Allah'ım!
Günahlar dilimi tuttu, emrine itaatsizliğim utancımdan ne diyeceğimi bilemez hâle getirdi.
Şiddetli gaflet sesimi kıstı.
Rahmet kapını çalıyor ve efendim, dayanağım olan Şeyh Abdülkadir Geylânî'nin sence makbul ve kapıcın yanında tanınan sesiyle mağfiret kapında durarak şöyle sesleniyorum:
"Ey rahmeti her şeyi kaplayan!
Ey her şeyin iç yüzü ve hükümranlığı elinde olan!
Ey kendisine hiçbir şey zarar vermeyen, kendisine hiçbir şey fayda sağlamayan, kendisini hiçbir şey mağlûp edemeyen, kendisinden hiçbir şey gizli kalmayan, kendisine hiçbir şey ağır gelmeyen, hiçbir şeyden yardım beklemeyen, hiçbir şey kendisini başka bir şeyle meşgul olmaktan alıkoymayan, hiçbir şey kendisine benzemeyen, hiçbir şey kendisini âciz bırakamayan Allah'ım!
Benim her şeyimi bağışla.
Öyle ki, beni hesaba çekeceğin hiçbir şey kalmasın.
"Ey her şeyin dizgini elinde, her şeyin anahtarı yanında olan, ey hiçbir şey yokken var olan, ey her şeyden sonra da varlığı devam eden, ey her şeyin üstünde varlığı zahir olan, ey her şeyden başka ve Bâtın olan, ey her şeyi emri altında bulunduran Allah'ım!
Benim bütün günahlarımı bağışla.
şüphesiz senin her şeye gücün yeter.
"Ey her şeyi bilen, her şeyi kuşatan, her şeyi gören, her şeye şahit olan, her şeyi gözetip kontrol eden, her şeye lütufta bulunan, her şeyden haberdar olan Allah'ım!
Bütün günah ve hatalarımı bağışla!
Öyle ki, beni hesaba çekeceğin hiçbir şey kalmasın.
Şüphesiz senin her şeye gücün yeter.
"Allah'ım!
Senden ayrı yaşamaktan ve bayağı arzularımdan, senin celâlinin izzetine, izzetinin celâline, saltanatının kudretine, kudretinin saltanatına sığınırım.
"Ey dergâhına sığınanları koruyan Allah'ım!
Beni şeytanî arzulardan koru, beşerî kirlerden temizle, peygamberin olan Hz.
Muhammed'in (a.s.m.) candan