Bu Ülke

Cemil Meriç
Tahmini Okuma Süresi:
9 sa. 36 dk.
Sayfa Sayısı:
339
Basım Tarihi:
Ekim 2024
İlk Yayın Tarihi:
1975
Yayınevi:
İletişim Yayınları
Orijinal Dil:
Türkçe
Orijinal Ülke:
Türkiye
ISBN:
9789754702811
Ülke:
Türkiye
Dil:
Türkçe
Format:
Karton kapak
Reklam

Yorumlar ve İncelemeler

Cemil Meriç'ten Kitap ve Yazar Önerileri
9/10
·341 syf.··
2021 17. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 04 Nisan 2021 13:07
100 temel eserden biride olan eser Bu Ülke Cemil Meriç in en çok satan ve en çok okunan eseridir.Eseri incelemeye geçmeden önce Cemil Meriç'in bu kitapta bahsettiği kitap ve yazarları da burada bahsetmek istiyorum.Belki hem daha çok hoşunuza giderek, ilginizi çekerek başlar yazım.Buradan da kitabın ne kolay çok bilgiyi bi arada topladığını da görebilirsiniz. Cemil Meriç e bir kat daha belki saygı duyabilirsiniz. Önce kitapta geçen ve bahsedilen kitaplar 1. İlahi Komedya (3 Cilt Takım) 2. Yeni Hayat 3. Madde ve Kuvvet 4. Fırtına 5. Lozan Hatıraları 6. Robinson Crusoe 7. Odamda Yolculuk 8. Sefiller 9. Emile ya da Eğitim Üzerine 10. Yeni Osmanlılar 11. İslam Teolojisine Giriş 12. Rubâiler 13.
Edebiyat
Bu ÜlkeCemil Meriç · İletişim Yayınları · 202425,3bin okunma
10/10
·339 syf.··
2017 29. kitabı
·
14 günde okudu
·
Okunma: 12 Şubat 2017 19:02
Kitabı ilk okumaya başladığımda şöyle bir paylaşımda bulunmuştum : “Bu kitabı ben nasıl okuyacağım ki, her okuduğum paragrafta bir şeyler paylaşma hissi yaşatıyor, çevreme bakıyorum, kimle paylaşacağım ki kim beni anlayacak... Heyecanla bir iki deneme yapıyorum, tık yok... İnsanın içinde bir coşku uyandıracak bir düşünce fırtınası başlatacak bir kitabı bitirmek olmaz herhalde, bitmez değil mi böyle bir kitap... Tekrar tekrar okunur, evet okunur; eskimez de böyle bir kitap... Aynı zamanda utandırır böyle bir kitap, adamlıktan soğutur, sorgulatır, şimdiye kadar neredeydin dedirtir; suç ve cezayı çocukluğunda okuyan bir düşünürün düşünceleri karşısına ne yüzle suç ve cezayı bu yaşıma kadar okumadan çıkıyorum öz eleştirisini yaptırır.” Evet, o gün dediğim gibi adamlıktan soğutur, utandırır derken kendi çapında bir adam olarak yazıyorum. Ülkenin her ferdine, ya da her insana -evrensel bir kitaptır- hitap ettiği kadar asıl hedefte aydınlar vardır, söz de aydınlar. Halen de öyledir. Düşünmek yerine hazırı alıp kullanırlar, o yüzden olamıyorlar, ham kalıyorlar. O yüzden kabuğumuzu kıramıyoruz. Bir ansiklopedi adeta “Bu ülke” kitap olarak, okunup bitirmek bu kitabı teknik olarak söylenir, bitmez ki, adam yemiş yutmuş. Onları benim gibilerin sindirebilmesi için, bir kere çok araştırması gerekir. Her araştırma yeni okuma demek, her okuma yeni okumalara yelken açmak demek. Bitmez… Ne güzel söylüyor okumakla ilgili üstat: "Okuduğunu tahlil etmeyen, daha önce okuduklarıyla karşılaştırmayan, her an kendi kafasını kullanmayan zekâsını mahveder. Okumak, sayfanın bütününü, cümleleri, kelimeleri anlamaktır. Dikkat gevşeyince gölge düşünceler kalır kafada. Çabuk okuyan dikkatini teksif edemez." Kitabın son bölümünde basında çıkanlardan birkaç pasaj var. Muhittin Nalbantoğlu demiş ki :
Felsefe
Bu ÜlkeCemil Meriç · İletişim Yayınları · 202425,3bin okunma
Sıradan bir inceleme olsun istemedim
9/10
·339 syf.··
Beğendi
·
2023 6. kitabı
·
9 günde okudu
·
Okunma: 26 Nisan 2023 08:32
Kitabı okurken Cemil Meriçle sohbet etmiş gibi hissettim. Bu tarz kitapları okumak dinlendirici oluyor. O, "Gönlüyle muhafazakar, dehasıyla devrimci." Bu eserde neler anlatmak istediğini size kendi ağzından konuşurmuşçasına özetleyeyim: Yığın olma! "Kaderimizi çizen toplum, ama ona teslim olunca yokuz, denizdeki herhangi bir dalgayız artık." Oku, tahlil et, eleştir. Bir parça kendi kafanla düşün, bayağıya alışma. Düşüncenin kalbine in. "Düşünce bir köprü: kıldan ince, kılıçtan keskin... Kalabalıklar geçemez üzerinden." Tartışmaktan kaçma, salt kendi fikirlerine hapsolma. "Münakaşa hakikati birlikte aramaktır..." "Yanıldığını kabul etmek, yeni bir hakikatin fethiyle zenginleşmektir." Söyleyecek sözün olsun ki kazanacağın düşmanların olsun. "Sözle, yazıyla kazanılmayacak savaş yok..." "Düşmanı dost ederek yok etmek. Küçültmek değil, küçülmekten kurtarmak." Gel aynaya bak, kendini bil. "Avrupa, yarım. Biz yarım bile değiliz." "Olmak istediğin gibi görün, olduğun gibi değil." Mazinden utanma, hatırla gururla! "İhtiyar dev, mazideki ihtişamından utanır oldu." Paraya tapma, kültür değerli. "Kendini yığın haline getiren bir millet payidar olamaz. Tek kaygısı para olan bir yığın yaşayamaz." "Felaketimizin kaynağı kültür yokluğu." Görmüyor musun: "Medeniyet can çekişiyor. Gök bomboş, hayat abes."
Bu ÜlkeCemil Meriç · İletişim Yayınları · 202425,3bin okunma
Said-i Nursi öven "entelektüel"
2/10
·341 syf.··
2023 30. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 30 Haziran 2023 00:00
Bu kitabı okurken bir kez daha şunu fark ettim: Cemil Meriç denen zat, Türkiye’de “entelektüel” diye parlatılan ama gerçekte bolca retorik, azıcık bilgi, bolca çelişkiyle ayakta duran bir balondur. Bu Ülke, bir fikir kitabı değil; daha çok parça parça aforizmaların, dağınık denemelerin toplamı. Tutarlı bir sistem, bir kurgu, bir felsefi derinlik yok. Evet, insanın hoşuna gidebilecek birkaç keskin cümle bulabilirsiniz; ama onların da çoğu Batı’dan, okuduğu Fransız düşünürlerden devşirme. İşte ironinin büyüğü burada. Batı’nın entelektüel geleneği sayesinde bir şeyler öğreniyor, sonra dönüp o geleneğe “bu ülkenin baş belası” diye sövüyor. Yani yürüyen bir çelişki. Tipik bir nostaljik oksidentalist. Yazdıklarından buram buram Atatürk ve laiklik düşmanlığı akıyor. Meriç’in kitabında göze çarpan en bariz şey, Batı eleştirisi. Bu eleştirilerde haklı yanlar yok mu? Var. Batı’nın sömürgeciliğini, çifte standardını, ikiyüzlülüğünü gayet güzel anlatıyor. Ama sorun şu: Eleştirinin değeri, yerine ne koyduğunla ölçülür. Meriç Batı’yı yerden yere vururken, tek alternatif olarak “Osmanlı’nın manevi mirası”na, yani aslında İslamcı romantizme sarılıyor. Batı kötü, peki ne yapalım? Ona göre Osmanlı’nın gölgesine sığınalım. Ama Osmanlı dediği de hayali bir Osmanlı; içinde sınıf çatışması, mezhep çatışması, Türklükle gerilimi olmayan steril bir masal imparatorluğu. Cumhuriyet’e bakışı zaten malum. Osmanlıyı göklere çıkarırken Atatürk ve Cumhuriyet inkılaplarını küçümsemek, satır aralarında onları “yabancılaşma” diye damgalamak Cemil Meriç’in temel refleksi. Bu, sıradan bir tarih okuması değil; düpedüz ideolojik bir duruştur. Kaldı ki, Atatürk’ün kurduğu Cumhuriyet’in ekmeğini yiyip de ona saldırmak, üstelik bunu “aydın” kisvesi altında yapmak, entelektüel değil olsa olsa ahlaki bir
Felsefe-Düşünce
Bu ÜlkeCemil Meriç · İletişim Yayınları · 202425,3bin okunma
İdrakimize giydirilen deli gömlekleri.
10/10
·339 syf.··
Beğendi
·
2025 65. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 15 Aralık 2025 00:00
Dürüst olmak gerekirse: Bu kitap zor... Kitabı okurken kendimi sık sık şöyle hissettim: Sarp bir kayalığa tırmanıyorum, ellerim parçalanıyor, nefesim kesiliyor ama yukarıda göreceğim manzaranın muhteşem olduğunu hayal ettiğim için duramıyorum. Cemil Meriç, kitap boyunca; Türkçeyi bütün tarihsel derinliğiyle kullanmış. Osmanlıca kelimeler, Fransızca terimler, felsefi kavramlar havada uçuşuyor. Yanınızda bir sözlük olmadan, sadece metne bakarak ilerlemek neredeyse imkansız. Her paragraf, üzerine tez yazılabilecek kadar yoğun. "Hızlı okuma" tekniklerinin iflas ettiği bir eser bu. Sindire sindire, dura kalka okumak zorundasınız. Eğer Bu Ülke’yi bir roman akıcılığında bitirmeyi hayal ediyorsanız, muhtemelen 20. sayfaya gelmeden pes edersiniz. Meriç, okuruna hiç merhamet etmemiş; o, kendi içindeki o devasa yangını, o muazzam kelime hazinesiyle kağıda dökmüş. Bu ne bir roman ne de bir hikâye; bu, bir düşünce devinin kendi zihninin dehlizlerinde yaptığı, yer yer can yakan ama her adımda ufuk açan bir yolculuk. Bu Ülke'yi elinize alıp bir çırpıda okuyup bitiremezsiniz. Eğer öyle yaptığınızı düşünüyorsanız, muhtemelen Cemil Meriç size sadece "merhaba" deyip geçmiştir. Hatta büyük ihtimalle onu bile dememiştir. Meriç, kelimeleri resmen birer mücevher gibi işlemiş. Artık pek kullanmadığımız ama anlam derinliği çok yüksek olan kelimelerle örülü bir dili var. Sözlükle okumak bir tercihten öte, çoğu zaman bir zorunluluk. Bir sayfada Balzac’tan bahsediyor, diğerinde İbn Haldun’a, bir sonrakinde Hugo’ya veya Marx’a atıfta bulunuyor. Batı ve Doğu kültürüne aynı anda bu kadar hâkim olması, insanı kendi bilgi birikimini sorgulamaya itiyor. Bu kadar yorulmama rağmen bu kitabı ciddi manada çok sevdim? Çünkü Cemil Meriç, bize doğrudan "bizi" anlatıyor. Ama bunu öyle hamasi nutuklarla
1000Kitap
Bu ÜlkeCemil Meriç · İletişim Yayınları · 202425,3bin okunma
Bir Dahinin Kitabı: Bu Ülke
10/10
·339 syf.··
2024 9. kitabı
·
14 günde okudu
·
Okunma: 01 Mart 2024 00:39
Cemil Meriç'in 1974 yılında yayımladığı deneme türündeki eseri. Kitaba değerlendirirken söyleyeceğim nedenlerden dolayı 10 puan veriyorum. Bu puan kesinlikle şişirilmiş değildir zirâ işin ehline her türlü övgüyü düzmek benim kişiliğimde olan ve herkeste olmasını temenni ettiğim bir şeydir. Öncelikle incelemeye Cemil Meriç'in kendini nasıl tanımladığıyla başlamak istiyorum. "Kimim ben? Hayatını, Türk irfanına adayan, münzevi ve mütecessis bir fikir işçisi" s.9 Bu sözü gerçekten alelade söylenmemiş. O, gerçekten hayatını irfana adamış, gerçekten kendi kabuğunda yaşayan ve kitabın tamamında hissedildiği üzere bir casus kadar meraklı biri. Bir kitabı okurken hayatımda hiç bu kadar kendimi eksik hissettiğim gerçekten az olmuştur. Kitabın hemen her sayfasında Meriç'in zekâsını, inanılmaz detaycı düşüncesini ve hayal gücünü görürüz. Bir duyusunu kaybeden kişinin diğer duyuları gelişirmiş. Evet, Meriç bunun en somut örneğidir benim için. Adından da anlaşılacağı gibi kitabın asıl meselesi ''Bu ülke''. Hiçbir ülke yoktur ki bu kadar meseleye sahip olmasın. Bu meselelerin temelinde Osmanlı İmparatorluğunun son asrından günümüze kadar ve hatta muhtemelen uzun yıllar yine bizi meşgul edecek olan kültür değişimidir. Meriç, bu temel meseleyi; dil değişimi, siyaset, sanat, tarih anlayışı, laiklik, din vb. başlıklar altında değinse de sözün özü bu kültürel değişimin sağlıklı yapılmadığı. Çünkü değişimin içinde bir parça eksik ve belki de en büyük eksiklik: Ruh. Çağımız gereği akıl ve mantığa önem vermeliyiz. Ancak akıl ve mantık; ruhla, vicdanla, aşkla bir olduğu zaman anlam ifade eder. Gelişim için kültürü , tarihi, seni sen yapan şeyleri bir kenara bırakmak seni insan olmaktan alıkoyacaktır. ''Avrupa, yarım. Biz yarım bile değiliz.'' s.241 Evet, Avrupa yarım. Onların
Bu ÜlkeCemil Meriç · İletişim Yayınları · 202425,3bin okunma
Okumadım, resmen dertleştim
Puan vermedi·339 syf.·
2025 3. kitabı
Bu kitabı okudum diyemem aslında… daha çok içimle konuştum diyeyim. Bu Ülke, öyle klasik “aç oku, kapa unut” kitaplardan değil. Cemil Meriç resmen içini dökmüş, ama öyle kuru kuru da değil ha. Her satırda “biz ne ara bu hale geldik?” dedirtiyor insana. Sayfaları çevirdikçe bazen öfkelendim, bazen durup durup düşündüm. Çünkü yazdıkları sadece onun fikri değil, sanki hepimizin sustuğu şeyler. İçimde yıllardır biriken ama adını koyamadığım duygulara kelime olmuş adam. En çok da şu çarptı beni: “Aydın olmak demek, halkın derdini bilmek demek.” Bu laf bana tokat gibi geldi. Çünkü etrafta çok laf var, ama gerçekten dertlenen az. Kitap boyunca bazen iç çektim, bazen “evet ya!” dedim yüksek sesle. Çünkü mesele sadece bu ülke değil, mesele biziz. Ne olduk, neyi unuttuk, neye küstük… hepsi var o satırlarda. Bitince fark ettim ki, ben kitap okumamışım… biraz kendimi dinlemişim. Kapanınca kitap değil, ben sustum. Çünkü bazı cümleler var, sadece okunmaz; kalır. İşte Bu Ülke, onlardan biri…
Edebiyat
Bu ÜlkeCemil Meriç · İletişim Yayınları · 202425,3bin okunma
7/10
·339 syf.··
2020 19. kitabı
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 24 Şubat 2020 23:10
Eser Cemil Meriçin otobiyagrafisi ve onun yaşamını ifade eden bir kronoloji ile başlıyor. Ki eserini okumadan önce Sayın Cemil Meriç hakkında bilgi sahibi olmak gerek. Onu bilmeden tanımadan düşünce dünyasını ve eserinde anlattıklarını anlamak daha doğrusu doğru anlamak zor. Önce O'nu tanımak, tanışmak sonra yavaş yavaş düşünce dünyasına adım atmak gerekiyor. Bir deneme kitabı denemeyecek kadar güzel bir kitap, yazarın düşünce dünyasından bir demet var önümüzde. Kendini tanımaya kendini adamış biri Cemil Meriç. Zekalar savaşmaz, diyor. Eğer savaşırlarsa zeki olmaktan uzak oluyorlar. İlerleyen sayfalarında, insanların eşitliğine vurgu yapıyor. Gayet yerinde, iman ve İslam çerçevesinde açıklıyor yazar. İnananlar kardeştir diye bir bölüm var kitapta. Her kelimesi yerinde, çok güzel bir bölüm. O bölümün altını tamamen çizdim okurken. Yine kitap diye bir bölüm var ki, yine güzel tespitlerle dolu. Bu iki bölüm aklımda güzel yer etti hatta. "Düşünceye sınır çizilemez." Sağ ve sol hakkında, toplumdan tamamen uzak iki ifrit olarak bahsediyor. Sol fikirlere kapalı, sağ kendini bir köşeye kapatmış. "Bir aydın yabancı dil bilmese ne olur, çok kitap okumasına da ihtiyaç yok. Yeter ki ana dilini gerçekten bilsin. Kelimeleri şecereleriyle tanısın. Asıl olanları âdilerinden ayırsın." diyor Meriç. Kelimelere bu denli önem veriyor. Karanlık kelime kalmamalı ona göre. Kütüphanemizde her dilden lügat olmalı. çünkü "Kamus namustur!"Kanaviçe Kitabı okurken sık sık uğradığımız mekan. Yazarın gözünden, açıklamalar, kaynak belirten yer. Faydalı. İlk kitap: hafıza argo: hafızasını kaybeden bir neslin uydurma dili, yaralı bir vicdanın sesi izm'ler: idrakimize giydirilen deli gömlekleri ideolojiler: uçurumları aydınlatan hırsız fenerleri pusula: şuur kültür:hafızaya çakıl taşı gibi saplanan
Bu ÜlkeCemil Meriç · İletişim Yayınları · 202425,3bin okunma
9/10
·339 syf.··
2021 10. kitabı
·
31 günde okudu
·
Okunma: 23 Ocak 2021 14:30
Başındaki entelektüel bir biyografi ve Cemil Meriç kronolojisi kısmı gerçekten ibretlik. Birçok çıkarılacak ders var. O dönemdeki eğitim şartlar ve bir entelektüel'in mücadelesi. Bu ülke kısmı ise beşeri, siyasi ve içtimai ve şahsi bir çok tahlil, teşhis içeriyor. Siyasi bir tarafgirlik içermeyen çok yerinde tahliller... Ben çok istifade ettim. Ayrıca okumak- yazmak adına gözlerini veren bir insan. İyi okumalar
Bu ÜlkeCemil Meriç · İletişim Yayınları · 202425,3bin okunma
Doğu ve Batı (Şark ve Garp)
10/10
·339 syf.··
Beğendi
·
2000 14. kitabı
·
61 günde okudu
·
Okunma: 04 Mart 2000 00:00
Cemil Meriç'in değerinin yeterince anlaşılamadığı kanaatindeyim. Bu kitabında şark ve garp'ı en ağır şekilde eleştiren bütün çıplaklığı ile okurlarına sunar bu kitabında. Dönemin aydınları da bu eleştirilerden nasibini alır. Kitap bir nevi Cemil Meriç'in otobiyografisi şeklinde aklına geldikçe yazmış hissiyatı oluşuyor zaman zaman paragraf geçişlerinde anlamakta zorlansakta bunda eski kelimelerinde etkisi bir hayli fazladır. Kitabı okurken yanınızda mutlaka osmanlıca sözlük bulundurun. ( Ferit Develioğlunnun osmanlıca sözlüğü tavsiye olunur :)) Gözlerini kaybeden bir insanın dönemin olanakları ile neler yaptığının göstergesi Cemil Meriç ile tanışma fırsatı bulamadıysanız mutlaka tanışmalısınız benim favori yazarlarımdandır kendisi.
Bu ÜlkeCemil Meriç · İletişim Yayınları · 202425,3bin okunma

Yazar Hakkında

Cemil MeriçYazar · 13 kitap
Hüseyin Cemil Meriç, Türk yazar, şair, çevirmen, sosyolog ve düşünürdür. Başta dil, tarih, edebiyat, felsefe ve sosyoloji olmak üzere sosyal bilimlerin birçok alanında araştırma yapmış ve yazılar kaleme almış bir düşünce adamıdır. Telif ettiği 12 eseri ve tercümeleriyle Türk edebiyatında önemli bir yeri olduğu kabul edilir. Sosyoloji profesörü Ümit Meriç’in babasıdır. Meriç’ten önce bir dönem, Şaman ve Yılmaz soyadlarını kullandı. Rumeli’den göçen bir ailenin çocuğudur. İlk ve ortaokulu Reyhanlı Rüştiyesinde(1928) tamamladı. Burada Arapça, Fransızca, Kur’an, tecvîd (Kur’an-ı Kerim’I uygun telâffuzla okuma), ahlâk okudu. Buradaki Türkçe öğretmeni yarım düzine şiir kitabı olan Ömer Halim Bey’di. Sonradan adı Fransız Lisesi (Lycéed’Antioche) olan Antakya Sultanisi’nde okudu, “benim üniversitem” diye andığı bu lisede Fransız ve yerli hocalardan özel dersler aldı. Ali İlmî Fânî’nın kılavuzluğunda Divan edebiyatının sihirli dünyasını burada keşfetti. Yine burada Bazantey’den Fransız edebiyatı tarihi okudu. 1936’da İstanbul’a giderek bir yıl Pertevniyal Lisesine devam etti. Buradaki öğretmenleri arasında Nurullah Ataç ve Reşat Ekrem Koçu da vardır. Bu arada Nâzım Hikmet ve Kerim Sadi ile tanıştı. 1937’de kısa süre İskenderun’un bir köyünde öğretmenlik yaptı, İskenderun Tercüme Bürosuna sınavla reis muavini oldu, bu işe beş ay devam etti. 1938’de Fransızlar tarafından Aktepe’ye nahiye müdürü tayin edildi, yirmi gün sonra işine son verildi. 1939’da iki ay hapis yattı, hakkında açılan dava beraatle sonuçlandı. 1940’da İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesinin Felsefe Bölümünde bir süre okudu. Ancak üniversiteden çok kütüphanelere devam ettiği için bu bölümü bitiremedi. Birkaç yıl sonra aynı fakültenin Fransız Filolojisi Bölümünden mezun oldu (1944). Tayin edildiği Elazığ Lisesi öğretmenliğinden (1942-45) sonra hayatını kalemiyle kazanmaya başladı. 1946’da sınavla İstanbul Üniversitesine Fransızca okutmanı olarak (1946-74) girdi. Bu arada bir yıl İstanbul Işık Lisesinde öğretmenlik (1952-53) yaptı. 1974’te emekliye ayrıldı. Cemil Meriç, 1954’te görme yetisinin zayıflaması üzerine geçirdiği bir dizi ameliyat sonucunda gözlerini kaybetti. Hayatının geri kalan kısmını bu şekilde geçirdi. Bundan sonraki dönemde okuma ve yazma konusunda yakın çevresinden yardım aldı. 1974 yılında emekliye ayrılınca tüm zamanını eserlerine ayırdı. 1942’de evlendiği Fevziye Menteşoğlu’ndan Mahmut Ali ve Ümit (Meriç Yazan) adlı iki çocuğu oldu. 1984’te geçirdiği beyin kanaması sonucu felç oldu, sıkıntılı ve uzun bir hastalık döneminden sonra vefat etti. Karacaahmet Mezarlığında toprağa verildi. İlk manzumesini on bir yaşında iken yazdı. Yayımlanan ilk yazısı “Geç Kalmış Bir Muhasebe”, "Yenigün" (23.9.1933) gazetesindedir. Ciddi anlamda ilk yazısı “Honoré de Balzac”, "İnsan" dergisinde (1941) yayımlandı. Aruz ve hece ölçüsüyle şiirler de yazmış olan Cemil Meriç, çok iyi özümsediği Batı düşüncesi ile Türkiye'nin batılaşması konularını incelediği eserleriyle tanındı. Batılı fikir ve sanat adamlarının adeta resmî geçitte olduğu eserlerinde Türk aydınlarının “müstağrib”leşmesini büyük bir yetkinlikle eleştirir, önce kendi kültürlerini tanımalarını ister. Yazılarında düşünür, sosyolog yanı ağır basar. Özellikle kullandığı bazı kelimeler mülkiyetine geçmiş gibidir. Kendisine has coşkulu üslubu ve temiz Türkçesi ile kırk kadar gazete, dergi ve ansiklopedi de yüzlerce makale yayımladı. Yazı ve çevirileri başlıca; İnsan, Amaç, 19. Asır, Gün, Yeni İnsan, Hisar (Fildişi Kuleden başlığı ile 1980'e kadar sürekli), Hareket, Yirminci Asır, Yurt ve Dünya, Yücel, Dönem, Çağrı, Türk Edebiyatı, Doğuş Edebiyat, Kubbealtı Akademi, Pınar, Köprü, Gerçek, Millî Eğitim ve Kültür gibi dergiler ile Yeni Devir (1980), Orta Doğu gazetelerinde yer aldı. Düşünce ve yazı hayatının en verimli yıllarında (1954’ten itibaren) gözleri görmüyordu. Okumalarına kızı yazar Ümit Meriç ve öğrencileri yardımcı oldu. Cumhuriyet Dönemi Türkiye Ansiklopedisi ve Tanzimat’tan Cumhuriyet’e Türkiye’de maddeler yazdı. Umrandan Uygarlığa adlı kitabıyla 1974 yılında ve Kırk Ambar adlı kitabıyla 1980 yılında Türkiye Millî Kültür Vakfı ödülünü aldı. 1981 yılında Türkiye Yazarlar Birliğinin Üstün Hizmet Ödülünü Mehmet Kaplan ve Emin Bilgiç ile paylaştı. 1982’de Kayseri Sanatçılar Derneği'nden inceleme dalında ödül aldı. 1986 yılında Kültürden İrfana adlı eseriyle aynı kuruluşun fikir dalı ödülünü kazandı. 13 Haziran 1987'de hayatını kaybetti. Cenazesi, Karacaahmet Mezarlığı'na defnedilmiştir.