Ama asıl sebep... Kadınla aynı kitabı okuyor olmanın verdiği tuhaf, sıcak, açıklanamayan mutluluktu. Aynı satıra bakmış olma ihtimali... Aynı cümlenin ona ne hissettirdiğini merak etmek... Kitabın içinde, aynı sayfada, adeta aynı odadaymış gibi bulunmak...
Herkese merhabalar Jonah Akson tarafından kaleme alınan limera yayınları tarafından yayımlanan psikolojik-romantik türünde bir eser olan Petrikor’un yorum ile geldim
Petrikor”, gökyüzü ile yeryüzünün kavuştuğu o ilk andaki kokudan ilham alarak; aslında hayatımızda hep var olan ama çoğunlukla görmezden geldiğimiz o ince detayları, yarım kalmışlıkları ve yeniden doğuşları anlatıyor.
Kitaba başladığımda açıkçası daha klasik bir ilişki hikâyesi okuyacağımı düşündüm. Bir kadın ve bir adam… Aynı ortamda bulunup birbirine çekilen iki insan. Ama sayfalar ilerledikçe bunun sadece bir “ilişki” olmadığını fark ediyorsun. Daha çok bir zihin yolculuğu, daha çok içsel bir kırılma hikâyesi.
Kitapta karakterlerin sadece "Adam" ve "Kadın" olarak geçmesi bence eserin en güçlü yanı. Bu sayede hikayenin içine hapsolmuyorsunuz; aksine, kim olmak istiyorsanız o karakterin yerine kendinizi koyabiliyorsunuz
Açıkçası hızlıca okuyup bitirilecek bir kitap değil; biraz durup düşünmek, altını çizmek ve sindirmek gerekiyor.Dış dünyanın gürültüsünden sıyrılıp kendi iç sesinizi dinlemek istiyorsanız, Petrikor’u mutlaka okuma listenize eklemelisiniz