Peygamber Efendimiz (s.a.v) şöyle buyurmaktadır:
“Aklın alameti, nefse galip ve hâkim olmak ve öldükten
sonra lazım olanları hazırlamaktır. Ahmaklığın
alameti nefse uyup, Allah’tan af ve merhamet beklemektir.”
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Nefis zât mânâsına gelir. Yani cisim ve rûhun ikisine
birlikte nefis denilir. Bediüzzaman nefsi şöyle tarif
eder:
“Nefis, insanın daire-i hayatı içindeki cisim, ruh
ve kalbin ve onlar içindeki göz, dil, akıl ve hayal gibi
zâhirî ve bâtınî hasseleridir.”
Nefis, insan yaratılışına konulan ve onun terakki
ve mücadelesine vesile olan bir histir.
İnsan nefis ile mücadelesi sayesinde terakki eder
ve meleklerden üstün olur. Eğer nefsine mağlup olursa,
hayvandan daha aşağıya düşer.
İlimsiz akil her zaman sırat-i müstakimde yürüyemez, ufku her şeyi kuşatamaz. Çoğu zaman hayırdan ziyâde şerre âlet olur. Çünkü akil mahlûktur ve sınırlıdır. İlim ise Allah’ın sıfatıdır ve sonsuzdur. Bundan dolayıdır ki; insanları irşat için kitaplar, peygamberler
ve mürşitler gönderilmiştir.
Akıl, düşünme ve tefekkür hassası olan bir kuvve-i kudsiyyedir ve mahiyetinin anlaşılması mümkün olmayan ilâhî bir sırdır. Akıl, hayrı ve şerri birbirinden ayıran, insanı doğru yola sevk eden ilâhî bir nurdur. Eserden müessire intikale vesile olan bir idrak âletidir. Zira akıl, insanı göz ile görünen eserden, görünmeyen ve müessir-i hakiki olan Cenâb-ı Hakk'a götürür.