Öncelikle kitabın isminden bahsedeyim. Kitabın ismi, Tinker, Tailor, Soldier, Sailor... diye devam eden bir tekerlemeden geliyor. Kitapta anne kahraman da bebeğe Denizci diye sesleniyor zaten.
İçeriğine gelecek olursam hayli can sıkıcı. Yeni bebek sahibi olmuş bir çiftin yeni hayatlarına adapte olma süreci diyeceğim olmayacak. Çünkü bu süreçte baba yok. Yani annenin yaşadığı zorluklara, sıkıntılara, bebek bakımına asla dahil olmuyor. Üstelik üstten bakışı işe de anneyi suçlu hissettiriyor, ezmeye çalışıyor ve manipüle ediyor.
Bu yolculukta annenin yaşadıkları birçok anneye tanıdık gelebilir. İki çocuk sahibi bir anne olarak doğum sonrası yaşanan postpartum depresyonu ucundan kıyısından ben de yaşadım. Bu süreçte en ihtiyacımız olan şey, destek. Eşim dışında aileden başka birinden destek almadım. Eşim de olmasaydı ne yapardım hiç bilmiyorum. İşte böyle fiziken ailede var olup da hiçbir desteği, katkısı, yardımı olmayan bir eşi-baba müsveddesini okumak sinirlerimi bozdu. Yalnız bırakılan bir kadın her halükarda bu sıkıntıları yaşar elbette. Kendine vakit ayıramaması ve küçücük bir bebekle eve hapsolmak da cabası.
Bu kitabı en çok da erkekler okumalı bu yüzden. Hayat müşterektir düsturu ile yola çıkılıyorsa hele. Ki kadınlar, en çok da kendilerine doğum sonrası yapılan bir yanlışı, bir hareketi asla unutmaz, derim.
Meselesinin iyi olmasının yanı sıra kitabın anlatımı da çok güçlü. Çok çok beğenerek ve söylenerek okudum.