Spoiler Içerir ....

Not :Öncelikle değer verdiğim okurlar olduğu için onlara saygı duyduğumu belirterek ,inanç konusunda hosgorulerine sığınarak incelememi takdim ediyorum .


Doğu- Batı Divanı ....1814-1818 yılları arasında Napolyon savaslarinin,özgürlük için yapılan Avrupa 'yi kasıp kavuran harp savaşlarının yapıldığı dönemde yazılmış şiirlerden oluşur.Goethe 'nin en önemli eseri Faust,ikincisi hiç kuşkusuz Alman Dili ve Edebiyatcilarinin ittifakla kabul ettiği maalesef ülkemizde kıymeti hala anlasilamamis ,sitede bile sadece 13 kişinin okumuş olduğu eseri ise
Doğu -Batı Divanı 'dır.

Goethe bu eserinin kaynağını ise Farslı şair Muhammed Semseddin Hafız'ı (1320-1389)tanimasina borcludur.Nitekim Hafız da Moğol saldirilarinin ve Timur'un döneminde İslam toplumlarini alt üst eden çalkantılı bir döneme,diktatorluklerin ortaya çıktığı bir döneme şahit olmuştur .

Goethe bu büyük eserinde , başta Hafız, Şeyh Sadi, Nizâmî ve Mevlânâ ,Firdevsi gibi birçok İslam sairine yer vermiştir .

Goethe Divan'ını yazarken niyeti Hafız'la ozdeslesmek değil ,aksine sadece bir yolcu veya misafir edasıyla şairin dünyasına yakından şahit olmak ,ortak atmosferde buluşmak ve onunla sohbet etmektir .

Goethe 'nin Kuranı Kerim ,Peygamber Efendimiz'e (sav) dair araştırmaları,ilgi duyması henüz genç yaşlarındayken başlamıştır .Genç şairde bu  ilgiyi uyandıran kişi ise Johann Gottfried Herder’dir. Herder, Goethe’ye canlı bir maneviyatın yanısıra, bir tutam 
kültürel çoğulculuğu, dinlerarası tolerans ve kabulü miras bırakmıştır. Strasbourg’daki
 öğrencilik günlerinden (1769-1771) 
itibaren Goethe yaşlı arkadaşının yazılarını 
hevesle takip etmiştir. 

Herder ise Insanlık Tarihi adlı eserinde Peygamber Efendimiz'i (sav) ovmektedir .Goethe Herder'in fikirlerini ,kişisel özelliklerini önemseyip,daha da derinlestirip zenginlestirmistir .Goethe aslında gerçek dindarligin özellikle de şair olarak kendisine uygun olan dindarligin arayışı içerisindedir .


Goethe'nin İslamiyet 'e ve Doğu kültürüne duyduğu ilgi neticesinde 65 yaşında kaleme aldığı Doğu -Batı divanı eseri vücut bulmuştur.Yazar bu eserinde Hatem
ismiyle anılıyor .Eser Muganni,Hafız,
Aşk,Murakabe,Hisset,Hikmet,Timur,Züleyha ,Saki,Temsil,Cennet vs gibi bahisleri konu alır .

Kuranı Kerim'le mesguliyeti ve çalışmaları ,Kuran'dan yapmış olduğu ayetler kesinlikle Goethe'nin Kuranı Kerim üzerine araştırmalar yaptığına işaret ediyor .Öyle ki yazarın bu eserini okurken inanan bir insan olarak hiç yabancılık çekmedim .Adeta bizim İslam dünyasından bir yazarın eserini okuyormuş gibi hissettim .

Goethe yine bu eserinde Allah'in esma ve sifatlarina da yer vermiştir .Malikul Mülk ,Azamet,Letafet,Adl,Basar gibi.Yine Goethe bu eserinde Aşk bahsinde Yusuf ile Züleyha kissasina deginmistir.
Katharina Mommsen’in ifadesiyle, “İslam geleneğinin ihtiraslı ve fakat iffetli olarak övdüğü, 
Yusuf ile Züleyha arasındaki bu meşhur 
aşk hikayesi, Goethe’yi Doğu Batı Divanı’nda maşuku Züleyha ismiyle nitelendirmeye itmiştir.Bundan dolayı bu eserinde Hatem ile Züleyha olarak anılmaktadır .


Goethe Kuran 'da geçen Ashabi Kehf kissasini,Cennet'e gidecek olan kadınları (Meryem,Fatma ,Züleyha ,Hatice annemiz ),Cennet'lik hayvanları (eşek,kurt ,kedi,kıtmir) ,gecenin istirahat için yaratıldığını gibi konuları bu eserinde işlemiştir .Cennet'teki Hayvanlara aşağıdaki gibi şiirinde yer vermiştir :

Kuyruğunu sallayan, neşeli ve uslu,
Efendileriyle sessiz ve sakin,
Büyük bir sadâkatle uyuyan
Ashab-i Kehf'in kopegi.

Ebu Hureyre'nin kedisi,
Efendisinin etrafinda mirildanan, sürtünen
Peygamberin sirtini sivazladigi
Mubarek bir hayvan.

Cennet'lik Kadınlar olarak da şu şekilde ;
Ömür boyu var ve bir olan
Allah'a inanan
Pek aziz ve sevgili Hatice

Sonra kıymetli kerimesi
Kizı, kusursuz zevce,
Bal sarisi narin vücudlu
Temiz, melek kalbli Fatima.

Eser Hicret adlı şiir ile başlıyor.Hicret kelime anlamı itibariyle ayrılmak ,terk etmek aynı zamanda “kişinin herhangi bir şeyden bedenen, lisanen veya kalben ayrılıp uzaklaşması” manalarini taşıyor .Aynı zamanda Peygamberimiz'in Mekke'den Medine'ye gocunu ifade eder. Goethe de ise hicret savaşın hüküm sürdüğü,tahtlarin çöktüğü ,kralliklarin sarsildigi diş dünyanın karmasasindan;gerçek dindarligini yasayabilecegi huzurlu bir ortama,safliga,dogruluga, şair ülkesinin bir parçası olan "aşk ,şarkı,şaraba"goctur.

Yazarın esinlendigi Hafız bu kitabında aşk ve şarap gibi konulara yer verince dönemindeki insanlar tarafından hor görülmüş ,cenazesine bile gidilmek istenmemis.Goethe de bunu biliyordu .Hafız'in aşk ve şarap şiirlerinin bu dünyaya bakan yönüyle mi bir anlam içerdiği yoksa allegorik ,mistik bir mana mi içerdiği uzun zaman tartisilmistir .Kanuni Sultan Süleyman da Ebusuud 'a Hafız hakkında fetva vermesi açısından rica da bulunmus.Goethe de bu eserinde Fetva adlı şiirinde bu konuya yer vermiştir .Ebu Suud da "Emin yolda yürümek istersen ,yılan zehiriyle tiryaki birbirinden ayirt edebilmelisin" tarzında tatli bir ikazda bulunmuştur .
Ancak onu korumak isteyen Alman Munekkidlerden Kondrad Burdach ise Hafız ,kadehiyle edebiyat şarabını kastetmistir der.Kendisini şaraba vermesini benlikten kurtulmak istemesindendir ,diye tefsir eder .

Goethe,Hafız'la dostça muhabbet etmek adına birbirleriyle tanismalarini , ovgulerini içeren diyaloglarini Hafız bahsinde yer vermiştir .Goethe bu diyalogda Hafız isminin manasinin ne olduğunu sorar .Hafız da "sağlam bir hafizayla Kuran'in kutsal mirasını" koruduğu ,mukaddesata sahip çıktığı için kendisine verildiğini,bunu da kendisini dünyanın debdebeli ortamından tamamen sıyrılarak dine sarılarak basardigini söyler .

Goethe yine kitabın hemen giriş bölümünde Kuranı Kerim'de gecen

" Doğu da Allah'ındır, batı da. Her nereye dönerseniz Allah'ın yüzü (kıblesi) orasıdır. Şüphesiz ki Allah, kuşatandır, bilendir."(Bakara ,115)ayetinden esinlenip bu ayetin sınırlarını aşağıdaki gibi yeryüzünün Kuzey ve Güney sahalarini şiirine ekleyip genisletmistir .Evrensel huzuru amaclamistir.Herkese kucak açmıştır .

"Doğu da Allah'indır!
Bati da Allah'in !
Kuzey ve Guney sahası
Sulh içindedir O'nun kudretiyle"


Genel manada Goethe'nin Divan'ında işlediği ana mesaj medeniyetlerin catismasina değil de evrensel barışa ,hosgoruye ,diyaloğa bir katkidir.Kötü ,olumsuz taraflarına değil de iyilik ve güzellik duygularını yesertmeyi hedeflemistir .


Son olarak eseri İyi Adam yayınlarından ,Dr.Bayram Yılmaz'in cevirisiyle okudum.Ama ilk çeviri olduğu için bazı şiirler eklenmemisti ,eksik kalmıştı.Eser gayet akıcı ve seri nasıl bittiğini anlamadım bile.Eserin sonunda dizin,Divan'da gecen isimler ve olaylar hakkında geniş bilgi verilmiştir .


Normalde inceleme yapmayı düşünmüyordum .Ama bu eserini de Faust gibi önemsediğim ve sitede bu eserle alakalı çok fazla inceleme yapilmamasindan dolayı arastirmalarimi ,tahlillerimi sizlere de sunmak istedim.


Okuyan ,emeğin kıymetini bilen arkadaşlara çok teşekkür ederim .


Keyifli okumalar ...

inci, bir alıntı ekledi.
14 Şub 22:55 · İnceledi

Gundüz, insanın maişetini kazanmak,
Gece de istirahatini yapma vaktidir.

Doğu-Batı Divanı, Johann Wolfgang Von Goethe (Iyi Adam Yayinlari)Doğu-Batı Divanı, Johann Wolfgang Von Goethe (Iyi Adam Yayinlari)
inci, bir alıntı ekledi.
14 Şub 22:50 · İnceledi

O, tek "Adil "olan ,
Hak olanı istiyor herkes için
O'nun yüz isminden biri de "El-Adl".
Bu isim çok yuceltilsin .Amin .

Doğu-Batı Divanı, Johann Wolfgang Von Goethe (Iyi Adam Yayinlari)Doğu-Batı Divanı, Johann Wolfgang Von Goethe (Iyi Adam Yayinlari)
inci, bir alıntı ekledi.
14 Şub 22:47 · İnceledi

Nefes almada iki çeşit lütuf vardır :
Havayı içine çekmek ve boşaltmak .
Biri sıkar,öteki ferahlatir ;
Hayat da öyle harika bir karisimdir.
Allah'a şükret seni sıktığı zaman,
Şükret yine seni rahatlattigi zaman .

Doğu-Batı Divanı, Johann Wolfgang Von Goethe (Iyi adam yayinlari)Doğu-Batı Divanı, Johann Wolfgang Von Goethe (Iyi adam yayinlari)
inci, bir alıntı ekledi.
 14 Şub 22:40 · İnceledi

Muhammed Şemseddin, soyle bana
Senin millctin, niye sana Hafız diye, asil bir lâkab takdi?
Hafız
Soruna cevap vererek
Seni taltif edeyim.
Kuran-ı Kerim'in emrine vakfederek kendimi
Kuvvetli hafızama, basdan sona harfiyyen
Naksettim Kelam-ı Kadim'i
Böylece zühd ve takvâ uzere yaşarken
Gelip geçen gunlerin fine, fesadı
Bana ne değdi, ne bulaşdi
Hulasa: Peygamberin hadisleri ve onun nüvesi
ltibar kazandırdı da, bundan dolayı
Pek münasip olan Hafiz lâkabı verildi bana

Doğu-Batı Divanı, Johann Wolfgang Von Goethe (Iyi Adam Yayinlari)Doğu-Batı Divanı, Johann Wolfgang Von Goethe (Iyi Adam Yayinlari)
inci, bir alıntı ekledi.
14 Şub 22:36 · İnceledi

Haset, insanı içten içe kemirir.
Bırak onu, tamahkarlığı kendi kendini yesin.

Doğu-Batı Divanı, Johann Wolfgang Von Goethe (Iyi Adam Yayinlari)Doğu-Batı Divanı, Johann Wolfgang Von Goethe (Iyi Adam Yayinlari)
Hakkı X, bir alıntı ekledi.
 02 Ara 2017 · Beğendi · Puan vermedi

Goethe'nin dediği gibi, seçkin olanın, bulunduğundan da daha ender bir biçimde tanınmasına ve değerinin bilinmesine neden olan, insanların bu entelektüel yeteneksizliğine, bir de, burada olduğu gibi her yerde, insanların kıskançlık biçiminde ortaya çıkan ahlaki kötülüğü de eşlik etmektedir. Birisi, kazandığı ün sayesinde, bir kez daha kendi türü üzerinde yükselmiş olacaktır: Ötekiler de bir o kadar değerden düşmüş olacaklardır, böylelikle her mükemmel meziyet, ününü, ün sahibi olmayanların sırtından kazanacaktır.

Başkalarını onurlandırdığımızda
Kendimizi soysuzlaşırmak zorundayız.

Goethe, Batı Doğu Dîvanı

Yaşam Bilgeliği Üzerine Aforizmalar, Arthur Schopenhauer (Sayfa 101)Yaşam Bilgeliği Üzerine Aforizmalar, Arthur Schopenhauer (Sayfa 101)
Hilal, bir alıntı ekledi.
01 Ara 2017 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 9/10 puan

...Batı'da en çok tanınan şairimiz Mevlana. Buna karşılık Yunus Emre, Şeyh Galib, Baki hiç tanınmıyor. Acaba bunun sebebi ne? Mevlana ile Yunus Emre arasında kalite uçurumları mı var ki birini bütün dünya biliyor, ötekinden ise habersiz?
Bu sorunun çok basit bir cevabı var: Mevlana Farsça yazdığı için dünya dillerine çevrildi, Yunus Emre ise Türkçenin içine hapsoldu. Çünkü Farsça, özellikle Goethe'nin Fars şairlerini okumak için Farsça öğrenmesinden ve West-östlicher Divan yani Batı-Doğu Divanı kitabını yazmasından sonra, dünya çapında bir edebiyat dili oldu.
Bugün bazı yazarlarımızın kitapları çeşitli dillere çevriliyorsa, bunun nedeni önce New York'ta yayımlanmış olmalarıdır...

Edebiyat Mutluluktur, Zülfü LivaneliEdebiyat Mutluluktur, Zülfü Livaneli