İlk kitabı okumayanlar için SPOILER olabilir.
Bu seriyi, Simon ve Baz’ı o kadar çok özlemişim ki resmen kitabı elime aldığım gibi bitirdim. Zaten Rainbow Rowell çok akıcı kitaplar yazdığı için bunu da hemen bitirdim. İlk kitabı yıllar önce okumuştum, bu yüzden tabi ki unuttuğum büyük/küçük bir sürü detay varmış ama okudukça geri hatırladım hepsini. Önce şikayetçi olduğum bir iki şeyden bahsedeceğim. Mesela ilk olarak Agatha konusu. Kitabın ortalarına doğru konunun tamamen ona dönmesini sevmedim. Yani Baz, Simon ve Penelope için bir amaç olmuş oldu ama yine de kendisinden pek hoşlanmıyorum. Diğer bir olay ise kitabın ilk bölümlerinde Simon’ın aşırı derecede depresif olması (ki yaşadığı şeyler yüzünden onu da anlıyorum) ve tamamen kendini hem Baz’a hem Penelope’e kapatmış olması. Sonrasında Lamp karakterinin gelmesi ile biraz kendine geliyor. Ve en sevmediğim şeye gelecek olursam o da her karakterin ağzından hikayenin anlatılması. Ben şahsen karakterleri ayıran spesifik şeyler okumadım. Okurken “aa evet bu kesinlikle Baz’n ağzından” diye düşünüyorum, geri dönüp kimdi bu anlatıcı diye bakıyorum. Herkes birbirine benziyordu. Bunun yerine 3. ağızdan anlatılsa bence çok daha güzel olabilirdi.
Bu kitapta okulda ki olaylar yerine bu üçlü grup Amerka’ya bir gezi düzenlemeye karar veriyorlar. Uzun bir yolculuğa çıkacak olmak hepsi için hem çok keyifli hem çok endişe verici olacak çünkü Simon’ın kocaman kanatlar ve kuyruğu, Baz’ın vampir olması işleri berbat edebilir. Evden çok uzaklaşan üçlü kendilerini çok farklı olayların içinde buluyorlar. Bu kitabın içine sürpriz bir şekilde giren Shepard başta sinir bozucu ama sonradan çok sevdiğim bir karakter oldu. Kitabın sonunda Penelope ile yaptıkları konuşma baya ilginçti, ne olduğunu öğrendiğimde baya şaşırdım.
Bu kitapta