BİR DELİ SERÇE
Merhaba sevgili kitap dostum,
Bugün seninle kalbime dokunan bir yolculuğu paylaşmak istiyorum.Bir Deli Serçe.
Başlığı belki hafif, belki esprili gelebilir ama içindeki hikaye.Ah, içindeki hisler..
Onlar hafif değil.
İstanbul’un gölgelerinden düşen küçük bir kuş halinde, bir serçenin yalnızlığı kadar derin.
Sayfalarını çevirmeye başladığınızda, şehrin koşuşturmacasında, bir bankta tek başına oturan, elinde bir kahveyle dalgın bakan bir karakter görüyorsunuz sanki.
Gözünüzün önünde beliriyor, insanın kendini neredeyim ben?diye sorarken bulduğu anlar
Kayıplar,bekleyiş ve belki de en çok, umutsuzlukla umut arasında bir köprü arayışı.
Hanife Hekim’in dili sade ama etkileyici; karmaşık duyguları basit bir cümleyle yumuşacık dokunurcasına ifade etmiş.
Okudukça sıkça kendi duygularınızı okuryormuş hissi yaşayacaksınız.
Anlatımın güzelliğiyle okuduklarınız direkt gözünüzde canlanacak.
Karakterler yalnız.
Ama yalnızlığın içinde yalnız olmaktan daha fazlası var..kendini tanıma, kaybettiklerini fark etme, belki affetme.
Kent sahnesi sadece arka plan değil, karakterlerin ruh haliyle ritim tutan bir sahne.
Siz de yürürken, metroda beklerken, bir köşe kafede otururken bu hisler neydi? diye içinizden geçiren o anı hatırlayabilirsiniz.
Eğer su gibi akan aksiyon arıyorsan belki beklediğini bulamayabilirsin.
Ama eğer okuduktan sonra ruhunun hissettiklerini farketmek istersen işte tam o zaman bu kitap tam senlik demektir.
Eğer sen de bir fincan kahveyle oturup dünyanın biraz durmasını, kendi iç sesini dinlemesini seviyorsan… Bu kitabı sana öneriyorum.
Çünkü her sayfasında bir serçenin kanat çırpışı gibi hafif ama net bir sarsıntı var.
Kitab