Kuşkusuz, başka bir konudan, yeni çıkan bir kitaptan, bir yönetmenden, savaştan ya da başka şeylerden konuşabilirlerdi; oysa zaman zaman, gerçek tek sohbetleri paraya, konfora, mutluluğa ilişkin olanlarmış gibi geliyordu onlara.
Ayağı yere basmayan aptalca düşlerden, olanaksız mucizelerden başka açılımları olmayan, geleceksiz, kapalı yaşamlarının kapalı dünyasını yaşıyorlardı. Boğuluyorlardı. Battıklarını hissediyorlardı.