Yazmak, bir daha adım atamayacağın bir yolun yine yeniden, düzensizce, akıp gittiği sanısına kapıldığımız zamanın dışından anlık tadışlarla kurumu, bir ikinciye yaşamayacağımızı sıradışı bir tazelikle, kimi zaman yıkmak isteyeceğimiz, devamlı kurduğumuz, dinlemek istemeyip devamlı dinlediğimiz, uzak durdukça yakınlaştığımız, yakınlaştıkça uzaklaştığımız, sonunda, kelimelerce yakın kaldığımız, ama hareketli, benimsendikçe devamlılıkla yenilenecek bir yoldur. Uyarıcı bir düşünceyken henüz kelimeler, bu mevsimde dahil üşümesin diye üzerine örtü çekilir, kim bilir ne yaratıp da canlandıracağını harflerin dünyasında... Belki de, anlatımın söz söyleme yolundan daha acılı kalmasının sebebi, tüm tasavvurlarını da yaşananla, işte o karmaşanın ucuna ekleyerek yeniden adlandıracak, yaratacak denli düşünme fırsatına sahip olabilmenin güçlü ikramıdır. Kelimeleri, kendi yaşadıklarıyla acı bir özsuyu yoğunluğuna döndürenlerin arasına, bir savaşın içinde doğan başka kıyımların nedensizliğinin, mağduriyetin içinde madur kalanların anlattıkları, genellikle katılmaya pek müsaittir. Yıkıntılar ardında yıkılmış umutları, haksız yere azaltılmış hayalleri, küçülen hevesleri anlayan kelimelerin sayfadan attıkları çığlığın duyumsanacağı o yazmak eyleminin içinde, belki de suni cesaretle atılarak kahraman ön adını alanların kazandığı, formalite bir kaosun içinde bulunan H. Böll'den öğrenilebilecekler vardır.
Matarasını, komut kadarınca kısa bir zamanda doldurmak üzere o zengin, devamlı akıcı kaynağa yaklaştırdığında, onlarca boş diğer mataraların yanında kayboluyor olanakları. Belirsizlikte yaşamlarının tehlikesi hırslarına hüküm verirken de, saniye başı ağırlığı artan şişesiyle kenara itildiğinde suyla dolu haznenin ağzını yere doğru bastırdığı vakit yükselen bu hayati, bu umutlu, bu güvenli