Bu kitap; toplumun dışında kalmış bir palyaçonun, maskesinin ardına gizlemiş olduğu melankolikliğini, toplumun tüm bağnazlıklarını; gözlemleriyle okuyucuya sunuşudur. Her ne kadar 2. Dünya Savaşı sonrasında topluma yabancılaşan Hans Schnier adlı bir karakterin Marie adlı sevgilisiyle yaşadığı romantizmi ve protestan-katolik ayrışmasıyla mezhep çatışmalarını ele alıyor gibi gözüksede aslında kendisini dindar diye nitelendiren kişilerin çarpık ahlak anlayışlarını taşlıyor. Bu kitapla birlikte görsel açıdan nefret ettiğim palyaçoları, düşünsel açıdan ne kadar özümsediğimi farkettim. Kendimi buldum. Ayrıca belirtmeliyim ki en çok sigarayı da bu kitapla tükettim.
"hiçbir şey. hiçbir şey düşünme. başbakanı düşünme. katolikleri de düşünme. küvette ağlayan, terliklerine kahve damlayan o palyaçoyu düşün."
TEHLİKELİ OYUNLAR
Her ne kadar Oğuz Atay'ın Tutunamayanlar kitabı UNESCO tarafından ingilizceye çevrilmesi gereken baş yapıt olarak görülse de bence en büyük başyapıtı tehlikeli oyunlardır.