Çevirmen:
Ahmet Arpad
Tasarımcı:
Utku Lomlu
Reklam

Yorumlar ve İncelemeler

7/10
·256 syf.·
Beğendi
·
2023 72. kitabı
Herkese merhaba, Heinrich Böll’ün Palyaço isimli eserinden kısaca bahsetmek istiyorum. Yazarın kitabın son sözünde romanla alakalı yazmış olduğu bir paragraf dikkatimi çekti; “belki de bu roman birkaç yıl sonra, o dönemi anlatan alaylı, taşlamalı bir eser olacak. İlk yayımlandığında, kendilerini katoliklerin sözcüsü sananların verdikleri saldırgan tepkiler de tarihi bir an olarak kabul edilecek” kitap öyle bir başlangıcı ve akışı var ki müthiş bir hiciv hakim. Sanırım yayınladığı dönemde bir Protestan olsam belki de bende kitaba karşı çıkardım düşüncesizce, bunu da itiraf etmeden geçemeyeceğim çünkü kitapta cidden ilk izlenimim böyle oldu. Kitabın derdi kurum ve kuruluşlarla; onların dayattığı katı kuralları kendi süzgeçlerinden geçirmeden harfiyen uyan kişilerle. Kitabın dili akıcı kendini okutturuyor, lakin 100. Sayfadan sonra bir duraklıyor kitap çeviriden kaynaklı da olabilir. Can yayınlarının çevirileri pek hoş olmuyor. Bu kitabı mutlaka okuyun derim, hatta bir arkadaşınızla eşzamanlı üzerinde konuşarak okuyun.
PalyaçoHeinrich Böll · Can Yayınları · 20191,904 okunma
8/10
·256 syf.··
Beğendi
·
2021 54. kitabı
·
10 günde okudu
·
Okunma: 03 Kasım 2021 15:18
Bu kitap; toplumun dışında kalmış bir palyaçonun, maskesinin ardına gizlemiş olduğu melankolikliğini, toplumun tüm bağnazlıklarını; gözlemleriyle okuyucuya sunuşudur. Her ne kadar 2. Dünya Savaşı sonrasında topluma yabancılaşan Hans Schnier adlı bir karakterin Marie adlı sevgilisiyle yaşadığı romantizmi ve protestan-katolik ayrışmasıyla mezhep çatışmalarını ele alıyor gibi gözüksede aslında kendisini dindar diye nitelendiren kişilerin çarpık ahlak anlayışlarını taşlıyor. Bu kitapla birlikte görsel açıdan nefret ettiğim palyaçoları, düşünsel açıdan ne kadar özümsediğimi farkettim. Kendimi buldum. Ayrıca belirtmeliyim ki en çok sigarayı da bu kitapla tükettim. "hiçbir şey. hiçbir şey düşünme. başbakanı düşünme. katolikleri de düşünme. küvette ağlayan, terliklerine kahve damlayan o palyaçoyu düşün."
Edebiyat
PalyaçoHeinrich Böll · Can Yayınları · 20191,904 okunma
Yaşayanların ölü olduğuna ve ölülerin yaşadığına inanırım...
9/10
·256 syf.·
2023 284. kitabı
~~~Kader denilen şey, mesleğimi ve durumumu anımsatıyor bana. Bir palyaçoyum ben. Resmî meslek adı: komedyen~~~ Heinrich BöllHeinrich Böll ün suçluluk duygusuyla nasıl başa çıkılacağı ve idealizme nasıl ulaşılacağı -inanılacak bir şeyin nasıl bulunacağı- hakkındaki etkileyici düşüncesi, yormayan diliyle, onun savaş sonrası Alman bilincinde neden bu kadar istenmeyen bir varlık olduğuna dair, insanların hayatındaki olayları dürüstlük ve şefkatle yeniden canlandıran umutsuz bir sanatçı Hans Schnier'in gözünden, Hitler yönetimindeki ve savaş sonrası yıllardaki Alman toplumunun gerçekçi bir portresini ortaya çıkarır "Palyaço". ~~~Orospuluğun da bilinmeyen, tuhaf bazı şekilleri vardır. Onlarla kıyaslan­dığında, bilinen orospuluk dürüst bir meslektir. Hiç ol­mazsa orada para karşılığı bir şey verilir!~~~ ~~~"İnancınızdan şüphe bile etmiyorsunuz... Neyiniz eksik, sevgili kızım?” Söyleyemezsin, benim bildiklerimi düşünemezsin bile. Bir palyaço gerek sana. Resmî meslek adı komed­yen, hiçbir kiliseye bağlı değil."~~~ Ünlü şovmen Hans Schnier, sevdiği Marie'nin Katolik Kilisesi'nden onunla evlenmemesi nedeniyle onu terk etmesi üzerine yıkılır. Hayatından kaçışla, yaşamını yeniden gözden geçirir: Savaş sırasında kız kardeşini kaybetmesi, milyoner babasının talepleri ve önce Almanya'yı Yahudilerden "kurtarmak" için savaşan, sonra da "kurtarmak" için çalışan annesinin ikiyüzlülüğü ve en önemlisi de toplumsal normlar içindeki kalıplarda kalıbın dışında olup da daha fazlasını yapanlar, din üzerine söylevler verip de bunu çok güzel duruma göre kullananlar, bence kitap tam toplumsal yaralara tuz basan cinstendi, acıta acıta yüze vurarak... ~~~Gazetelerde sık sık okuduğumuz, utanmak nedir bil­meyen o herifler gerçekten vardır. Kalick de politik bir utanmazdan başka bir şey değildi. Her geçtiği yerde
Külliyat Okumalarım
PalyaçoHeinrich Böll · Can Yayınları · 20191,904 okunma
Güldürmeyip düşündüren bir Palyaço hikayesi...
7/10
·256 syf.··
2018 43. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 22 Ağustos 2018 04:41
NOT: Her kitap incelemesi doğası gereği bir miktar spoiler içerir ve birazdan okuyacaklarınız bir kitap incelemesi niyetiyle kaleme alınmıştır... ------------------------------------------------ Almanya'da yazar olmak (ya da Alman ekolünden bir yazar olmak diyelim), Brezilya'da futbolcu olmak gibi bir şey... Çok iyi, çok yetenekli de olsan; genelde herkes çok iyi ve çok yetenekli olduğu için bazen küresel bilinirlik açısından geri planda kalabiliyorsun... Gerçi Nobel ödülü almış bir yazara bilinirlik açısından geri planda kalmış demek ne kadar doğru bilemiyorum ama yoldan birini çevirip aklına ilk gelen 5 Alman yazarı söyle desek, kaç kişi bu listeye Heinrich BöllHeinrich Böll 'ü dahil eder ondan çok emin değilim... İncelemeye yazar üzerinden giriş yapmayı beklemiyordum açıkçası, benim için de sürpriz oldu:) Ancak bu vesileyle sonda söyleyeceğimi baştan söylemiş olayım; Böll, özellikle ülkemizde daha fazla okunmayı ve tanınmayı hak eden bir yazar... Bizim kültürümüzde 'Koyunun bulunmadığı yerde keçiye Abdurrahman Çelebi derler' diye fantastik bir atasözü vardır. Bugün Abdurrahman Çelebi rolünün Saramago gibi yazarlara verilmesinin bir nedeni de sanırım Böll gibi yazarların yeterince ön plana çıkarılmamasıdır... Gelelim Palyaço'ya... Bu kitaba aslında iki farklı pencereden bakmak gerekiyor; biri dönemsel, diğeri evrensel... Dönemsel pencereden baktığımızda 2. Dünya Savaşı'ndan yeni çıkan ve her büyük savaş sonrası toplumların içine düştüğü buhrana benzer dönemsel bir boşlukta kendini arayan bir Alman toplumu karşımıza çıkıyor. Büyük savaşlar sonrası toplumların kendini yeniden inşa etme süreci hem madden hem de ma'nen oldukça zor bir süreçtir. Savaşta ölenlerin ardından 'geride kalanlar' olarak bu yükü taşımak güçtür, biraz da haksız bir suçluluk
Edebiyat
PalyaçoHeinrich Böll · Can Yayınları · 20191,904 okunma
Puan vermedi·256 syf.·
2022 122. kitabı
DİPÇE : 1963'te Palyaço romanı basıldığında Alman piskoposlar  bir beyanname yayınlarlar; katolik edebiyatçılar ve yayıncılar; eleştirel aydınlarla- Katolik Kilisesi arasındaki çatışmanın adını koyarak Böll ve arkadaşlarını “yıkıcı eleştirellik”, ve “kendilerine has bir kötümserlik eğilimi” ile suçlarlar. Kilise yanlısı eleştirmenler ise, kitabın lise çağındaki gençlerin eline geçmesinden endişe duyar ve kitap uzun süre kitapçılarda bulunmaz. Böll de bir müddet sonra kitabına son söz ekleyerek bir kitabın kısa süre içinde nasıl tarihi bir kitap olacağına değinir ve kitabında geçen olayların halihazırdaki Alman gençleri için anlamsız olduğundan söz eder. Bahsi geçen tedirginlik verici durum, 1960'lı yıllarda bir çiftin evlilik dışı ilişkisidir.Bir aşkın dolayısıyla bir yaşamın sinsice yıkılışını anlatan Böll, roman boyunca kilisenin tutumunu alaysılar ve Katolik örgütlerin çelişkilerle dolu kuralcılığına dikkat çeker. Hans yani palyaço varlıklı bir ailenin oğludur. Annesinin, annelik duygularını köreltecek bağnazlıktaki yaklaşımları ve  babasının para konusundaki aşırı pintiliği nedeniyle yokluğa mahkum olmuştur. Hayatının anlamı olan tek kadını da din baskısı nedeniyle kaybetmiştir. Hans; işine ve sevdiği kadına karşı  riyasız bir aşkla bağlıdır. Oysa kapitalist sistem ve  kilise  safiyaneliğin karşısında hatırı sayılır bir güçtür. Savaş sonrası Alman burjuvazisinin geldiği noktayı bir evladın gözünden dinlediğimiz eserde dönemin çarpık zihniyeti, din baskısı, ırk ve cinsiyet ayrımcılığı, vatanseverlik kisvesi altında dönen oyunlar, içeriden bir sesten duyurulur. Eseri çekici kılan da budur. Böll, Palyaço imgesine gerçeği saklamıştır. Görünen ve görünmeyen şeyler arasındaki korkunç boşluğun makyajını yapmıştır. Gerçek duyguların, acıların ve gerçek aşkın  
PalyaçoHeinrich Böll · Can Yayınları · 20191,904 okunma
10/10
·256 syf.··
Beğendi
·
2022 164. kitabı
·
17 günde okudu
·
Okunma: 19 Aralık 2022 02:06
Sanırım son zamanlarda Alman Edebiyatına yoğun bir ilgi duyuyorum ve özellikle dönem kitaplarını tercih ediyorum. 1972 Nobel Edebiyat Ödülü alan yazar Heinrich Böll 'den okuduğum ikinci kitap Palyaço. İlk kitap Nehir Kıyısı Kadınları da çokça güzeldi. Palyaço ; 1963 yılında yayımlandığında Almanya' da büyük tartışmalara neden olmuş. Heinrich Böll din karşıtı olmakla suçlanmış. Hâlbuki yazar, İkinci Dünya Savaşı sonrası içinde bulunduğu burjuva toplumuna uymayan düşünce ve davranışları sebebiyle dışlanan Hans Schnier yani sevgili Palyaço'muz üzerinden, onun gözlemleriymiş gibi, dönemin aile kavramını, din baskısını ile çarpık zihniyetini,  ırk ve cinsiyet ayrımcılığını, milliyetçilik kisvesi altında dönen oyunlarını çarpıcı bir şekilde aktarır okuyucuya. Hans Schnier, varlıklı bir ailenin oğlu olmasına rağmen meslek olarak palyaçoluğu seçmesi ile önce ailesi tarafından dışlanır. Evlenmeye ve doğacak çocuklarını Katolik terbiyesi ile yetiştirmeye yanaşmadığı için, çevrenin de baskısına direnemeyen sevgilisi Marie tarafından da terk edilir. Bu terk ediliş ile birlikte mesleki hayatında da çöküşü yaşar Hans Schnier. Ve yaşadığı bu çöküş sürecinde yaşadıklarını ve gözkemlerini aktarır okuyucuya. Çok daha fazlası, elbette kitapta :-)
Edebiyat
PalyaçoHeinrich Böll · Can Yayınları · 20191,904 okunma
10/10
·256 syf.··
Beğendi
·
2026 2. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 05 Ocak 2026 00:00
PalyaçoPalyaço Heinric Böll’ün en çok bilinen eseriymiş ne yazık ki ben yeni tanıştım. Nobel ödüllü yazarın okuduğum ilk kitabı. Kitabı çok sevdim ve yazarın bir çok kitabını da okuyacağım. Palyaço kitabını da daha iyi anlamak için de Kayıp Babanın İzindeHeinrich Böll'ün "Palyaço" Adlı Yapıtında Geçmişle Hesaplaşma kitabını aldım. Yazar ve eserleriyle ilgili de YouTube’a uzun bir video gelecek. Şimdi bu kitabı genel hatlarıyla konuşalım. Heinrich Böll’ün Palyaço adlı romanı, savaş sonrası Alman toplumunun ahlaki, dinsel ve ideolojik yapısını, toplumdan dışlanmış bir palyaçonun gözünden anlatan çarpıcı bir birey–toplum eleştirisidir. Roman, profesyonel bir pandomim sanatçısı olan Hans Schnier’in Bonn’daki evinde geçen birkaç saatlik bir zaman dilimini kapsar; ancak bu dar zaman aralığı, anlatıcının sürekli geri dönüşlerle geçmişi hatırlaması sayesinde geniş bir toplumsal ve psikolojik panoramaya dönüşür. Böll, bu yapısıyla bireyin iç dünyası ile toplumun kolektif belleğini iç içe geçirir. Heinrich Böll’ün Palyaço adlı romanı, savaş sonrası Alman toplumunun ahlaki, dinsel ve ideolojik yapısını, toplumdan dışlanmış bir palyaçonun gözünden anlatan çarpıcı bir birey–toplum eleştirisidir. Roman, profesyonel bir pandomim sanatçısı olan Hans Schnier’in Bonn’daki evinde geçen birkaç saatlik bir zaman dilimini kapsar; ancak bu dar zaman aralığı, anlatıcının sürekli geri dönüşlerle geçmişi hatırlaması sayesinde geniş bir toplumsal ve psikolojik panoramaya dönüşür. Böll, bu yapısıyla bireyin iç dünyası ile toplumun kolektif belleğini iç içe geçirir. Schnier, yaşadığı hayal kırıklıkları sonucunda alkol bağımlılığına sürüklenmiş, mesleğini icra edemez hale gelmiş ve maddi olarak da dibe vurmuştur. Roman boyunca eski dostlarını, ailesini ve tanıdıklarını telefonla arayarak hem Marie’ye
PalyaçoHeinrich Böll · Can Yayınları · 20191,904 okunma
9/10
·256 syf.·
2021 6. kitabı
Zengin bir aileye mensup olmasına rağmen yaşamını idame ettirmek için palyaçoluk yapmayı seçen, herhangi bir dine mensup olmayı tercih etmeyen Hans’ın birlikte yaşadığı Marie’nin onu terketmesiyle birlikte kariyerinde düşüş yaşamasıyla başlıyor roman. İkinci Dünya Savaşı öncesi ve sonrası Almanya’sında Hans’ın geriye dönüşlerle dolu düşüncelerini/anılarını okuyoruz. Kitap okuduğunuzda acaba yazar Katolik ya da din düşmanı mı diye düşündürtüyor ama aslında farkediyorsunuz ki eleştirdiği konu burjuva Katoliklerin ikiyüzlülükleri, dini düzenden ve kurallardan bahsederken çok basit insani davranışları unutmaları ve çıkarları uğruna bu kuralları unutsalar da başkalarının yaşamlarına karışıp, onları dini kuralları uymaya zorlamaktan vazgeçmemeleri. Nazi Almanyası’nda Nazileri destekleyen burjuvaların savaş bittikten sonra herkesten önce Nazileri kötülemelerini aslında karaktersizliklerini hicvediyor yazar. Herhangi bir dine mensup olmasa da çoğu dindardan daha dindar ve ahlaklı olan Hans, bulunduğu toplumun çirkinliğine o kadar hakim ve o kadar duygusal bir insan ki bunlarla yaşayamadığı için palyaço olmayı seçiyor belki de ve bütün etiketlemelerden uzak duruyor. Palyaço olmak ona önemsizlik atfediyor ve bulunduğu yerden objektif bakabiliyor. O dönem evli olmayan insanların birlikte yaşamaları uygun görülmezmiş, Hans da Marie’nin onu Katoliklerin baskısına dayanamadığı için terkettiğini düşünüyor ve kitap bu ana temel üzerine kurulmuş. Kitabı okumaya başladığınızda sizi içine çekiyor çok akışkan çünkü ve başta verdiği minik detayların hepsi sonradan tekrar önünüze çıkıyor, ilmek ilmek örmüş romanı yazar. Ve bütün bunların içinde günlük yaşamdaki basit şeylerle öyle güzel alay etmiş ki okurken bir anda bir cümleyle gülmenizi sağlıyor. Okumak çok kolay değil odaklanma
1000Kitap
PalyaçoHeinrich Böll · Can Yayınları · 20191,904 okunma
8/10
·256 syf.··
2026 398. kitabı
·
23 günde okudu
·
Okunma: 26 Mart 2026 16:00
“Nobel edebiyat ödülü almış bu yazar bir tanışayım” diyerek bilinçsizce sepetime eklediğim, ancak bilinçli bir şekilde okumaktan çok mutlu olduğum kitaplardan biriydi. Yazarın ilk okuduğum kitabıydı. Birçok görüşüne katılmasam da yazarın edebi dili oldukça etkileyici ve olayları aktarma şekli oldukça samimi. Kırgın bir aşkta yaralı bir adamı anlatıyor gibi görünse de, aslında toplumsal normların insan üzerindeki baskısını, sürü psikolojisinin sonuçlarını, hristiyanlıktaki mezhep ayrılıklarını ve bazı toplumsal kabul edişlerin düzenden çok kargaşa getirebildiğini; genelin önyargıyla nitelendirdiği “palyaço” sıfatı üzerinden anlatmış. Okuması hoş bir kitaptı. Popüler çöplükte bizlere bir şeyler katabilecek eserlerden. Okunası bir hikaye :)
1000Kitap
PalyaçoHeinrich Böll · Can Yayınları · 20191,904 okunma
7/10
·256 syf.··
Beğendi
·
2025 50. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 17 Ekim 2025 19:04
bıçak gibi keskin bir toplum eleştirisi. bu eleştiriden din, ahlak, burjuvazi payını alıyor. hans’ın toplumun ikiyüzlülüğüne gösterdiği tepki ile yalnızlaşması, yalnızlaştıkça gerçekleri daha iyi görmesi ve gittikçe yalnızlaşması… farkındalık mutluluk getirmiyor hiçbir zaman. kadın-erkek ilişkileri açısından değerlendirildiğinde hans’ı beceriksiz ve bazen haksız bulsam da hans benim için unutulmayacak bir karakter oldu.
banakalankelimelerokumagrubu
PalyaçoHeinrich Böll · Can Yayınları · 20191,904 okunma

Yazar Hakkında

Heinrich BöllYazar · 28 kitap
1972 Nobel Edebiyat Ödülü'nün sahibi. 1917'de Köln'de doğdu. 1924 yılında okula gitmeye başladı. 1937'de liseyi bitirdi. 17 yaşında şiir yazmaya başladı. 1938 yılının sonbaharında çalışma kampına, bir yıl sonra da askere alındı. Piyade olarak, doğu ve batı cephesine gönderildi. 1945 yılının nisan ayından eylül ayına kadar, İngilizlerin ve Amerikalıların elinde savaş esiri oldu. Savaş bitip Köln'e döndükten sonra, hem üniversite öğrenimini sürdürdü hem çalıştı. 1947 yılında ilk kısa öyküsü Haberci, sonra ilk romanı Ademoğlu Neredeydin?, Ve O Hiç Bir Şey Demedi yayınlandı. Yapıtlarında İkinci Dünya Savaşı'nı, özellikle de insanların nasıl savaştıklarını, savaşın yıkıntılarını ve acılarını anlattı. "Ve O Hiçbir Şey Demedi" adlı en ünlü romanını yazarken aklında tek bir gerçek vardı. Savaş yanında yoksulluk ve zor koşullar getirmiş, hayatını değiştirmişti. Mayına bastığı için yaralanan dizini iyileştirebilmek için para gerekliydi. O yüzden Böll, 5 gün evden çıkmadan bu eseri yazdı. Yayınevinden aldığı para ile de dizini eski hale getirmeyi başardı ve yazar olarak kariyeri devam etti. Daha sonra yazdığı Babasız Evler adlı romanını, kendi babasını yitirmesinin ardından değil; ama çevresinde savaş yılları sonrasında acı çeken onlarca çocuğu gördükten sonra yazmıştır. Kendisi, savaş sonrası koşullardan, yoksulluk, açlık ve hastalık gibi sıkıntılardan hem kendi geçtiği, hem de çevresinde bu durumlardan acı çeken birçok insan gördüğünden, hiçbir zaman çocuk sahibi olmak istememiş, kendi deyimiyle "Böyle bir dünyaya çocuk getirmek" istememiştir. 16 Temmuz 1985 tarihinde, çalan kapı ziline koşarken merdivenden yuvarlanarak hayatını kaybetmiştir.