Kitap iyi.
Çok iyi mi tartışılır. Neden?
Son dönemlerde bu tema çerçevesinde pek çok kitaba denk geldim. Zülfü Livaneli'nin Balıkçı ve Oğlu gibi. Ancak söylemem elzem o kitabın çok çok önünde Deli İbram Divanı. Ancak;
Kitabın ilk 100 sayfasının ağır ilerlediğini söyleyebilirim. Burada kastım şu: eğer böyle yavaş olay örgüsü ile başlıyorsunuz, kitabın hacminin daha fazla olması gerekli bana kalırsa. O zaman okuyucu kendini daha olayların başında hissedecektir. Lakin iki yüz sayfalık ve yarısına gelinmiş bir kitabın bu temposu benim için eleştiri konusu. Bknz: Hikmet Hükemenoğlu-Körburun. İnanılmaz bir olay örgüsü* Bu kısa eleştiriyi yaptığım için mutluyum. Kalan yarısı ise oldukça hızlı geçti bu da bana kalırsa eksi. Yazar dengeyi sağlayamamış.
Şunu diyebilirsiniz, sen alacağını aldın mı? Zaten bu ve buna benzer çok kitap okuduk. Mesajları yeniden aldık, koyduk cebimize. Ben mesajı Türk Edebiyatında çok gördüm. Anladım. Lakin mesaj dışında romanı roman yapan öğelere ihtiyaç var. Roman dediğimiz sadece bunun için okunmaz diye düşünüyorum.
8 puan niye verdim?
Verdim çünkü karşımda çok güzel bir kalem vardı. Beni etkileyen şey Ahmet Bey'in kalemi. Gerisi bildiğimiz hikaye.
Not: siz bana bakmayın. Okuyun.