Babasız Evler

7,3/10  (7 Oy) · 
14 okunma  · 
4 beğeni  · 
752 gösterim
Nobel Edebiyat Ödülü sahibi Heinrich Böll'ün "Babasız Evler" adlı romanı, savaşın dehşetini değişik bir bakış açısından sergiler. Kitapta savaş, cephelerden değil, fakat 'sonrasında', savaşın bitiminin ardından, o savaşta ölmüş babaların ve kocaların geride bıraktıkları insanların evlerinden yola çıkılarak anlatılır. Bu bakış açısından dış dünyada 'bitmiş' olan savaş, babasız ve kocasız kalmış olanlar için hala ve belki de çok daha korkunç bir biçimde sürmektedir. Çocukların ve dulların 'yeni' yalnızlıkları, genelde yıkıma sürüklenmiş bir toplumda bireysel yıkımların üstesinden gelebilmenin zorluğu ve kimi zaman da olanaksızlığı, 'savaştan sonraki savaş'ın temel sorunlarıdır. Heinrich Böll'ün "Babasız Evler"i, barıla son bulamayan savaşların sonrasız öyküsüdür.
(Arka Kapak)

Ödüller: Nobel Edebiyat Ödülü, 1972
  • Baskı Tarihi:
    Şubat 2013
  • Sayfa Sayısı:
    376
  • ISBN:
    9789755106748
  • Orijinal Adı:
    Haus Ohne Hüter
  • Çeviri:
    Ahmet Cemal
  • Yayınevi:
    Can Yayınları
  • Kitabın Türü:
mehmet pak 
 06 Haz 17:41 · Kitabı okudu · 8 günde · Puan vermedi

Gecenin karanlığında, bir deniz kenarında,suyun sesini dinlerken, hafif bir esinti ruhunuzu okşarken ,tepede yıldızlar geceyi aydınlatırken,kıyıya vuran küçük ama bir o kadar hırçın dalgaların etkisiyle irkildiğim bir anda kitabımı bırakıp siteye baktım, bir anda Sezen Hocam, dünyada bu kadar zulüm varken sen bu huzura kendini bırakamazsın dercesine #18668347 iletisini gözüme gözüme soktu. (hayaldi ) Veli Saçılık dedi. İletiyi okumaya başladığım anda bedenimdeki bütün tüyler diken diken oldu. Yüreğime kızgın bir ateş, başıma anlamsız bir ağrı,ellerime çaresizliğin vermiş olduğu bir titreme düştü. Ya ben bu dünyaya yabancıyım , ya da dünya bana. Çok sevsem de bırak Mehmet börtü böceği, denizi , sahili ,dalgaları , kumsalı insanlığın karaborsaya düştüğü şu zamanda hiç kimseye bunlar ile mesaj veremezsin. Nasıl kumsaldan bahsedebilirsin? Ne çabuk unuttun, bu romantizmi yaşadığın kıyılara vuran Aylan bebeğin cesedini. Bahset Mehmet Aylan bebekten bahset, Veli Saçılıktan bahset, Miray bebeği anlat, Roboskili çocukları anlat, elma kokusuna koşan Iraklı çocukları anlat, anne karnından süngüler ile çıkarılan doğmamış bebekleri anlat,daha bir kaç gün önce Konya 'da parkta kendini asan Suriyeli Mülteci Ahmed El Ahmed'i anlat, Azerileri anlat ,travestileri anlat,hayat kadınlarını anlat,ötekileri anlat,Heinrch Böll '' Babasız Evler '' kitabını anlat ,babasını sadece fotoğraflardan gören Heinrich'i, Martini, anlat ,'' Bir çocuğu babasız bırakmak ne demektir , bilir misin ? '' Anlat Mehmet Kocasını savaşta kaybedip dul kalan kadınların trajedisini anlat. Nella 'yı anlat, savaşta evladını kaybeden anneleri anlat. Bakın hepsine bir isim bulunabiliyor ama evladını kaybedene bir isim bulunamıyor. Kocasını kaybedene dul, annesini babasını kaybedene yetim-öksüz , ama evladını kaybedene bir isim bulunamıyor. Anlat Mehmet panzere boynundan bağlanan çocukların annerlerine izlettirilmesini anlat, 30 yıl boyunca evladının kemiklerini arayan ve bulamadan ölen Berfo anneyi ve Cumartesi Annelerini anlat .Anlat Mehmet aklına gelmeyen her şeyi aklına getir ve anlat , anlat belki yüreği nasır bağlamış insan evladının ''insan olabilmesi '' adına belki bir katkın olur.En önemlisi savaşın kendisinden ve trajedisinden çok savaşların var olmasına sebep olan etmenleri anlat. Emperyalizmin böl - parçala - yönet politikasını anlat. Halkları kendisine karşı birlik olunmasın diye kutuplaştıran, ayrıştıran,çatıştıran kapitalizmi anlat...

Heinrich Böll'ün Adem Oğlu Neredeydin kitabından sonra okuduğum Babasız Evler kitabında Böll savaş sonrası ailelerin yaşamış olduğu trajedilerden bahsetmektedir. Babasız kalan çocuklardan, dul kalan kadınlara, evladını kaybeden annelerden,yeni babalara kadar bir çok trajediye değinmiştir.Yokluğu, ahlaksızlığı ( burası tartışılır ), hayata tutunabilmek adına verilen mücadelelerin insanları nasıl yanlışlara itebileceğini, soğuk ama bir o kadar etkili cümleler ile yüreğinize işlenmektedir. Konuların işlenirken dramatize edilmeyişi gözlerinizden yaş akıtmasa da ,onu kendi içinizde dramatize edebilirsiniz. Savaş bitti ölen öldü ya kalanlar. Sessiz bir savaşın kucağına itilen bu ailelerin savaşını emin olun şu anda bile binlerce insan yaşıyor.

Çevirmen Ahmet Cemal'e çok teşekkür ederim. En çok ta önsöz de yazmış olduklarından dolayı. Ahmet Cemal'den önsöz de anlattıklarından bir alıntı yaparak sonlandırayım.


'' Palyaço adlı romanında ise Böll ,burjuva ahlakının düzmecelerini betimler, Bu öyle bir ahlak düzenidir ki , insanoğlu hiç bir zaman düşündüğünü yapmaz; tek yaptığı,kendini başkalarının davranışlarına göre ayarlamaktadır.İnsan , savaşın da hem yaratıcısı, hem kurbanıdır ,çünkü savaşı önleyecek hiç bir eylem gerçekleştirmemiş , ama savaş sonrasının acılarına neden arar olmuştur.''

Savaşı önleyecek eylemleri gerçekleştirin diyor. Savaşların var olmasına sebep olan etmenleri anlatın diyor ve en önemlisi bütün iç ve dış savaş politikalarının çığırtkanlıklarını yapanlara karşı mücadele edin diyor. Öyle oturduğunuz yerden savaş karşıtıyım demekle savaş karşıtı olunmuyor diyor...

Güler Bilkay Aygün 
07 May 22:30 · Kitabı okudu · Puan vermedi

Bu kitabı okuduğunuzda savaşın ne denli korkunç bir şey olduğunu bir kez daha anlıyorsunuz. Babalarını hiç tanımamış çocukların baba özlemi, onların psikolojileri, çok etkileyici. İnsan hayatında baba faktörünün önemini bir kez daha kavrıyorsunuz.

Kitabın isminden savaş sonrası babasız kalan evleri çok iyi anlatacağını düşünmüştüm. Fakat Cemal Süreya'nin şu iki dizesi kadar etkileyici bir bölüm ya da cümle yok."Sizin hiç babanız öldü mü?/ Benim bir kere öldü kör oldum" Kitap iki çocuğun merkezde olduğu yasantilardan oluşan ve herhangi bir bütünlük saglanmayan bir kurguya sahip. Çocukların bazen hatta genellikle gerçek olamayacak kadar olgun davranmaları beni rahatsız etti. Son donemde bu ülkede yaşanan travmatik olaylardan kaynaklı olduğunu düşünerek kitapta anlatılan yoksulluk, açlık, dul kalan kadınların yaşadığı olumsuzluklar basit bir düzeyde kalıyor. En beğendiğim kısım sayfa 347 de öğretmenlerle ilgili tespitiydi.

Kitaptan 12 Alıntı

Zaman, hiç sezdirmeksizin ve hiç acı vermeden akıp gidiveriyordu. Oysa gerçekte aman vermeyen bir nesneydi zaman denen şey.

Babasız Evler, Heinrich Böll (Sayfa 64 - Can Yayınları)Babasız Evler, Heinrich Böll (Sayfa 64 - Can Yayınları)
mehmet pak 
 06 Haz 00:39 · Kitabı okudu · İnceledi · Puan vermedi

Bu dürüst görünüşün altında ikiyüzlü bir ruh gizlenmiş olamaz mıydı?

Babasız Evler, Heinrich Böll (Sayfa 213 - Can Yayınları)Babasız Evler, Heinrich Böll (Sayfa 213 - Can Yayınları)
mehmet pak 
04 Haz 20:32 · Kitabı okudu · İnceledi · Puan vermedi

'' Bazı şeyler unutulur böyle. İnsana sanki gerçekte hiç olmamış gibi geldiklerinden unutulur. ''

Babasız Evler, Heinrich Böll (Sayfa 137 - Can Yayınları)Babasız Evler, Heinrich Böll (Sayfa 137 - Can Yayınları)
mehmet pak 
04 Haz 21:45 · Kitabı okudu · İnceledi · Puan vermedi

Albert, savaş başladığında etrafı saran sessizliği anımsadı; dişliler, hazır duran mekanizmaya yaklaşıp dokunduğunda, dünya bir an sessiz kalmıştı.Dişli yerine oturunca mekanizma işlemiş, insanların budalalıklarını ve aldırmazlığını körüklemişti.

Babasız Evler, Heinrich Böll (Sayfa 148 - Can Yayınları)Babasız Evler, Heinrich Böll (Sayfa 148 - Can Yayınları)
mehmet pak 
06 Haz 00:24 · Kitabı okudu · İnceledi · Puan vermedi

Erkeklerin çoğunluğu, konuşmalarının arasına, oradan buradan kaptıkları göstermelik sözleri sokuşturmaktan kendilerini alamazlardı.Filmlerde nasıl sigara içiliyorsa, öyle sigara içerlerdi . Zaten dünya, taklitçilerle doluydu.

Babasız Evler, Heinrich Böll (Sayfa 210 - Can Yayınları)Babasız Evler, Heinrich Böll (Sayfa 210 - Can Yayınları)
mehmet pak 
31 May 19:38 · Kitabı okudu · İnceledi · Puan vermedi

Entelektüel çapkınlardan her zaman nefret etmişti. Bu gibiler, reflekslerin ve kıskançlıkların etkisi altındaki yaşamlarını, çoğunlukla edebiyat alanından seçtikleri örneklere göre sürdürür ve bu örnek seçimini yaparken de Sartre ve Claudel arasında bocalayıp dururlardı .

Babasız Evler, Heinrich Böll (Sayfa 39 - Can Yayınları)Babasız Evler, Heinrich Böll (Sayfa 39 - Can Yayınları)
mehmet pak 
 03 Haz 15:29 · Kitabı okudu · İnceledi · Puan vermedi

'' Nasılsa hayatın pisliklerini gereğince erken yaşlarında öğreniyorlar.''

Babasız Evler, Heinrich Böll (Sayfa 112 - Can Yayınları)Babasız Evler, Heinrich Böll (Sayfa 112 - Can Yayınları)
mehmet pak 
 31 May 17:43 · Kitabı okudu · İnceledi · Puan vermedi

Savaşları var eden etmenleri ortadan kaldırmak için mücadele edin.
Palyaço adlı romanında ise Böll ,burjuva ahlakının düzmecelerini betimler, Bu öyle bir ahlak düzenidir ki , insanoğlu hiç bir zaman düşündüğünü yapmaz; tek yaptığı,kendini başkalarının davranışlarına göre ayarlamaktadır.İnsan , savaşın da hem yaratıcısı, hem kurbanıdır ,çünkü savaşı önleyecek hiç bir eylem gerçekleştirmemiş , ama savaş sonrasının acılarına neden arar olmuştur.

Ahmet Cemal

Babasız Evler, Heinrich Böll (Sayfa 10 - Can Yayınları)Babasız Evler, Heinrich Böll (Sayfa 10 - Can Yayınları)
mehmet pak 
 03 Haz 16:49 · Kitabı okudu · İnceledi · Puan vermedi

'' Evlenmeyi artık istemiyorum, '' dedi Nella. '' O işe bir daha kalkışmam. Ama istersen, hemen metresin olurum. Bunu sen de biliyorsun.Ve metres olarak sana, bir eşten daha bağımlı kalırım. Ama artık hiç evlenmeyeceğim. Rai 'nin ölümünden bu yana, aslında hiç evlenmemenin çok iyi bir şey olduğunu düşündüm. Ne gereği var bütün bu oyunun, düşlerin, evliliği öylesine ciddiye almanın? Dul kalmanın o korkunç sonuçlarına katlanmanın ne gereği vardı ? Bir medeni nikah, arkasından bir de kilise nikahı ve ondan sonra bir kurşunda yok oluveren koca. Savaş, törenle yapılan bu sözleşmelerden üç dört milyonunu birden yok ediverdi, ortada bir sürü dul kadın kaldı. Ben, dul yaşamı sürdürebilecek bir kadınım .''

Babasız Evler, Heinrich Böll (Sayfa 129 - Can Yayınları)Babasız Evler, Heinrich Böll (Sayfa 129 - Can Yayınları)
2 /