Kitap için mektuplardan oluşan bir klasik diyebiliriz. Ruhsal açıdan olgunlaşma dönemimde, rahatlamak adına kaleme aldığım güncelerimden esintiler buldum burada. Bu da kitapla özdeşleşmemde etkili oldu. Bende merak uyandıran kısım ise; Werther'e göre acaba Lotte kimdi, nasıl biriydi? Ayrıca kitabın tamamlanamamış olması üzücü bir durum. Rivayete göre, yazarın kitabı bitirmeden intihar ettiği ve sonrasında odasında bulunan eskizlerin kitaba eklenip yayımlandığı söyleniyor. Ki bu da benim açımdan ziyadesiyle üzücü oldu.
Her insanın ruhunun pişmesi adına yaşadığı trajik olaylar vardır. Herkesin acıya gösterdiği katlanma eşiği farklıdır ve her acı birbiriyle kıyaslanamayacak derecede önem arz edecektir hayatında. Empati kuramadığı noktada da o acıyı yargılama onuruna kimse ulaşamayacaktır. Acı insanı pişirir, o an farkına varamasan da değiştirir. Çok sevdiğim bir söz vardır: "Değişim olmasa kelebekler de olmazdı" diye. Değişim iyidir, farkındalık kazandırır insanoğluna.. Kopyasına gerek duyulmayan da iki şey vardır bu hayatta. Biri aşk, diğeri acıdır. Bu iki duyguda hissesilen her şey orjinal çıkar karşımıza. Benim inancım şu ki, bu iki duyguya da değer vermeliyiz. Önemli olan da budur.
Acılar ve mutluluklar.. Mutluluk olmadan yaşayamazsın deme insanoğluna. Çoğu insan nasıl üzüleceğini dahi bilmiyor. Gürültülü mü, gözü yaşlı mı, sinirsel kahkahalarla mı, başkalarının kalbini kırarak mı, kalbinin kırığıyla kendini hırpalayarak mı? Nasıl üzünülür söyleyin bana! Başkalarını üzerek mi, üzülmeyenlerden tiksinerek mi, kendine acıyarak mı, yargılayarak mı? Zaman her şeye rağmen yaşamaktır. Böylelikle 'ben' olmalı, oldum diyebilmeli.. Kendi içsel yolculuğunuzda, iyi yolculuklar sevgili arkadaşım.
"Sen, bulamayacağı şeyleri arayan bir ahmaksın."