Ben geldiiiiim
Kurgusunu ve hikâyesini aşırı sevdiğim bir kitapla geldim. Ahh, onları okumaya gerçekten doyamadım ben…
Ben onların ilişkisine “uyum içindeki uyumsuzluk” diyorum. Çünkü aralarında çok tatlı bir uyum var ama bir yandan da birbirlerini mahvedecek kadar güçlü bir uyumsuzluk taşıyorlar…
Mısra ve Cesur…
Mısra, Bilgisayar Mühendisliği okuyan genç bir kız. Son stajı için bir şirkete başvuruyor ve en yakın arkadaşıyla birlikte kabul ediliyor. Şirkete giderlerken arkadaşı sürekli Cesur Baybars’ın ne kadar yakışıklı olduğundan bahsediyor ve onu görme ihtimali üzerine konuşuyorlar. Mısra ise bunun imkânsız olduğunu düşünüyor… Ama kader çoktan onların yolunu kesmiş bile
Mısra arkadaşını beklerken etrafta dolaşmaya başlıyor ve aslında duymaması gereken bazı şeyler duyuyor. Bunu haber vermek için şirkete gidiyor ama kimse onu ciddiye almıyor… Ta ki Cesur Baybars’ın başına gelen o olaya kadar.
Ve Cesur onu gördüğü anda…
Çapkınlığıyla bilinen adam resmen körkütük tutuluyor
Ama kader onların yanında durmuyor tabii… Mısra geçirdiği bir kazayla ölümle burun buruna geliyor. Üstelik Cesur’un yüzünü hiç görmüyor; sadece sesini duyuyor ve elini bırakmamasını istiyor…
Sonrasında yaşananlar beni gerçekten duygudan duyguya sürükledi. Kahkaha attığım yerler de oldu, kalbimin kırıldığı yerler de… Hatta ağladığım sahneler bile vardı Belki benim duygusallığımdandır bilmiyorum ama ben bu kitaptan inanılmaz keyif aldım.
Umarım siz de okurken benim kadar seversiniz
Şimdiden keyifli okumalar