Diyorum ki...
Az, iç...
İçme at, dedin atmadım..
Neden?... demekten öteye geçmediğin...
Bir kere olsun tut, demediğini  tuttum...
Vakit geldi, bir yudum su ardına, yaktım...
Sana olan diyet'ti bu, ancak anladım...

Onur Kanık, bir alıntı ekledi.
6 saat önce · İnceledi

İbni Ömer (Allah Onlardan razı olsun)’den bildirildiğine göre Rasulullah
(sallallahu aleyhi vesellem) şöyle buyurdu: “Haksız yere adam öldürüp haram kan
akıtmadıkça, mü’min kişi için dininde ümid sahası açık olup Allah’ın rahmetini
umması devam eder.” (Buhari, Diyet 1)

Riyazü's-Salihin, İmam Nevevi (Sayfa 127)Riyazü's-Salihin, İmam Nevevi (Sayfa 127)
Dilan, bir alıntı ekledi.
20 May 01:36 · Kitabı okuyor

Diyet, çeşitlilikten kaçınmayın diyordu. Bir gün tavuk yiyorsanız ertesi gün pirzola, ertesi gün balık yiyebilirdiniz. Bu diyetisyenler de, insan kilo vermek isteyince para da vermek istiyor sanıyordu herhal.

Kul, Seray Şahiner (Sayfa 21 - Can)Kul, Seray Şahiner (Sayfa 21 - Can)
Mihemedê NOJDAR, bir alıntı ekledi.
17 May 11:15 · Kitabı okudu · 7/10 puan

Suni (yapay) tatlandırıcıların kilo aldırarak, şeker hastalığına neden olduğu
bilimsel olarak gösterilmiştir.
• Ambalajında 'diyet' yazan bütün yiyecek ve içecekler.

Karatay Diyeti, Canan Efendigil Karatay (Sayfa 45)Karatay Diyeti, Canan Efendigil Karatay (Sayfa 45)
Oğuzhan Afacan, bir alıntı ekledi.
12 May 19:14 · Kitabı okudu · Beğendi · 9/10 puan

Yeni Çöl
Şeyhlerin verdiği cezalar için garip hikâyeler işittim. Mesela kendi arzusuyla bekâretini bozduran kadınla erkeği kendi babalarına ya da kardeşlerine idam ettirmek âdetmiş. Katiller ya diyet veriyor, ya da öldürülüyor. Diyet, 40 adi deve, beyaz bir dişi hecin devesi ve kendisiyle evlenilebilir bir kızdan ibarettir. Bu kız ölen adamın en yakın erkek akrabasının çadırına götürülür ve bir erkek çocuk doğuruncaya kadar bu yabancı adama cariyelik yapar. Doğurduğu çocuk, sağ koltuğuna bir kılıç sıkıştırıldığı vakit sağ elinde testi tutabilecek yaşa gelir gelmez, katilin bedbaht kızı, şeyhler meclisinin huzuruna çıkar ve efendisine:

“Bu çocuk kimdir?” der. Eğer adam:

“Yemin ederim ki benimdir!” cevabını verirse çocuğu, babasına bırakıp kendisi erkekle alakasını keser ve ailesinin yanına geri döner.

Ateş ve Güneş, Falih Rıfkı Atay (Sayfa 56 - Pozitif)Ateş ve Güneş, Falih Rıfkı Atay (Sayfa 56 - Pozitif)

Kimseye borcum yok! Verilecek hesabım yok!
Eyvallahım hiç yok!
Adam gibi yaşamaya çalıştım.
Sadece bana bahşedilen hayatın diyet borcu var
Onu da Azrail’e vereceğim
Keşkelerim olmadı mı? Oldu.
Şimdiler de keşke dediğim şeyler geçmişte benim tercihimdi
Pişmanlığım yok!
Zaten kim geçmişte onayladığı bir şey için ileride keşke diyebileceğini bilebilir ki?
Kendi doğrularımdan şaşmadım
Hiç yanlışım olmadı mı? Oldu
Kimse zarar görmesin diye sonuçlarını zimmetime geçirdim
Çatışmalara girdim… Yenilgilerimin sayısını hatırlamıyorum bile
Yenilgiye doymayan bir pehlivan gibi kaybettikçe hayata daha çok yapıştım.
Yılmadım… Yıkılmadım… Yarayla dolu hayatta yarasız bir bölüm bulmaya çalıştım
El âlemin ne dediğini umursamadım… Mademki bu hayat benim! Kendimce yaşadım.Başkalarına vakfedecek kadar hayat zengini de değilim.
Kararında davrandım… Özgürlüğümden ödün vermedim
Hiç bir şeyden korkmadım! Olacak her şeye hazırım
Ölümden öte yol yok ki… Çınar gibi dikilmesini bildim!
Kaldırım köşelerinde elimde bir karanfille çok unutuldum
Ama vicdanım rahat! Söz verdiğim saati hiç unutmadım.Seri bir duygu katili olmadım.
Birilerinin gözlerinde mutlu çocuklar oynarken kıskançlık krizine girmedim
Siyaha bürünmüş geceden bir sokak lambası dilenmedim.
Seher vaktinin gelmesini bekledim.
İçimdeki uçurumlara kimse yuvarlanmasın diye dertlerimi kimseciklerle paylaşmadım.
Hayatın içinde küçük vesikalık fotoğraf kadar bir yerim var.
Büyüklenmedim büyüklenenleri de hiç sevmedim .
Kalbimden geçirdiğim her ne muradım var ise başımı eğip secde de sadece Ondan istedim.
Dost bildiğim yerlerden soğuk ve yağışlı havalara maruz kaldım
Buna rağmen bakışlarımdan bahar mevsimini eksiltmedim
Bir başkasının çilesi olabilecek sevinçlere zerre kadar tenezzül etmedim
Hayatı çok ciddiye almadım… O da beni ciddiye alamadı…
Yokmuşum gibi davrandı. Olsun küskünlüğüm yok!
Zaten büyük hesapların adamı olmadım hiç!
Bir an sonrası belli olmayan hayatta uzun vadeli planlar yapmadım
İkiyüzlüler maske takmamı istediler
Bıyık altından gülenlerde oldu
Olsun geceleyin yastığa başımı rahat koyuyorum ya, bu yeter bana
Şöyle geriye dönüp mazime baktığım zaman, çok da kaybettiğim bir şey yok esasen
Yani anlayacağınız
Biraz dikine biraz deli dolu yaşadım
Zaten arada bir büyüklerim söylerdi
Yüz yaşına da gelsen
Bir mahallenin delisi akıllanmayacak
Bir de sen.
Dedim ya,
Pişmanlığım yok!
Vicdanım rahat!

Diyet yapıyorum… Ama aynı anda iki diyet yapıyorum, zira tek diyetle yeterince doymuyorum.” :) :) bazen 3 bazende 4 :) :)

Metin Özdemir, bir alıntı ekledi.
03 May 17:04 · Kitabı okudu · Beğendi · 9/10 puan

Birkaç yıldır pedagoji alanında tamamen yeni çalışmalar vardı, tüm ülkelerde özellikle kadınlar, örneğin İsveç'te Ellen Key ve İtalya'da Signora Montessori gençliğin eğitimi konusunda yeni ve haklı taleplerde bulunuyorlar ve bu kişiler ağırlıklı olarak çocuğun da bir birey olduğunu ve öte yandan ruhsal, bedensel gelişimini de dikkate almak gerektiğini savunuyorlardı; artık günümüzde aklı başında anne babalar çocuklarını akılsız bakıcı ve eğitimsiz öğretmenlere teslim etmek istemiyordu; bu konuda eğer yanılmıyorsa çok çeşitli meslekler edinmek mümkündü ve bunlar çok ilgi çekiciydi, maddi açıdan yüksek taleplere de uygundu ve Dr. Ebeseder'e göre, önemli yanlarından biri de bunun verimli ve insancıl bir etkiyi içinde taşıdığını bilmekti. Tüm bu eğitim ve öğretimler artık bilimde yerini bulmuştu; klasik çocuk bakıcısı yerine diyet yemeklerinden beden eğitimi ve egzersize kadar sorumlu asistanlar isteniyordu. Bu çabalar şimdi çok değişik yönlerde ilerliyordu; zamanın ruhuna uygun olarak uzmanlaşmak önemliydi. Asabi çocuklar için ayrı okullar, zor eğitilen çocuklar için ve zihinsel geri kalmış çocuklar için ayrı ayrı okullar vardı. Kimi kadınlar sosyal alanda kendilerini yardım etmeye adıyorlardı, kimileri de jimnastik alanında yardımcı oluyordu, bebek bakımı ise başlı başına bir bilim haline gelmişti; kendisinin de hepsini takip edemediği yeni okullar ve yeni kuramlar ortaya çıkmıştı...

Clarissa, Stefan ZweigClarissa, Stefan Zweig
Sezgi, bir alıntı ekledi.
02 May 13:21

Yıldızlar artık taşımıyorlar bizi Llorona
Taşıyorlar kollarımızı ucuz emek dünyalarına
Ve kollarımızın gurbetinde hasret çeken bizler
Bir diyet uzaklığındayız yarattıklarımıza

Oyunlar İntiharlar Şarkılar, Murathan Mungan (Sayfa 69 - Metis)Oyunlar İntiharlar Şarkılar, Murathan Mungan (Sayfa 69 - Metis)