döne

döne
Şimdi düşün; onu (güneşi) odunsuz, gazsız daimî ışıklandıran Kadîr-i Zülcelalin haşmetine, hikmetine, kudretine Güneşin zerreleri adedince SÜBHANALLAH, MÂŞÂALLAH, BÂREKELLAH, LÂ İLÂHE İLLÂ HU de. Asa-yı Musa
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
"Estagfirullah Estagfirullah Estagfirullah Allahümme salli ala seyyidina Muhammed. ALLAH'Im sen benim ve ailemin umum nur talebelerinin ve cümle Ümmet-i Muhammedin asm Risale-i Nurun ince manalarinda ruhumuzu, cesedimizi, aklımızı, fikrimizi, sahsiyetimizi, kabiliyetimizi cehdimizi hissemizi ziyadelestir.. Ihlasla hazmedebilmeyi dem ve damarlarimiza kadar nakşedebilmeyi sırlarını ve fehmolunmak için nazlanan manalarinl yaşayıp bilimum müslümanlara müslümanlara aksettirebilmeyi berzahta, aksettirebilmeyi kardeslerimize dünyada, ahirette müteşekkirane iftihar edilecek bir kardes olmayi nasib eyle. Tevfik, selamet, saadet, sekinet, afiyet ihsan eyle. Nur yiyip, nur konusabilmeyi nasib eyle. Nurlarla istigalimizi ihlasla arttir.
🍃🌸🍃🌸🍃🌸🍃🌸🍃 İslam Nimetine Teşekküren Okunacak Dua Allah (c.c) bize İslam nimetini nasip eylemiş, ayrıca Peygamberimizin hakiki varisi olan dostlarından da haberdar eylemiştir. Nimetlerin en büyüğü budur denilse caizdir. Bu nimetin elden gitmemesi için okunacak dua اَلْحَمْدُ لِلَّه الَّذِى هَدَينَا لِهَذا وَمَا كُنَّا لِنَهْتَدِىَ لَوْلا اَنْ هَدينَا اللّه ELHAMDÜLİLLAHİLLEZÎ HEDÂNÂ Lİ HAZÂ. VEMÂ KÜNNÂ LİNEHTEDİYE LEVLÂ EN HEDÂNALLÂH. Bizi bu yola hideyet eden Allah'a hamdolsun. Eğer Allah bize hidayet etmeseydi, biz hidayete eremezdik. 🍃🌸🍃
En’am Suresi 1. Ayet 4. Ders Küfredenler Rabblerine Denkler Tutuyorlar (Özet) En’âm Sûresi Birinci Âyet-i Kerîme Tefsiri ve Tevhid Hakikati En’âm sûresinin ilk âyet-i kerîmesi, kâinatın hilkat gayesini ve bu muazzam nizamın nihâî meyvesini beyan etmektedir. Cenâb-ı Hakk şöyle buyurur: الْحَمْدُ لِلَّهِ الَّذِي خَلَقَ السَّمَاوَاتِ وَالْأَرْضَ وَجَعَلَ الظُّلُمَاتِ وَالنُّورَ Ezelden ebede her türlü methü senânın, muhabbet ve şükrün yalnızca semâvât ve arzı halk eden, zulümâtı ve nûru var eden Zât-ı Zülcelâl’e mahsus olduğu ilan edilmiştir. Bu ilâhî beyan, hamdın kâinatın en büyük ve ehemmiyetli neticesi olduğunu göstermektedir. Vâcibü’l-Vücut ve Ma’bûd-u Zülcelâl olan Allah, mahlûkatı yoktan var etmiş ve her şeyi kendi birliğine ve azametine şahit kılmıştır. Semâvât ve arzın yaratılması, karanlıkların ve nûrun vücuda getirilmesi, her biri ayrı birer kudret mucizesidir ve her biri doğrudan doğruya Hâlık’ın takdirini, ilmini ve iradesini ilan eder. Âyetin devamında yer alan şu beyan ise hakikati görmeyenlerin hâlini ihtar eder: ثُمَّ الَّذِينَ كَفَرُوا بِرَبِّهِمْ يَعْدِلُونَ . (Sonra o küfredenler Rablerine denkler tutuyorlar.) ❗️Buradaki “sümme” lafzı, zaman sırasını bildiren bir zarf değil, yapılan işin akıldan uzaklığını ve şenaatini vurgulayan istib’ad manasını taşıyan bir atıf harfidir. Bir yanda semâvât ve arzı yaratan kudretii sonsuz bir Zât, diğer yanda ise hiçbir şeyi halk etmeye muktedir olmayan âciz mahlûkat varken; insanın hamdini ve minnetini esbâba, tabiata ve vasıtalara vermesi akıl kârı değildir. Küfür, sadece bir inkâr değil, aynı zamanda sunulan nihâyetsiz nimetlere karşı büyük bir nankörlüktür (küfran-ı nimet). ❗️Bu hâl, insâniyeti mahveden ve insanı eşref-i mahlûkat makamından aşağılara düşüren bir cinayettir.