İçimde öyle büyük bir boşluk
oluştu ki; göğsümdeki koca, kara, katran kazanın içine
ne atsam, karadelikte kaybolur gibi kayboluyor. Âdeta
meteliğe kurşun atıyor içim. Ne yaparsam yapayım
dolduramıyorum, doldurmaya yaklaşamıyorum bile.
Şu son bir senede neler oldu var ya, üff
diyorum. Anlatasım bile yok inan, lanet gelsin şu son bir
seneye. Evi yansın, ocağı yıkılsın, defolup gitsin hangi
cehenneme giderse. Adını dahi anmak istemiyorum. Bu
yılı, en sevdiklerimle birlikte toprağa gömüyorum.
Bu arada şunu da belirtmeden geçemeyeceğim.
İnsanların çayı şekerli içmelerinin eleştirilmesinden çok
sıkıldım. Evrimimizin tamamen şeker peşinde ve şeker
uğruna gerçekleştiğini bilmeyen insanlar bu konuda
resmen “sugarshaming” yapıyorlar bence. Tamam,
sağlıksız olduğu söylenebilir ama sonuçta atalarımız
böyle hayatta kalmış. Azıcık analiz, azıcık sentez rica
ediyorum. Akşamdan akşama bir şekerli çayımız var,
ona da karışmasınlar be Osman.