Palyaço

8,4/10  (22 Oy) · 
37 okunma  · 
20 beğeni  · 
1.041 gösterim
Hans Schnier, varlıklı bir ailenin oğlu olmasına karşın meslek olarak palyaçoluğu seçmiştir. Evlenmeye ve doğacak çocuklarını Katolik terbiyesiyle büyütmeye yanaşmadığından, toplum baskısına direnemeyen sevgilisi tarafından terk edilir. Hans bu kayıp yüzünden yıkılır, sanatı bitme noktasına gelir.
Palyaço 1963 yılında yayımlandığında Almanya'da büyük tartışmalara yol açmış, Heinrich Böll din karşıtı olmakla suçlanmıştır. Oysa yazar, İkinci Dünya Savaşı sonrası burjuva toplumunun dar kafalılığı ve çarpık ahlakı yüzünden "ayrıksı" bir bireyin o toplumda kendine yer bulamayışının altını çizer. Palyaçonun maskesi ardında en sarsıcı gerçekleri dile getirir; günlük hayatın acımasızlıklarını, boş kuralları, haksız baskıları okurun yüzüne bir tokat gibi çarpar. Palyaço makyajı, aslında bireyin acılarını, arzularını, umutlarını sakladığı bir maskedir.
Güzel bir söz vardır: hiçbir şey. Hiçbir şey düşünme. Başbakan'ı düşünme, Katolikleri de düşünme. Küvette ağlayan, terliklerine kahve damlayan o palyaçoyu düşün.
  • Baskı Tarihi:
    Mart 2013
  • Sayfa Sayısı:
    256
  • ISBN:
    9789750717833
  • Çeviri:
    Ahmet Arpad
  • Yayınevi:
    Can Yayınları
  • Kitabın Türü:

Böll okumalarım bitti şimdilik. Noktayı en iyi kitabıyla koydum; Palyaço.

"Ve O Hiçbir Şey Demedi" kitabında bir ailenin savaş sonrası hüzünlü hikayesini okudum, "Katharina Blum'un Çiğnenen Onuru" kitabında, medyanın suçsuz bir insanı nasıl suçlu gösterip, onurunu beş paralık edebileceğini, "Ademoğlu Neredeydin"de, savaşın mahvettiği hayatları, "Babasız Evler"de, iki minik çocuğun gözünden, savaş sonrası Almanya'sını ve annelerinin bir başkasıyla evlenirken neler hissettiklerini okudum. Bütün bu okumalarım o kadar duygu yüklüydü ki... Her kitabın sonunda gözüm doldu, bazen ağladım. Savaşın bu denli iyi yansıtılmış olması beni derinden sarstı. İnanıyorum ki Böll okuyan bir insan savaş çığırtkanlığı yapan bir insanı anlamakta güçlük çeker, değişir ve milliyetçilik duygularının farklılaştığını görür.

Palyaço kitabında en çok etkilendiğim diyaloğu ekliyorum;
""Katolikler sinirimi bozuyor" dedim. "Onlar insafsızdır."
"Peki Protestanlar?" diye sordu gülerek.
"Vicdan üzerine attıkları palavralarla." dedim, "onlar da beni hasta eder."
"Ya dinsizler?" Hala gülüyordu.
"Sıkıntı verirler, çünkü hep Tanrı'dan söz edip dururlar."
"Peki, ya siz nesiniz?"
"Palyaçoyum ben," dedim."

Peki neden palyaço? Boyalı suratının arkasında, normal insanlardan kendini soyutlamak isteyen bir kahraman var karşımızda. İnsanlara, kendi davranışlarını şaklabanlık yoluyla gösteren ve insanların buna gülüyor oluşuna üzülen bir palyaço. Dış görünüşünün farklılığını aslında içinde taşıyan bir palyaço. Toplum kurallarına, dinin yobazlığına, savaşa, ırkçılığa karşı düşüncelerinde, diğer insanlara nazaran, farklı olan ve bunu söylemekten çekinmeyen, insanların davranışlarını anlamlandıramayan bir palyaço. Aynı zamanda belli bir savsaklığı ve umursamazlığı içinde barındıran bir palyaço.

Kitabı okurken, üslup nükteli gelebilir ama o zamanki toplumda yaşarken okuyor olsaydık eminim okumamız esnasında tek bir gülümseme dahi göstermezdik. Savaş sonrası Almanya'sının içine düştüğü durumu şeffaf bir şekilde ortaya koymuş Böll. Dinin insanlar üzerindeki ayrıştırıcı özelliğini ve ırkçılığın vardığı noktayı çok iyi irdelemiş.

Kahramanımız bütün bu dediklerimi ortaya koyarken, doğal olarak toplumdan uzaklaşıyor. Ailesi, sevgilisi ve bütün tanıdıkları ona yüz çeviriyor. Topluma adapte olamayan ve bütün inanışlara karşı savaş açmış yalnız bir kahraman... Bazen gururunu hiçe sayıp beş kuruş için olmadık yola başvuran bir kahraman. Bu da onun vurdumduymaz yanını gösteriyor. Bu vurdumduymazlık olmasa sanırım hayata tutunamayacak bir kahraman.

Her ne kadar dış görünüş olarak benzemesem de iç görünüş olarak kendimi çok benzettim Hans'a. Toplumun dinamiğini oluşturan çoğu etmen bana her zaman anlamsız gelmiştir. Böyle kitaplar okudukça da düzeleceğim yok, gerçi düzelmesi gereken ben miyim orası da ayrı.

Kitabı bu kadar yüzeysel incelediğim için kusuruma bakmayın. Yoğun bir zamanda yazıyorum. Kitabı okumuş ve okuyacak kişilerle de tartışmak isterim.

Böll ile tanışmış ve kitaplarının bir kısmını okumuş olmaktan çok mutluyum. Karamsar ama realist, döneminin yanlışlarını korkusuzca ortaya koymuş, bunu koyarken de edebi değeri zirvede tutmuş bir yazar Böll. Umarım sizler de benim kadar seversiniz kendisini. Herkese iyi okumalar diliyorum.

Son bir dileğim daha var; umarım ülkemde bu kadar yanlışlık dönerken Böll gibi insanlar ortaya çıkar ve topluma bu çarpıklıkları, siyasete fazla bulaşmadan, edebi lezzette sunabilir.

"Marie'nin niçin o adama kaçtığını anlayamadım, belki ben gerçekte Marie'yi bile anlayamamıştım."

Bu roman çok duygulu bir aşk hikayesini içinde barındırıyor aslında.

Bir palyaço var, kendisi ailesinin iki yüzlü servetine, toplumsal yerine karşı çıkan ve pandomin sanatı ile hayatını kazanmaya çalışan biri.
Palyaço bütün bireysel acılarını, bu beyaz pudralı yüzün arkasına gizliyor.
Bir kıza aşık oluyor ama aşkları imzalı bir kağıtta yazmadığı için toplumda kabul görmüyor.
Palyaço, toplumun değerlerine karşı çıkmış, yalnız yaşamaya çalışan bir tutunamayan aslında.
O evliliklerin kalpten çok kurallara hizmet ettiğini savunuyor.
Aşkına "o benim karım diyor, imzaları atmasak da , rahip önünde kutsanmasak da, o benim hayat arkadaşım diyor."
Bu romanda aşkın gerçekleri ile toplumun gerçekleri adeta kıran kırana savaşıyor.
Kazanan yok aslında, her iki gerçek de kaybediyor...

KubraYSN 
19 Ağu 2015 · Kitabı okudu · Beğendi · 8/10 puan

İnsanların hoşgörüsüzlüğünün din arkasına nasıl saklandığının en güzel örneklerinden biri bence palyaço .
Koyu Katolik olan sevdiği insanı sırf tanrıyla bağı çok iyi olmadığı için kaybeden bir palyaço . Ve güldürmekten çok düşündürmeye yönelten bir kurgu . Zamanın şartlarında gelecek eleştrileri göze alarak cesurca yazılmış bir kitap .
Yazar karakterin kişiliğini çok güzel seçmiş . Tüm olanları duygulara çok iyi aktarmış . Bunları yaşamasanız bile aynı durumda sizmişsiniz gibi onunla birlikte üzülüp Marie'yi özleyebiliyorsunuz . Keşke Marie geri gelseydi ..

Merve Kara 
05 Eki 2015 · Kitabı okudu · 3 günde · 5/10 puan

Kitabın konusunu okuduğumda çok beğenmiştim. Konusu güzel olmasına rağmen kurgu sürükleyici olmadığı için bağlayıcı bir kitap değil. Ama her şeye rağmen verdiği mesaj güzel

BARAN 
27 Ağu 2015 · Kitabı okudu · 4 günde · Beğendi · 8/10 puan

Güzel bir yapıt. Yazar bu romanıyla her ne kadar din karşıtı olmakla suçlanmışsa da, İkinci Dünya Savaşı sonrasında varlıklı bir ailenin palyaço olmayı seçen oğlu Hans Schnierin toplumun dar kafalılığı, din ve ahlak kurallarının baskısı altında toplumda yer bulamayışı okura çok güzel yansıtılmış.

Deliler Cumhuriyeti 
13 Mar 03:45 · Kitabı okudu · Beğendi · 8/10 puan

Toplumun kurallarına karşı çıkma cesaretini gösteren insanların her şeye hazır olmaları gerektiğini gayet güzel bir dille anlatıyor. Hayata bakış açısı sınırlı olan toplumların özgür bireyleri öğütmeye çalışmasının acıklı hikayesi de diyebiliriz.

hakan ovacıklı 
09 Ağu 2015 · Kitabı okudu · Beğendi · 10/10 puan

böll'ün en güzel kitabı. beni ağlatan ender kitaplardan biridir.karakterler,imgeler ve aslında görünmez olan bir hüzün var kitapta.

okuyunuz.

utku aksu 
24 May 13:41 · Kitabı okudu · 15 günde · Beğendi · 7/10 puan

guzel bir kitapti gercekten. sanki yarim kalmis gibi geldi bana. yazar yalniz kalisini ,toplumun deger yargilariyla nasil anlasamadigini guzel bir dille anlatmis,

Kitaptan 36 Alıntı

"Katolikler sinirimi bozuyor" dedim. "Onlar insafsızdır."
"Peki Protestanlar?" diye sordu gülerek.
"Vicdan üzerine attıkları palavralarla." dedim, "onlar da beni hasta eder."
"Ya dinsizler?" Hala gülüyordu.
"Sıkıntı verirler, çünkü he Tanrı'dan söz edip dururlar."
"Peki, ya siz nesiniz?"
"Palyaçoyum ben," dedim.

Palyaço, Heinrich Böll (Sayfa 95 - Can Yayınları)Palyaço, Heinrich Böll (Sayfa 95 - Can Yayınları)

Yaşayanların ölü olduğuna ve ölülerin yaşadığına inanırım.

Palyaço, Heinrich Böll (Sayfa 33 - Can Yayınları)Palyaço, Heinrich Böll (Sayfa 33 - Can Yayınları)

Bir çocuğun da dinlenme saati yoktur. Ancak "düzenin koşulları"na uygun davranmaya başladığı zaman, dinlenmeyi de düşünür.

Palyaço, Heinrich Böll (Sayfa 102 - Can Yayınları)Palyaço, Heinrich Böll (Sayfa 102 - Can Yayınları)

Bir insanla para veya sanat üzerine konuşmaktan vazgeçeli çok oluyor. Her ikisi bir araya gelince işler karışır. Bence sanata ya çok az ya çok fazla para ödenir.

Palyaço, Heinrich Böll (Sayfa 40 - Can Yayınları)Palyaço, Heinrich Böll (Sayfa 40 - Can Yayınları)

Bugün artık herkesin bir yere bağlantısı var. Parti'ye, üniversiteye, televizyon şirketine, İçişleri Bakanlığı'na.

Palyaço, Heinrich Böll (Sayfa 36 - Can Yayınları)Palyaço, Heinrich Böll (Sayfa 36 - Can Yayınları)

Sanatçıların hayatını anlatan filmler işkence verir bana. Böyle filmleri yapanlar, o dönemde yaşasalardı Van Gogh'a bir tablosu için yarım paket sigara verip sonra da, "Bir pipoluk tütün de verseydik bize bunu yine çizerdi," diye üzülen insanlardır.

Palyaço, Heinrich Böll (Sayfa 99 - Can Yayınları)Palyaço, Heinrich Böll (Sayfa 99 - Can Yayınları)

"Yalnız şunu bil ki, düzenin ilkeleri benim için işkencedir."

Palyaço, Heinrich Böll (Sayfa 75 - Can Yayınları)Palyaço, Heinrich Böll (Sayfa 75 - Can Yayınları)

İyi ve doğru olanı, ancak kendilerine de bir fayda sağladığı zaman , yapacaklar herhalde.

Palyaço, Heinrich Böll (Sayfa 87 - Altın Kitaplar)Palyaço, Heinrich Böll (Sayfa 87 - Altın Kitaplar)
4 /