılarının, ilk olarak batıl olarak çıkmadığını sonradan oraya kaydığını da görüyoruz.
    Örneğin; merdiven altından geçmek, tırnak kesmek gibi. Ya da bugün kimse yanında 'tavşan ayağı' taşımaz ama, Antik Roma'da tıbbi bir tedavi yöntemi olarak kullanılırdı.

    Kısaca, duyduğumuz çoğu bilginin kaynağına indiğimizde bunların bir kısmının hiç de geçerli bir sebebi olmadığını görebiliyoruz. Ama yine de Türkiye'de bile milyonların bu kitapta 'batıl' diye adlandırılan şeylerin çoğunu 'batıl' olarak değil de ona karşı yazılanların 'yanlış' olduğunu söyleyeceklerine de inanıyorum.

    Uzun zaman önce aldığım fakat okunmak için anca sıranın geldiği kitabı bitirince, değişik, aparetif niyetine biraz da kendi
    gündemimi dağıtmak babında iyi geldi.

    Anlatım dili sade, akıcı ve kolay. Ayrıca, çeviri de aynı şekilde iyi olduğu için kitap sizi zorlamaz. Tavsiye ederim.

    Notlar:
    ++ Tek eksisi ise 'içindekiler' kısmına bu başlıkların sayfa numaraları da eklenseydi iyi olurdu.
    ++ 10/13 -08- 2018 tarihleri arasında okunmuş ve 13 -08 - 2018 tarihinde bu yazı yazılmıştır.
  • Dini inancı da içine almış olan milli ülkü, insanları sürükleyen, güçlendiren ve asilleştiren bir duygu ve düşüncedir.
    Hüseyin Nihal Atsız
    Sayfa 16 - Ötüken Neşriyat
  • Okumak üç türlüdür: dilin okuması kıraat, aklın okuması tefekkür, kalbin okuması hayattır.
    (İmam Gazali)

    İmam Gazali'nin de dediği gibi inşAllah kalbin okumasını görenlerden oluruz.

    Gazzali 1058 yılında Horasan'ın Tus şehrinde doğmuş, buhranlı dönemlerinden sonra tasavvufa yönelmiştir.

    Bu nedenle İmam Gazali
    'Şüphe duymayan hakikati bulamaz.'
    der şüphenin hakikati bulduran bir araç olduğunu düşünür.
    Ve yine aynı şekide bu imam 1111 yılında doğum yeri olan İran'ın Tus şehrinde gerçek hayata gözlerini açmıştır.

    İmam Gazali'nin ilk okuduğum kitabı olmasına rağmen dili gayet akıcı ve anlaşılır.
    Kitabın tam adı'Yola Gidenlerin Klavuzu ve Arayanların Bahçesi'.

    Ayrıca yazılmış bir eser de olabilir çünkü yazara ait 500 eser(Ancak günümüze sadece 75 eser ulaşabilmiştir) var veya İhya-u Ulumi'd-din'in bir parçası da olabilir.

    Kitap bu konu hakkında pek bilgi verilmemiş.
    Sadece üçüncü risale olduğu belirtimiş.

    Kitap önsözünden sonra 39 fasıldan oluşuyor.Fasılların her biri ayetlerle, güçlü hadislerle desteklenmiş ve yıllar öncesinde yazılmasına rağmen yaşadığımız sorunların,işlediğimiz günahların,aklımızdaki sorunların birebir cevabını veriyor.

    İmanın temellerinden, 'Vusul,Visal,Kalp,Ruh,Nefes' gibi
    ramazan programlarında veya "sorularla bilmem ne" gibi entrasan soruların sorulduğu platformlara benzemiyor.

    Beni en çok etkileyen bölüm 'Dil Afetleri' oldu.

    İmam Gazali'de bir zamanlar şüpheye düşmüş, hakikatı aramak için yollara düşmüş,felseye göz kırpan eserleri de okuyan biri olarak çoğu insanın inanmadığı veya aklında şüphe duyduğu soruları 'samanlıkta iğne arar gibi' incelemiş ama yazıya dökerken gayet de 'halk dilinde' anlaşılır bir eser ortaya koymuş.

    Hatta bir sözünde şöyle söylemiş:

    'Gençliğimden itibaren 50 yaşımı aştığım bu ana gelinceye kadar, bu engin denizlerin derinliklerine dalmaktan hiç geri durmadım.

    Coşkulu denizlere çekingen korkaklar gibi değil, cesur kimselerin dalışı gibi daldım, gördüğüm her meselenin üzerine atladım. Her fırkanın inanış ve fikirlerini inceliyor, her grubun tuttuğu yolun inceliklerini ortaya çıkarmaya çalışıyordum.

    Araştırdığım fırkaların hak veya batıl, sünnete uygun veya bidat sahibi olmaları konusunda ayrım yapmıyordum.
    Felsefe yolunu tutmuş olanların, sahip oldukları felsefeyi bütün esaslarıyla öğrenmeye özen gösterdim.
    Hiçbir kelâm âlimini dışarıda bırakmadan kelamdaki yöntemini ve mücadelesini öğrenmeye çaba gösterdim.
    Bütün gücümle ne kadar sufi var ise onun sufiliğindeki sırları öğrenmeye, ne kadar abid var ise bu ibadetleriyle neler kazandığını araştırmaya çalıştım.

    Bütün zındıkların, Allah’ın varlığını ve sıfatlarını kabul etmeyenlerin, bu inanış veya inkarlarının arkasında yatan sebepleri titizlikle araştırdım. Her şeyin hakikatini öğrenmeye karşı duyduğum susamışlık; baştan ve gençliğimden beri tuttuğum yol ve benim bir hasletim olmuştur.

    Bunun sonucunda çocukluğumun coşkulu çağlarından itibaren taklit bağlarından sıyrıldım ve büyüklerimizden miras kalan sırf taklide dayalı inanç esaslarından koptum.

    Çünkü Hristiyan çocuklarının hepsi bu din üzere yetiştiklerini, Yahudi çocuklarının sürekli bu dinin esaslarına göre büyüdüklerini, Müslüman çocuklarında istisnasız İslam dini üzere yetişmekte olduklarını görmekteydim.
    Yaratılıştan gelen asli hakikati ve ana baba ile hocalar aracılığıyla kazanılan sonraki inanç esasları ve taklit unsurlarının hakikatini öğrenme konusunda içimde büyük
    bir istek oluştu. Taklit, başlangıçta birtakım telkinlere dayanmaktaydı. Bunların da hangilerinin hak ve batıl olduğu konusunda görüş ayrılıkları bulunmaktaydı.

    Kendime şöyle dedim: Benim istediğim, her şeyin gerçek yüzünü öğrenmektir. Öyleyse önce bilginin gerçek yüzünün ne olduğunu öğrenmekle işe başlamam gerekir.'

    demiş ne kadar da güzel anlatmış hakikati bulmanın özetini...

    İslamiyet, bizim önümüze altın tepsiyle geldiği için çoğu kez araştırmıyoruz araştıranlar ise ilk şüphesinde 'ateist' olmak daha kolaylarına geldiği için veya hakikate ulaşmanın veya ulaşamanın iki-üç tane saçma temeller üzerine yazılmış tez veya kitap okuyarak her şeyi çözdüğünü sanarak yoldan çıkıyorlar.

    Kısacası:

    'Uzun mesafelere ulaşmak, yakın mesafeleri aşmakla mümkündür.' diyor yine Gazali yani inkar etmek ne o kadar 'dil' ile kolaysa da 'kalp' ile bu kadar kolay olmamalı.

    Hiçbir şey diyemem 'kalpler Allah'ın elinde' ama İmam Gazali gerçekleri ölünceye kadar araştırmış bu işe ömrünü vermiş

    'Allah da yok Kuran da, müslümanlar böyleyse dinleri nasıldır?'gibi bir sürü mazeret cümleleri kurabilecekken bize 500 tane muhteşem eser yazmayı tercih etmiş.Lakin günümüze 75 eser kalmış.

    Allah ondan ebeden razı olsun.

    Kısacası eğer şüpheleriniz varsa kolaya kaçmak istemiyorsanız,hakikate gerçekten merak duyup gerçekleri ayetlerle,hadislerle, muhteşem örneklerle görmek istiyorsanız,
    veya unuttuklarınızı hatırlamak,imanınızı güçlendirmek istiyorsanız,

    mutlaka bu kitabı ve diğer 75 eseri okuyun.
  • Dünyayı şekillendiren enerjinin kaynağı aslında duygulardır: Irksal gurur, lidere tapınma, dini inanç, savaş aşkı.