Reklam

Yorumlar ve İncelemeler

Halbuki biz aşkı ölümsüz kılmıştık...
8/10
·129 syf.··
Beğendi
·
2023 41. kitabı
“Dünyada hiçbir aşkın edebi, hatta uzun ömürlü olmadığı muhakkaktır. Bunun aksini düşünenler başkalarını veya kendilerini aldatmaya çalışan divanelerdir.”
Edebiyat-Düşünce
KağnıSabahattin Ali · Ren Kitap · 20195,6bin okunma
Puan vermedi·129 syf.··
2025 15. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 05 Ağustos 2025 08:38
“Kağnı”, Sabahattin Ali’nin toplumsal sorunlara duyarlı bakışının etkileyici bir örneğidir. Dönemin köy yaşantısını, özellikle de kadınların maruz kaldığı haksızlıkları, kısa ama derin bir öyküyle anlatır. Okuyucuda güçlü bir empati ve sorgulama duygusu uyandırır.
KağnıSabahattin Ali · Ren Kitap · 20195,6bin okunma
Kağnı
Puan vermedi·129 syf.··
Beğendi
·
2021 24. kitabı
Biliyor musunuz, bir dakika, hatta bir saniyede verilen veya verilmeyen bir karar, bir tereddüt anı, insanın hayatı üzerinde ne uçsuz bucaksız neticeler doğurabiliyor.
Edebiyat
KağnıSabahattin Ali · Ren Kitap · 20195,6bin okunma
Kağnı
Puan vermedi·134 syf.··
2024 212. kitabı
·
25 saatte okudu
·
Okunma: 11 Ekim 2024 18:43
Sabahattin Ali'nin Hikâye öykü türündeki bu kitabı farklı 13 öyküden oluşmakta. Uzun romanlar,Klasikler vb. Kitapları ağır bulan okurlara önerebilirim. Kağnı'da Sabahattin Ali'nin çeşitli dergilerde yayımladığı hikâyelerin bir derlemesi bulunur. Yazarın ikinci kitabı olarak basılan Kağnı, içerisinde çoğunlukla hapishane ya da mahkûm temalı hikâyeler barındırır. Anlattığı karakterlerin niteliği değişse de güçlü gözlem yeteneği sayesinde Sabahattin Ali, insan gerçeğini önümüze sermekte oldukça ustadır. Kitapta bulunan öyküler Kağnı Kamyon Kafakâğıdı Gramafon Avrat Arap Hayri Bir Şaka Duvar Pazarcı Apartman Arabalar 5 Kuruşa Fikir Arkadaşı Düşman Bir Skandal
Hikaye-Öykü
KağnıSabahattin Ali · Ren Kitap · 20195,6bin okunma
7/10
·129 syf.··
2021 12. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 19 Mart 2021 14:52
İçindeki hikayeler güzeldi. Standart bir Sabahattin Ali kitabı diyebilirim en azından benim okuduklarım kadarıyla. Hikayeleri işleyişi ve betimlemesi oldukça kuvvetli. Romandan ziyade farklı hikayelerin birleşimi olduğu için karakterler roman karakterleri kadar güçlü olamıyor. Okunabilir
1000Kitap
KağnıSabahattin Ali · Ren Kitap · 20195,6bin okunma
10/10
·129 syf.··
Beğendi
·
2022 48. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 28 Kasım 2022 21:17
Sabahattin Ali & Kağnı . Merhaba arkadaşlar Sabahattin Ali’nin eserlerine biraz ara vermiştim uzun bir aradan sonra 13 öyküden oluşan eserini okudum . . Hepsi birbirinden güzel öyküler , tüm duyguları size nakış nakış işleyen özlemi, hasreti,anlaşılmamayı,güçlüyü güçsüzü , her türlü toplumsal sorunları anlatan bir kitap . . Öykülerin sonu açık bir şekilde bitiyor .bazen böyle bitmemeli dediğim bile oldu ama genel olarak hepsi çok güzeldi . Sabahattin Ali’nin kitaplarını çok seviyorum ve severek okuyorum bu kitabı da severek bir solukta okudum Herkese tavsiye ediyorum Kitapla kalın
KağnıSabahattin Ali · Ren Kitap · 20195,6bin okunma
10/10
·129 syf.··
Beğendi
·
2022 2. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 11 Mart 2022 01:44
Her zaman Sabahattin Ali'nin kalemine hayran kalmışımdır, mükemmel bir halk betimleyicisidir benim gözümde.Yıllardır mücadele ettiğimiz ve hâlen de etmekte olduğumuz cahil zihniyeti ve onların hurafelerine biat eden ahmak sürüsünü bizlerin görmesi için açıkça gözler önüne sermiş, tıpkı göneşi görmemize engel olan kara bulut hengamesinden bizi kurtarmak için mücadele etmiş bir kahramandır benim nezlimde, hoş hangi iltifatı etsem dimağım yetersiz kalıyor bir yerde, kağnı kitabında da yine bizlere müthiş gözlemlerini,hünerli betimlemeler ile anlatmış, kavuşamayan aşıklar hatta konuşulamayan aşklar, köylünün yada mazlumun boynuna Adalet adı altında takılan tasmayı, yada reva görülen izbe karanlıkları anlatıyor ve o karanlıkların içinde yeşeren,yeşermeyi kendine ibadet sayan mazlum tiplemeleri içeriyor,bide dedikoduya kurban giden yada, doğru söylediği için dokuz köy şöyle dursun dokuz karış toprağa bile reva görülmeyen dâhi tiplemeleri barındırıyor,nakış nakış hikayeler ve tekrar tekrar okunası bi eseri bırakıyor bize şair... İyi okumalar....
İnsan ve Toplum
KağnıSabahattin Ali · Ren Kitap · 20195,6bin okunma
Puan vermedi·129 syf.··
2020 42. kitabı
Sabahattin Ali "Kağnı" adlı eserinde 1930 yılların başlarında cezaevi sürecinin de içinde olduğu hikayelerden derlemelerle beraber o zamanki toplumun sosyal ve kültürel bir sentezini de ortaya koymuş bence.. Cezaevi hikayelerinden "Bir Şaka ve Duvar gerçekten insanı etkileyen hüzünlendiren bir anı olmuş.. Diğer hikayelerden beni en cok etkileyen tabiki "Kağnı ve Apartman oldu.. O yıllarda gerçekten cahillik ve yoksulluğun insanı ne hallere düşürdüğünü okudukça kahroluyorsunuz.. Malesef bizim anadolu insanımızın çektiği bu çilekeş yıllar ve sergiledikleri sabır insanı derin bir hüznün içine atıveriyor..
KağnıSabahattin Ali · Ren Kitap · 20195,6bin okunma
Puan vermedi·129 syf.·
2020 19. kitabı
Sabahattin Ali okumak bir ayrıcalıktır. Kitap kısa hikayelerin derlemesinden oluşuyor. Insanın yüreğine dokunan küçük hikayeler. kitapta özellikle kağnı ve bir skandal hikayeleri bayağı güzeldi özellikle kağnı da anneye yapılanlar insanımızın insafsizliklarini ortaya koymuş. Dünya dursa bile bir annenin yüreği evladıyla sınanmamalı.
KağnıSabahattin Ali · Ren Kitap · 20195,6bin okunma
Puan vermedi·129 syf.·
2022 3. kitabı
Yazarın okuduğum ikinci kitabıydı.Kitapta Sabahattin Ali' nin çeşitli dergilerde yayımladığı kısa hikayelerin bir derlemesi bulunuyor. Hikayelerin içeriği çoğunlukla hapishane, mahkum temalı hikayeler. Kitap çok akıcı ve okurken kendinizi bir anda hikayelerin içinde buluyorsunuz. Çünkü yazarın betimlemeleriyle okuru kitabın içine çeken bir kalemi var. Okurken sıkılmadım ben aksine bütün hikayeleri keyifle okudum. Okumak isteyenlere de tavsiye ederim.
KağnıSabahattin Ali · Ren Kitap · 20195,6bin okunma

Yazar Hakkında

Sabahattin AliYazar · 103 kitap
Sabahattin Ali, 25 Şubat 1907'de Edirne Vilayeti'nin Gümülcine Sancağı'na bağlı Eğridere kazasında doğmuştur. Babası piyade yüzbaşısı (Cihangirli) Selahattin Ali Bey'in görev yerlerinin sık sık değişmesi dolayısiyla, ilköğrenimini İstanbul, Çanakkale ve Edremit'in çeşitli okullarında tamamlamıştır. Edremit'e göçtüklerinde bölge Yunan işgalinde olduğu için emekli olan babası aylığını alamamış ve aile çok zor günler geçirmiştir. İlkokulu bitirdikten sonra parasız yatılı olarak Balıkesir Öğretmen Okulu'na giren Sabahattin Ali, beş yıl burada okumuş, daha sonra İstanbul Öğretmen Okulu'nda mezun olmuştur (1926). Bir yıl kadar Yozgat'ta ilkokul öğretmenliği yapmış, Millî Eğitim Bakanlığı'nın açtığı sınavı kazanarak Almanya'ya giderek iki yıl orada okumuştur (1928 - 1930). Yurda döndükten sonra Sabahattin Ali, Orhaneli’nde ilkokul öğretmenliğine atandı. Aydın ve sonra Konya ortaokullarında Almanca öğretmenliği yapmıştır. Konya'da bulunduğu sırada, bir arkadaş toplantısında Atatürk'ü yeren bir şiir okuduğu iddiasıyla tutuklanmış (1932), bir yıla mahkûm olarak Konya ve Sinop cezaevlerinde yatmış, Cumhuriyetin onuncu yıldönümü dolayısıyla çıkarılan af yasasıyla özgürlüğüne kavuşmuştur (1933). Cezaevinden çıktıktan sonra Ankara'ya giden Sabahattin Ali Millî Eğitim Bakanlığı'na başvurarak yeniden göreve alınmasını istemiştir. Dönemin bakanı Hikmet Bayur'un "eski düşüncelerinden vazgeçtiğini ispat etmesini" istemesi üzerine Varlık dergisinde "Benim Aşkım" adlı şiirini yayımlayarak (15 Ocak 1934) Atatürk'e bağlılığını göstermeye çalışmıştır. Aynı yıl Bakanlık Neşriyat Müdürlüğü'ne alınmış, Ankara II. Ortaokul'da öğretmenlik yapmıştır. 16 Mayıs 1935 günü Aliye Hanım ile evlenmiş, 1936'da askere alınmış, 1937 Eylülünde kızı Filiz Ali dünyaya gelmiştir. Yedek Subay olarak askerliğini Eskişehir'de tamamlamış, 10 Aralık 1938 de Musiki Muallim Mektebi'nde Türkçe öğretmeni olarak göreve başlamıştır. 1940 yılında tekrar askere alınmış, askerliğini yaptıktan sonra Ankara Devlet Konservatuarı'nda Almanca öğretmenliği yapmıştır (1941 - 1945). "İçimizdeki Şeytan" romanı milliyetçi kesimde büyük tepki toplamıştır. Nihal Atsız'ın hakkında yazdığı hakaret dolu bir yazıya karşılık dava açmış, dava sırasında çok sıkıntı çekmiştir. 1944 yılında davayı kazanmasına rağmen tepkilerden kurtulamamıştır. Olaylı duruşmalar sonunda bakanlıkça görevinden alınmış, İstanbul'a giderek gazetecilik yapmaya başlamıştır (1945). Ancak fıkra yazdığı La Turquie ve Yeni Dünya gazeteleri, Tan olayları sırasında tahrip edilince işsiz kalmış, Aziz Nesin ve Rıfat Ilgaz'la Marko Paşa, Malum Paşa, Merhum Paşa, Öküz Paşa gibi siyasal mizah dergilerini çıkarmıştır (1946 - 1947). Ancak, bu gazeteler tek parti iktidarının baskılarıyla karşılaşmış, dergilerin isimlerindeki Paşa ifadesiyle "Milli Şef" İsmet Paşa ile alay edildiği iddiası ile kapatılmış, yazılar ve yazarları hakkında kovuşturmalar açılmıştır. Sabahattin Ali dergilerde çıkan yazılarından dolayı üç ay hapis yatmış, karşılaştığı baskılardan bunalmıştır. Ali Baba dergisinde yayımladığı "Ne Zor Şeymiş" başlıklı yazıda, içinde bulunduğu durumu şöyle anlatmaktadır: "Çalmadan, çırpmadan bize ekmeğimizi verenleri aç, bizi giydirenleri donsuz bırakmadan yaşamak istemek bu kadar güç, bu kadar mihnetli, hatta bu kadar tehlikeli mi olmalı idi?" Bir başka dava nedeni ile 1948'de Paşakapısı cezaevinde üç ay yatmıştır. Çıktıktan sonra zor günler geçirmeye başlamış, işsiz kalıp, yazacak yer bulamamıştır. Yurt dışına gidebilmek için pasaport almak istemiş, alamamıştır. Yasal yollardan yurt dışına çıkma olanağı da bulamayınca Bulgaristan'a kaçmaya karar vermiş fakat para karşılığı anlaştığı Ali Ertekin adlı kaçakçı tarafından Jandarma karakolunda katledilmiş daha sonra da cesedi 2 Nisan 1948 tarihinde Bulgaristan sınırında şaibeli bir şekilde bulunmuştur. Sabahattin Ali'yi öldürdüğünü itiraf eden ve Milli Emniyet mensubu olduğu iddia edilen Ali Ertekin, dört yıla hüküm giymiş; fakat birkaç hafta sonra çıkartılan aftan yararlanarak serbest kalmıştır. Bulgaristan’ın Eğridere (Ardino) kentinde, Sabahattin Ali’nin 100. doğum yılı kutlandı. 31 Mart 2007 günü gerçekleşen toplantıya, başta Bulgaristan Yazarlar Birliği Başkanı olmak üzere Sofya ve Bulgaristan’ın çeşitli kentlerinden Türk ve Bulgar yazarlar, şairler, okurlar ve Sabahattin Ali’nin kızı Filiz Ali katıldı. Bütün eserleri 1950’li yıllardan beri Bulgaristan’daki tüm okullarda okutulduğundan, Sabahattin Ali bu ülkede çok tanınan bir yazardır. Sabahattin Ali yazı yaşamına şiirle başlamış, hece vezniyle yazdığı ve halk şiirinin açık izleri görülen bu ürünlerini Balıkesir'de çıkan ve Orhan Şaik Gökyay tarafından yönetilen Çağlayan dergisinde yayımlamıştır (1926). Servet-i Fünun, Güneş, Hayat, Meşale gibi dergilerde de yazan (1926 - 1928) Sabahattin Ali, bu arada öykü de yazmaya başlamış, ilk öyküsü "Bir Orman Hikayesi" Resimli Ay'da yayımlanmıştır (30 Eylül 1930). Toplumsal eğilimli bu öyküyü Nazım Hikmet, şu sözlerle okurlara sunmuştur: "Bu yazı bizde örneğine az tesadüf edilen cinsten bir eserdir. Köylü ruhiyatının bütün muhafazekâr ve ileri taraflarını, iptidaî sermaye terakümünü yapan sermayedarlığın inkişaf yolunda köylülüğü nasıl dağıttığını ve en nihayet, tabiatın deniz kadar muazzam bir unsuru olan ormanın muğlak, ihtiraslı hayatını, kımıldanışların zeki bir aydınlık içinde görüyoruz". Sabahattin Ali, af yasasından yararlanarak hapisten çıktıktan sonra, özellikle Varlık dergisinde yayımladığı "Kanal", "Kırlangıçlar", "Arap Hayri", "Pazarcı", "Kağnı" (1934 - 1936) gibi öyküleriyle dikkati çekmiştir. Sabahattin Ali Anadolu insanına yaklaşımıyla edebiyata yeni bir boyut kazandırmıştır. Ezilen insanların acılarını, sömürülmelerini dile getirmiş, aydınlar ve kentlilerin Anadolu insanına karşı takındıkları küçümseyici tavrı eleştirmiştir. 1937'de yayınlanan Kuyucaklı Yusuf romanı, gerçekçi Türk romanının en özgün örneklerinden biridir. Sabahattin Ali'nin halk şiirinden esinlenerek yazılmış şiirlerini içeren Dağlar ve Rüzgâr (1934) adlı kitabı yazın çevrelerinde ilgi uyandırmış, örneğin Yaşar Nabi, Hakimiyeti Milliye'de şu övücü satırları yazmıştır: "Bu kitabın mümeyyiz vasfı halk edebiyatı tarzında bir deneme teşkil etmesidir. Sabahattin Ali'nin tecrübeli muvaffak neticeler vermiş. Ve bize, şiirleri doğrudan doğruya bir halk şairi elinden çıkmamış olduklarını hissetirmekle beraber, o tanıdığımız ve sevdiğimiz samimi edayı tattırabiliyor. Komplike imajlardan kaçınılmış olması, bu şiirlere büyük bir sadelik vermiş." Ancak, Sabahattin Ali, bu kitabından sonra şiirle ilgilenmemiş, sadece öykü ve roman yazmıştır. 'Leylim Ley', 'Aldırma Gönül' gibi halk dilinden yararlanarak yazdığı şiirler herkes tarafından bilinir. Sabahattin Ali, Varlık'ta Esirler adlı üç perdelik bir oyun da yazmış (1936), ancak bu türü de bir daha denememiştir.