döne

döne
Şimdi düşün; onu (güneşi) odunsuz, gazsız daimî ışıklandıran Kadîr-i Zülcelalin haşmetine, hikmetine, kudretine Güneşin zerreleri adedince SÜBHANALLAH, MÂŞÂALLAH, BÂREKELLAH, LÂ İLÂHE İLLÂ HU de. Asa-yı Musa
10/10
·1046 syf.··
2026 22. kitabı
Birinci Mektup (Ölüm ve Hayat Mertebeleri): Ölümün bir yok oluş değil, daha güzel bir aleme geçiş olduğunu rasyonel delillerle ispatlar. Hz. Hızır'ın hayat mertebesini inceler. Yirminci Mektup (Tevhid ve Esmâ): İslam inancının temeli olan tevhid (Allah'ın birliği) kelimelerini dilbilimsel ve felsefi olarak çözümler. Evrendeki düzeni yaratıcının varlığına delil gösterir. Yirmi Altıncı Mektup (Milliyetçilik ve Sosyal Hayat): 20. yüzyılda yükselen ırkçılık ve menfi milliyetçilik akımlarını eleştirir. Toplumsal barış için "müspet milliyetçilik" (İslam kardeşliği) kavramını önerir. Yirmi Dokuzuncu Mektup (Ramazan ve İbadet): Ramazan orucunun bireysel nefis terbiyesinden, toplumsal dayanışmaya ve ekonomik hayata kadar uzanan çok boyutlu hikmetlerini sosyolojik olarak analiz eder.
MektubatBediüzzaman Said Nursî · Söz Basım Yayın · 20114,474 okunma
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Puan vermedi
Bu eserler bütün sınıflara ve cemaatlara daima mazhar-ı takdir oluyor. Kim görse istihsan eder. Tenkide maruz olacak eserler değil. Fakat derecat-ı takdir, derecat-ı fehim gibi mütefavit ve müteaddiddir. Herkes derece-i fehmine göre takdir edebilir. Barla - 37 Bu pasaj çok ince ama çok temel bir enfüsî ölçü veriyor. Risale-i Nur’un başka yerleriyle birlikte okunduğunda, mesele sadece “eserlerin değeri” değil; bizim idrakimizin, niyetimizin ve istidadımızın mahiyeti oluyor. “Bu eserler bütün sınıflara ve cemaatlara daima mazhar-ı takdir oluyor.” Risale-i Nur’un buradaki iddiası küllîliktir. Yani bir zümrenin, bir cemaatin, bir mizacın eseri değildir. Bunu destekleyen temel hakikat: “Kur’ân bütün tabakat-ı beşeriyeye hitap eder.” (Sözler, Mu’cizat-ı Kur’aniye bahisleri) Risale-i Nur, Kur’ân’ın bu hitabını asrın idrakine tercüme ettiği için: âlim de istifade eder, avam da, genç de, ihtiyar da. Enfüsî mana: Hakikat, bana benzedikçe değil; ben hakikate yaklaştıkça açılır. “Kim görse istihsan eder.” “İstihsan” kelimesi önemli: Bu, derin idrak değil; fıtrî bir güzellik sezgisidir. Risale-i Nur sık sık şunu söyler: “Hakikat, kalbe girdiği vakit kendini tanıttırır.” Yani: İnsan bazen anlayamaz, ama inkâr da edemez. Bu, hakikatin fıtratla münasebetidir. Enfüsî mana:
Risale-i Nur KülliyatıBediüzzaman Said Nursî · Yeni Asya Neşriyat · 2020859 okunma
*İncinmek, Kime Baktığını Söyler!*
Puan vermedi
_“Eğer nefs-i emmarenin enaniyet buzunu Şahs-ı Manevî havuzunda eritip…”_ > *“Evet bahtiyar odur ki; kevser-i Kur’ânîden süzülen tatlı, büyük bir havuzu kazanmak için, bir buz parçası nev’indeki şahsiyetini ve enaniyetini o havuz içine atıp eritendir.”* *_Lem’alar – 166_* _“…kemalât-ı insaniyeye vasıl bir Abd-i Küllî olsaydın”_ > *“Çünki bu zamanda enaniyet çok ileri gitmiş. Herkes, kameti mikdarında bir buz parçası olan enaniyetini eritmeyip”* *_Tarihçe-i Hayat – 309_* “…sendeki şefkat-i imaniye hiçbir masumu incitmene müsaade etmezdi.” > *“Bir masuma zarar gelmemek için, bana zulmeden cânilere, değil ilişmek; hattâ beddua edemiyorum.”* *_Emirdağ Lâhikası – I, - 279_* _“Eğer her hâdisede… Marifetullah nuruyla Kaderin adaletli yüzünü…”_ > *“Bir hâdisede hem insan eli, hem kader müdahalesi olduğundan; insan zahirî sebebe bakıp bazan haksız hükmedip, zulmeder. Kader, o musibetin gizli sebebine baktığı için adalet eder"* *_Kastamonu Lâhikası – 193_* _“…Rahmetin güzel cilvesini gören bir Ârif-i Billâh olsaydın”_ > *“Risale-i Nur’un başına gelen hâdiselerde bir dest-i inayet, bir vech-i rahmet…”* *_Kastamonu Lâhikası – 193_* _“…fâniyattan gelen silleleri Mahbub-u Bâkî’den birer şefkat tokatı bilip…”_ > *“Bela vereni buldunsa eğer; safa-ender, vefa-ender, atâ-ender beladır bil.”* *_Mektubat – 25_*
Risale-i Nur KülliyatıBediüzzaman Said Nursî · RNK Neşriyat · 0859 okunma