Yorumlar ve İncelemeler

Puan vermedi·96 syf.··
2020 3. kitabı
Bir nefeste bitirdiğim harika hikayeler. O dönemde yaşamışlık hissiyle bitti. Çok beğendim. Sebahattin Ali'nin kalemi çok güzel, akıcı ve anlaşılır bir dil. Ağdalı olmamasından dolayı kolay okunuyor. Keyifli bir kitap tavsiye ederim.
KağnıSabahattin Ali · Parodi Yayınları · 20195,6bin okunma
Burası Dünya İşte
10/10
·96 syf.··
2021 12. kitabı
·
11 saatte okudu
·
Okunma: 26 Şubat 2021 05:37
İçinde birbirinden değerli ve bir o kadar insana içinde yaşadığı sistemi sorgulatan 13 hikayenin yer aldığı bir Sabahattin Ali klasiği. Daha ilk hikayede hissediyorsunuz bu hikayelerin onun kaleminden çıktığını.Sabahattin Ali' nin bu kitabı; toplumun alt kesiminde görülen köylüler, yoksullar,işçiler, düşkünler, mahkûmlar,vatanı için canını verenler ve bunlara karşı kendini üstün gören şehirliler, memurlar, nüfuzlu kişiler yani zayıf olanı ezenlerin hikayesini ele almaktadır. Bir anlıkda olsa ezilenin, haklı olanın sesini duyacağımız bu hikayeler biraz yürek burkuyor. Acaba hikayelerde okuyunca mı anlam buluyor hayatın gerçekleri, içerde bir yerde bir isyan yükseliyor 'burası dünya işte' diye. Hâlbuki her dönem içinde yaşadığımız bu düzen günlük hayatta bize ne kadarda normal olmuş artık. Hep konuşur olmuşuz ama yanıbaşımızdakileri görmez de olmuşuz artık. Oysa bu düşündürücü hikâyeler içinde yaşadığımız düzende farklı şekillerde karşımıza çıkıyor. Artık yanıbaşımızdakini sadece duyarlı yazarların kitaplarında okuyunca anlamamamız dileğiyle...
KağnıSabahattin Ali · Parodi Yayınları · 20195,6bin okunma
Puan vermedi·96 syf.··
2021 69. kitabı
·
10 saatte okudu
·
Okunma: 29 Nisan 2021 21:49
Sabahattin Ali'nin öykü kitaplarına belli bir inceleme yazmak çok zor. Parodi yayınlarından okudum ve içerisinde dokuz öykü vardı. her öykü kendi içinde güzel anlamlar barındırıyor. Okuyun, okutturun.
Edebiyat
KağnıSabahattin Ali · Parodi Yayınları · 20195,6bin okunma
Herkez okuyabilir
8/10
·96 syf.··
2020 7. kitabı
Sebahattin Ali acımasız kalemi muhalif görüşü akıcı kalemi ve insanı sersemleten kısa hikayeleri ile bu eserde sebahattin ali'nin meyve pazarını temsil ediyor. sosyalist bir yazar olan sebahattin ali sosyalizm öğrenmek yada yeni bir düşünce edinmek isteyen herkez bu yapıtı okumalı. Sonuç olarak herkez okumalı ama yazarla ilgilenenler de muhakkak okumalı.
Edebiyat
KağnıSabahattin Ali · Parodi Yayınları · 20195,6bin okunma
10/10
·220 syf.··
Beğendi
·
2020 288. kitabı
Kağnı ses değirmen Bu üç kitap bir seri aslında Hepsini arka arkaya okumanızı tavsiye ederim İşlediği hikayeler çaresizliği yoksulluğu garipliği anlatıyor Sizi alıp götürüyor Ve size sizi bulduryor İyi okumalar Varolun
Edebiyat
KağnıSabahattin Ali · Parodi Yayınları · 20195,6bin okunma
9/10
·96 syf.··
Beğendi
·
2021 5. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 07 Ocak 2021 14:21
#kağnı Sabahattin Ali’nin kısa ve mükemmel bir biçim ile kaleme aldığı öykü serisi... Genellikle yoksulluğun çaresizliğin en dibe vurduğu anı veya yüksek mevkideki bir siyasetçinin bir bürokrat, köylerde ise yoksul , çaresiz halkın ağa ve ya o an zorbalığa gücü yeten biri tarafından gördüğü zulüm ve hor görmüşlüğün doruk noktasında olduğu anı kaleme almış. (1930 yıllarda savaştan çıkmış bir ülkede ne vardı diye merak ediyorsanız Sebahattin Ali’nin öykülerini mutlaka okumalısınız. Anlamlarla, duygularla ve en önemlisi mesajlarla dolu yaşam hikayeleri ile dolu ve gerçekten dolu bir kitap.) Herkese iyi okumalar diliyorum... #kitapyorumu #kitapalıntıları #kitapseç #okudum #kitaplık #kitapönerisi #kitapokumak #yorum #alıntı #kitap #sabahattinali #hayatadairleokuyoruz
Edebiyat
KağnıSabahattin Ali · Parodi Yayınları · 20195,6bin okunma
10/10
·96 syf.··
2020 22. kitabı
·
112 günde okudu
·
Okunma: 28 Temmuz 2020 00:04
Hikayeler gayet güzeldi o kadar akıcıydı ki asla bitsin istemedim. Tadını damakta bıraktı. Konuları çok başarılıydı, tek bir konuya devam edip roman bile yazabilirdi.
KağnıSabahattin Ali · Parodi Yayınları · 20195,6bin okunma
Puan vermedi·96 syf.··
2020 25. kitabı
Büyük usta Sabahattin Ali'nin hikayelerinden oluşan bu eseri okurken Toplumda hakim olan aksaklıklara ve günümüze değin yara olan konuları korkusuzca aktardığını görüyoruz. Sabahattin Ali'nin bu eseri açıkça bozuk düzene bir serzeniştir. Beni en çok etkileyen hikayesi Bir Skandal adını verdiği hikayedir. Söz konusu hikayede muallim olan Nurullah'ın Anadolunun bir şehrinde göreve başlamasını konu edinir. Bunun akabinde ana karakterin fikirlerini yüreklilikle söylemesi, doğru bulduğu düşünceleri ''Bırak bu lafları Allah aşkına ortalığı düzeltmek sana mı kaldı?'' lafları arasında savunmaya devam etmesini konu edinen bir hikayedir. Okumadıysanız bu eserle tanışmak için geç kalmamalısınız :)) İncelememi Bir Skandal hikayesinden hepimizin çokça duyduğu, kullandığı ''Köylü Millettin Efendisidir'' sözüne getirilen eleştiri ile bitirmek istiyorum: ''Biraz hakikatlere bakalım, mesela biz şehirliler de hükümete vergi veririz değil mi? buna mukabil hiç olmazsa sokağımızda bozuk bir kaldırım,yollarda sönük bir lamba, evlerimizin ve şahsımızın selameti için mevcut olduğu söylenen bir zabıta vardır; çocuklarımızı hiç olmazsa boş gezmekten kurtaracak bir mektep buluyoruz. Fakat sorarım size: Köylü verdiğine mukabil ne alır? Yolunu kendi yapmaya mecburdur, sokakları zavallı talihinden daha karanlık ve mektep, yüz köyün birinde bile yoktur. Candarma oralara asayişten ziyade vergi tahsilini temin için gider. Kendimizi aldatmayalım, köylü mütemadiyen vermiş, buna mukabil hiçbir şey kelimenin tam anlamıyla hiçbir şey alamamıştır. Bunları itiraf etmek eğer varsa bir parça vicdanımız, yediğimiz bir lokma ekmeğin boğazımızda kalmasına sebep olacaktır ve ihtimal vicdanımızın sedasını duymamak için ''Köylü efendimizdir'' gibi cümleler güzel bir morfindir. Fakat hiçbir cümle hakikatı değiştirmek
KağnıSabahattin Ali · Parodi Yayınları · 20195,6bin okunma
Puan vermedi·96 syf.··
2024 36. kitabı
·
2 saatte okudu
·
Okunma: 15 Kasım 2024 22:08
Bu kitap Sabahattin Ali'nin öykülerinden oluşuyor. İçerisinde 9 tane öykü var. %80'inin konusu hapiste geçiyor. Ben galiba sonuncu hikaye olan Bir Skandalı daha çok beğendim. Çünkü bir öğretmen var ve adı gerçekten bir skandala geçiyor. Kendini anlatmaya çalışıyor ama insanlar onu çok daha farklı ve hatta üstüne bir şeyler katarak başkalarına aktarıyor. Evleneceği bir kız vardı o da vazgeçiyor ondan. Diğer hikayeleri de aslında güzeldi. Kamyon, Kağnı, Pazarcı gayet iyiydi. Biraz eski dilde kelimeler vardı ama dipnot olarak kelimelerin anlamları verilmişti. Genel olarak hayatının gerçekçiliğini biraz dramatik yollarla anlatmış gibi geldi. Öykü okumayı seviyorsanız tavsiye edebilirim. :)
KağnıSabahattin Ali · Parodi Yayınları · 20195,6bin okunma
Gurbet hapishanesi!
8/10
·132 syf.·
2024 15. kitabı
Dikkat spoiler içerebilir! Toplam 13 kısa öyküden oluşan 'Kağnı' Sabahattin Ali'nin okuduğum ikinci kitabı oldu. Kitapta Sabahattin Ali'nin ceza evindeyken mahkumlardan dinlediği öyküler yer alıyor. Hatta 'Bir Şaka' öyküsü Sabahattin Ali'nin bizzat kendi hikayesini (Sinop hapishanesine gönderilmesini) anlatıyor. Kitapta bol bol acı hikaye var ve bu yüzden okurken biraz üzülebilirsiniz, hatta kitaba kendinizi kaptırırsanız birkaç olaya sinirlenebilirsiniz. Hayatın gerçekleri, olayların geçtiği dönem halkının hayat hikayeleri çok güzel anlatılmıştı bence. Kısa kısa yazılmış öyküleri çok sevmesemde kitaptaki olaylar ilgi çekiciydi ve kitapta bol bol altını çizdiğim yer oldu. Bu öykülerin gerçekten yaşanmış olması kitabı bende daha bir ayrı kıldı. Kitabı okuyup okumamak size kalmış. Herkese keyifli okumalar. ------ "...Sinop Hapishanesi'ne gönderilmek üzere teslim edilecektim. Bunu okuyunca çöker gibi oldum. Bir deniz kenarında yapyalnız duran bir hapishane gözlerimde canlandı ve içinde bir tek bile tanıdığım olmayan o yalı şehrini düşündüm... 'Gurbet hapishanesi!' dedim..." ------
KağnıSabahattin Ali · İş Bankası Kültür Yayınları · 20205,6bin okunma
Reklam

Yazar Hakkında

Sabahattin AliYazar · 103 kitap
Sabahattin Ali, 25 Şubat 1907'de Edirne Vilayeti'nin Gümülcine Sancağı'na bağlı Eğridere kazasında doğmuştur. Babası piyade yüzbaşısı (Cihangirli) Selahattin Ali Bey'in görev yerlerinin sık sık değişmesi dolayısiyla, ilköğrenimini İstanbul, Çanakkale ve Edremit'in çeşitli okullarında tamamlamıştır. Edremit'e göçtüklerinde bölge Yunan işgalinde olduğu için emekli olan babası aylığını alamamış ve aile çok zor günler geçirmiştir. İlkokulu bitirdikten sonra parasız yatılı olarak Balıkesir Öğretmen Okulu'na giren Sabahattin Ali, beş yıl burada okumuş, daha sonra İstanbul Öğretmen Okulu'nda mezun olmuştur (1926). Bir yıl kadar Yozgat'ta ilkokul öğretmenliği yapmış, Millî Eğitim Bakanlığı'nın açtığı sınavı kazanarak Almanya'ya giderek iki yıl orada okumuştur (1928 - 1930). Yurda döndükten sonra Sabahattin Ali, Orhaneli’nde ilkokul öğretmenliğine atandı. Aydın ve sonra Konya ortaokullarında Almanca öğretmenliği yapmıştır. Konya'da bulunduğu sırada, bir arkadaş toplantısında Atatürk'ü yeren bir şiir okuduğu iddiasıyla tutuklanmış (1932), bir yıla mahkûm olarak Konya ve Sinop cezaevlerinde yatmış, Cumhuriyetin onuncu yıldönümü dolayısıyla çıkarılan af yasasıyla özgürlüğüne kavuşmuştur (1933). Cezaevinden çıktıktan sonra Ankara'ya giden Sabahattin Ali Millî Eğitim Bakanlığı'na başvurarak yeniden göreve alınmasını istemiştir. Dönemin bakanı Hikmet Bayur'un "eski düşüncelerinden vazgeçtiğini ispat etmesini" istemesi üzerine Varlık dergisinde "Benim Aşkım" adlı şiirini yayımlayarak (15 Ocak 1934) Atatürk'e bağlılığını göstermeye çalışmıştır. Aynı yıl Bakanlık Neşriyat Müdürlüğü'ne alınmış, Ankara II. Ortaokul'da öğretmenlik yapmıştır. 16 Mayıs 1935 günü Aliye Hanım ile evlenmiş, 1936'da askere alınmış, 1937 Eylülünde kızı Filiz Ali dünyaya gelmiştir. Yedek Subay olarak askerliğini Eskişehir'de tamamlamış, 10 Aralık 1938 de Musiki Muallim Mektebi'nde Türkçe öğretmeni olarak göreve başlamıştır. 1940 yılında tekrar askere alınmış, askerliğini yaptıktan sonra Ankara Devlet Konservatuarı'nda Almanca öğretmenliği yapmıştır (1941 - 1945). "İçimizdeki Şeytan" romanı milliyetçi kesimde büyük tepki toplamıştır. Nihal Atsız'ın hakkında yazdığı hakaret dolu bir yazıya karşılık dava açmış, dava sırasında çok sıkıntı çekmiştir. 1944 yılında davayı kazanmasına rağmen tepkilerden kurtulamamıştır. Olaylı duruşmalar sonunda bakanlıkça görevinden alınmış, İstanbul'a giderek gazetecilik yapmaya başlamıştır (1945). Ancak fıkra yazdığı La Turquie ve Yeni Dünya gazeteleri, Tan olayları sırasında tahrip edilince işsiz kalmış, Aziz Nesin ve Rıfat Ilgaz'la Marko Paşa, Malum Paşa, Merhum Paşa, Öküz Paşa gibi siyasal mizah dergilerini çıkarmıştır (1946 - 1947). Ancak, bu gazeteler tek parti iktidarının baskılarıyla karşılaşmış, dergilerin isimlerindeki Paşa ifadesiyle "Milli Şef" İsmet Paşa ile alay edildiği iddiası ile kapatılmış, yazılar ve yazarları hakkında kovuşturmalar açılmıştır. Sabahattin Ali dergilerde çıkan yazılarından dolayı üç ay hapis yatmış, karşılaştığı baskılardan bunalmıştır. Ali Baba dergisinde yayımladığı "Ne Zor Şeymiş" başlıklı yazıda, içinde bulunduğu durumu şöyle anlatmaktadır: "Çalmadan, çırpmadan bize ekmeğimizi verenleri aç, bizi giydirenleri donsuz bırakmadan yaşamak istemek bu kadar güç, bu kadar mihnetli, hatta bu kadar tehlikeli mi olmalı idi?" Bir başka dava nedeni ile 1948'de Paşakapısı cezaevinde üç ay yatmıştır. Çıktıktan sonra zor günler geçirmeye başlamış, işsiz kalıp, yazacak yer bulamamıştır. Yurt dışına gidebilmek için pasaport almak istemiş, alamamıştır. Yasal yollardan yurt dışına çıkma olanağı da bulamayınca Bulgaristan'a kaçmaya karar vermiş fakat para karşılığı anlaştığı Ali Ertekin adlı kaçakçı tarafından Jandarma karakolunda katledilmiş daha sonra da cesedi 2 Nisan 1948 tarihinde Bulgaristan sınırında şaibeli bir şekilde bulunmuştur. Sabahattin Ali'yi öldürdüğünü itiraf eden ve Milli Emniyet mensubu olduğu iddia edilen Ali Ertekin, dört yıla hüküm giymiş; fakat birkaç hafta sonra çıkartılan aftan yararlanarak serbest kalmıştır. Bulgaristan’ın Eğridere (Ardino) kentinde, Sabahattin Ali’nin 100. doğum yılı kutlandı. 31 Mart 2007 günü gerçekleşen toplantıya, başta Bulgaristan Yazarlar Birliği Başkanı olmak üzere Sofya ve Bulgaristan’ın çeşitli kentlerinden Türk ve Bulgar yazarlar, şairler, okurlar ve Sabahattin Ali’nin kızı Filiz Ali katıldı. Bütün eserleri 1950’li yıllardan beri Bulgaristan’daki tüm okullarda okutulduğundan, Sabahattin Ali bu ülkede çok tanınan bir yazardır. Sabahattin Ali yazı yaşamına şiirle başlamış, hece vezniyle yazdığı ve halk şiirinin açık izleri görülen bu ürünlerini Balıkesir'de çıkan ve Orhan Şaik Gökyay tarafından yönetilen Çağlayan dergisinde yayımlamıştır (1926). Servet-i Fünun, Güneş, Hayat, Meşale gibi dergilerde de yazan (1926 - 1928) Sabahattin Ali, bu arada öykü de yazmaya başlamış, ilk öyküsü "Bir Orman Hikayesi" Resimli Ay'da yayımlanmıştır (30 Eylül 1930). Toplumsal eğilimli bu öyküyü Nazım Hikmet, şu sözlerle okurlara sunmuştur: "Bu yazı bizde örneğine az tesadüf edilen cinsten bir eserdir. Köylü ruhiyatının bütün muhafazekâr ve ileri taraflarını, iptidaî sermaye terakümünü yapan sermayedarlığın inkişaf yolunda köylülüğü nasıl dağıttığını ve en nihayet, tabiatın deniz kadar muazzam bir unsuru olan ormanın muğlak, ihtiraslı hayatını, kımıldanışların zeki bir aydınlık içinde görüyoruz". Sabahattin Ali, af yasasından yararlanarak hapisten çıktıktan sonra, özellikle Varlık dergisinde yayımladığı "Kanal", "Kırlangıçlar", "Arap Hayri", "Pazarcı", "Kağnı" (1934 - 1936) gibi öyküleriyle dikkati çekmiştir. Sabahattin Ali Anadolu insanına yaklaşımıyla edebiyata yeni bir boyut kazandırmıştır. Ezilen insanların acılarını, sömürülmelerini dile getirmiş, aydınlar ve kentlilerin Anadolu insanına karşı takındıkları küçümseyici tavrı eleştirmiştir. 1937'de yayınlanan Kuyucaklı Yusuf romanı, gerçekçi Türk romanının en özgün örneklerinden biridir. Sabahattin Ali'nin halk şiirinden esinlenerek yazılmış şiirlerini içeren Dağlar ve Rüzgâr (1934) adlı kitabı yazın çevrelerinde ilgi uyandırmış, örneğin Yaşar Nabi, Hakimiyeti Milliye'de şu övücü satırları yazmıştır: "Bu kitabın mümeyyiz vasfı halk edebiyatı tarzında bir deneme teşkil etmesidir. Sabahattin Ali'nin tecrübeli muvaffak neticeler vermiş. Ve bize, şiirleri doğrudan doğruya bir halk şairi elinden çıkmamış olduklarını hissetirmekle beraber, o tanıdığımız ve sevdiğimiz samimi edayı tattırabiliyor. Komplike imajlardan kaçınılmış olması, bu şiirlere büyük bir sadelik vermiş." Ancak, Sabahattin Ali, bu kitabından sonra şiirle ilgilenmemiş, sadece öykü ve roman yazmıştır. 'Leylim Ley', 'Aldırma Gönül' gibi halk dilinden yararlanarak yazdığı şiirler herkes tarafından bilinir. Sabahattin Ali, Varlık'ta Esirler adlı üç perdelik bir oyun da yazmış (1936), ancak bu türü de bir daha denememiştir.