Franz Kafka Gibi Yalnız

8,5/10  (2 Oy) · 
6 okunma  · 
3 beğeni  · 
584 gösterim
Franz Kafka birçok kültürün, tarihin ve dilin kavşağına konumlanmış bir yazardı; Prag'da doğmuş, o zamanlar Avusturya İmparatorluğu'nun parçası olan ve Çek milliyetçiliğinin geliştiği Bohemyalı bir Yahudiydi. Kendini ne Çekçe ifade ediyordu ne de Yidiş, Almancaydı dili. Hayatından da iki seçeneği tamamen dışlamıştı: Avusturya'ya, Alman kültürüne ya da Bohemya'ya topyekûn bir asimilasyon ve artık babasının bile kurallarınca yaşamadığı, atalarına ait bir Musevilik anlayışına dönüş. İşte en klasik, en cüretkâr modern sanat bu durumdan ve bu yırtılmadan doğdu.

Marthe Robert'in, onun kitaplarında, günlüğünde ve yazışmalarında ipuçlarını verdiği fikirlerden, yaşam biçiminden yola çıkarak Prag'daki konumunu ve duruşunu açıklığa kavuşturma, belirleme çabasıyla kaleme aldığı bu önemli deneme, Kafka'yı anlamak ve anlatmak üzere kaleme alınan temel eserlerden biri, hatta kimi edebiyat eleştirmenlerine göre, hâlâ aşılamamış bir inceleme.
(Tanıtım Bülteninden)
  • Baskı Tarihi:
    Ocak 2014
  • Sayfa Sayısı:
    296
  • ISBN:
    9789750719295
  • Çeviri:
    Orçun Türkay
  • Yayınevi:
    Can Yayınları
  • Kitabın Türü:
Aykut 
08 Haz 22:55 · Kitabı okudu · 13 günde · Beğendi · 10/10 puan

Eserin ismi sizce de ilgi çekici değil mi? Franz Kafka Gibi Yalnız. Sahi, Franz Kafka gibi nasıl yalnız olur insan? Bende bunu sordum kendime, eseri kütüphanede ilk gördüğümde. Kafka'nın üzerine yazılan, onu anlamak ve anlatmak için kaleme alınmış sayısız eserden biri bu eser. Kafka üzerine birçok inceleme okuma şansı buldum, fakat bu eserdeki gibi kaliteli ve ayrıntılı bir inceleme görmedim. Kafka'yı her yönüyle; gerek kullandığı dil olsun gerek kökenlerine inerek olsun birçok farklı yönden değerlendiriyor.

Öncelikle arka kapakta bahsi edildiği üzere şunu hatırlatmakta fayda var. Kafka birçok kültürün, tarihin ve dilin ortak noktalarına konumlanmış bir yazardı. Şayet onun çoğu durumunun sebebi de bu arada kalmışlık hissi denebilir zannımca. Ne öyle ne böylelik olarak da ifade edilebilir bu durum. Başka bir deyişle yaşama aykırılık olarak adlandırabileceğimiz bu durum insan toplumunun (nedense) en çok zoruna giden şeylerden biri değil midir? Bir yere ait olamama ve kaybolmuşluk hissinden bahsediyorum. En basitinden din konusunda dahi herhangi birine "ben ne öyleyim ne de böyle" şeklinde kesinlik belirtmeyen diyaloglar içerisine girseniz muhtemelen ya ayıplanır ya da garip gözle bakılırsınız. Çünkü insanlar kendi de dahil olmak üzere herkesin kesinlik duygusunu yaşamasını istiyor Kafka'dan bu yana (bu şekilde söylememin nedeni bunu en iyi Kafka anlattığı için ondan önce, onun ettiği gibi ifade edilemediğinden dolayıdır).

Kafka kendi aykırılığının da farkındadır fakat bunu, yaşamında eserlerinde açığa vurduğu kadar açığa vurmaz. Bir nevi yazın sanatı onun için geriye kalan son bir çıkış kapısı gibidir. Dolayısıyla Kafka da bu çıkış kapısını mutlaka kullanması gerektiğinin de şayet bilincindedir. Fakat ne yazık ki yaşanmaya değer bulduğu tek varoluş biçiminin de yaşamaya aykırı olduğunu da biliyordur. İşte belki de bu "bilinç" ve "farkında olma" eylemi onun buhranlarının temelini oluşturuyordu. Bu buhranlar onun yaşama şeklini de oluşturur. Başka koşullarda ona "ermiş" gibi bakmaları söz konusu iken o kendini tek suçlu olarak görür. Yeme içme konusunda kendini kısıtlaması, bir ara çok az yemesi tıpkı keşişlerin yaşamına benzetilebilir fakat Kafka'ya göre tam tersi bir suçlu yaşamıdır bu.

Bu "suçluluk" konusu eserde oldukça ayrıntılı ve yerinde anlatılıyor, bu yüzden bu suçluluk kavramı ve Kafka arasındaki ilişkiyi kitabı yeni okuyacaklara bırakmak istiyorum. Şayet bunu eserin yazarı Marthe Robert kadar ne iyi açıklayabilirim ne de anlaşılır. Kafka ve eserleri arasında sandığımızdan çok daha fazla ortak yön olduğuna da rastlıyoruz kitapta. Şayet genel temadan ayrı olarak küçük ayrıntılar dahi onun hayatından belirli kesitleri yansıtıyor. Onun eserlerinde hep şuna benzer bir hava hakimdir; kimsenin üzerine konuşmak istemeyeceği ya da isteyemeyeceği skandallar vardır. Ortada neredeyse dehşete sebebiyet veren bir skandal vardır ama kimse onun hakkında konuşamaz veya konuşmaz. Bunun nedeni hayatındaki ikilemler ve kısıtlanmalar mıdır? İşte bunun cevabı da nadide eserimizde.

Son olarak kitapta da değinildiği üzere Kafka'nın aşk anlayışına biraz değinmek istiyorum (benim zihnimde açığa çıkan kişisel düşüncelerime dayanarak). Kafka, kitabın kapağında da bahsedildiği gibi "yalnızlık" kavramı ile ne kadar özleşmeye müsait olsa da onun bile bu yalnızlığa bir yoldaş istemesi durumu söz konusudur. Dikkat ediniz "yalnızlığa bir yoldaş istemek" dedim, yalnızlığa yoldaş olunursa bu yalnızlık olmaz diye düşünebilirsiniz ama bu durum Kafka'da tam tersine. Dediğim gibi, Kafka bile bir yoldaş istiyor. Tek başına katlanacak güçten yoksun olduğunu kendi itiraf ederken aşka bakış açısı da birazcık olsun çıkartılabilir. Felice'ye yazdığı kimi mektuplar da yalnızlığı onunla nasıl paylaşmak istediğini kanıtlar niteliktedir. Bunu daha ayrıntılı incelemek için Felice'ye Mektuplar eseri de okunabilir. Kafka için yalnızlık da paylaşılabilirdir, buna göre yalnızlık için tek kişi olmak gerekmez, o hissi (o boşluk hissini) birbirine kalben yakın iki kişi bile yaşayabilir. Dolayısıyla iki taraf da yalnızlıktan aynı huzursuzluğu yine yaşar fakat bunu birlikte, bazı zamanlar birlikte bile değilken yaşarlar.

Kafka kimi zamanlar kendini öylesine alçaltmıştır ki, gerek Felice ve Milena'ya yazdığı mektuplar olsun, gerekse de günlüğünden kimi kesitler olsun bunu doğrular. Sevdiği kişi karşısında bir alçalma, kendi tabiri ile bir köle olma söz konusu dahi olabilir. Bunun Kafka'nın nasıl bir psikoloji içerisinde olduğu göz önünde bulundurularak daha ayrıntılı yorum yapılarak değerlendirilmesi gerekir. İşte, bu gibi birçok ayrıntılı değerlendirme kitabın içinde mevcut. Kitap bu değerlendirmelerin yapılacağı "Kafka alanına" göre bölümlere ayrılmış. Örneğin bir bölüm Kafka'nın ırkı ve kökenlerinden ve bunun psikolojisine etkisini anlatır iken bir bölüm de tamamen Kafka'nın dil meseleleri üzerine ayrılmış. Söz arasında şunu da belirtmek isterim ki yazarımız, Marthe Robert psikoloji alanında da adeta bir usta. Kafka'nın psikolojisi üzerine yalnızca somut örnekler değil soyut örnekler de veriyor sanki bir Kafka'ymışcasına. Kafka'daki aşk anlayışından şunu da bahsedebilirim; sevdiği kişiyi dokunamayacağı bir doruğa yerleştirme de söz konusudur. Yazarın böyle bir çıkarım yapmış olması bana da olağan geldi. Fakat bu demek değildir ki Kafka'nın aşka bakış açısı bundan ibarettir. Kafka oldukça kırılgan ve değişken bir kişiliğe sahip olduğundan aşk hayatının yalnızca belli bir döneminde bunları yaşamış olması da muhtemeldir.

Sonuç olarak her türlü yoruma açık bir eser Franz Kafka Gibi Yalnız. Zaten Kafka'yı anlamak da yorumlamak da bu denli zor iken, bu eserin yorumlara açık olmaması canilik olurdu, değil mi? İncelemede yazdığım şeyler de benim kitaptan çıkarım yaptığım yorumlarımdır. Sizlerin de (özellikle bir Kafka sever iseniz) bu eseri okuyup yorumlarda bulunmasını ve bu yorumları okuyup yararlanmayı çok isterim. Kafka severlerin mutlaka okuması gereken bir eser diyorum. Mutlaka okumalısınız efendim.

Kitaptan 5 Alıntı

Aykut 
29 May 08:40 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 10/10 puan

... Kafka, çevresinde pek çoklarının yaptığı gibi doğrudan kullanılabilecek bir çare sayesinde çatışmalarını çözüme ulaştırmayı değil, çelişkilerini bilmezden gelmemek, onlardan kaçmamak, zırlama bir ideolojik seçimle onları önemsizleştirmemek ya da daha da kötüsü onlara razı olmamak için, çelişkileriyle yüzleşmeyi ve onlar üstüne derinlemesine düşünmeyi görev edinir.

Franz Kafka Gibi Yalnız, Marthe Robert (Sayfa 53 - Can Yayınları)Franz Kafka Gibi Yalnız, Marthe Robert (Sayfa 53 - Can Yayınları)
Aykut 
04 Haz 00:47 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 10/10 puan

Kafka'daki sıkıdüzen sisteminde, onu gizliden gizliye hazırlayan özezerliğin dışında dikkat çeken bir başka şey de, ilk bakışta ne kadar olumsuz görünürse görünsün, bu sistemin uzlaşmaz olanı uzlaştırmaya yönelik ya da Freud'un düşle nevroz belirtisi konusunda söylediği gibi, birbirine taban tabana zıt iki eğilim arasında ayakta kalabilecek bir uzlaşma yaratmaya yönelik büyük bir çabanın sonucu olmasıdır.

Franz Kafka Gibi Yalnız, Marthe Robert (Sayfa 180 - Can Yayınları)Franz Kafka Gibi Yalnız, Marthe Robert (Sayfa 180 - Can Yayınları)
Aykut 
31 May 15:06 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 10/10 puan

Kafka hava ve memleket değiştirerek, yabancı kadınlara tutularak ya da etnik ve dinsel bağları çözerek, varlığını güçlendirme umudunu kuşkusuz bırakmaz, ama her zaman için bölünmüş yapısı yüzünden, bunu yalnızca düşüncede, demek ki yazın alanında gerçekleştirmeye çalışır, değil mi ki onda düşünceyle yazın arasında neredeyse fark yoktur. Harekete geçmeye karar verse -ama birbiriyle uyuşmazlık arzularının karmaşası içinde, her türlü karar gözüne olgunlaşmamış görünür- karşılaşabileceği tüm durumları girdileri çıktılarını açıkça görebilmek, her birinin kendisi için hangi fırsatları ve hangi tehlikeleri içerdiğini önceden kestirebilmek için kitaplarında sınamakla yetinmesi gerekir. Zamanının ve enerjisinin büyük bölümünü alan bu sistemli deneye kendini kaptırarak, tam olarak olduğu kişi, tam olarak olduğu yerde kalmayı sürdürebilir: Kafkalar arasında bir Kafka, Yahudiler arasında bir Yahudi, hem onlar arasında hem sürgünde, kimsenin yanına yaklaşamayacağı bir uzaklıkta, ama insan ilişkilerindeki karmaşık sistemde, her şeye karşın bir biçimde yakın olan bir uzaklıkta.

Franz Kafka Gibi Yalnız, Marthe Robert (Sayfa 130 - Can Yayınları)Franz Kafka Gibi Yalnız, Marthe Robert (Sayfa 130 - Can Yayınları)
Aykut 
02 Haz 15:05 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 10/10 puan

Kafka'nın düşüncelere karşı tutumunun yarattığı sonuçlardan biri, daha yaşıyorken, onun özel yaşamına uzun süreliğine girebilen kişiler, kadınlar ya da arkadaşları tarafından bile, sürekli yanlış anlaşılmasına neden olan bir çelişkidir. Düşünceler, yol açtıkları bireysel dönüşümlerin yanında çok ama çok hafif kaldıklarından, haklı ya da haksız olmaları kendilerinden kaynaklanmaz; biçimsel içerikleri bireyin kesinlikle kendisi olabilmesi, kendiyle ve kendine belirlediği amaçla uyum içinde olabilmesi için bir şey demediği ölçüde, aynı oranda değersizdir hepsi. Dolayısla Kafka onları geçici olarak sonsuz bir hoşgörüyle karşılar, tam da bir yargı ileri sürebilmek için görmeyi bekleyen yansız bir gözlemciye yaraşacak biçimde.

Franz Kafka Gibi Yalnız, Marthe Robert (Sayfa 139 - Can Yayınları)Franz Kafka Gibi Yalnız, Marthe Robert (Sayfa 139 - Can Yayınları)