“…aile paylaşılan bir yanılsamadan, ortak bir kurgudan başka nedir ki?”
Bir kadın ve bir çocuk, Xavier.Bir restoranda karşı karşıya oturuyorlar.Kadın 49 yaşında, çocuk ise yakışıklı bir genç, üstelik birbirlerine ırk ve tip olarak da oldukça benziyorlar.Kadın yetenekli bir oyuncu, şu anda da bir tiyatro oyunu üzerinde çalışıyor.Zaten Xavier ile de ilk orada karşılaşıyorlar ancak bu alımlı genç, kadının geçmişiyle ve kendisiyle alakalı olabilecek şeyler söylüyor ve ilk ip düğümü orada kopuyor aslında.Ya da belki kadının kocası Tomas’a Xavier’ı hiç anlatmamasında.Ya da sadakatsizlik sebebiyle, kısaca bu liste uzuyor gidiyor.
Kadın, Tomas ve Xavier.Aile olmaya çalışan ama aile olmanın yanına yaklaşmaya çabalasa dahi yaklaşamayan üç kişi.Monologlar, senaryolar, büründükleri karakterler, nezaket oyunları, jest ve mimikler, sırlar, gerçekler…Her şeyin birbirine karıştığı bu kitaba hoş geldiniz.
Oldukça ilginç bir kitap ama ben zaten ilginç şeyleri severim, arada alışılmışın dışına çıkmak iyi geliyor.Kitap iki kısımdan oluşuyor, ki zaten kitaptaki karakterler de iki kısımdan oluşuyor diyebiliriz bence çünkü ilk kısım çok başkayken ikinci kısım çok daha başka bir hikaye dönüyor.Kafa karıştırıcı, hızlı ve aşırı akıcı bir olay örgüsüne sahip.Sonu ise havada kalmış, yazar okuyuculara bırakmış sanırım, alın bununla ve bu karakterlerle ne yaparsanız yapın şimdi der gibi.Ben ne anlam çıkaracağımı kestiremedim şahsen, 2 saatte okuyup bitirmemin ve kitabın da hızlı bir akışa sahip olmasından dolayı olabilir.Wow demedim ama zaman kaybıydı da denemez.
Son olarak şunu söyleyebilirim ki Xavier ve kadın arasındaki güç çatışması hem bizi hem de Tomas’ı diken üstünde tuttu, özellikle ikinci kısımda.