Hafıza, tanıklık etmekten ibaret değildir, başlı başına bir yaratım eylemidir aynı zamanda; bu ikisinden biri eksikse hafıza gövdesiz bir ağaç, kuşsuz kanat, hikayesiz bir kitap olur.
Ama kelimeler dünyayı kavramak için var. Her sabah dünya onlardan kaçarken, onlar hep bu çılgın dansa yeniden mahkûm olur: Kelimeler sabitlemeye çalışır, dünya uçar; kelimeler, "Böyledir!" der, dünya, "Değildir!" diye yanıtlar. Böylece kelimeler ve dünya sonsuza dek dans ederler. Yazar ise o dansta dansçıyla zemin arasında kayıp duran dans ayakkabısıdır.