döne

döne
Şimdi düşün; onu (güneşi) odunsuz, gazsız daimî ışıklandıran Kadîr-i Zülcelalin haşmetine, hikmetine, kudretine Güneşin zerreleri adedince SÜBHANALLAH, MÂŞÂALLAH, BÂREKELLAH, LÂ İLÂHE İLLÂ HU de. Asa-yı Musa
   "Gerçekten de bizler öyle bir devirdeyiz ki insanlar bir araya gelmeyi çok seviyorlar, fakat o birliktelik Allah'a isyandan başka bir şeye yaramıyor.    Zaten kendisini gıybete kaptırmayan o kadar az ki!    Eskilerin birçoğu evlerine kapanıp (gıybet dinlememek için) cemaatle namaz kılmayı bile bırakırlardı.    Nefsin seni dışarı çıkman için tahrik ettiğinde, sen onu evde ibadet ve tâatle oyala!    Zira İslâm'da gıybet otuz zinadan beterdir.    ...    Allah'a karşı tutum ve davranışında samimi olmadıkça senin güneşin doğmaz!    Son derece az bir miktar bile olsa, her gün sadaka ver! Allah seni sadaka verenler arasına kaydeder.    Bir âyet bile olsa her gün Kur'ân oku! Allah seni Kur'ân okuyanlar arasına alır.    Gecenin ortasında iki rekât bile olsa namaz kıl! Allah seni gecelerini ibadetle geçirenler arasına yazar.    Sakın 'Günlük geçimini zor şeylerle sağlayan biri, nasıl sadaka verebilir?' demek gibi bir hataya düşme! Çünkü Hak Teâlâ şöyle buyurur:    Geniş imkânlara sahip olan kişi, genişliği ile uyumlu olarak harcasın; rızık imkânları dar olan kimse ise Allah'ın kendisine verdiğine uygun şekilde harcasın! (Talak, 65/7)" İbn Atâullah el-İskenderî (k.s.), Gelin Tâcı - Nefisle Mücadelenin İlacı
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Kaplumbağaya sormuşlar: “Karşı köye ne kadar zamanda gidersin?” O da başlamış hesap yapmaya… Yağmuru hesap etmiş. Çamuru hesap etmiş. Rüzgârı, yokuşu, inişi hesap etmiş. Tedbirini almış. Temkinli davranmış. Kendi hızını da bilmiş. “Üç günlük yol, ama ben altı günde giderim” demiş. Aradan altı gün geçmiş… Kaplumbağa hâlâ varamamış. Bulduklarında sebep doğada değilmiş. Yolda değilmiş. Mesafede hiç değilmiş. “Ne zaman hızlanmaya çalışsam” demiş, “beni tutup ters çevirdiler…” İşte tam burada mesele artık bir hayvan hikâyesi olmaktan çıkıyor. Bir toplum fotoğrafına dönüşüyor. Çünkü, bugün Türkiye’de birçok insanın hikâyesi tam olarak budur. Çalışanı yoran iş değildir yalnızca…
*ELİN-DİLİN-BELİN-BEDENİN-KALBİN-AKLIN-RUHUN-NEFSİN TÖVBESİ*
ALLAHIM.! ELLERİMİZLE HARAMA, GÜNAHA, NAMAHREME UZANARAK ,DOKUNARAK VE TUTARAK DİLLERİMİZLE HARAMI KONUŞARAK, YAYARAK YAYILMASINA VE YAPILMASINA SEBEP OLARAK CİNSEL ORGANLARIMIZLA(CİNSELLİĞİMİZLE) HARAMA, GÜNAHA GİREREK GİRİLMESİNE SEBEP VE ORTAK OLARAK, BEDENLERİMİZLE HARAMLARA VE GÜNAHLARA ÇALIŞIP HİZMET YAPARAK VE HARAMLARI YAYARAK KALPLERİMİZLE HARAMLARI VE GÜNAHLARI SEVEREK VE SEVİLMESİNE HİZMET EDİP YAYILMASINA ÇALIŞARAK RUHUMUZLA HARAM VE GÜNAHLARA MEYLEDİP BAĞLANARAK RUHLARIMIZIN VE BAŞKALARININ RUHLARININ İFSAT OLUP BOZULMASINA ÇALIŞARAK AKLIMIZLA HARAM VE GÜNAHLARA SEVK EDEREK YAYILMASINA VE YAPILMASINA SEBEP VE ORTAK OLARAK NEFSİMİZLE HARAMLARA VE GÜNAHLARA MEYLEDİP ÇALIŞARAK VE BAĞLANIP HARAMLARA MÜPTELA OLMAKLA VE BAŞKALARININ HARAMLARA MÜPTELA OLMASINA SEBEP OLARAK İŞLEDİĞİMİZ VE İŞLENMESİNE SEBEP OLDUĞUMUZ TÜM HARAM VE GÜNAHLARDAN ZULMETTİĞİM NEFSİM,ANAM BABAM ATALARIM GÜNAH VE HARAM İŞLENMESİNE SEBEP OLDUKLARIM VE EŞLERİM , ÇOCUKLARIM, HISIM VE AKRABALARIM VE GEÇMİŞ , GELMİŞ, GELECEK TÜM MÜSLÜMANLARDAN AYNI GÜNAH VE HATALARA DÜŞENLER ADINA SENDEN AF VE MAĞFİRET DİLİYOR VE TÖVBE EDİYORUM ESTAĞFİRULLAH YA GAFFAR..
Allahım; bizleri nefsimizin, hevâ ve heveslerimizin, insî ve cinnî şeytanların, âhir zamanın ve âhir zamanın lânetlenmiş kadın ve erkeklerinin, bid’aların, dalâletlerin, deccallerin, süfyanların, tağutların, kâfirlerin, zâlimlerin, müşriklerin, münâfıkların, fâsıkların, zındıkların, müfsitlerin, mülhidlerin, hasidlerin, fâ-sidlerin, yalancıların, nefsine, heveslerine, insî ve cinnî şeytanlara hizmet edenlerin, kibir ve benlik ile nefislerini putlaştıranların, zulmü ve zâlimliği meslek edinenlerin, Kur’an ve sünnetten yüz çevirip hükümler koyan ve hakkımızda hüküm verenlerin gizli-açık bildiğimiz bilmediğimiz tüm düşmanlık edenlerin; bugünümüzde ve yarınlarımızda bizleri bekleyen tuzak ve tehlikelerinden, aldatma ve hilelerinden, belâ ve musÎbetlerinden, fitne ve fesatlarından, tüm sinsi planlarından, şer ve şerirlerinden, zulüm ve esâretlerinden, sevk ve idârelerinden, vesvese ve şüphelerinden, korku ve endişelerinden, sağdan, soldan, önden, arkadan, yukarıdan, aşağıdan ve her yönden gelip aldatan insÎ ve cinnÎ şeytanların, şeytanlardan doğup ve üreyip çoğalanların, insanlaşan şeytanların ve şeytanlaşan insanların hasetlerinden, fesatlarından, fitnelerinden, belâlarından, şerlerinden, dinsizliklerinden, hilelerinden, Îmânsızlıklarından, ift iralarından, yalanlarından, tuzaklarından, zulüm ve esâretlerinden, sevk ve idâ-relerinden, vesvese ve şüphelerinden, korku ve endişelerinden, bizleri kurtarıver, koruyuver, gözetiver, ahlâkımızı güzelleştiriver, selâmete çıkarıver ve bizleri korunan, koruduğun, sevdiğin ve razı olduğun muttaki ve muhlis kulların içerisine dahil eyleyiver... (âmin... âmin... âmin...)
*Evlilikte sadakati korumak, fıtrata uygun davranmak ve kişilikte bu erdemleri geliştirmek için...* ➤ *Refika-i hayatını, Rahmet-i İlahiyenin munis ve latif bir hediyesi olarak kabul edip o emanete hürmet etmelisin.* ➤ Eşini yalnız dünya hayatı için değil, ebedî bir hayatta da dâimî bir hayat arkadaşı olarak görüp sevmelisin. ➤ *Sadakatini, eşinin fâni ve geçici güzelliğine değil; onun kadınlığa mahsus şefkatine ve güzel ahlâkına bina etmelisin.* ➤ Kendi nefsindeki kusurları görüp nefsini ittiham ederek, eşinin kusurlarına karşı afv ve hoşgörü ile mukabele etmelisin. ➤ *Aile hayatının saadetini; karşılıklı emniyet, samimî hürmet ve fedakârane bir merhamet üzerine kurmalısın.* ➤ Eşinin imanını ve dindarlığını takdir edip ona manevi bir arkadaş olarak ebedî hayatı kazanmasında yardımcı olmalısın. ➤ *Dünyevî aşkını, o fâni mahbubun arkasındaki Bâki-i Zülcelal’in isimlerine yönlendirerek hakikî aşka çevirmelisin.* ➤ Eşinde gördüğün güzel hasletlerin Allah’ın birer ihsanı olduğunu bilip şükretmeli, kendi meziyetlerinle gururlanmamalısın. ➤ *Nefs-i emmarenin bencil isteklerini bırakıp "ene'yi" "nahnü'ye" tebdil ederek aile şahs-ı manevisini esas almalısın.* ➤ Evini bir "Medrese-i Nuriye" ve bir ahiret menzili gibi görüp oradaki vakitlerini ibadet ve ilimle nurlandırmalısın. ➤ *Şefkatini yanlış yerde kullanmayıp, eşinin sadece dünyasını değil, cehennem azabından kurtulması için ahiretini de düşünmelisin.* ➤ Kıskançlık ve inat gibi duyguların fıtratını bozmasına izin vermeyip, bu duyguları hak yolunda sebat ve sadakate çevirmelisin. ➤ *İktisat ve kanaati hayat felsefesi yaparak, maişet derdi için haysiyet ve iffetinden taviz vermemelisin.* ➤ Eşine karşı olan hürmetini, onun sadece gençlik ve güzellik zamanına değil, ihtiyarlık ve hastalık vaktine de