Nyctophilia..

Nyctophilia..
@diyargoren
Kafadakurmay Başkanı. Gerçekliğin komik bir alegorisi aslında.
Çünkü sıkılmak, ruhun “yeni bir şeye ihtiyacım var” deme şeklidir. Bir davet: düşünmeye, yaratmaya, yön değiştirmeye… Nietzsche der ki, “Büyük işler, büyük can sıkıntılarının sonucudur.”
1000k
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Lao Tzu, Taoist bilgelikte şöyle der: “Sakinlik, huzurun kaynağıdır. Su ne kadar duruysa, o kadar doğru yansıtır.” Yani bir şeylerin netleşmesi için bazen hiçbir şey yapmamak gerekir. Modern dünya hareketi yüceltir: üret, koş, yetiş, değiş… Ama sürekli hareket içinde olan biri kendini ne zaman duyar? Belki durgunluk, dışarıdan bir boşluk gibi görünür ama içeride dolmaya başlayan bir şeydir. Stoacılar da benzer bir şekilde düşünür. Marcus Aurelius, “Dış dünya seni sarstığında, içine dön. Orada bir sükunet vardır, ve bu içsel kaleyi ancak sen inşa edebilirsin,” der. Durgunluk, belki de hayatın bizden istediği “şimdi”ye dönmektir. Geçmişin pişmanlıklarından, geleceğin kaygılarından arınıp sadece olmaz. Yani hareket etmeden de ilerlemek mümkündür çünkü bazen en büyük adım, hiç adım atmadan içe dönmektir. Ve belki de en derin değişimler, hiçbir şey değişmiyormuş gibi hissettiren o durgun anlarda başlar.
1000k
Friedrich Nietzsche, insanın kendi değerlerini yaratma gücüne inanır. Ona göre Tanrı’nın ölümü, insanların artık dışsal bir otoriteye — dine, geleneklere ya da mutlak doğrulara — dayanamayacağı anlamına gelir. Bu, hem bir kriz hem bir özgürlüktür. Çünkü artık insan, kendi anlamını kendisi yaratmak zorundadır. Nietzsche şöyle der: “İnsanın büyüklüğü, bir amaç değil, bir köprü olmasıdır.” Yani insan, “üstinsan”a giden yolda bir geçiştir. Kendi sınırlarını aşmaya çalışan, güç istencini takip eden bir varlıktır. Ama bu güç, başkalarını ezmek değil; kendini aşmak içindir. Ona göre hayatın anlamı, dışarıdan verilmiş bir gerçeklikte değil, bizim onu nasıl yaşadığımızda saklıdır. Acı da, yalnızlık da, kaos da hayatın içindedir; ama biz bunlarla dans etmeyi öğrenirsek, hayata “evet” diyebiliriz. Kısacası Nietzsche’nin felsefesi bize şunu söyler: Anlam, hazır bulunmaz; yaratılır. Ve onu yaratacak olan sensin.
1000k
Albert Camus der ki: “İnsan, evrenin sessizliğine karşı isyan eden tek varlıktır.” Hayatın absürd olduğunu, ama yine de yaşamaya değer olduğunu savunur. Anlam yoksa bile, yaşamak bir başkaldırıdır ona göre. Kısacası: Anlam olmayabilir… ama yine de yaşarız.
1000k
Belki de hayat, anlam aradıkça karmaşık; ama anlamsız olduğunu kabul ettikçe huzurlu. Ya da şöyle diyelim: Belki de özgürlük, neyi seçtiğimizde değil, neden seçtiğimizi fark ettiğimizde başlar.
1000k