Geri Bildirim
  • Özgün ve Önemli Bir Şair

    Melih Cevdet Anday: Oktay Rifat Horozcu ve Orhan Veli Kanık'la beraber Garip akımı şairidir ilk yıllarda.
    Kolları Bağlı Odysseus kitabından sonra Melih Cevdet, siirine mitolojiyi ve felsefik düsünceyi yerlestirir ve çıtayı epey bir yukari taşır. Sair olarak Oktay Rifat ve Orhan Veli'den daha yukarılarda ve onlardan daha yeteneklidir Melih Cevdet Anday.
    Çok yönlü bir sairdir. Düsünce insani ve romancidir da ayni zamanda.

    Son siirlerine dogru Melih Cevdet tam bir şiir filozofuna ve ermişine dönüşür. Türk edebiyatindaki yeri apayridir.
    Turgut Uyar'la beraber en sevdigim ve devamli okudugum, siir yazma sanati adina yeni seyler ögrendigim sairlerdendir.
    Denilebilir ki, ortaokuldan beri neredeyse 20 yıldır Melih Cevdet Anday hep okudugum şairlerden oldu ve hala da Anday siirini cözdüm diyemiyorum.
    Vaktim olursa Anday siiri ustune yaptigim kapsamli bir incelemeyi buraya da tasımak isterim.
  • Uzun bir süredir bildiğim bir kitaptı. Yalçın Küçük çok bahsederdi. Yazarının ''yazmış olabilirim ama sarhoştum hatırlamıyorum'' mealindeki acınası beyanlarından sonra okuyayım bari dedim ama çok da şaşırtıcı bir bilgi ya da yorumla karşılaşmadım. Tayyip Erdoğan'ın daha beyoğlu ilçe başkanıyken bile başta abd elçileri olmak üzere, kurduğu dış bağlantılar, daha o zamandan yeni görevine hazırlatılması herkesin bildiği şeyler zaten. O yüzden önemsiz gördüğüm kısımları atlaya atlaya okudum.

    Bu kitap bugün için ne anlam ifade ediyor? Bence kitapta ve bugün de neredeyse peygamber gibi vah vah ne iyi insandı diye -ki hiç hak etmediği halde- anılan Erbakan ile örtüşüyor durumu Erdoğan'ın. Şu açıdan: Daha uyumlu, ne yapacağı önceden kestirilebilen bir isim arayışı mevcut emperyalizmin. Geçmişte bu arayışın neticesi erdoğan'dı ama bugün muhtemelen bir başkası. Geçmişte emperyalizm için var olan erbakan imajıyla bu açıdan belli benzerlik taşıyor denebilir bugünkü erdoğan için. Tabi ki birebir değil, birçok farklılıklar mevcut. Her şeyden önce, değil erbakan'ın, cumhuriyet tarihinde hiç kimsenin sahip olmadığı bir güç algısına sahip erdoğan, hem muhalifleri hem destekçileri açısından. Güç değil, güç algısı! Bu ikisi çok farklı iki şey.

    Erbakan demişken, sadece o değil, geçmişin, özellikle 90'ların siyasi figürleri için yer yer güzellemeler yapılıyor. Bunun sebebini anlayabiliyorum ama yine de doğru bulamıyorum. Bugünün en kötü olması, diğerlerini iyi yapmıyor. O yılları yaşamamış olmak da bir bahane değil. 90'larda ben de çocuktum ama okudum, araştırdım, izledim vs. Ki sadece 90'lar değil tüm yakın tarihi. Kitabı değil ama bunu tavsiye ederim.
  • Bendag bir gün ona “Yol, çare midir” diye sorduğunda, “Hiçbir şey, hiçbir şeye çare değildir”, demişti Chinhaya. “Sadece var oluyoruz hepsi bu. Abartıp durmayın yaşamayı. Tesadüfler, sadelikleri içinde sevilip kabul edildikçe derinleşirler. İnsan aklının kolay etrikalarına sığdırmaya çalışmayın çevrenizde ve kaderinizde olan bitenleri, yaşamın işleyişini, doğanın, evrenin düzenini…Hayatın hilelerine akıl erdiremezsiniz. Tabiatın sebepleri vardır. İnsan aklı bu sebeplerleri biliyormuş gibi yapma bönlüğü gösterir sadece. Deminki sorunu unutmadım. “Yol çare midir?” diye soruyorsun. Yol çare değildir belki ama yolda şunu öğrenirsin en azından: Sürgünün giderilemezliğini…Kendini yola vurmadan öğrenemeyeceğin bu kunt gerçeği…Ama bu dediğime de bakma; bu söz, daha ağzımdan çıktığı anda solabilir. Örneğin gün gelir biri çıkar, kendisini evine tutsak eder, yıllarca kapı önüne bile çıkmaz, okuduklarına yazdıklarına gömer kendini, o da öyle yaşar kendi sürgününü. Hangisinin yaptığının daha doğru olduğunu kim bilebilir?
  • ve direksiyonu kavrayıp
    tüm sevgileri yitirmişcesine,
    yarışırsın onlarla
    plaja kadar
    puronu ve çeliğini savurup,
    gülerek,
    onları okyanusa götürmek istersin
    son denizkızına,
    yosun ve köpekbalığına, neşeli balinaya,
    bedenin, saatin ve dehşetin sonuna,
    ve nihayet onlar dururlar
    ve sen
    okyanusuna doğru devam edersin,
    puron yakar dudaklarını
    bir zamanlar aşkın yaktığı gibi
  • Zeki bir çocuktu. Meksika'ya kadar kanosuyla inmeyi başarmış, yük törenlerinde kaçak seyahat etmiş, yabancısı olduğu kentlerde kendine yatacak yer bulabilmişti. Bütün bunları kendi başına yapmıştı; bu yüzden Alaska'nın da üstesinden geleceğinden emindim.
    Jon Krakauer
    Sayfa 58 - Siren Yayınları - 7. Baskı - Çev. Taylan Taftaf
  • Beynin tüm işlevlerinin içinde, bilincin bizim için anlaması en zor şey olduğunu söylersek abartmamış oluruz.

    Gri cevherin bu şaşırtıcı görevi nasıl yerine getirdiğini daha iyi anlamak için, Michigan Üniversitesi Zihin Bilimleri Merkezi’nden bir grup araştırmacı, insanlar bilinçlerini kaybettiğinde beyinde neler olduğunu daha yakından incelediler.

    Şu anda bu makaleyi tıklamaya, gözlerinizi sayfada aşağı doğru indirmeye ve okumaya devam edip etmemeye karar vermeyi seçtiniz. Bu sırada etrafınızda sesler, oturduğunuz sandalye ya da koltuğun verdiği his, hatta karnınızda bir guruldama olabilir… Bunların hiç birini burada okuyuncaya kadar gerçek anlamda düşünmüyordunuz.

    Bunların farkına varmanızı ve iradenizle yönetebilmenizi sağlayan şey her neyse, beynin bunlarla ilgili yapabileceği bir şeyler var. Bunların da ötesinde, halen güven içinde olup da farkında olmadığımız pek çok durum var.

    Bu konuyu araştırmanın bir yolu, bilinçli durumu bilinçsiz olanla karşılaştırmaktır; tıpkı ameliyattan önceki ve sonraki halimiz gibi.

    Çok fazla düşünmeyerek, tıpkı bir kapatma düğmesine basar gibi bir anda bilincimizi kapatabiliriz; yani sinir sistemimizin temel alanlarını devre dışı bırakarak farkındalığımızı kapattığımızı varsayabiliriz.

    Anestezi uzmanı George Mashour bunun hiç de böyle olmadığını düşünüyor.

    Mashour, yaptığı bir açıklamada anesteziyoloji bölümünde stajyer doktorluk yaparken, anestezinin beyni tamamen kapatarak değil, belirli bölgelerdeki süreçleri izole ederek çalıştığını öne süren teorik bir makale yayınladığını söyledi.

    Manshour, beynin bilinçli kısımları arasında neler olup bittiğini anlamak için bir kaç farklı araştırmacı ekibi ile çeşitli çalışmalar yürüttü.

    İlk çalışmalarında MRI taramaları kullanarak, sedasyon (ilaçla sakinleştirme) yapılmış, cerrahi anestezi uygulanmış ya da bitkisel hayatta olan 23 hastanın belirli sinir dokularındaki kan akışını izlediler ve elde ettikleri ölçümleri karşılaştırdılar.

    Özellikle, gelen bilgiyi koordine ettikleri sırada beynin bölgeleri arasında gerçekleşen zamanlama sürecini takip ettiler. Elde ettikleri bulgular ise iletişim zamanlaması uzadıkça bazı bölgelerin birbirleri arasındaki bilgi alış verişinin de arttığını gösteriyor.

    Beyin Bölgelerinin Arasındaki İletişim
    Makalenin baş yazarı olan Anestezi uzmanı Dr. Anthony Hudetz, sedasyonun ilk aşamalarında bilgi işleme sürecinin çok uzadığını, bu nedenle de beynin belli bölgelerinin kendi içlerindeki iletişiminin de daha yoğun olduğunu belirtti.

    İkinci çalışma ise bu bilginin beyinde aslında nasıl bütünleştiğini ölçmek için yapıldı. Bu bütünleşme ölçüsünü nicel olarak tanımlayabilmek için, entegre bilgi kuramı (IIT) denilen bir araştırma yöntemi, Yunan alfabesinde fi (Φ) ile sembolize edilen bir değer kullanır. Bu sembol, beyindeki bilinç durumunu ifade etmektedir.

    Bu rakamı belirlemek basit bir iş değildir. Bu nedenle araştırmacılar, EEG taramalarına dayanan, daha pratik ve anlaşılabilir bir yöntem kullandılar.

    Hem fizikçi hem de anestezi uzmanı olan Dr. UnCheol Lee yaptığı açıklamada, beynin daha modüler hale gelmesi ve bölgelerinin arasındaki iletişimin daha çok artması için bilgi entegrasyonu ölçümünün azalmaya başladığını tespit ettiklerini söyledi.

    Bu iki çalışmadan elde edilen sonuçlar, beynin farklı bölgelerinin arasındaki iletişimde azalma oldukça, bilgi bütünleşmesinin ölçütü olan Φ’nin de küçüldüğünü, dolayısıyla beyin bölgelerindeki faaliyetlerin de kendi içlerine doğru döndüğünü gösteriyor.

    Araştırmacılar son raporlarında ise kendi sonuçlarını en son literatür çalışmalarıyla karşılaştırarak beyin fonksiyonlarımızın uyku, genel anestezi ve bilinç bozuklukları sırasında nasıl işlediğini özetlediler.

    Mashour, bilincin kapalı olduğu esnada beyindeki bağlantıların bozulmuş olması ve daha büyük oranda modülerliğin bilinç için gerekli olan bilgi aktarımına uygun olmayan farklı bir ortam oluşturduğunu tespit ettiklerini ifade etti.

    Halen pek çok cevapsız soru olsa da, bu çalışma sağlıklı bir beyinde bilincin nasıl ortaya çıktığını göstermekten fazlasını yapıyor; dış çevreden gelen etkileşimlere tepki veremeyen hastaların hala nasıl farkındalıklarının olduğunu daha iyi anlamamıza yardımcı olabilir.

    Bilinç ve bilinçsizlik arasındaki farkın sandığımızdan daha karmaşık olduğu gittikçe daha da aşikar oluyor.

    Bizi uyanık yapan ve farkındalığımızı sağlayan süreçler hakkında daha fazla şey bilmek, bir gün beynin en şaşırtıcı yeteneklerinden birini -bilincin varlığını- çözmemize yardımcı olabilir.
  • İnsan bir şeye karar verdiği zaman, karar verdiği sırada hiç öngörmediği, düşünde bile aklına gelmeyen bir yöne doğru, şiddetli bir akıntıya kapılıp gidiyordu.