döne

döne
Şimdi düşün; onu (güneşi) odunsuz, gazsız daimî ışıklandıran Kadîr-i Zülcelalin haşmetine, hikmetine, kudretine Güneşin zerreleri adedince SÜBHANALLAH, MÂŞÂALLAH, BÂREKELLAH, LÂ İLÂHE İLLÂ HU de. Asa-yı Musa
*Eğer sesim erişse idi olanca kuvvetimle bağırarak, küre-i arzdaki gençlere diyecektim: "Risaleleri ciddi okumak ve yazmak, yirmi sene medresede okumaktan faiktir ve daha menfaatlidir." Medresede okumaktaki maksat, evvela kendini kurtarıp sâniyen ümmet-i Muhammed'i (asm) kurtarmaya çalışmak değil mi? Risaletü'n-Nur ve Mektubatü'n-Nur, yirmi senelik medrese ilmini veriyor itikadındayım.* (Barla Lâhikası 142.sh - Risale-i Nur)
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Her şey senin beyninde varlık bulur.. Güzel düşünene güzellikleri var eden rabbindir, yani kuantum beyin dalgalarıdır... Nitekim Hadiste: Rabbimiz Şöyle Buyurur: “Bana bir karış yaklaşana ben bir arşın yaklaşırım, bir arşın yaklaşana bir kulaç yaklaşırım. Bana yürüyerek gelene ben koşarak giderim.” (Buhârî, Tevhîd 15, 35, 55; Müslim, Tevbe 1, Zikir 2, 19. Ayrıca bk. Tirmizî, Zühd 51, Daavât 131; İbni Mâce, Edeb 58)
“Hasetten (kıskançlıktan) sakının. Çünkü ateşin odunu veya otları yakıp bitirdiği gibi haset de hasenatı (iyilikleri) yer bitirir.” (D4903 Ebû Dâvûd, Edeb, 44)
Sübhâneke yâ Erhame’r Râhimîn te‘âleyte yâ Mâlike Yevmi’ddîn ecirnâ mine’n nâr bi ‘afvike yâ Rahmân Ey noksansız ve kusursuz şefk at, merhamet sahibi olup çok acı- yan Erhame’r Râhimîn. Ey en büyük övgü, takdir ve senâya lâyık bir hesabın ve en adâletli mahkeme gününün sahibi Mâlike Yevmi’ddîn. Bizi cehennemin acıklı ve dehşetli tehdidinden ve azabından kurtar. Bizleri aff eyle! Ey sonsuz rahmet ve merhameti ile أَسْتَغْفِرُاللّٰهَوَأَتُوبُإِلَيْكَيَا اَرْحَمَالرَّاحِمٖينَ.tüm yarattıklarını kuşatan Rahmân Estağfirullâhe ve etûbu ileyke yâ Erhame’r Râhimîn {3, 11, 33, 100 tekrar} Allahım; isim, sıfat, emir ve yasaklarına karşı işlediğimiz tüm şirk, isyan ve günahlarımızdan tevbe edip rahmet, mağfiret ve aff ını istiyorum ey her sevenin ve merhamet edenin, merhametinden aldığı rahmetin kaynağı olan Erhame’r Râhimîn.
Ey el Mücîb… Biz çoğu zaman duâyı sözlerden ibâret sandık. Oysa sen, gecenin en sessiz yerinde içimize çöken o kırgınlığı da duâ saydın… Kimseye anlatamadığımız yorgunluğu… Bir “iyiyim” kelimesinin içine sakladığımız çöküşü… Kalbimizin kimse duymasın diye susturduğu çığlıkları… Belki de bu yüzden hâlâ yaşıyoruz. Çünkü biz unutsak da, Sen bizi duymaktan hiç vazgeçmedin. Ey duâlara cevap veren Rabbim… Bazen insanlar tarafından geç duyulduk, bazen hiç anlaşılmadık. Bir sofrada eksik kaldık, bir cümlede kırıldık, bir bakışta incindik. Kalbimiz yoruldu ama belli etmedik. Gözlerimiz doldu ama sustuk. Ve en acısı… Bizi en çok yaralayanlara bile “iyi olsunlar” diye duâ ettik. Şimdi anlıyoruz… Kul kapısı kapanınca insanın içi kararıyor, ama Senin kapın kapanmıyor. Ey Mücîb… Geç kalan bütün duâlarımızı rahmetinle güzelleştir. İçimizde artık taşımakta zorlandığımız ne varsa Sen hafiflet. Bizi insanlara değil, Sana yönelen kullarından eyle. Çünkü insan unutur… İnsan yarı yolda bırakır… Ama Sen, kendine yöneleni asla terk etmezsin.