Pelin

Pelin
@pelinneokur
232 okur puanı
Haziran 2020 tarihinde katıldı
Puan vermedi·96 syf.·
2026 4. kitabı
Sonunu başından bilmeme rağmen, kitabın bitiriliş şekli, özellikle son 4-5 sayfası çok iyiydi. Kitap Amerika’dan Napoli’ye turist olarak seyahat eden Lise’nin bir gününü anlatıyor. Lise’nin karakteri hakkında pek bir bilgimiz olmuyor kitap boyunca, sadece bazı davranışlarını biliyoruz. Kendisi hakkında verdiği bilgiler çelişkili, gerçek mi değil mi emin olamıyoruz. Sanki onunla denk gelmiş ve onu tanımayan ama hakkında tahminde bulunan insanların onu anlatması gibi, kendini anlatıyor bize. Hafif histerik ve psikolojik problemleri olan biriymiş gibi bir portre çizmiş yazar, aynı tecavüze uğrayan kadınların tecavüz edenin cezasını düşürmek için suçlu ve aranıyormuş, olan her şey onların suçuymuş gibi yansıtılması gibi. Yazarın bunu kasıtlı yaptığı aşikar. Tecavüz edilip ölü bulunan Lise’nin katilinin savunması ise günümüzdeki kadın tecavüzcüsü ve katillerinin kendilerini savunmalarıyla birebir aynı. Kitap ‘70lerde yazılmış, aradan geçen neredeyse 60 yıla rağmen durumun ve olayların ele alınışının geçerliliğini hala koruması ise gerçekten kahredici. Muriel Spark, enteresan bir biçimde bütün kitap boyunca Lise’yi anlatmasına rağmen onun tamamen yok sayıldığı bir şablon oluşturmuş. Bu yönüyle bana Sakar kitabındaki tanık ifadelerini anımsattı. Kitap sonuna kadar beni çok etkilemese de, sonuyla gerçekten her şey yerine oturdu ve bu kitabın neden ölmeden önce okumanız gereken 1001 kitap listesinde olduğunu anladım. Tavsiyedir.
1000Kitap
Sürücü KoltuğuMuriel Spark · Siren Yayınları · 20181,341 okunma
Puan vermedi·152 syf.·
2026 3. kitabı
Çok enteresan bir kitap bu. Karakterlerin iç içe geçtiği, bazı anlarda size onlarca başka olasılık düşündürten, normalin yavaş yavaş deliliğe dönüştüğü, gerçeğin zamanda ve mekanda eğilip büküldüğü, bir kadının bazen taşkınlığa ve paranoyaya varan hisleri ve düşünceleri üzerinden ilerleyen uzun bir monolog. Toplumun en küçük yapıtaşı aile ve ailedeki rollerin nasıl değişebildiğine, dönüşebildiğine dair bir anlatı aynı zamanda. Yakınlaşmalar’da bir çevirmenin çevirisini yaptığı sanıklara ne kadar mesafeli kalabileceği gibi bir konuyu işlerken, bu kitabında sahne sanatlarında performans sergilenirken ortaya çıkan karakterin ne kadarı yazardan ne kadarı oyuncudan gelir, ve seyirciye geçen kısmı aslında nedir, sanatın bu dalında iki zihin üst üste mi biner, gerçek ne kadar bükülebilir, nasıl değişebilir bunları işlemiş. Kitamura’nın soğuk ve gözlemci üslubu bu kitabında da devam etmiş, insanların akıllarından geçenleri ve etrafı algılamadaki becerilerini, psikolojilerini yazmada, yansıtmada ve detaylandırmada çok kabiliyetli olduğunu düşünüyorum. Kitabı okurken yoğunluğunu ve derinliğini her satırda hissedeceksiniz. Sonuna kadar nereye bağlanacağını merakla okudum. Bir olay örgüsü sunmaktansa, okuyucunun hayal gücüne göre şekillenecek bir kitap. Muhtemelen her okuyan da farklı olasılıkların doğru olduğuna inanacak. Şu an hala tam olarak neyin nereye oturduğundan emin değilim. Ancak gönül rahatlığıyla tavsiye ederim. Umarım 2025 Booker Ödülü sahibi Beden, yine aynı yılın finalisti olan bu kitaptan iyidir.
1000Kitap
SeçmelerKatie Kitamura · İthaki Yayınları · 2026473 okunma
Puan vermedi·136 syf.·
2026 2. kitabı
2026 Uluslararası Booker Ödülü finalisti kitap, Arnavut Kanun’larına göre ostaynitsa yani yeminli bakire, kadınlığını geride bırakıp erkek olmayı seçen ve ömrünü buna göre yaşamaya başlayan bir kadının hikayesini anlatıyor. İsmail Kadare’nin Kırık Nisan kitabını yer yer anımsatsa da, burada ele alınan konu Kanun’lar değil, bu kanunların gölgesinde yaşamayı seçmiş bir kadın. Kitap şiirsel bir dille yazılmış, virgüllerle birbirine bağlanan cümleler başta okumayı zorlaştırsa da kendinizi akışa bırakıp devam ettiğinizde bu kitabı hissediyorsunuz, aynı çevirmen Sevcan Kence’nin söylediği gibi bu kitap “açıklanarak değil, içine girilerek anlaşılacak bir metin”. Öyle cümleler var ki diken gibi batıyor içinize. Şiirlerle örülmüş kitap, kültürü nedeniyle kadın olduğuna pişman edilmiş, babasının gözüne erkek gibi davranarak girmeye çalışan bu kadının dalgalı hayatını gösteriyor bize. Kendini bir başkasında bulma, kadınlığını hiçe sayma, bundan utanma, yıllarca kurallara bağlı kalarak yaşadığı için özünü kaybetme, umutsuzluk, ölüm gibi temalar işlenmiş kitapta. Atmosfer ve anlatılan konu ağır, kasvetli. Ancak sayfaları merak ederek çevirecekseniz. Özellikle yarısından sonra olaylar hızla gelişiyor ve duygusal bir çalkantı yaşıyorsunuz bitene kadar. Bir kadının özüne dönme ve kendini bulma hikayesi bu. Bir kitap nasıl kısa ama etkili yazılır, nasıl anlattıklarıyla insanın içine işler, onu göstermiş yazar. Çevirmeni de ayrıca tebrik etmek lazım, kolay bir çeviri olmadığını tahmin ediyorum. Umarım ödülü alan kitap bundan daha iyidir, çünkü bu oldukça iyi bir kitaptı. Çok beğenerek okudum. Tavsiyedir.
1000Kitap
Geriye Kalan KadınRene Karabash · İthaki Yayınları · 202679 okunma
Puan vermedi·128 syf.·
2026 1. kitabı
Sarıyaz Mahir Ünsal Eriş’ten okuduğum ikinci öykü kitabı. İlki Bangır Bangır Ferdi Çalıyor Evde’ydi. Onu da çok beğenmiştim, aslında onu daha çok beğenmiştim Bu öykü kitabında da yazar yine Bandırma civarında geçen çocukluğuna götürüyor bizi. Tahminime göre ‘99 depreminin olduğu ağustos ayında bir günde geçiyor çoğu öykü. Öyküler depremin yaşandığı gece ve o güne kadar olanlar, mekanlar ve insanlar üzerinden birbiriyle bağlantılı. Deniz, kum, güneş içeren harika yaz öyküleri okuyacaklarını düşünenler yanılır. Aksine bu öykülerin her biri kalp kırıyor, canınızı yakıyor. Gönlü kırılmış, bahtsız insanların öyküleri bunlar. Kaybolan Şengül, hayatlarının şokunu mahallede gezerken yaşayan Mıstık ve Ömer, kocasından kurtulmaya çalışan Özlem, erkekliğe ilk adımını atan Yalçın ve bütün bunları bağlayan Bolnaz Apartmanı. Güzelim sahilleri yok etmeye çalışan şirketlere kafa tutan dedesini ve onun turnasını yad eden genç bir adam. Bir de elini verdiği komüne kolunu kaptıran Özlem’in kocası. Hepsi çok bize ait, hepsi çok güzel. Yazar hemen her öyküde şok etme hakkını saklı tutmuş gibi sakin, sıcak başlayan bütün öyküler ilerledikçe buz kestiriyor kalbinize. Sıcak, sarı bir yazda kafanızdan aşağı soğuk su dökülmüş gibi oluyorsunuz. Hani her şey harika giderken bir anda yaşanan şok hali var ya, heh işte onu yaşatıyor her öyküde bize. Özetle, tavsiyedir.
1000Kitap
SarıyazMahir Ünsal Eriş · Doğan Kitap · 20245,6bin okunma