Reklam

Yorumlar ve İncelemeler

9/10
·256 syf.··
2019 22. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 15 Mart 2019 16:20
Palyaço belki de Böll'ün en çok tartışılan, en çok üzerine konuşulan eseri olma özelliğini taşıyor. İçerdiği mesaj kimi insanlar için ağır ve kaldırılamayacak bir içeriktedir, kimileri içinse bir
PalyaçoHeinrich Böll · Can Yayınları · 20141,904 okunma
Niyet Ettim Hans'ı Anlatmaya....
Puan vermedi·256 syf.·
2018 144. kitabı
Palyaço... Birinci tekil şahıs tarafından anlatılan kitap hayatını palyaçoluk yaparak kazanan, protestan zengin bir ailenin oğlu, katolik bir kadının sevgilisi olan dinsiz bir adamın, Hans'ın
Edebiyat
PalyaçoHeinrich Böll · Can Yayınları · 20141,904 okunma
9/10
·256 syf.·
2017 38. kitabı
"Marie'nin niçin o adama kaçtığını anlayamadım, belki ben gerçekte Marie'yi bile anlayamamıştım." Bu roman çok duygulu bir aşk hikayesini içinde barındırıyor aslında. Bir palyaço var, kendisi ailesinin iki yüzlü servetine, toplumsal yerine karşı çıkan ve pandomin sanatı ile hayatını kazanmaya çalışan biri. Palyaço bütün bireysel acılarını, bu beyaz pudralı yüzün arkasına gizliyor. Bir kıza aşık oluyor ama aşkları imzalı bir kağıtta yazmadığı için toplumda kabul görmüyor. Palyaço, toplumun değerlerine karşı çıkmış, yalnız yaşamaya çalışan bir tutunamayan aslında. O evliliklerin kalpten çok kurallara hizmet ettiğini savunuyor. Aşkına "o benim karım diyor, imzaları atmasak da , rahip önünde kutsanmasak da, o benim hayat arkadaşım diyor." Bu romanda aşkın gerçekleri ile toplumun gerçekleri adeta kıran kırana savaşıyor. Kazanan yok aslında, her iki gerçek de kaybediyor...
PalyaçoHeinrich Böll · Can Yayınları · 20141,904 okunma
7/10
·256 syf.··
2018 47. kitabı
·
10 günde okudu
·
Okunma: 19 Ağustos 2018 14:14
Bakmayın benim bu kadar uzun zamanda okuduğuma, sıcak ve yoğunluktan, kitap gayet akıcı bir dille yazılmış. İlk Böll okumam ve Nobel ödülü bu yazarın diğer kitaplarını da merak ettim. Bir
PalyaçoHeinrich Böll · Can Yayınları · 20141,904 okunma
Puan vermedi·256 syf.··
2020 56. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 17 Ağustos 2020 09:46
1972 yılında Nobel Edebiyat Ödülü’ni alan Alman yazar Heinrich Böll’ün yayınlandığında çok tepki çeken, hatta bir dönem boykot edilen romanı Palyaço’da, mezhep anlaşmazlığı nedeniyle Marie adlı sevgilisinden ayrılan palyaço Hans’ın birkaç saat içindeki düşünceleri, kendiyle ve çevresindeki insanlarla kendi içindeki hesaplaşması anlatılıyor. Hans’ın sevgilisiyle arasındaki mezhep çatışması ekseninde Böll her ne kadar 2.Dünya Savaşı sonrası Alman toplumundaki Katolik-Protestan ayrışmasına dikkat çekiyor gibi görünse de, aslında ikiyüzlü dindarlığı ve bu dindarların çarpık ahlak anlayışlarını taşlıyor, toplumsal değer yargılarının ikiyüzlülüğünü hicvediyor. Baş karakter Hans toplumun dışında kalan bir palyaço olarak maskesinin ardından toplumun tüm kokuşmuşluğunu, prensipleri olmayan sözde dindarların baskısını ve her şeyden önce paraya tapan burjuvanın toplumsal dayatmalarını yerden yere vuruyor. Böll’ün alaycılığı ön plana çıkararak sergilediği eleştirel yaklaşıma, hiciv yeteneğine, okurun gözüne sokmadan sunduğu taşlamaları hem gülümsetip hem düşündürerek aktarımına bayıldım. Aynı zamanda ayrılık acısı başta olmak üzere kitapta insani duyguların aktarımı da çok başarılı ve naifti. Her sayfasında edebi bir dehanın elinden çıkmış bir eser olduğunu hissettiriyor Palyaço. Modern edebiyattan hoşlanan herkese mutlaka tavsiye ederim. 2020 bitmeden yazarın Nobel almadan önce yayınlanan son romanı olan Fotoğrafta Kadın da Vardı’yı okumayı planlıyorum.
PalyaçoHeinrich Böll · Can Yayınları · 20141,904 okunma
8/10
·256 syf.·
2018 154. kitabı
Tüm 1K ailesine merhaba. Bu kitaba inceleme yapıp yapıp yapmamakta kararsızdım, ama bi hevesle yapmaya karar verdim. Umarım faydalı olur. İncelememi (yaptığım incelemeleri kullanıcılara ithaf etmeyi
PalyaçoHeinrich Böll · Can Yayınları · 20141,904 okunma
8/10
·256 syf.··
2018 57. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 14 Mayıs 2018 17:29
Alman yazar Böll'ün, ülkesinde 1963 senesinde yayınlanan ve döneminde bir yığın eleştiri alan bu romanının orjinal başlığı olan 'Ansichten Eines Clowns'ı dilimize çevirdiğimizde en yakın ifade 'Bir Palyaçonun Fikirleri' oluyor. Ülkemizde ise sadece 'Palyaço' başlığı altında yayınlanmış; muhtelif dönemlerde, muhtelif yayinevleri tarafından. Yurtdışında kimi İngilizce çevirilerde ise 'The Clown' ve 'The Opinions Of A Clown' başlıklarına rastlıyoruz. Romanda yazarın Katoliklere veya Katolikliğe yaptığı taşlamalar bir hayli cesurca; kanımca,romanın yazılma amacı da bu taşlamalar. Roman karakteri Palyaço'nun kafa travmaları esnasında yaptığı geçmişe dair iç hesaplaşmlarının bulunduğu paragraflardaki hikayeler ise bu mezhebe ve mezhep üyelerine yapılan taşlamalar için bir araç olarak görünüyor. Ama yine de bu paragraflar bir hayli psikolojik ve hüzünlü. Palyaçomuz da hüzünlü, fakat aynı zamanda paranoyak, kimi zaman gururlu kimi zaman arsız, düşündüklerini söylemekten çekinmeyen bir paylaço bu, bilgili akıllı bir palyaço aynı zamanda, uğradığı haksızlıklar da cabası. Evet Marie'yi çok seviyordu fakat bence olanları bir de Marie'nin ağzından dinlemek gerekiyor. Kimilerine göre bu palyaço biraz kibirli veya bencil de, fakat insancıl yönü daha baskın, melankolik diğer taraftan realist. Neyse ney, ona sorarsanız 'ben sadece palyaçoyum' diyor. Aslına bakarsanız önemli olan da bu... 1000kitap.com da yazılarını takip ettiğim genç arkadaşıma kitabı okumama ve yazarla tanışmama vesile olduğu için buradan teşekkür ediyorum. Güzel bir edebi deneyimdir, bu. Okumanız dileğiyle. İyi okumalar...
1000Kitap
PalyaçoHeinrich Böll · Can Yayınları · 20141,904 okunma
7/10
·256 syf.··
Beğendi
·
2024 19. kitabı
·
15 günde okudu
·
Okunma: 12 Temmuz 2024 03:48
Toplum ve aile baskısı altında bir palyaçonun hikayesi..Böll,den okuduğum ilk kitap ve akıcılığı,kurgusu gerçekten çok iyi.Sonuçta Nobel ödüllü bir roman.Tavsiye ederim.
PalyaçoHeinrich Böll · Can Yayınları · 20141,904 okunma
Neşeniz, maskesini çıkarmış kederlerinizdir...
8/10
·256 syf.··
2019 17. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 09 Mart 2019 19:40
Kültürel tarih matbaanın icadına kadar sözlü; matbaanın icadından 2. Dünya Savaşı’na kadar yazılı ve 2. Dünya Savaşı’ndan 1960’lara kadar 2. Sözlü; 1960 ile günümüz ise görsel çağdır. Yazarın ağır
PalyaçoHeinrich Böll · Can Yayınları · 20141,904 okunma
KAYBEDENLER KULÜBÜNÜN HÜZÜNLÜ PALYAÇOSU
Puan vermedi·256 syf.·
2018 28. kitabı
Hepimiz hayatımızın bir noktasında büyük kayıplar yaşamışızdır. Bu kayıplar karşısında her birimizin reaksiyonu farklı farklıdır. Kimimiz kaybı kazanca dönüştürür, bu kayıpla ruhunu olgunlaştırır,
PalyaçoHeinrich Böll · Can Yayınları · 20141,904 okunma

Yazar Hakkında

Heinrich BöllYazar · 28 kitap
1972 Nobel Edebiyat Ödülü'nün sahibi. 1917'de Köln'de doğdu. 1924 yılında okula gitmeye başladı. 1937'de liseyi bitirdi. 17 yaşında şiir yazmaya başladı. 1938 yılının sonbaharında çalışma kampına, bir yıl sonra da askere alındı. Piyade olarak, doğu ve batı cephesine gönderildi. 1945 yılının nisan ayından eylül ayına kadar, İngilizlerin ve Amerikalıların elinde savaş esiri oldu. Savaş bitip Köln'e döndükten sonra, hem üniversite öğrenimini sürdürdü hem çalıştı. 1947 yılında ilk kısa öyküsü Haberci, sonra ilk romanı Ademoğlu Neredeydin?, Ve O Hiç Bir Şey Demedi yayınlandı. Yapıtlarında İkinci Dünya Savaşı'nı, özellikle de insanların nasıl savaştıklarını, savaşın yıkıntılarını ve acılarını anlattı. "Ve O Hiçbir Şey Demedi" adlı en ünlü romanını yazarken aklında tek bir gerçek vardı. Savaş yanında yoksulluk ve zor koşullar getirmiş, hayatını değiştirmişti. Mayına bastığı için yaralanan dizini iyileştirebilmek için para gerekliydi. O yüzden Böll, 5 gün evden çıkmadan bu eseri yazdı. Yayınevinden aldığı para ile de dizini eski hale getirmeyi başardı ve yazar olarak kariyeri devam etti. Daha sonra yazdığı Babasız Evler adlı romanını, kendi babasını yitirmesinin ardından değil; ama çevresinde savaş yılları sonrasında acı çeken onlarca çocuğu gördükten sonra yazmıştır. Kendisi, savaş sonrası koşullardan, yoksulluk, açlık ve hastalık gibi sıkıntılardan hem kendi geçtiği, hem de çevresinde bu durumlardan acı çeken birçok insan gördüğünden, hiçbir zaman çocuk sahibi olmak istememiş, kendi deyimiyle "Böyle bir dünyaya çocuk getirmek" istememiştir. 16 Temmuz 1985 tarihinde, çalan kapı ziline koşarken merdivenden yuvarlanarak hayatını kaybetmiştir.