"Bir kişi uykusundan rızkını düşünerek uyanıyorsa, o kişinin Allah’tan uzak olduğunu bil!
Sana biri 'Yarın çalışma! Sana ben şu kadar para vereceğim!' dese, sen ona güvenirsin. Hâlbuki o zavallı bir yaratıktan öte bir şey değildir. Ona bel bağlıyorsun da asıl Zengin, Cömert ve sen yaşadıkça rızkını garanti eden Rabbine niçin itimat etmiyorsun?
Biri yüksek sesle şunları okudu:
Şaban’ın ilk yirmi günü geçince,
İç sen geceleri de gündüzleri de!
Fakat içme küçük bardaklarla,
Çünkü kalan zaman çok kısa!
Yukarıdaki mısraların genel anlamı şöyle: Şaban ayının ilk yirmi günü geçmişse, bizim içmemizi kesecek olan Ramazan ayı yaklaşıyor demektir.
Ehl-i tarikin (sûfilerin) o mısralardan anladıklarına gelince: Kırk yılını geride bırakmışsan eğer, gece gündüz amel-i sâlihe, ibadete sarıl, çünkü Allah’la buluşma vakti yaklaşıyor! Senin ibadet ve tâatin elbette gençliğini ve coşkusunu heba etmemiş bir delikanlınınkiler gibi olmayacaktır, çünkü gençliğini ve gücünü israf ettin! Tut ki bir gayret göstermek istiyorsun, ama kudretin yetmiyor, öyleyse bu durumda sen yapabileceğini yap ve kendini zikre ada! Kalan ömrünü zikirle doldur! Çünkü zikirden daha kolay bir şey yoktur. Sen zikri ayakta, otururken, hastayken, yan yatarken de yapabilirsin. Zikir ibadetlerin en kolayıdır."
İbn Atâullah el-İskenderî (k.s.), Gelin Tâcı - Nefisle Mücadelenin İlacı