Reklam

Yorumlar ve İncelemeler

9/10
·256 syf.··
2019 22. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 15 Mart 2019 16:20
Palyaço belki de Böll'ün en çok tartışılan, en çok üzerine konuşulan eseri olma özelliğini taşıyor. İçerdiği mesaj kimi insanlar için ağır ve kaldırılamayacak bir içeriktedir, kimileri içinse bir taşlamadır. Bu açıdan baktığımızda herhangi bir eserin, yazıldığı dönemde çokca tartışılır olması yazarı etkilememelidir. Bu, yalnızca kitabın görünürde yorumlanmasıdır. Başka bir deyişle, bir yazar eserini yayınlandığında zaten her halükarda o eseri okuyan kişi kadar farklı yorum ve farklı perspektif oluşacaktır. Ama bu farklı, olumlu veya olumsuz yorumlar belirli bir kesim tarafından yapılırsa şayet eser tartışmaya açık hale gelir. Mesela Böll'ün diğer eserleri bu eseri kadar tartışılmamıştır belki de. Bunun nedeni bir bakıma Böll'ün diğer (en azından benim okuduğum diğer eserlerinde) eserlerinde herkesin kabul edebileceği bir savaş karşıtı tavır içersine girmişken, bu eserinde bir modem kültür ve burjuva toplumu eleştirisine girmesidir belki de. Çünkü savaşı her kesimden insan kötüleyebilir ve savaşın kötü olduğu fikrine katılabilir. Ama konu burjuva kültürünün eleştirisine gelince bu birçok kişi tarafından, savaş eleştirisine nazaran daha farklı bir şekilde yorumlanacaktır. Çünkü Böll bu eserinde somut savaştan çok insanlar arasındaki savaşı yansıtmıştır. Eser palyaço olarak hayatını sürdürmeye çalışan Schnier'in gündelik hayata kendi bakış açısından bakışına ve kendi hayatının kesitlerine dayanıyor. Bu yüzden de sık sık geçmişin anımsanmalarıyla ilerliyor hikaye. İlk olarak çocukluğundan anılarla yeniden işlenmeye başlıyor her şey. Çocukluğunda savaş zamanlarında etrafındaki bazı çocukların sırf babalarından veya başkalarından duyduğu için birer Nazi kesilmelerini anlatıyor ilk olarak. Hatta bu çocuklar birazcık olsun büyüdüklerinde bu Nazi ve 'asker olma' işini öyle
PalyaçoHeinrich Böll · Can Yayınları · 20141,904 okunma
Niyet Ettim Hans'ı Anlatmaya....
Puan vermedi·256 syf.·
2018 144. kitabı
Palyaço... Birinci tekil şahıs tarafından anlatılan kitap hayatını palyaçoluk yaparak kazanan, protestan zengin bir ailenin oğlu, katolik bir kadının sevgilisi olan dinsiz bir adamın, Hans'ın hikayesidir. Birinci tekil şahıs tarafından anlatıldığı için elbetteki yaşanan olayları objektif olarak sunmamaktadır. Kitapta Hristiyanlık ve mezhepleri, Alman milliyetçiliği, zenginlik, sanat ve sanata ödenen para ( sanatçıların yaşarken karılarına bir ayakkabı bile alamazken öldükten sonra eserlerinin değerlenmesi gibi), aldatılmak, terk edilmek, cinsellik, aile hayatı, anne babanın insan üzerindeki etkileri, savaş, savaşın toplum üzerindeki izleri, aldatılan ve sevgilisi tarafından terk edilen depresif bir palyaçonun gözlemleri ile anlatılmaktadır. Kitap her ne kadar Alman -Hristiyan bir toplumda geçse de insanların dini inançlarının kullanılarak belli kalıplara itilmesi veya ötekileştirilmeye çalışılması, baskı altında tutulması veya belli dini topluluklara üye olanlara kazanç ve itibar sağlaması gibi aslında yakından tanık olduğumuz her toplumda yaşanan olayları gözler önüne serdiği için bugün artık evrensel bir konuya sahip olduğu söylenebilir. Toplumsal değerlendirmelerin yanı sıra: İkinci Dünya Savaşı sırasında Alman milliyetçiliği yapan insanların daha sonra para ve kazananın yanında olma arzusu ile kapitalist çizgiye evrilmeleri gibi; tüm insanlarda "iyi-kötü-bencil-duyarlı" gibi bir çok duygunun aynı anda yer aldığı, kimsenin sadece iyi, sadece kötü yada sadece bencil olamayacağı gibi insana dair değerlendirmeler de yapılmış. --------- Yahudi Soykırımı ve Nazizimle ile ilgili yapılmış olan filmlerde (Schindler'in Listesi, Hayat Güzeldir, Piyanist vb) biz sadece çeşitli işkencelere maruz kalan Yahudileri ve onlara işkence eden, zorba, faşist Alman askerlerini görürüz,
Edebiyat
PalyaçoHeinrich Böll · Can Yayınları · 20141,904 okunma
9/10
·256 syf.·
2017 38. kitabı
"Marie'nin niçin o adama kaçtığını anlayamadım, belki ben gerçekte Marie'yi bile anlayamamıştım." Bu roman çok duygulu bir aşk hikayesini içinde barındırıyor aslında. Bir palyaço var, kendisi ailesinin iki yüzlü servetine, toplumsal yerine karşı çıkan ve pandomin sanatı ile hayatını kazanmaya çalışan biri. Palyaço bütün bireysel acılarını, bu beyaz pudralı yüzün arkasına gizliyor. Bir kıza aşık oluyor ama aşkları imzalı bir kağıtta yazmadığı için toplumda kabul görmüyor. Palyaço, toplumun değerlerine karşı çıkmış, yalnız yaşamaya çalışan bir tutunamayan aslında. O evliliklerin kalpten çok kurallara hizmet ettiğini savunuyor. Aşkına "o benim karım diyor, imzaları atmasak da , rahip önünde kutsanmasak da, o benim hayat arkadaşım diyor." Bu romanda aşkın gerçekleri ile toplumun gerçekleri adeta kıran kırana savaşıyor. Kazanan yok aslında, her iki gerçek de kaybediyor...
PalyaçoHeinrich Böll · Can Yayınları · 20141,904 okunma
7/10
·256 syf.··
2018 47. kitabı
·
10 günde okudu
·
Okunma: 19 Ağustos 2018 14:14
Bakmayın benim bu kadar uzun zamanda okuduğuma, sıcak ve yoğunluktan, kitap gayet akıcı bir dille yazılmış. İlk Böll okumam ve Nobel ödülü bu yazarın diğer kitaplarını da merak ettim. Bir palyaço'nun romanı. Kendi ağzından tüm duyguları ve düşünceleriyle. Hans Schnier zengin protestan bir ailenin çocuğu. Lâkin cimri bir annesi olduğu için bu zenginliğin bir faydasını görememiş. Anne ve babasının neresinden tutsam elimde kalacak, eleştirilecek çok yanları var. Hans da ailesinde ve çevresinde gördüğü her türlü hatayı kaydetmiş, bazılarını ölene kadar sır olarak saklayan, bazılarını ise açık açık insanların yüzüne vuran melankolik bir karakter. O dönem yani 2. Dünya Savaşı ve sonrasında Almanya'da mezhep ve ırk ayrışmalarını ve özellikle de Katolikleri sıkı bir şekilde eleştiriyor. Savaşa katılmasına izin verilen genç kızkardeşi Henriette'nin ölümünü hiç affetmiyor. Bir hiç uğruna olduğunu sık sık vurguluyor. O ne protestan ne de katolik, o bir palyaço. Tek eşliliğe inanıyor ve bu konudaki fikirleri çok katı. Sevdiği, karım dediği ve yıllarca beraber yaşadığı kadını ise bence benciliğinden ve empati yoksunluğundan kaybediyor. Çünkü ona bir nikâh yapmıyor. En azından resmi bir nikâh. Marie bir katolik, inanmasa da ona saygı duyuyor. Evlilik konusunda kendince haklı aslında, Marie onun karısı, birbirlerine söz vermişler ve herkes beraber yaşadıklarını biliyor. İşin dini yönünden ziyade herkes Hans gibi tek eşli ve sadık olmadığı için resmî nikah kadınları korumak için gereklidir. Bu benim düşüncem. Ama Hans'ın sevgilisine bağlılığına bayılsam da karşısındakinin duygularını yeteri kadar önemsemediğini düşünüyorum. Hans'ta hiç taviz yok. Kendi içinde de toplumdan ayrık bir birey olmanın gelgitlerini yaşıyor. Marie gittikten sonra da tam anlamıyla dibe vuruyor, hem
PalyaçoHeinrich Böll · Can Yayınları · 20141,904 okunma
Puan vermedi·256 syf.··
2020 56. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 17 Ağustos 2020 09:46
1972 yılında Nobel Edebiyat Ödülü’ni alan Alman yazar Heinrich Böll’ün yayınlandığında çok tepki çeken, hatta bir dönem boykot edilen romanı Palyaço’da, mezhep anlaşmazlığı nedeniyle Marie adlı sevgilisinden ayrılan palyaço Hans’ın birkaç saat içindeki düşünceleri, kendiyle ve çevresindeki insanlarla kendi içindeki hesaplaşması anlatılıyor. Hans’ın sevgilisiyle arasındaki mezhep çatışması ekseninde Böll her ne kadar 2.Dünya Savaşı sonrası Alman toplumundaki Katolik-Protestan ayrışmasına dikkat çekiyor gibi görünse de, aslında ikiyüzlü dindarlığı ve bu dindarların çarpık ahlak anlayışlarını taşlıyor, toplumsal değer yargılarının ikiyüzlülüğünü hicvediyor. Baş karakter Hans toplumun dışında kalan bir palyaço olarak maskesinin ardından toplumun tüm kokuşmuşluğunu, prensipleri olmayan sözde dindarların baskısını ve her şeyden önce paraya tapan burjuvanın toplumsal dayatmalarını yerden yere vuruyor. Böll’ün alaycılığı ön plana çıkararak sergilediği eleştirel yaklaşıma, hiciv yeteneğine, okurun gözüne sokmadan sunduğu taşlamaları hem gülümsetip hem düşündürerek aktarımına bayıldım. Aynı zamanda ayrılık acısı başta olmak üzere kitapta insani duyguların aktarımı da çok başarılı ve naifti. Her sayfasında edebi bir dehanın elinden çıkmış bir eser olduğunu hissettiriyor Palyaço. Modern edebiyattan hoşlanan herkese mutlaka tavsiye ederim. 2020 bitmeden yazarın Nobel almadan önce yayınlanan son romanı olan Fotoğrafta Kadın da Vardı’yı okumayı planlıyorum.
PalyaçoHeinrich Böll · Can Yayınları · 20141,904 okunma
8/10
·256 syf.·
2018 154. kitabı
Tüm 1K ailesine merhaba. Bu kitaba inceleme yapıp yapıp yapmamakta kararsızdım, ama bi hevesle yapmaya karar verdim. Umarım faydalı olur. İncelememi (yaptığım incelemeleri kullanıcılara ithaf etmeyi çok sevdim) kitabı okumamda ısrarcı olan, yaptığı alıntılarla kitaba ısınıp okumamı sağlayan Sevgili Fatmanur ÇağlarFatmanur Çağlar e ithaf etmek isterim. (Üzgünüm, Ege şivesiyle inceleme yapamıyorum:D) Artık incelemeye geçebiliriz... Yazara ithafen: Heinrich BöllHeinrich Böll ün okuduğum ilk kitabı ve inşallah da son olmaz. Çünkü (bu kitaptaki performansı için konuşmak gerekirse) yazarlığını çok beğendim. Kitabı okurken beni sıkmadı ve gayet akıcıydı. Kitabı kadar hayatı da bir o kadar akıcı. Almanyada doğan yazarımız, savaştan tutun da mayına basıp dizini ağır yaralamasına (ameliyat için 5 günde kitap yazmıştır) kadar birçok şey yaşamış. Ama katıldığı savaşa rağmen ölüm onu çalan kapı ziline koşarken düşmesiyle yakalamış. Yaşasaydı inanıyorum ki çook güzel eserler verebilecekti bizlere. Lakin kendisi dünyanın ne kadar kötü bir yer olduğundan gem vurup bir çocuğun dünyaya gelmemesini düşünmüş. Sevdim seni Heinrich. Spoiler... Yazarımızdan biraz bahsedip kitaba geçecek olursak, kitap adından da anlaşılacağı üzere bir palyaçonun hayatını anlatıyor. Ne yazık ki kitap (daha doğrusu kitabın karakteri) Almanlar tarafından eleştiriliyor. Çünkü Kahramanımız Hristiyan dini düşmanı (Hristiyanlığı saçma bulan) biri. Bu da katoliklerin eleştiri radarına giriyor. Ne var ki buna rağmen Nobel kazanabiliyor bu kitap:D Hazır spoi vermişken biraz daha vereyim bari;) Kahramanımız, zengin bir ailenin çocuğu. İsterse özel okullara gidip istediği mesleği seçebilir. İstediği lüks hayata sahip olabilir. Buna rağmen o ne olmak istiyor?
PalyaçoHeinrich Böll · Can Yayınları · 20141,904 okunma
8/10
·256 syf.··
2018 57. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 14 Mayıs 2018 17:29
Alman yazar Böll'ün, ülkesinde 1963 senesinde yayınlanan ve döneminde bir yığın eleştiri alan bu romanının orjinal başlığı olan 'Ansichten Eines Clowns'ı dilimize çevirdiğimizde en yakın ifade 'Bir Palyaçonun Fikirleri' oluyor. Ülkemizde ise sadece 'Palyaço' başlığı altında yayınlanmış; muhtelif dönemlerde, muhtelif yayinevleri tarafından. Yurtdışında kimi İngilizce çevirilerde ise 'The Clown' ve 'The Opinions Of A Clown' başlıklarına rastlıyoruz. Romanda yazarın Katoliklere veya Katolikliğe yaptığı taşlamalar bir hayli cesurca; kanımca,romanın yazılma amacı da bu taşlamalar. Roman karakteri Palyaço'nun kafa travmaları esnasında yaptığı geçmişe dair iç hesaplaşmlarının bulunduğu paragraflardaki hikayeler ise bu mezhebe ve mezhep üyelerine yapılan taşlamalar için bir araç olarak görünüyor. Ama yine de bu paragraflar bir hayli psikolojik ve hüzünlü. Palyaçomuz da hüzünlü, fakat aynı zamanda paranoyak, kimi zaman gururlu kimi zaman arsız, düşündüklerini söylemekten çekinmeyen bir paylaço bu, bilgili akıllı bir palyaço aynı zamanda, uğradığı haksızlıklar da cabası. Evet Marie'yi çok seviyordu fakat bence olanları bir de Marie'nin ağzından dinlemek gerekiyor. Kimilerine göre bu palyaço biraz kibirli veya bencil de, fakat insancıl yönü daha baskın, melankolik diğer taraftan realist. Neyse ney, ona sorarsanız 'ben sadece palyaçoyum' diyor. Aslına bakarsanız önemli olan da bu... 1000kitap.com da yazılarını takip ettiğim genç arkadaşıma kitabı okumama ve yazarla tanışmama vesile olduğu için buradan teşekkür ediyorum. Güzel bir edebi deneyimdir, bu. Okumanız dileğiyle. İyi okumalar...
1000Kitap
PalyaçoHeinrich Böll · Can Yayınları · 20141,904 okunma
7/10
·256 syf.··
Beğendi
·
2024 19. kitabı
·
15 günde okudu
·
Okunma: 12 Temmuz 2024 03:48
Toplum ve aile baskısı altında bir palyaçonun hikayesi..Böll,den okuduğum ilk kitap ve akıcılığı,kurgusu gerçekten çok iyi.Sonuçta Nobel ödüllü bir roman.Tavsiye ederim.
PalyaçoHeinrich Böll · Can Yayınları · 20141,904 okunma
Neşeniz, maskesini çıkarmış kederlerinizdir...
8/10
·256 syf.··
2019 17. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 09 Mart 2019 19:40
Kültürel tarih matbaanın icadına kadar sözlü; matbaanın icadından 2. Dünya Savaşı’na kadar yazılı ve 2. Dünya Savaşı’ndan 1960’lara kadar 2. Sözlü; 1960 ile günümüz ise görsel çağdır. Yazarın ağır eleştirisine hedef olan sanat ve sanatçılar kitapta bol bol geçmektedir. Bulunduğu döneme sıkça atıfta bulunmasına rağmen; ağır eleştirilerde yapmaktadır. Mevcut düzende ve günümüzde “iyi kadın” film ve kitap konusu olmaz. Eğer ki Nobel Ödülü ile de taçlandırmak istiyorsan eserini “aykırı” ve “öteki” olmak zorundasınız. Afrika’da ırkçılık ve kahrolsun İslam tutar ve Nobel aldırır; Türkiye’de Kürt Meselesi Nobel aldırır ve hatta sinemaya uyarlayın Oscar’ınız dahi garanti. Yok mu böyle eserler elbette var. Bknz; V. S. NaipaulV. S. Naipaul hem Nobel hem de Oscar; konu ise ırkçılık ve din... Keza Almanya’da ya da farklı Avrupa ülkelerinde de durum budur. Örneğin; İspanya ve amacınız Nobel ise yapmanız gereken tek şey “Özgür Katalonya” demenizdir. Bakın 2000 yılı ve sonrası Nobellerine hepsi ülkesi ile sorun yaşayan tipler ve hatta ülkelerine dahi giremiyorlar. Neymiş kısas peki; “aykırı” ve “öteki.” Bu eserler bir daha asla bu şekilde kaleme alınamayacaktır. Gerek buna dönem izin vermeyecektir, gerekse kültür. Ancak değerli midir bu tartışılır. Kısacası 1987’den sonra alınan Nobel Ödüllerine itibar pek etmeyin. “Susmak iyi bir silahtır.” (Alıntı http://1000kitap.com/gonderi/41994235 ) Politik durumlar, mezhep çatışmaları, Alman savaşları ve “böyle bir dünyaya çocuk getirmek” saçmalığı Nobel’in istediği kriterlerdir. Çünkü “Yıkmayan Şeye Ödül Vermezler.” Ve Böll... Önemlidir çünkü dönemin kültürel kaynakçası niteliğinde bir kitaptır. Karakterimiz Hans Schnier içten bir hedonisttir. Ancak sürdüğü yaşam bunu gölgeliyor. Kendi zamanına kin kusan bir hali var ve çoğu
PalyaçoHeinrich Böll · Can Yayınları · 20141,904 okunma
KAYBEDENLER KULÜBÜNÜN HÜZÜNLÜ PALYAÇOSU
Puan vermedi·256 syf.·
2018 28. kitabı
Hepimiz hayatımızın bir noktasında büyük kayıplar yaşamışızdır. Bu kayıplar karşısında her birimizin reaksiyonu farklı farklıdır. Kimimiz kaybı kazanca dönüştürür, bu kayıpla ruhunu olgunlaştırır, hayata daha bi' tutunur; kimimiz de kaybı içinde derinleştirerek bu kaybedişi ruhunda bir uçuruma dönüştürür, en ufak bir üzüntü yaşadığında o uçuruma yeniden yuvarlanır. Öyle ki bir süre sonra artık o uçurumdan çıkacak gücü ruhunda bulamaz, her defasında çıkmak için daha fazla çabalaması gerekir. Zira ruhu yorulmuştur, yorulan ruhlar kaybolmaya daha fazla meyyaldirler, yaşamaya daha az istekli, konuşmaktan çok susmaya dönük, etrafla daha az ilgili… Böyle insanları gözlerinden tanırsınız, dalgın ve uzaktır gözleri, bir gülümsemenin arkasında maskeledikleri hüzünleri dikkatli gözlerden kaçamaz… Onlar kaybetmişler, yenik düşmüşler, sığındıkları son kale de ellerinden düşünce kendilerini hayalî kalelerin içine hapsetmişlerdir. Henrich Böll’ün ağır tempoda ilerleyen melankolik romanı Palyaço, bende derin bir hüzün duygusu uyandırdı ve bu cümleler dilimden dökülüverdi. Zira romanın kahramanı Hans, hüzünlü bir palyaço. Görevi insanları güldürmek olduğu halde hayatındaki derin hüznü palyaço makyajının ardına gizleyerek etrafındakilerden saklayan, saklamaya çalışan bir “kaybeden” diğer bir deyişle. Samipaşazâde Sezai’nin “Pandomima” isminde bir hikâyesi vardır. Sezai, o kısacık hikâyede, tıpkı Hans gibi görevi insanları güldürmek olan Paskal ismindeki hüzünlü bir pandomim sanatçısının hikâyesini anlatır. Paskal, sahnede, gelen müşterileri güldürmek için çeşitli şaklabanlıklar yaparken, gözlerindeki hüznü, yoğun bir makyajla maskeye dönüşmüş bir yüzün arkasına saklar, şahsî hayatındaki hayal kırıklığını ve derin acıyı kimseye belli etmez. Hikayenin sonunda makyajlı suratıyla dili
PalyaçoHeinrich Böll · Can Yayınları · 20141,904 okunma

Yazar Hakkında

Heinrich BöllYazar · 28 kitap
1972 Nobel Edebiyat Ödülü'nün sahibi. 1917'de Köln'de doğdu. 1924 yılında okula gitmeye başladı. 1937'de liseyi bitirdi. 17 yaşında şiir yazmaya başladı. 1938 yılının sonbaharında çalışma kampına, bir yıl sonra da askere alındı. Piyade olarak, doğu ve batı cephesine gönderildi. 1945 yılının nisan ayından eylül ayına kadar, İngilizlerin ve Amerikalıların elinde savaş esiri oldu. Savaş bitip Köln'e döndükten sonra, hem üniversite öğrenimini sürdürdü hem çalıştı. 1947 yılında ilk kısa öyküsü Haberci, sonra ilk romanı Ademoğlu Neredeydin?, Ve O Hiç Bir Şey Demedi yayınlandı. Yapıtlarında İkinci Dünya Savaşı'nı, özellikle de insanların nasıl savaştıklarını, savaşın yıkıntılarını ve acılarını anlattı. "Ve O Hiçbir Şey Demedi" adlı en ünlü romanını yazarken aklında tek bir gerçek vardı. Savaş yanında yoksulluk ve zor koşullar getirmiş, hayatını değiştirmişti. Mayına bastığı için yaralanan dizini iyileştirebilmek için para gerekliydi. O yüzden Böll, 5 gün evden çıkmadan bu eseri yazdı. Yayınevinden aldığı para ile de dizini eski hale getirmeyi başardı ve yazar olarak kariyeri devam etti. Daha sonra yazdığı Babasız Evler adlı romanını, kendi babasını yitirmesinin ardından değil; ama çevresinde savaş yılları sonrasında acı çeken onlarca çocuğu gördükten sonra yazmıştır. Kendisi, savaş sonrası koşullardan, yoksulluk, açlık ve hastalık gibi sıkıntılardan hem kendi geçtiği, hem de çevresinde bu durumlardan acı çeken birçok insan gördüğünden, hiçbir zaman çocuk sahibi olmak istememiş, kendi deyimiyle "Böyle bir dünyaya çocuk getirmek" istememiştir. 16 Temmuz 1985 tarihinde, çalan kapı ziline koşarken merdivenden yuvarlanarak hayatını kaybetmiştir.