Babasız Evler

Heinrich Böll
Reklam

Yorumlar ve İncelemeler

Puan vermedi·376 syf.·
2025 49. kitabı
Olmasın savaşlar, ölmesin babalar, yetim kalmasın çocuklar,desek de maalesef oluyor. Günümüzde Gazze, aç açıkta kalan aileler, yetim kalmış çocuklar. Bu çocuklar büyüyebilirlerse savaşın etkisini ölünceye dek üzerlerinde taşıyacaklar. Alman yazar Heinrich Böll'ün çocukluğu Birinci Dünya Savaşı, gençliği İkinci Dünya Savaşı'na denk gelmiş, kitaplarında savaşlardan oldukça sık bahseder. Yazarın Palyaço isimli kitabını da çok merak ediyorum. Elimizdeki kitap İkinci Dünya Savaşı sonrasını anlatmakta. Rhein Irmağı kıyılarında bir kentte geçer. Çocuklar babalarını, kadınlar kocalarını kaybetmişlerdir. İki ayrı aile, iki dul kadın, üç çocuk ve savaştan kurtulan Albert. Bu beş kişi ve etraflarındaki insanların yaşam mücadelesini anlatmakta. Yoksulluk dikkat çekmekte. İnsanlar aynı evde odalar kiralayarak yaşamakta. Çocuklar çalışmak durumundalar. Savaşın soğuk yüzü evlerin ortasına bomba gibi düşmüş. Fiziki ve ruhsal çöküntüler... Daha fazlası kitapta. Okumanızı tavsiye ederim. Kitapla kalın sevgili arkadaşlar.
Kitap İncelemesi
Babasız EvlerHeinrich Böll · Can Yayınları · 2021305 okunma
Puan vermedi·376 syf.··
2025 45. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 12 Haziran 2025 18:28
“İnsan savaşın da hem yaratıcısı, hem kurbanıdır, çünkü savaşı önleyecek hiçbir eylem gerçekleştirmemiş, ama savaş sonrasının acılarına neden arar olmuştur.” Alman edebiyatının temsilcilerinden olan Heinrich Böll ‘ün çocukluğu 1. Dünya Savaşı’nın açlık ve yoksulluk günlerine,gençliği ise 2.Dünya Savaşı yıllarına rastlar. Yazar eserlerinde sık sık savaş öncesi,savaş ve savaş sonrası dönem ve ortamlara yer verir. Babasız Evler ‘de Rhein Irmağı kenarında yer alan bir kentte yaşanılanlar kaleme alınır.Savaşta kadınların kocaları, çocukların babaları ölmüştür.Savaş sonrası dul kadınların,babasız çocukların çektiği sıkıntılar, yaşadığı travmalar,toplumsal yıkımlar kaleme alınmıştır.Yine annelerin başka erkeklerle olan ilişkileri karşısında çocukların duygularını,hissettiklerini ustaca yansıtır okura.Yazar ahlak ve ahlaksızlık arasındaki sınırı buz tabakasına benzetir.Bu buz tabakasının kırılmasını da annelerin başka erkeklerle olan ilişkilerine göre yorumlar. Eserde bilinç akışı tekniği kullanılmıştır.Olaylar beş kişinin bilinç düzeyinden aktarılır. Savaş sonrası hayatların farklı açıdan gayet başarılı bir şekilde ele alındığı bu eseri tavsiye eder,keyifli okumalar dilerim.
Babasız EvlerHeinrich Böll · Can Yayınları · 2021305 okunma
Puan vermedi·371 syf.··
Beğendi
·
2022 85. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 25 Aralık 2022 20:05
Herkese merhaba. Bu ay #heraybirşiirbirromanokuyoruz grubumuz ile birlikte Babasız Evler'i okuduk. Çok etkileyici ve hüzünlü bir eser oldu bizim için. İyi ki birlikte okuduk ve üzerine sohbetler ettik. Bir sonraki ay bir başka eserde tekrar görüşmek dileğiyle. Hepinize teşekkür ederim. Okuyan1fenogretmeni Burcu Hilal İnal Smk Beyza Şahin filizlenin Kitapperverbiri @Okuyan_ilknur61 Fatma Kazankaya Sena Karaca Gülşah Ongun hergune1kitap Yazar, Babasız Evler romanını kendi babasını kaybetmesinden dolayı değil savaşın bitiminden sonra babalarını yitirmiş çocukları gördükten sonra yazmış. İki bambaşka statüye sahip aile birbirinden ne kadar farklı olsalar da savaşın yıkımının getirdiği acı sonuçlar aynı kahpe kaderde birleştirmiştir onları. Babasız çocukların yaşadığı duygusal ve fiziksel çöküşlerini etkileyici ve sahici bir üslup ile bize aktarmış yazar. İki kadın, ikisi de savaşta kocasını kaybetmiştir. Çocuklarına bakmak, hayatlarını idame ettirebilmek için farklı seçimlerde bulunacaklar. Çocukların hayatlarını birde anneleri farklı yönde etkileyecektir. Albert, tek aklı başında, duyarlı, merhametli kişidir ve bu savaşın getirdiği yıkım da onun payına düşen sevdiği insanları koruma içgüdüsünü taşımasıdır. Temelde anlatılmak istenen yaşanan onca zulmü ve ahlaksızlık kavramını kadınlar ve çocukların düzeyinde hiçte adil olmadığını, en çok da onların hayatlarını alt üst ederek nasıl bir yıkım ile baş etmek zorunda kaldıklarını bizlere göstermeyi amaçlar. Beğendiğim kitaplardan oldu. Sadece keşke sonu devam edebilecek gibi bitmeseydi, demek zorunda kaldık. Onu da söylemeden geçmeyeyim. Herkese keyifli okumalar dilerim. #kitapalıntıları : gene sessizlikte beliren kelimeler, belleğine düşüverirdi. Onu huzursuz kılan kelimelerdi
Edebiyat & Roman
Babasız EvlerHeinrich Böll · Can Yayınları · 2021305 okunma
Çocukluğumun Ülkesi Yemyeşildi...
8/10
·376 syf.·
2023 208. kitabı
Heinrich Böll ve yine savaş sonrası etkilenen yaşamlara parmak basan yazar, ölen eşlerin ardında kalan anneler ve çocuklarına odaklanıyor. Babasız kalan evler ve aileler üzerine etkisi. Yaşam, evlilik, cinsellik, ahlak ve toplum... Kocasız kalan kadınlar, babasız kalan çocuklar... Ölenler ve ardında yaşayanlar!!! bu kısım çok manidar """yaşamak!!! nedir?""" sorusunu akla getiriyor, yaşamanın şarkılarda, aşkın kitaplarda filmlerde kaldığı hayatlarda... Nerde olursak olalım yaşam taklitçilerle, tekrarlanan, benzer olaylarla dolu iken, sessizliğin hüküm sürdüğü hayatlarda, sabır genel felsefesi olmuşken insanların, yaşanamayacak yaşamın düşlerini kurarken, aslında yaptıkları, yapmak istediklerinden çok farklıydı çelişki de kaldığı hayat adına, "şunu ya da bunu şöyle değil de böyle yapsaydık" düşüncesi her daim hayatımızda iken dost bulmak eş bulmaktan daha zordur hayatta hakikaten... Severek okudum dokunduğu hayatlarda Böll ü her daim, külliyat okumalarımda en sona bıraktığım en güzel kitabının Palyaço olduğunu düşündüğüm kitabı ile külliyatı tamamlamak istiyorum, Böll okumayı çok özlemişim, iyi ki külliyatıni bitiriyorum, iyi ki okudum bu kitabını da...
Külliyat Okumalarım
Babasız EvlerHeinrich Böll · Can Yayınları · 2021305 okunma
Puan vermedi·376 syf.··
2017 21. kitabı
Bu kitabı okuduğunuzda savaşın ne denli korkunç bir şey olduğunu bir kez daha anlıyorsunuz. Babalarını hiç tanımamış çocukların baba özlemi, onların psikolojileri, çok etkileyici. İnsan hayatında baba faktörünün önemini bir kez daha kavrıyorsunuz.
Babasız EvlerHeinrich Böll · Can Yayınları · 2018305 okunma
Puan vermedi·376 syf.··
2022 235. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 24 Aralık 2022 00:00
1950'lerin başında, savaş sonrası kocasız, babasız kalan evleri konu alır. İki aile üzerinde yoğunlaşan yazar, duruma çocukların ve annelerin gözünden bakmıştır. Bachlar, maddi sıkıntı çekmeyen, evde başkalarıyla yaşayan bir aile. (ne kadar aile diyebilirsek) Martin'in babası savaşta ölmüş, annesi ise onunla pek ilgili değildir. Brielaclar ise daha yoksul, geçimini sağlamak için çalışmak zorunda kalan bir anne ve annesinin eve gitirdiği amcalardan rahatsız olan Henrich... Henrich babasızlığın yanında yoksullukla da savaşmak zorunda kalır, küçük yaşına rağmen hesap kitapla uğraşır. " Ucuza yumurta satan bir yer bilseydim hemen koşardım. O zaman biz de yumurta yiyebilirdik." demesi aslında her şeyi anlatıyor. Çünkü o dönemde yumurta zor bulunuyor ve sadece babalar, amcalar yiyebiliyor. Anneler ise çocukların deyimiyle 'amcalarla' vakit geçirir, çocuklarına karşı ilgisizdir. Kocasız kalan kadınlar belki de bir erkeğe ihtiyaç duyarak hayatını devam ettirmek için bu yola başvururlar. Tabi ki her zaman en çok yarayı çocuklar alır. Iki kadın, iki çocuk ... Ve çocukları annelerinden bile çok düşünen Albert Amca... Savaş sonrası Almanya'ya, iki taraftan da bakılmış, farklı bir bakış açısı sunulmuştur. Merak uyandıran, akıcı bir kitap. Her ne kadar başlarda tüm karakterler bir arada verilmiş ve isimler karışmış olsa da okudukça taşlar yerine oturuyor, keyif almaya başlıyorsunuz. Savaşın ardında bıraktıklarına birde çocukların gözünden bakalım... Keyifli okumalar.
Babasız EvlerHeinrich Böll · Can Yayınları · 2021305 okunma
8/10
·376 syf.··
Beğendi
·
2023 51. kitabı
·
25 saatte okudu
·
Okunma: 01 Ağustos 2023 23:43
Babasız çocuklar için “ O, babasını savaşta yitirdi,”  denirdi. Bir öğrenci teftiş sırasında dersini bilmeyince müfettişlerin kulağına bu söz fısıldanırdı. Ve öğretmenler okula yeni gelmiş bir çocuk için, babasını savaşta yitirmiş, derlerdi. Sanki babasını bir şemsiye ya da bozuk para gibi yitirmişti. Kulağa böyle gelirdi. Heinrich Böll, Babasız Evler romanını savaşın bitiminden sonra babalarını yitirmiş çocukları gördükten sonra yazmış. Orijinal ismi “Şapkasız/Çatısız Evler”e olan roman’ı, Ahmet Cemal “Babasız Evler” olarak isimlendirmiş. 2.dünya savaşında yirmili yaşlarda dul kalan, babaları ölen çocukların evlerine konuk ediyor bizi yazar. Annelerinin tabiri ile ‘’amca’’ dedikleri adamlarla yaşadıkları fiziksel ilişkileri gözler önüne serip, öksüz çocukların aldıkları duygusal ve fiziksel yaraları, çöküşleri okuyoruz. İki aile.. Wilma Bierlich ve oğlu Henrich , Nella ve oğlu Martin. Ve savaştan sağ kurtulabilmiş Albert'in ağzından okuyoruz romanı. Çok hüzünlü, çok derin, çok etkileyici
Edebiyat
Babasız EvlerHeinrich Böll · Can Yayınları · 2021305 okunma
8/10
·376 syf.··
2018 64. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 01 Mayıs 2018 21:18
Kutsal oldukları kabul görmüş, çoğu modası geçmiş değerlerin ve hepsi yalan sözlerin esaretinde, parçası olmaktan sıyrılamayıp gönülsüzce katılmak durumunda kaldıkları lanet olası savaşın kurbanı olup dönemeyenlerin, geride bıraktıklarının yaşadıkları sefaleti, zorlukları ve bütün bunlara karşılık nafile yere verdikleri mücadeleyi; birbirinden çok farklı standartlarda yaşayan iki aile özelinde, çocuklarının gözünden, onların yaşları itibarıyla kendilerine has anlamlandırmalarıyla, bakış açılarıyla öğreniyoruz.
Babasız EvlerHeinrich Böll · Can Yayınları · 2018305 okunma
Puan vermedi·376 syf.··
2020 36. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 07 Haziran 2020 02:06
İkinci Dünya Savaşı ve ardında bıraktığı milyonlarca dul ve yetim. Savaş sonrası dul kadınların çektikleri sıkıntılar ve yaşadıkları travmalar anlatılmış. Annelerin yasak ilişki kurdukları kişilere amca denilmiş. Bir tarafta Wilma Bierlich oğlu Henrich, öbür tarafta Nella ve oğlu Martin. Henrich ekonomik sıkıntılar içinde yaşar Martin ise ekonomik kaygısı yoktur. Anca ikisinin de ortak dertleri baba sevgisi eksikliğidir. Martin'in çok sevdiği Albert vardır. Albert romanda ideal kişidir. Romanda buz tabakası metafor olarak kullanılmıştır. Henrich buz tabakası üzerinedir. Bu buz tabakası ahlak ile ahlaksızlık arasındaki paravandır. Buz tabakası üzerinde yürüyen Henrich buzun ne zaman kırılacağını merak eder. Henrich'in annesi Leo'nun evinden ayrılıp fırıncının evine taşınma sırasında kırılır.
Babasız EvlerHeinrich Böll · Can Yayınları · 2018305 okunma
Puan vermedi·376 syf.··
2022 167. kitabı
1972’de Nobel Edebiyat Ödülü kazanmış Heinrich Böll’ün “en az bilinen” eserlerinden. Orijinal ismi “Şapkasız/Çatısız Evler”e denk gelen roman, Ahmet Cemal “Babasız Evler” demeyi ne de güzel uygun görmüş. İkinci Dünya Savaşı ve ardında bıraktığı milyonlarca dul ve yetim. Savaş sonrası dul kadınların çektikleri sıkıntılar ve yaşadıkları travmalar anlatılmış. Eserde savaşın ardında bıraktığı izleri iki dul kadın, iki yetim çocuk ve savaştan sağ kurtulabilmiş Albert'in ağzından okuyoruz. Iki kadın da farklı ekonomik şartlar içerisinde hayatlarına devam etmeye çalışırken, çocuklar da kendi yaşamlarından hareketle etraflarında gördüklerini anlamlandırmaya çalışıyor. Annelerin yasak ilişki kurdukları kişilere amca denilmiş. Bir tarafta Wilma Bierlich oğlu Henrich, öbür tarafta Nella ve oğlu Martin. Henrich ekonomik sıkıntılar içinde yaşar Martin ise ekonomik kaygısı yoktur. Ancak ikisinin de ortak dertleri baba sevgisi eksikliğidir. Harp sonrası meydanları terk eden savaşın evlere girdiği, toplumsal yıkımların devam ettiği ve darmadağın olmuş ailelerin psikolojik savaşların da okuyoruz Böll’ün kaleminden. Savaşın yalnızca askeri veya siyasi bir olgu değil, aynı zamanda toplumsal yıkımın bir aracı olduğunu anlatan önemli bir eser.
Babasız EvlerHeinrich Böll · Can Yayınları · 2018305 okunma

Yazar Hakkında

Heinrich BöllYazar · 28 kitap
1972 Nobel Edebiyat Ödülü'nün sahibi. 1917'de Köln'de doğdu. 1924 yılında okula gitmeye başladı. 1937'de liseyi bitirdi. 17 yaşında şiir yazmaya başladı. 1938 yılının sonbaharında çalışma kampına, bir yıl sonra da askere alındı. Piyade olarak, doğu ve batı cephesine gönderildi. 1945 yılının nisan ayından eylül ayına kadar, İngilizlerin ve Amerikalıların elinde savaş esiri oldu. Savaş bitip Köln'e döndükten sonra, hem üniversite öğrenimini sürdürdü hem çalıştı. 1947 yılında ilk kısa öyküsü Haberci, sonra ilk romanı Ademoğlu Neredeydin?, Ve O Hiç Bir Şey Demedi yayınlandı. Yapıtlarında İkinci Dünya Savaşı'nı, özellikle de insanların nasıl savaştıklarını, savaşın yıkıntılarını ve acılarını anlattı. "Ve O Hiçbir Şey Demedi" adlı en ünlü romanını yazarken aklında tek bir gerçek vardı. Savaş yanında yoksulluk ve zor koşullar getirmiş, hayatını değiştirmişti. Mayına bastığı için yaralanan dizini iyileştirebilmek için para gerekliydi. O yüzden Böll, 5 gün evden çıkmadan bu eseri yazdı. Yayınevinden aldığı para ile de dizini eski hale getirmeyi başardı ve yazar olarak kariyeri devam etti. Daha sonra yazdığı Babasız Evler adlı romanını, kendi babasını yitirmesinin ardından değil; ama çevresinde savaş yılları sonrasında acı çeken onlarca çocuğu gördükten sonra yazmıştır. Kendisi, savaş sonrası koşullardan, yoksulluk, açlık ve hastalık gibi sıkıntılardan hem kendi geçtiği, hem de çevresinde bu durumlardan acı çeken birçok insan gördüğünden, hiçbir zaman çocuk sahibi olmak istememiş, kendi deyimiyle "Böyle bir dünyaya çocuk getirmek" istememiştir. 16 Temmuz 1985 tarihinde, çalan kapı ziline koşarken merdivenden yuvarlanarak hayatını kaybetmiştir.