Her düşünce kişinin ruhunun iç yansımalarının , gelgitlerinin , derin iç çekişlerinin , zaman zaman çatışmalarının ve ideallerinin es(-e,-i)ridir . Aslında kendimi kendime anlatıyordum başkalarına anlatıyormuşcasına
Tarihe not ;
2025'in son günü bugün 31.12.2025. Günlerden Salı . Kişi şimdiki yaşına dek hayatını genel olarak değerlendirince aklına şunlar geliyor :
1)Zaman gerçekten çok hızlı geçiyor . Schpenhauer , insanın 20li yaşlarda önünde cok uzun bir zaman dilimi olduğunu düşündüğünü iddia ediyor . Doğru fakat 30lu yaşlara gelince zaman sanki dört nala giden bir at gibi hızla koşuyor durmaksızın .
2)Hayatın verimliliği hakkında
Şimdiye kadar ne yaptım ve bunlardan tatmin oldum mu ? Çoğumuz için bu soruya muhtemelen hayır çünkü içimizdeki birseyler bizi hala eksik hissettiriyor.
3)Sanki birşeyler eksik ?
Zaman , hız ve verimlilik bu üçlü birbiriyle bağlantılı. Hem zaman ilerliyor hem hızlı ilerliyor hem de verimli olup olup olmadığı tartışmalı. Sanki yapmak isteyipte yapılamayan şeylerde eksiklik var buda tabiki tatminsizlik hissi yaratıyor , fazla ulaşıldığı için değil eksik kaldığı için.
4)Yapman gerekenleri mi yapıyorsun ya da yapmaman gerekenleri mi yapıyorsun çoğunlukla?
Çoğu zaman yapmak istemediklerimizi yapmak istediklerimize "zorunlu" olarak tercih ediyoruz ki bu hayatın şartlarından böyle. Oruç Aruoba'nın şöyle bir sözü var : " Yaşamın , yapmak istediklerini yapmak için yapmak istemediklerini yapmak olacak " diyor.
5)Kendimi gerçekleştiriyor muyum ?
Kendini gerçekleştirmek tartışmalı konu olsa da herkesin idealleri vardır . Muhtemelen bu idealler çerçevesinde ilerlemektir kendini gerçekleştirmek . Bu yıl biraz yol alsam da çoğu zaman eksik kalıyor . Umarım bir sonraki yıl daha çok yol alırım ve herkes alır .
Her insan şöyle az kişiyle veya kimseyle muhatap olmayacağı , en azından sevdiği birisiyle veya sadece kendisi ile kuracağı yaşamı hayal etmiştir ki bu çok azların ulaşabileceği özel bir ayrıcalıktır.
" Her aşk eylemi acı bir açlığın doyurulmasıdır, ancak tatmin edildikçe iştah daha da şiddetlenir; bu nedenle vaizin dediği gibi :"Bilgi arttıkça acı artar " . Tüm bu acının kökü yetersizlik duygusundadır; sevgilinin nesnesinde kaybolma ihtiyacı , bu gerçeğin açık kanıtıdır ve aynı zamanda tatminin yalnızca geçici bir rahatlama sağladığı açıktır , çünkü süreç sonsuz bir şekilde genişler . İçki içmekle susuzluk artar ."