Adı:
Bu Ülke
Baskı tarihi:
Mart 2018
Sayfa sayısı:
339
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789754702811
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
İletişim Yayınları
Meriç’in “aynı kaynaktan fışkırdılar” dediği eserler dizisinin önemli bir halkası. Bir çağın, bir ülkenin vicdanı olmak isteği Meriç’in bütün çabasına her zaman yön vermiştir: “Bu sayfalarda hayatımın bütünü, yani bütün sevgilerim, bütün kinlerim, bütün tecrübelerim var. Bana öyle geliyor ki, hayat denen mülakata bu kitabı yazmak için geldim; etimin eti, kemiğimin kemiği.” Bu Ülke, Meriç’in sürekli etrafında dolandığı Doğu-Batı sorunu yanında, sol-sağ kutuplaşmasına ve kalıplaşmasına ilişkin önemli tesbit ve aforizmalarını da içeriyor.
Kitabı ilk okumaya başladığımda şöyle bir paylaşımda bulunmuştum : “Bu kitabı ben nasıl okuyacağım ki, her okuduğum paragrafta bir şeyler paylaşma hissi yaşatıyor, çevreme bakıyorum, kimle paylaşacağım ki kim beni anlayacak... Heyecanla bir iki deneme yapıyorum, tık yok... İnsanın içinde bir coşku uyandıracak bir düşünce fırtınası başlatacak bir kitabı bitirmek olmaz herhalde, bitmez değil mi böyle bir kitap... Tekrar tekrar okunur, evet okunur; eskimez de böyle bir kitap... Aynı zamanda utandırır böyle bir kitap, adamlıktan soğutur, sorgulatır, şimdiye kadar neredeydin dedirtir; suç ve cezayı çocukluğunda okuyan bir düşünürün düşünceleri karşısına ne yüzle suç ve cezayı bu yaşıma kadar okumadan çıkıyorum öz eleştirisini yaptırır.”
Evet, o gün dediğim gibi adamlıktan soğutur, utandırır derken kendi çapında bir adam olarak yazıyorum. Ülkenin her ferdine, ya da her insana -evrensel bir kitaptır- hitap ettiği kadar asıl hedefte aydınlar vardır, söz de aydınlar. Halen de öyledir. Düşünmek yerine hazırı alıp kullanırlar, o yüzden olamıyorlar, ham kalıyorlar. O yüzden kabuğumuzu kıramıyoruz.
Bir ansiklopedi adeta “Bu ülke” kitap olarak, okunup bitirmek bu kitabı teknik olarak söylenir, bitmez ki, adam yemiş yutmuş. Onları benim gibilerin sindirebilmesi için, bir kere çok araştırması gerekir. Her araştırma yeni okuma demek, her okuma yeni okumalara yelken açmak demek. Bitmez… Ne güzel söylüyor okumakla ilgili üstat: "Okuduğunu tahlil etmeyen, daha önce okuduklarıyla karşılaştırmayan, her an kendi kafasını kullanmayan zekâsını mahveder. Okumak, sayfanın bütününü, cümleleri, kelimeleri anlamaktır. Dikkat gevşeyince gölge düşünceler kalır kafada. Çabuk okuyan dikkatini teksif edemez."
Kitabın son bölümünde basında çıkanlardan birkaç pasaj var. Muhittin Nalbantoğlu demiş ki : “Bazen öyle eserler vardır ki, onları her Türk aydınına adeta zorla okutmak mecburiyeti konmalıdır Sayın üstadımızın eserleri bu bakımdan en baş sırayı alabilecek kıvamda eserlerden meydana gelmektedir. Ancak, bir cümleyi belli bir saatte yazdığını tahmin ettiğimiz Cemil Meriç Beyin eserinden de, o nispette faydalanmak için, yine her cümlenin üzerinde derin derin düşünerek, o cümlenin mânasını yeniden keşfetmeye ve anlamaya çalışarak okumak lazımdır. Bazen bir sahife yazı, hattâ bir cümle, bir adamın hayatının akışını değiştirir. Üstadımızın son yayımlanan dört büyük eseri de bu kabil eserlerdendir..."
Kitap bir ansiklopedi olduğu kadarıyla Cemil Meriç’in Entelektüel Biyografisiyle, Üstadın aforizmaları diyebileceğimiz Fildişi Kuleden ve Baki Kalan bölümleriyle çok değerlidir. Çözümlenmesi için düşünülmesi gereken özdeyişlerdir. Ve Kanaviçe, isim bile ne kadar manalı. Kanaviçedeki indeksi araştırmak ve sonra araştırdığın bölüme denk gelen yeri tekrar okumak… Bitmez…
Yine kitabın sonunda basında çıkanlardan alın size mükemmel final. Alev Alat’lı Nisan 1984 yazdığına göre ve anlatısına geçenlerde diye başladığına göre olay da o tarihlerde olmuş demektir. Aktarıyorum: “Geçenlerde bir dostuma Bu Ülke'yi gösterdim: Yayınevinin adını (Ötüken) görünce kapağım bile açmadı. Nedir bu kadar korkutan?... Ben, demokrat olma çabası içindeyim, diyordu kapağı açmayan.”
.............
Buna benzer bir durumu ben de yaşamıştım. Bu kafalarla ne olacak ki, Alev hanımın verdiği örneğin tersi de geçerlidir. Üniversite öğrenciyken; Fakültede hiç unutmam, Edebiyat dersinde Nazım Hikmet’in kitaplarını aldığımı söylediğimde, bir linç edilmediğim kalmıştı; solcu, sosyalist değilim lakin kısır dünyamda okumak istemiştim. Ben karar vermek istemiştim, şimdi de öyledir.
...................
Devam etmiş Alev hanım: “... Fırtınasının önüne kattı, savurdu, tartakladı, tahrik etti, meydan okudu Meriç. 'Arkamdan geleceksen, kiminle yola çıktığım bil' diyor, ‘ama yol dikenlidir, ama hazırlıksızsın, ama alışageldiğin sistematiği yok yazıların' ... 'Yazar, düşüncesini yardım olsun diye sunmaz. Bir mükâfattır bu. Lâyık mısınız, değil misiniz? Anlamak ister' diyorsun. Sözde kibrini 'Kanaviçe' yadsıyor, üşenmeden sıraladığı referanslar yadsıyor. Dip notlan kendisine saklayıp, fetva vermek de vardı. Bundan dolayıdır ki kitabından, ışığından, yani senden korkmuyorum. İnsanları sevmesen yazmazdın.”

Yaa Ne güzel söyledi Alev hanım “İnsanları sevmesen yazmazdın.” Alın okuyun, değişmek için okuyun derim. Üstat tahrip değil birleştirmektir bu kavga diyor, buyurun siz okuyun : “Münakaşa eden iki insan, aynı graniti yontan iki heykeltıraş, hakikati arayan iki yol arkadaşı. Hedefi, tahrip değil, terkiptir bu kavganın. Mağlubun muzaffer olduğu tek yarış. Yanıldığını kabul etmek, yeni bir hakikatin fethiyle zenginleşmektir: parçadan bütüne, karanlıktan aydınlığa geçiş.”
Birkaç ay önce Ümit Meriç’in ‘’ İçimdeki Cennete Yolculuk’’ kitabını okuduğumda; bu zarafetin, hassas zekanın, cümlelerdeki derinliğin, edebi birikimin genetik mirasının sahibini merak edip Cemil Meriç kitaplarıyla kütüphanemi şereflendirmiştim . Sosyal medyadan, haberlerden, dergilerden ve Dücane Cündioğlu’nun hazırladığı belgeselden kısmen tanıdığımı düşündüğüm devasa kalemi, kemali ciddiyetle, zihnimin tüm hücreleriyle ve sakin bir vakitte okumak için ertelerken; Ahmet Yavilioğlu -kendisine çok tşk ederim:)- önerisi ile yapılan 1000k sosyoloji- psikoloji okumaları kapsamında okumaya başladım. İyi ki de daha fazla ertelememişim:)

Tanıdığımı düşündüğüm diyorum çünkü aslında hakkında hiç bir şey bilmiyormuşum. Cemil Meriç’in ilk dergi makalesini ortaokulda yazdığını, 38 yaşında gözlerini kaybettiği ve buna rağmen yazdığı onlarca eserini, ideolojik muhasebelerini, idamla yargılandığını, intihar fikrini düşündüğü zamanlar olduğunu bilmiyordum. Uçlar, ayrılıklar, hastalıklar, isyan, tevekkül… Ama her daim asaletle, fikir namusuyla ve zihnine ihanet etmeden inandığını yaşarken. Büyük başlar büyük imtihanlar…Devasa düşünceler….Kocaman cümleler…

Dücane Cündioğlu okurken cümleleri dakikalarca düşündüğüm olmuştur ama Cemil Meriç’te bu tefekkür egzersizleri kelimelere inmiş durumda. İki kelimenin yan yana getirilişi bu kadar mı derin, bu kadar mı muazzam olabilir? Farklı bir ahenk, farklı bir akış var kelimelerde. Beynime çakılıp genişletti sanki beynimi, zorladı. Hem zeka, hem hissiyat, hem ciddiyet, hem mantık, hem duygu, hem asalet yüklenmiş kelimeler ordusu. Hepsi bir arada:)

Yazdıkları samimi, başkaları gibi kulaktan dolma -ezber- yani taklidi değil. Fikir işçisi diyoruz ya.. İlmek ilmek, zerrelerince emek verip yaşayarak, tecrübesiyle fikirlerini harmanlayarak yazmış buzdağı misal cümlelerini. O yüzden etkileyici. Uç gelebilir belki ama kitapta kendi olmak istediğim beni gördüm. Biraz Araf’ta.. Tarafsız ama kayıtsız değil…Dobra.. Ne sağ ne sol…Ne tam isyan ne tam teslim… Ne avam ne burjuva… Herbirinden.. Rengarenk ama karışık değil…

Herkeste vardır farklı dozlarda da, bendeki enaniyeti yerle bir etti bu kitap. Ne kadar az okumuşum, ne kadar az düşünmüşüm ki ben. Cemil Meriç çook yukarılardan ciddiyetle, heybet yüklü kelimelerle ama yapmacıksız -samimi-; fildişi kulesinden nutuk ziyafeti lütfetti. Çok yukarılardan dememin sebebi kibirli olduğunu düşündüğümden değil, gerçekten de zihnen çook yükseklerde kelamı. O yüzden bazı yerlerde sert bazı yerlerde aşırı dozda eleştirileri kırıcı ve itici değil. Sonrasında kocaman bir ağırlık çöktü üstüme. Şükür ki ümitsizlikten ziyade şevk ilhamı veren üslübu var ki, yeni hedefler koydum kendime.

Bence çok ihtiyacımız var Cemil Meriçlere. Papağan gibi ezberletilmiş nutuklar atıp halka kin aşılayan, uçlaştıran, menfaatperest medyanın kukla misal kölesi sözüm ona aydınları görseydi, daha bir kuvvetli yazardı Üstad..

Son olarak, Kitabın sonuna kitabı beynime kodladığım iki düsturu ekledim;
1-Okumak, okumak, okumak ama çılgınlar gibi okumak .
2-Her düşünceye samimi saygı

Ve herkese okutmalı, tanıtmalı…
  • Kürk Mantolu Madonna
    8.9/10 (15.410 Oy)19.173 beğeni43.741 okunma3.027 alıntı184.410 gösterim
  • Dönüşüm
    8.2/10 (8.611 Oy)8.892 beğeni28.936 okunma846 alıntı140.691 gösterim
  • Küçük Prens
    9.0/10 (10.780 Oy)13.503 beğeni34.797 okunma3.452 alıntı147.194 gösterim
  • Simyacı
    8.6/10 (7.944 Oy)8.914 beğeni26.522 okunma2.697 alıntı115.771 gösterim
  • Satranç
    8.7/10 (9.350 Oy)9.312 beğeni25.864 okunma1.853 alıntı119.777 gösterim
  • Hayvan Çiftliği
    8.9/10 (7.506 Oy)8.101 beğeni22.979 okunma857 alıntı90.636 gösterim
  • 1984
    8.9/10 (6.063 Oy)6.410 beğeni16.956 okunma2.963 alıntı86.703 gösterim
  • Suç ve Ceza
    9.1/10 (6.521 Oy)7.931 beğeni21.525 okunma4.037 alıntı130.486 gösterim
  • Şeker Portakalı
    9.0/10 (7.620 Oy)9.123 beğeni25.539 okunma1.545 alıntı128.009 gösterim
  • Uçurtma Avcısı
    9.0/10 (9.754 Oy)11.497 beğeni28.677 okunma1.594 alıntı150.230 gösterim
Cemil Meriç'in ilk okuduğum kitabı. Son da olmayacak. Fikir hayatımızı şekillendirirken her fikirden yararlanmamız gerekir. Her düşünceye saygılı olup düşünceler arasında karşılaştırmalar yapmamız gerekir. Her ne kadar bayılmasam da kendinize solcu diyorsunuz sadece sol düşünürleri okuyarak yada sağcı diyorsanız sağ düşünürleri okuyarak gireceğiniz fikri bir tartışma sağlam bir tartışma olmayacaktır. Bu tartışma aynı zamanda karşı tarafın düşüncesine saygılı olunarak, saldırılmadan yapılmalıdır.

"Derslerimde de, konuşmalarımda da tekrarladığım ve darağacına kadar tekrarlayacağım tek hakikat: Her düşünceye saygı." (Syf 55)

Kendisi arayış içinde olan bir düşünür. Her düşünce dünyasından yararlanmaya çalışır. Ama bu düşünceler de onu bir türlü tatmin etmez. Arayışı sürer.

"Yalnızdır, kitapların dünyasına sığınır. Tedirgindir, ne ateizm, ne sosyalizm, ne Türkçülük arayış içindeki bu zekayı tatmin etmekte, rahatlatmaktadır. Küstahdır, bulduğuna inandığı çözümlerle mağrur, etrafındakileri küçümsemektedir." (Syf 15)

Köşesizlikle itham edilir. Sağcılara göre solcudur. Solculara göre ise sağcı. O ise bir tarafa daha doğrusu bir "izm"e bağlı değildir.

"İzm'ler idrakimize giydirilen deli gömlekleri." (Syf 92)

"Sağcı ve solcu gibi sınıflandırmaları hiçbir zaman benimsemedim. Bunlar hakikati kapamaya yarayan uydurmaca mefhumlardır. Bilhassa sosyal sınıflara ayrılmamış bir ülkede sağcı solcu ne demek?" (Syf 62)

"Sol-sağ... Hristiyan Avrupa'nın bu habis kelimelerinden bize ne? Bu maskeli haydutları hafızalarımızdan kovmak ve kendi gerçeğimizi kendi kelimelerimizle anlayıp anlatmak, her namuslu yazarın vicdan borcu." (Syf 81)

Zamanında halkı ideolojilere alet etme sloganı olarak kullanılan ve ne yazık ki kültürümüze yerleşen "bitaraf olan bertaraf olur." lafına tepkidir bir nevi yazdıkları.
Sol-Sağ kutuplaşmasına farklı bir yaklaşım getirmiştir. Sol-Sağ putunun kırılmasını istemeyenler, kırılmasından korkanlar da "Hadi canım öyle şey olur mu?" minvalinde laflarla onu dışlamak istemiştir.

Cemil Meriç hak ettiği değeri göremeyen düşünce adamlarındandır. Gözünden yaşadığı rahatsızlık olmasa belki de daha çok üretebilecekti. Anlatacağı çok daha fazla şey vardı eminim.

İzmlerden en kısa sürede kurtulmamız dileğiyle...
Kitaplara aşık bir fikir adamının hikayesi Cemil Meriç... “ Bu Ülke “ de hayatımıza ve toplumuza ait tüm yaşam var. Bizi biz yapan değerleri , bizi bizden alıp da bize empoze edilen, bizi zehirleyen tüm değerleri tüm çıplaklığıyla yazar ortaya koyuyor. Ayrıca Tazminat Döneminden günümüz Türkiye Cumhuriyetine kadar akımları , Cemil Meriç’i kendi yapan, onun olgunlaşmasını sağlayan yazarları görebilme şansına sahip olabilecekseniz. Hepimizin aydınlanması dileğiyle diyor ve tüm Sevgili Kitapseverlere saygılarımı sunuyorum...
Büyük bir fikir adamını; özgün Türk düşünürünü tanımakta çok geç kaldığımın farkındayım!..
Kitabın girişindeki biyografisi beni çok etkiledi; Gerçek okuma, kendini yenileme, geliştirme ve varolma aşkına sahip olmak nasıl bir histir merak ettim. Hayatı boyunca, çok genç yaşta dünyaya bakan penceresini, gözlerini kaybetmesine rağmen, dünyasının kararmasına izin vermemiş, yılmadan yaşam savaşı vermiş, hayata sıkı sıkı tutunmuş, dahası üretebilmek için dünyaya yeni pencereler açan biri olmak çok büyük ayrıcalık olsa gerek!

Doğu-batı ayrımını, sağ-sol davasını, çağdaşlaşmak adına Avrupa medeniyetine hayranlık ve teslimiyeti, sahte aydınları ve fikirlerini mercek altına alıp, ince kesitlerle gözümüze gözümüze sokan Cemil Meriç, bir çoğumuzun hiç akıl süzgecinden geçirmeden bize gösterilen şekliyle algıladığımız sahte gerçekler üzerine tespitleri, insanın nöronlarını yakacak ölçüde sarsıcı! Ve aforizmaları; Bir tokmak gibi kafanıza kafanıza vuracak, vicdanınızı rahatsız edip, idrâkinizin zincirlerini kıracak belki de!..
"Bana öyle geliyor ki, hayat denen mülâkâta bu kitabı yazmak için geldim." dediği bu eseri mutlaka okuyun!
Bana göre çok derin bir kitap. Derin diyorum; çünkü ciltler dolusu anlatılabilecek konuları tek bir kitapla anlatmış değerli üstat.
Hiç haddim değil böyle bir kitaba yorum yazmak. Çünkü bir roman değil, hayal ürünü değil bu eser. Belli bir entellektüel birikim gerektiren; bunun için de, çocuk yaştan itibaren kendini okumaya yazmaya adamış, kitap yiyip, kitap içmiş, yayınlanmış ne varsa yalayıp yutmuş, dünya meselelerine, Türkiye sorunlarına ve de gerçeklerine ayna tutmuş; nasıl buralara gelindi? Nerede yanlış yapıldı? sorularına cevap ararken, gözleri dahil ömrünü vermiş, çok ama çok değerli bir fikir dehasına söyleyecek tek sözüm: Keşke şu fani dünyaya zerre katkısı olmayan (ben dahil! ) kişilerden üçer beşer yıl alıp, sizin gibi (Atatürk gibi) dehaların ömürlerine eklense de yüzyıllar yaşasanız!!! Ve de, dünyamız daha yaşanılır bir yer olsa!!! Keşke! ...
Bu Ülkeyi, bu ülke okumalı. Bu sözü o kadar fazla duydum ve gördüm ki, acaba neden?, diye çok düşündüm. Okuyunca hakikaten neden söylendiğini anladım. Kitap tamamen özgür bir düşünceyle ve çok etkili bir üslupla yazılmış. Kitabın başında Mahmut Ali Meriç tarafından derlenmiş bir biyografi bulunuyor ki bu da okuduğun kitabın nasıl bir insan tarafından yazıldığını sana gösteriyor. O kadar fazla dikkat çeken, dobra dobra suratına her şeyi söyleyen bölümleri var ki. Sonunda bulunan kanaviçe ve kitaba dair yorumların bulunduğu kısımlar da çok güzeldi. Kitap Mahmut Ali Meriç tarafından derlenmiş, bayağı da başarılı olmuş. Değinilen konular o kadar ilgimi çekti ki anlatamam. Biz okurları sınıflandırdığı kısımda epey takıldım mesela. Acaba burada gerçekten hangi gruba giriyorum diye. Galiba tam da istediğim yerdeymişim. Okuduğum her kitaptan olduğu gibi bundan da çok fazla alıntı birikti. İyiki okudum dediğim bir kitap daha....
‘ Bu Ülke ‘ fikir üzerine kaleme alınmış bir yapıt. Kitabın Bu Ülke versiyonunu bu ülke okuması kanaatindeyim.
Yazar hayatını topluma adamış, mütecessis bir fikir ustası. Bu ülke, dünyada nasıl yaşanılacağını ve dünyanın nasıl yaşanacak bir yer olmasını güzel bir telaffuzla topluma bahşeden yazar, yeri geldiğinde ağır, yeri geldiğinde de sade diliyle toplumun ufuklarına geniş bir çağrışım izi bırakmaktadır. Ki yazar bir dönem Marksist çizgide Nazım Hikmet ile dost olmasına rağmen, sağ ve sol kavgasında bulunmayıp her iki görüşü ‘ şuursuz kinlerin emzirdiği iki ifrit.. ‘ olarak tanımlamıştır.
Sonuç olarak Bu Ülke bana çok şey kattı ve nice fikir zenginliğime sebep oldu.
Şunu söylemek gerekirse de yazarı incelmek kim, ben kim.
Toplumun bir ferdî olarak sizlerinde okumasında tavsiye de bulunurum...
Bu kitap için ne söylesem az kalır...

Ufuklar açan, perdeleri kaldıran, neden ile başlayan sorularımıza cevap veren, bak demek bunun aslı böyleymiş dedirten, mükemmel bir eser.

Cemil Meriç, bu ülkenin övünç duyulması gereken düşünce adamı.

Elimdeki kitap İletişim Yayınlarının 1995 'teki 10. Baskısı. Yeni baskılarda var mı bilmiyorum lakin bu baskının son sayfalarında farklı yıllarda kitap hakkında yapılmış incelemeler bulunmakta. Bunlardan birini kitabı okumanızda güdüleyici olacağı umudumla sizinle paylaşmak istedim. Buyrun.


BU ÜLKE
"Şiirle öfkeyi, tefekkürle heyecanı birleştiren edebî, fikrî, içtimaî bir eserin adıdır Bu Ülke...
Profesör Kaya Bilgegil'in bir sohbette: 'elimde olsa mekteplerde kıraat kitabı diye okuturdum'
dediği bu eser, yazanın diğer eserlerine kaynak teşkil ediyor.
... Yeni nesil, geçmiş nesillerin hatalarına düşmemek, günahlarına bulaşmamak için, ışık tutan
Bu Ülke'yi okumalı."
islâmî Hareket, 1.6.1978


Şiddetle tavsiye ederek.
Okumalısın...
Cemil Meriç...
Açıkcası kıymetli Cemil Meriç’i biraz geç tanıdım.Bu yüzden de kendime hep kızacağım keşke daha evvelden tanısaydım dediğim nadir insanlardan biridir kendisi benim için.
Tanışmamıza kısaca değinecek olursam sosyal medya da gördüğüm bir sözü kalbimi ısındırdı kendisine..Siz de bilirsiniz bir insana kalbiniz ısındı mı onu daha candan daha samimi dinliyor oldukça önem gösterip değer veriyorsunuz.İzninizle kalbimi ısındıran o meşhur sözünü de paylaşmak istiyorum sizinle...
“Kendi gerçeğimizi kendi kelimelerimizle anlayıp anlatmak, her namuslu yazarın vicdan borcu.”
Kimdi bu Adam ? Ne demek istiyor? Ne anlatmak istiyor? diye kendime sordum.
Evet iyi bildiğiniz gibi bu Adam hakikat olan ne varsa haykırmak istiyordu...
Sonra başka sözlerini okudum.. Sonra Kendini araştırdım.Ve öğrendim ki bütün hayatını bu millet için harcamış gerçek bir Türk Aydını Cemil Meriç’imiz.
Düşünen adam, düşünen yani Hakikati arayan...
Bu ülke..
Oldukça alıntımın olduğu ‘Bu Ülke’ Bu ülkeye bırakılan en önemli miraslardan biridir... Kesinlikle Bu Vatanın evladı olan herkesin okuması gereken okudukça düşünmesi gereken Tarih kokan bir eser...

Profesör Kaya Bilgegil’in bir sohbette: ‘elimde olsa mekteplerde kıraat kitabı diye okuturdum’ dediği bu eser, yazarın diğer eserlerine kaynak teşkil ediyor.

... Yeni nesil, geçmiş nesillerin hatalarına düşmemek, günahlarına bulaşmamak için, ışık tutan Bu Ülke’yi okumalı.


Üstadın sözleriyle bitirmek istiyorum incelememi... :)


-Bir adamı tanımak için düşüncelerini, acılarını, heyecanlarını bilmemiz lâzım, hiç değilse. Hayatın maddî olaylarıyla ancak kronoloji yapılabilir. Kronoloji: aptalların tarihi.

-Avrupa’nın içtimaî ve siyasî mitosları karşısında bu apışıp kalmak, bu kendini küçük görmek, bu papağanlaşmak ne için?

Keyifli Okumalar... :)
Bu Ülke, yüz elli yıldan beri bir saralılar kafilesi halinde, kendi kültür ve medeniyetlerinden kopup Batı’ya sığınan Tanzimat ve Cumhuriyet devrim aydınlarının hazin macerasıdır.

Türk düşünce tarihi, bu kitapla bir haysiyet mücadelesi vermiştir.

Bir medeniyetin, baştan başa haysiyet olan bir medeniyetin, çakal sürülerine karşı müdafaası.
Düşünmek ve okumak isteyen insan, karşısındaki fikirleri ince elemeli, önce hayal hanesinde dolaştırmalı, sonra akıl terazisinde, tartmalı.

Yeni nesil, geçmiş nesillerin hatalarına düşmemek, günahlarına bulaşmamak için, ışık tutan Bu Ülke’yi okumalı.

Teşekkürler Cemil Meriç
Cemil Meriç en beğendiğim yazarların başında gelir. Kendisi gerçek bir yazar ve okuma, yazma aşığı. Bu uğurda gözlerini kaybediyor ama asla kitapları bırakmıyor. Cemil Meriç için çok fazla sıfat, tanımlama duyabilirsiniz. Genellikle batıcı, marksist, sosyalist, Türkcü... gibi. Ama o kendisini " İnsanlığın düşünce tarihini tavaf eden bir şakirt (çırak) " olarak görüyordu. Kitabın ilk 70 sayfasında alıntılar ve otobiyografi var. Bu Ülke kitabında sağ-sol çatışması, batının taklit edilmesi ve batılaşmayı eleştirmiş yazar. Cemil Meriç i okuyup, anlamak gerçekten zordur. Bu yüzden herkes okuyamaz bir Cemil Meriç kitabını. Az yazıp çok anlamanızı bekler, düşünmenizi, sorgulamanızı ister. Kısacası her kitabı gibi bu da okunmaya değer...
1991 tarihinde Cemil Meriç'in 4.ölüm yıldönümü dolayısı ile Antakya'da ''Türk Fikir Hayatında Cemil Meriç'in Yeri" konulu panel düzenlenir. Metindeki konuşmalar "Cemil Meriç: şair filozof yazar " adını taşıyan bir kitapta toplanır . Aslında Cemil Meriç ne şair ne filozof ne de yazardır .Cemil Meriç bir düşünürdür ki bunu kendiside söylemiştir. Sadece Cemil Meriç'in iyi bir yazar ve şair olmasını sağlayan iyi bir düşünür olmasıdır. O da sadece yazıya dökmüştür düşüncelerini .
Ben bu kitaba başlarken bazıları ağır olacağını söylüyordu ki kitap gerçekten ağır ama iyi ki okumuşum diyorum ki sizde okuyun sizde böyle düşüneceksiniz. Cemil Meriç yazılarını kendini tanıtmak için yazdığını ve bir adamı tanımak içinde düşüncelerini , acılarını heyecanlarını bilmeniz anlamanız gerekir diyor. Bu kitapla biraz da Cemil Meriç'i ve düşüncelerini tanıyoruz aslında.

Bu Ülke insanlara düşünmeyi ama nasıl özgür ve akla yatkın düşüncenin olacağanı öğretiyor. İnsanımızın nasıl kandırıldığını anlatıyor. Batı'nın bizi dinsizleştirme çalışmalarını anlatıyor. İzmlerle insanımızın bölündüğünü sağ sol kavgası ile kutuplaştırıldığını anlatıyor.
Yeni neslimizin geçmiş nesillerin hatalarına düşmemek için okumalı . Hatta her Türk aydınına zorla okuma mecburiyeti konulsa da okunsa. Ama öyle değil düşünürek okumalı . Büyük bir düşünürün kalemini uzun uzun düşünerek okumalı .

"Bu Ülke" Cemil Meriç' Batı medeniyetine karşı yaptığı bir savaş ilanıdır .

"Bu Ülke " bu ülkenin trajedisini ortaya koymaktadır.
“Kitap bir limandı benim için. Kitaplarda yaşadım. Ve kitaplardaki insanları sokaktakilerden daha çok sevdim.”
Kitaba harcadığımız parayı, atlar için harcadığımızla kıyaslarsak, yerin dibine girmemiz gerekmez mi? Kitap sevene kitap delisi diyoruz. Kimseye at delisi dediğimiz yok. Kitap yüzünden sefalete düşen görülmemiş. At uğrunda iflas eden edene.
"Her dudakta aynı rezil şikayet: Yaşanmaz bu memlekette! Neden? Efendilerimizi rahatsız eden bu toz bulutu, bu lâğım kokusu, bu insan ve makine uğultusu mu? Hayır, onlar Türkiye'nin insanından şikâyetçi. İnsanından, yani kendilerinden. Aynaya tahammülleri yok. Vatanlarını yaşanmaz bulanlar, vatanlarını yaşanmazlaştıranlardır."

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Bu Ülke
Baskı tarihi:
Mart 2018
Sayfa sayısı:
339
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789754702811
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
İletişim Yayınları
Meriç’in “aynı kaynaktan fışkırdılar” dediği eserler dizisinin önemli bir halkası. Bir çağın, bir ülkenin vicdanı olmak isteği Meriç’in bütün çabasına her zaman yön vermiştir: “Bu sayfalarda hayatımın bütünü, yani bütün sevgilerim, bütün kinlerim, bütün tecrübelerim var. Bana öyle geliyor ki, hayat denen mülakata bu kitabı yazmak için geldim; etimin eti, kemiğimin kemiği.” Bu Ülke, Meriç’in sürekli etrafında dolandığı Doğu-Batı sorunu yanında, sol-sağ kutuplaşmasına ve kalıplaşmasına ilişkin önemli tesbit ve aforizmalarını da içeriyor.

Kitabı okuyanlar 2.657 okur

  • Yasemin DURAN
  • Süleyman BAL
  • Eyespink
  • MUSTAFA KUKU
  • Zahide Ebiloglu
  • Hakub Ozeren
  • Nisa Selçuk
  • Bünyamin
  • Numan Ermiş
  • Sena

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-13 Yaş
%7.8
14-17 Yaş
%5.3
18-24 Yaş
%27.4
25-34 Yaş
%34.3
35-44 Yaş
%18
45-54 Yaş
%5
55-64 Yaş
%0.9
65+ Yaş
%1.3

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%50
Erkek
%49.9

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%48.4 (434)
9
%26.2 (235)
8
%13.5 (121)
7
%7 (63)
6
%1.9 (17)
5
%1.3 (12)
4
%0.4 (4)
3
%0.3 (3)
2
%0.2 (2)
1
%0.6 (5)

Kitabın sıralamaları