"Evimde olduğumu hissedeceğim bir yerde olmak istiyorum. Ama oranın neresi olduğunu bilmiyordum." Böyle hisseden ve tüm kitap boyunca bize de hissettiren isimsiz kadın anlatıcımızla yol alıyoruz Yakınlaşmalar'da. Kitabın orijinal adı Intimacies ve yakınlık, samimiyet, yakın arkadaşlık, mahremiyet, görünmezlik, yasak aşk, iç içe geçmişlik gibi birçok anlamda kullanılıyor; bu haliyle düşünüldüğünde tamamını okura veren bir kitap Yakınlaşmalar ve bu ismi çok zekice buldum. Katie hanımın kelimelerle oynamasını seviyorum sanırım -daha önce Seçmeler'i okudum.
Babasının vefatıyla kendini pek de ait hissedemediği New York'tan uluslararası mahkemede çevirmenlik yapmak üzere Lahey'e taşınıyor anlatıcımız ki oraya da ilk gidişi. Kendisinin nereye ait olduğuyla ilgili karmaşa yaşarken yavaş yavaş da alışmaya başlıyor yeni şehre: "Altı ay sonra burası çalıştığım alelade bir yer hâline gelmişti: Bir süre sonra her şey normalleşiyor."
Arkadaş çevresi, iş arkadaşları, yaşadığı çevre ve şehrin arka sokak sıkıntıları, erkek arkadaşı ve ilişkinin kendi içindeki sarmalı, mahkemede eski bir devlet başkanının davası; Jana, Adriaan, Robert, Amina, Gaby, Kees, Bettina, Anton, Eline. Anlatıcı kadın karakterin hayatının bir kesitine boşluklarıyla birlikte şahit oluyoruz. Nerede hangi rolde, neredeyken nasıl davranıyor, aldığı kararlar hayatını nasıl etkiliyor, gibi soruların kesitler halinde cevabını bulurken bazı noktalarda hayatına giren kişilerin neden anlatıldığını da anlamlandıramıyor değil okur -bana öyle oldu.
Mekan anlatma becerisini yine çok sevdim; anlatıcımızla trene binip arkadaşlarıyla yemek yediği masalara, kahve içmek için buluşan kafeden erkek arkadaşının yaşadığı evin düzenine kadar hiç çabasız, dupduru anlatma gücünü seviyorum.
Kitamura'nın bireyin rolleri üzerine