Reklam

Yorumlar ve İncelemeler

10/10
·136 syf.·
2020 94. kitabı
İnceleme yapmıyorum genelde, biraz üşengecim o konuda, ama bu sefer susmaya gönlüm razı gelmedi... Tüm duyguları size nakış nakış işleyen bir kitap. Özlemi, anlaşılamamayı, anlayamamayı, güçlüyü, güçsüzü, ezileni, en çok da toplum da hala devam eden insana yapılan haksızlıkları hayatın ne denli acımasız, düşünemediğimiz taraflarından sırtımızdan vurduğunu dile getiriyor. Öyküleri okurken canım acıdı, söylediğim gibi birçok duyguyu yaşadım. Hiçbiri öyle bitmemeliydi gibi geldi bana, her birinde kendimi buldum desem yalan olmaz, zaten birini anlayabilmekte kolay zanaat değil, keşke insanlar bu kadar bencil olmasalar... Sabahattin Ali'nin dilinden okuduğum ikinci kitap, ilki "ses" de çok güzeldi benim için... Onun diline, kelimeleri dans ettiriyormuş gibi okuyucuya aksettirmesine hayran kaldım. Bu kitaba kütüphanenizde yer vermenizi tavsiye ederim, ben çok beğendim. Keyifli okumalar. :)
KağnıSabahattin Ali · Can Yayınları · 20195,6bin okunma
8/10
·136 syf.··
Beğendi
·
2020 183. kitabı
·
26 saatte okudu
·
Okunma: 30 Mart 2020 16:51
Kısa öykülerinden oluşan Kağnı’ da da yolundan şaşmayan Sabahattin Ali yakın geçmişimizdeki - şahit olmaya devam ettiğimiz - bozuk düzeni, adil olmaktan uzak basit hesapları, toplum eşitsizliğini yüze vurmuş; cahil ve açgözlü entelektüel/cemiyet takımının ayakları altında boğulan düşkün, biçare alt sınıfın sesini kalemine alıp bağırtmıştır. Kurgularının bu kadar sürüklemesinin ve etkilemesinin nedeni gerçeğin sesine kulak vererek, hayatın içinden alıp yazıya dökmesinden ileri gelmektedir. Edebiyattaki başarısı, dili kullanmadaki ustalığı, Türkçe’ ye hakimiyeti artık herkesçe bilinen yazarın toplumdaki zulme ve adaletsizliğe hiçbir zaman sessiz kalmamış ve canı pahasına fikirlerini savunmuş olması da kendisini daha nadir, biricik kılmaktadır.
KağnıSabahattin Ali · Can Yayınları · 20195,6bin okunma
Puan vermedi·136 syf.··
2020 162. kitabı
·
17 günde okudu
·
Okunma: 16 Ağustos 2020 05:07
13 hikayeden oluşan bir Sabahattin Ali kitabı. . Kağnı hikayesinde oğlu ölen köylü kadının korkusundan suçluları şikayet bile edememesini, kamyon hikayesinde yol parası bulamayan bir İzmir yolcusunun nasıl yolun sonuna geldiğini, kafa kağıdı hikayesinde 90 yaşında hapse atılan suçsuz amcanın hikayesini, gramafon avrat hikayesinde aşkın neler yaptırabileceğini, bir şaka hikayesinde hapisteki Cavit'in hayal kırıklığını ve masumiyetini, duvar hikayesinde yine hapisteki iki arkadaşın kaçış planlarının nelere mâlolduğunu, pazarcı hikayesinde bir askerin evine döndükten sonra başına gelen yürek dağlayıcı acısını, apartman hikayesinde bir babanın yoksulluktan dolayı yaşadığı çaresizliğini, arabalar beş kuruş hikayesinde çocukların masumiyetini, fikir arkadaşım hikayesinde entelektüel çirkinliği, düşman hikayesinde boşa çıkan bir dostluk meselesini ve bir skandal hikayesinde ise insanların işlerine yaramadığınızda sizi paçavra gibi nasıl bir kenara atılabileceğini doğuya atanmış bir öğretmenin yaşadıklarından okudum. . . Sabahattin Ali hikayeleri'nin farklı bir tadı var. Kendine has bir tat. Sistemi, toplumu eleştiren ama bunu kırmadan dökmeden sakince yapan bir üslub. Sesini yükseltmeden alttan alta vermek istediği veren kurgular. Aslında öyle büyük tokatlar ki bu hikayeler. O yüzden niyeti sadece güzel öykü okumak olanlar Sabahattin Ali öykülerinden hoşlanmayabilir. Ben seviyorum.
KağnıSabahattin Ali · Can Yayınları · 20195,6bin okunma
Puan vermedi·136 syf.··
Beğendi
·
2022 14. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 05 Mart 2022 01:01
Kitaba kendimi öyle kaptırdım ki kalbim kırıldı resmen. Birbirinden acıklı 13 kısa öyküden oluşan kitap, benim gibi okuduğunu yaşayan insanlar için üzücü deneyimler bütünü olabilir. Her bir öykünün sonunda kendime zaman verdim ve düşündüm "Acaba böyle mi olmalıydı?" diye. Yazıldığı dönemin şartları ve dili, hikayelerin geçerliliğini anlatmakta yeterli. Sabahattin Ali'nin kalemi, tarzı ve kalitesi her zamanki gibi belirgin ve çok hoş. (Eğer yazarın hayatıyla ilgili bilginiz varsa kitap biraz daha anlam kazanıyor.) Kırsalı, natürel yaşamı ve alıkonulan özgürlük hissini iliklerinize kadar hissedeceğiniz, eğer eski Türkçe'ye hakimseniz okumakta/anlamakta zorluk çekmeyeceğiniz çok güzel bir eser. Sabahattin Ali öykülerinde kendi dönemi içinde zamansız olanı buluyor, yerel olandan evrensele ulaşıyor. Habercilikle masalcılığı, anıyla efsaneyi, bir gözlemcinin tarafsızlığıyla kıssadan hisseler anlatan bir çınar altı meddahının dilini birbirine harmanlıyor. Sabahattin AliSabahattin Ali KağnıKağnı
Edebiyat
KağnıSabahattin Ali · Can Yayınları · 20195,6bin okunma
IŞITAN YAZARIMIZ SABAHATTİN ALİ
10/10
·136 syf.·
2021 59. kitabı
Aklımdaki bazı soruların yanıtlarını psikoloji, sosyoloji, felsefe... kitaplarında ararken ve bulamazken, yanıtımı hiç ummadığım anda bazı büyük öykülerden almışımdır... Anadolu niçin kaya gibi sağlam, insanları yoksulluklara, bunca zulme, acılara niçin böyle aşılı? diye sorardım kendi kendime... Sorumun yanıtını “Kağnı” kitabından aldım... Bir yazar, gördüklerini, yaşadıklarını, yani kendisini sarsan konuları yazmalı. Ve de Sabahattin Ali gibi, okuyanların yüreklerine işleyen bir dille yazmalı...
KağnıSabahattin Ali · Can Yayınları · 20195,6bin okunma
10/10
·136 syf.·
2020 8. kitabı
Her kitabında sonra, Sabahattin Ali, keşke daha uzun yaşasaydı, daha çok yazabilseydi diyorum. Pek çok değerli yazarımız, gazetecimiz gibi onu da koruyamamışız, öldükten yıllar sonra kıymetini anlamışız. Kurtuluş Savaşından çıkmış, yorgun, yoksul ve eğitimsiz, çaresiz halk ve bu halkın sırtından geçinen ağalar, beyler, paşalar, zorbalar, bürokratlar. Hepsi mi kötü , tabi ki değil ama hikayelerinin kahramanları genel olarak zulmedenler, zulum görenler. Hangi koşullarda bu ülke buralara geldi, neler gördü, geçirdi, ne kadar ilerledi, ne kadar ilerleyemediğini görmek için mutlaka okumamız gerekli. Her biri dolu dolu hikayelerin, her birinde duygudan duyguya geçiş var. Mutlaka okuyun, çocuklarınıza okutturun. Keyifli Okumalar...
KağnıSabahattin Ali · Can Yayınları · 20195,6bin okunma
Puan vermedi·136 syf.··
2021 24. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 14 Temmuz 2021 00:27
Sabahattin Ali hakkında, onun kitapları hakkında bir şeyler yazmak zor, onun bizim için zamanında yazmış olması en güzeli. Bazen ben onun kitaplarında kaçtığım insanların mahallesinde aynı sokakta buluyorum kendimi. Tam da o an da "Düşün, dünyada birbirini sevmek, birbirine yakın olmak hisleri de olmasa yaşamanın manası kalır mı? " diye soruyor bana. Hem de sevme ihtimalimin olmayacağı bir adamın ağzından. Düşünüyorum. Sevginin süpürmediği kapı önü, savurmadığı kül, boş koltuk bulamadığı cam kenarı, kendine yer açamadığı kalp var mıdır? Çeviriyorum sayfayı,devam ediyorum okumaya. İşte benim karakterim diyorum, benim sesim, benim ağzım bu adam. Hemen giyiveriyorum cümleleri üstüme ve "İnsanların bazen ne kadar budala ve aşağılık olduğunu bilmiyor gibisin be Nurullah!" diyorum kendime. Hayatımın canımı acıtan yanlarını, öfkelendiğim insanları da arkama katarak bir kez daha okuyorum cümleyi. Bilmiyor gibisin be Özge! Sabahattin Ali... O çok şeyler söylüyor kitaplarında satır aralarında. Bazen elinde bir ayna, bazen elinde bir kazma... Bende okuyucusu olarak o hangi sokağın, hangi memleketin adresini elime yazıp verirse oraya gidiyorum. Elimden geldiğince çukurlara dikkat ederek, elimden geldiğince kendime bakarak. Keyifli okumalar...
Edebiyat
KağnıSabahattin Ali · Can Yayınları · 20195,6bin okunma
Memleket Yarası
8/10
·136 syf.··
Beğendi
·
2019 2. kitabı
·
36 günde okudu
·
Okunma: 21 Aralık 2019 00:16
Zamanın tozlanmış yüreğinde birikmiş tozları kaldıran, Anadolu insanının yoksul ve naçar yıllarının bütün çıplaklığına çıra tutan bir ustanın, yüreğinin daktilosuyla tıkır tıkır İşlenen bir coğrafyanın naçar hikayesini yerel motiflerle evrensele taşıyor. Ve bu yoksul köylü taşına da toprağına da hep kendi şekil vermiştir. Çünkü yıllarca bir vefa yolu gözlemiş, beklemiş eli böğründe , toprak damların o koca tomruklu tavanların altında, yoksulluk yarası altında inleye inleye yaşamı yaşamadan göçüp gitmiş hikayesinin narin ve derin bir zamanın kalbinde usul usul çınlayan bir hüzün melodinin öyküsü. Dağların derin uçurumlarından koşup gelen, keskin bir peryavşan otunun rüzgarla savrulan genizdeki ılık kokusu...
Edebiyat
KağnıSabahattin Ali · Can Yayınları · 20195,6bin okunma
10/10
·136 syf.··
2021 59. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 03 Eylül 2021 09:24
Sabahattin Ali'nin yazmış olduğu öykülerin derlendiği bu kitap genel olarak bir hüzün havasında geçmektedir. İçimizden biri olmasından sebeptir diye düşünüyorum, 1930larda yaşanan hadiselerin içtenliğini ve şu anla uyumunu gayet iyi gözlemleyebiliyoruz. Sabahattin Ali öykülerinde okuduğum en etkili ve bana dokunan öyküler bu kitapta yer almaktadır.
KağnıSabahattin Ali · Can Yayınları · 20195,6bin okunma
'Desene Nurullah,' dedim. 'Bu da seni anlamadı!'
8/10
·136 syf.··
2021 4. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 18 Ocak 2021 17:31
Merhaba.. Sabahattin Ali'nin ikinci kitabı olan Kağnı'yı okudum. Toplam 13 öykünün bulunduğu kitapta son öykü olan Bir Skandal hariç diğer tüm öyküler 1935 ya da 1936 yılında yazılmış. (Bir Skandal, 1932) Öykülerde ağırlıklı olarak köy ya da hapis hayatından izlere, köy ve köylüler ile şehir ve şehirlilerin arasında bir uçurum bulunduğuna, insanların kurnazlıklarına, insan hayatının bir ikinci kişi için değersiz oluşuna, bencilliklerine tanık oluyoruz. Bunun yanı sıra ise aşka ve sevgiye de yine bazı hikayelerde rastlıyoruz. Öyküler genelde 5-8 sayfa uzunluğundaydı, son öykü olan 'Bir Skandal' ise 37 sayfa. Bu öykü de İstanbul'lu olan Nurullah'ın İç Anadolu'nun bir köyüne öğretmen olarak atanınca yaşadığı şaşkınlığını, aydın geçinen insanların konuşmaktan nasıl korktuğunu, farklı düşünceler öne sürenlerin anarşist olarak damgalandıklarını, kendinden olmayanları "kardeşçe ikaz" şeklinde uyarmalarını, insanların en küçük şeyleri abarttıklarını ve bazı insanların sırf kötülük yapmak için beyinlerinde bir mekanizma bulunduğunu okuyoruz. Kitapta hemen hemen tüm öyküleri sevdim ama özellikle bu son öyküyü daha çok sevdim. Nurullah'ın o şaşkınlığını, 'o insanların' içinde bulunmaktan yaşadığı zorluğu ve neredeyse boğulacak duruma gelmesini Sabahattin Ali çok iyi aktarmıştı. İlk kitabı Değirmen gibi bu kitabını da severek okudum. Bir sonraki okuyacağım Sabahattin Ali eseri yazarın üçüncü kitabı olan "Ses" olacak. Herkese keyifli okumalarr...
Edebiyat
KağnıSabahattin Ali · Can Yayınları · 20195,6bin okunma

Yazar Hakkında

Sabahattin AliYazar · 103 kitap
Sabahattin Ali, 25 Şubat 1907'de Edirne Vilayeti'nin Gümülcine Sancağı'na bağlı Eğridere kazasında doğmuştur. Babası piyade yüzbaşısı (Cihangirli) Selahattin Ali Bey'in görev yerlerinin sık sık değişmesi dolayısiyla, ilköğrenimini İstanbul, Çanakkale ve Edremit'in çeşitli okullarında tamamlamıştır. Edremit'e göçtüklerinde bölge Yunan işgalinde olduğu için emekli olan babası aylığını alamamış ve aile çok zor günler geçirmiştir. İlkokulu bitirdikten sonra parasız yatılı olarak Balıkesir Öğretmen Okulu'na giren Sabahattin Ali, beş yıl burada okumuş, daha sonra İstanbul Öğretmen Okulu'nda mezun olmuştur (1926). Bir yıl kadar Yozgat'ta ilkokul öğretmenliği yapmış, Millî Eğitim Bakanlığı'nın açtığı sınavı kazanarak Almanya'ya giderek iki yıl orada okumuştur (1928 - 1930). Yurda döndükten sonra Sabahattin Ali, Orhaneli’nde ilkokul öğretmenliğine atandı. Aydın ve sonra Konya ortaokullarında Almanca öğretmenliği yapmıştır. Konya'da bulunduğu sırada, bir arkadaş toplantısında Atatürk'ü yeren bir şiir okuduğu iddiasıyla tutuklanmış (1932), bir yıla mahkûm olarak Konya ve Sinop cezaevlerinde yatmış, Cumhuriyetin onuncu yıldönümü dolayısıyla çıkarılan af yasasıyla özgürlüğüne kavuşmuştur (1933). Cezaevinden çıktıktan sonra Ankara'ya giden Sabahattin Ali Millî Eğitim Bakanlığı'na başvurarak yeniden göreve alınmasını istemiştir. Dönemin bakanı Hikmet Bayur'un "eski düşüncelerinden vazgeçtiğini ispat etmesini" istemesi üzerine Varlık dergisinde "Benim Aşkım" adlı şiirini yayımlayarak (15 Ocak 1934) Atatürk'e bağlılığını göstermeye çalışmıştır. Aynı yıl Bakanlık Neşriyat Müdürlüğü'ne alınmış, Ankara II. Ortaokul'da öğretmenlik yapmıştır. 16 Mayıs 1935 günü Aliye Hanım ile evlenmiş, 1936'da askere alınmış, 1937 Eylülünde kızı Filiz Ali dünyaya gelmiştir. Yedek Subay olarak askerliğini Eskişehir'de tamamlamış, 10 Aralık 1938 de Musiki Muallim Mektebi'nde Türkçe öğretmeni olarak göreve başlamıştır. 1940 yılında tekrar askere alınmış, askerliğini yaptıktan sonra Ankara Devlet Konservatuarı'nda Almanca öğretmenliği yapmıştır (1941 - 1945). "İçimizdeki Şeytan" romanı milliyetçi kesimde büyük tepki toplamıştır. Nihal Atsız'ın hakkında yazdığı hakaret dolu bir yazıya karşılık dava açmış, dava sırasında çok sıkıntı çekmiştir. 1944 yılında davayı kazanmasına rağmen tepkilerden kurtulamamıştır. Olaylı duruşmalar sonunda bakanlıkça görevinden alınmış, İstanbul'a giderek gazetecilik yapmaya başlamıştır (1945). Ancak fıkra yazdığı La Turquie ve Yeni Dünya gazeteleri, Tan olayları sırasında tahrip edilince işsiz kalmış, Aziz Nesin ve Rıfat Ilgaz'la Marko Paşa, Malum Paşa, Merhum Paşa, Öküz Paşa gibi siyasal mizah dergilerini çıkarmıştır (1946 - 1947). Ancak, bu gazeteler tek parti iktidarının baskılarıyla karşılaşmış, dergilerin isimlerindeki Paşa ifadesiyle "Milli Şef" İsmet Paşa ile alay edildiği iddiası ile kapatılmış, yazılar ve yazarları hakkında kovuşturmalar açılmıştır. Sabahattin Ali dergilerde çıkan yazılarından dolayı üç ay hapis yatmış, karşılaştığı baskılardan bunalmıştır. Ali Baba dergisinde yayımladığı "Ne Zor Şeymiş" başlıklı yazıda, içinde bulunduğu durumu şöyle anlatmaktadır: "Çalmadan, çırpmadan bize ekmeğimizi verenleri aç, bizi giydirenleri donsuz bırakmadan yaşamak istemek bu kadar güç, bu kadar mihnetli, hatta bu kadar tehlikeli mi olmalı idi?" Bir başka dava nedeni ile 1948'de Paşakapısı cezaevinde üç ay yatmıştır. Çıktıktan sonra zor günler geçirmeye başlamış, işsiz kalıp, yazacak yer bulamamıştır. Yurt dışına gidebilmek için pasaport almak istemiş, alamamıştır. Yasal yollardan yurt dışına çıkma olanağı da bulamayınca Bulgaristan'a kaçmaya karar vermiş fakat para karşılığı anlaştığı Ali Ertekin adlı kaçakçı tarafından Jandarma karakolunda katledilmiş daha sonra da cesedi 2 Nisan 1948 tarihinde Bulgaristan sınırında şaibeli bir şekilde bulunmuştur. Sabahattin Ali'yi öldürdüğünü itiraf eden ve Milli Emniyet mensubu olduğu iddia edilen Ali Ertekin, dört yıla hüküm giymiş; fakat birkaç hafta sonra çıkartılan aftan yararlanarak serbest kalmıştır. Bulgaristan’ın Eğridere (Ardino) kentinde, Sabahattin Ali’nin 100. doğum yılı kutlandı. 31 Mart 2007 günü gerçekleşen toplantıya, başta Bulgaristan Yazarlar Birliği Başkanı olmak üzere Sofya ve Bulgaristan’ın çeşitli kentlerinden Türk ve Bulgar yazarlar, şairler, okurlar ve Sabahattin Ali’nin kızı Filiz Ali katıldı. Bütün eserleri 1950’li yıllardan beri Bulgaristan’daki tüm okullarda okutulduğundan, Sabahattin Ali bu ülkede çok tanınan bir yazardır. Sabahattin Ali yazı yaşamına şiirle başlamış, hece vezniyle yazdığı ve halk şiirinin açık izleri görülen bu ürünlerini Balıkesir'de çıkan ve Orhan Şaik Gökyay tarafından yönetilen Çağlayan dergisinde yayımlamıştır (1926). Servet-i Fünun, Güneş, Hayat, Meşale gibi dergilerde de yazan (1926 - 1928) Sabahattin Ali, bu arada öykü de yazmaya başlamış, ilk öyküsü "Bir Orman Hikayesi" Resimli Ay'da yayımlanmıştır (30 Eylül 1930). Toplumsal eğilimli bu öyküyü Nazım Hikmet, şu sözlerle okurlara sunmuştur: "Bu yazı bizde örneğine az tesadüf edilen cinsten bir eserdir. Köylü ruhiyatının bütün muhafazekâr ve ileri taraflarını, iptidaî sermaye terakümünü yapan sermayedarlığın inkişaf yolunda köylülüğü nasıl dağıttığını ve en nihayet, tabiatın deniz kadar muazzam bir unsuru olan ormanın muğlak, ihtiraslı hayatını, kımıldanışların zeki bir aydınlık içinde görüyoruz". Sabahattin Ali, af yasasından yararlanarak hapisten çıktıktan sonra, özellikle Varlık dergisinde yayımladığı "Kanal", "Kırlangıçlar", "Arap Hayri", "Pazarcı", "Kağnı" (1934 - 1936) gibi öyküleriyle dikkati çekmiştir. Sabahattin Ali Anadolu insanına yaklaşımıyla edebiyata yeni bir boyut kazandırmıştır. Ezilen insanların acılarını, sömürülmelerini dile getirmiş, aydınlar ve kentlilerin Anadolu insanına karşı takındıkları küçümseyici tavrı eleştirmiştir. 1937'de yayınlanan Kuyucaklı Yusuf romanı, gerçekçi Türk romanının en özgün örneklerinden biridir. Sabahattin Ali'nin halk şiirinden esinlenerek yazılmış şiirlerini içeren Dağlar ve Rüzgâr (1934) adlı kitabı yazın çevrelerinde ilgi uyandırmış, örneğin Yaşar Nabi, Hakimiyeti Milliye'de şu övücü satırları yazmıştır: "Bu kitabın mümeyyiz vasfı halk edebiyatı tarzında bir deneme teşkil etmesidir. Sabahattin Ali'nin tecrübeli muvaffak neticeler vermiş. Ve bize, şiirleri doğrudan doğruya bir halk şairi elinden çıkmamış olduklarını hissetirmekle beraber, o tanıdığımız ve sevdiğimiz samimi edayı tattırabiliyor. Komplike imajlardan kaçınılmış olması, bu şiirlere büyük bir sadelik vermiş." Ancak, Sabahattin Ali, bu kitabından sonra şiirle ilgilenmemiş, sadece öykü ve roman yazmıştır. 'Leylim Ley', 'Aldırma Gönül' gibi halk dilinden yararlanarak yazdığı şiirler herkes tarafından bilinir. Sabahattin Ali, Varlık'ta Esirler adlı üç perdelik bir oyun da yazmış (1936), ancak bu türü de bir daha denememiştir.