Bu Ülke

9,0/10  (354 Oy) · 
1.005 okunma  · 
373 beğeni  · 
8.694 gösterim
Meriç’in “aynı kaynaktan fışkırdılar” dediği eserler dizisinin önemli bir halkası. Bir çağın, bir ülkenin vicdanı olmak isteği Meriç’in bütün çabasına her zaman yön vermiştir: “Bu sayfalarda hayatımın bütünü, yani bütün sevgilerim, bütün kinlerim, bütün tecrübelerim var. Bana öyle geliyor ki, hayat denen mülakata bu kitabı yazmak için geldim; etimin eti, kemiğimin kemiği.” Bu Ülke, Meriç’in sürekli etrafında dolandığı Doğu-Batı sorunu yanında, sol-sağ kutuplaşmasına ve kalıplaşmasına ilişkin önemli tesbit ve aforizmalarını da içeriyor.

Kitabı ilk okumaya başladığımda şöyle bir paylaşımda bulunmuştum : “Bu kitabı ben nasıl okuyacağım ki, her okuduğum paragrafta bir şeyler paylaşma hissi yaşatıyor, çevreme bakıyorum, kimle paylaşacağım ki kim beni anlayacak... Heyecanla bir iki deneme yapıyorum, tık yok... İnsanın içinde bir coşku uyandıracak bir düşünce fırtınası başlatacak bir kitabı bitirmek olmaz herhalde, bitmez değil mi böyle bir kitap... Tekrar tekrar okunur, evet okunur; eskimez de böyle bir kitap... Aynı zamanda utandırır böyle bir kitap, adamlıktan soğutur, sorgulatır, şimdiye kadar neredeydin dedirtir; suç ve cezayı çocukluğunda okuyan bir düşünürün düşünceleri karşısına ne yüzle suç ve cezayı bu yaşıma kadar okumadan çıkıyorum öz eleştirisini yaptırır.”
Evet, o gün dediğim gibi adamlıktan soğutur, utandırır derken kendi çapında bir adam olarak yazıyorum. Ülkenin her ferdine, ya da her insana -evrensel bir kitaptır- hitap ettiği kadar asıl hedefte aydınlar vardır, söz de aydınlar. Halen de öyledir. Düşünmek yerine hazırı alıp kullanırlar, o yüzden olamıyorlar, ham kalıyorlar. O yüzden kabuğumuzu kıramıyoruz.
Bir ansiklopedi adeta “Bu ülke” kitap olarak, okunup bitirmek bu kitabı teknik olarak söylenir, bitmez ki, adam yemiş yutmuş. Onları benim gibilerin sindirebilmesi için, bir kere çok araştırması gerekir. Her araştırma yeni okuma demek, her okuma yeni okumalara yelken açmak demek. Bitmez… Ne güzel söylüyor okumakla ilgili üstat: "Okuduğunu tahlil etmeyen, daha önce okuduklarıyla karşılaştırmayan, her an kendi kafasını kullanmayan zekâsını mahveder. Okumak, sayfanın bütününü, cümleleri, kelimeleri anlamaktır. Dikkat gevşeyince gölge düşünceler kalır kafada. Çabuk okuyan dikkatini teksif edemez."
Kitabın son bölümünde basında çıkanlardan birkaç pasaj var. Muhittin Nalbantoğlu demiş ki : “Bazen öyle eserler vardır ki, onları her Türk aydınına adeta zorla okutmak mecburiyeti konmalıdır Sayın üstadımızın eserleri bu bakımdan en baş sırayı alabilecek kıvamda eserlerden meydana gelmektedir. Ancak, bir cümleyi belli bir saatte yazdığını tahmin ettiğimiz Cemil Meriç Beyin eserinden de, o nispette faydalanmak için, yine her cümlenin üzerinde derin derin düşünerek, o cümlenin mânasını yeniden keşfetmeye ve anlamaya çalışarak okumak lazımdır. Bazen bir sahife yazı, hattâ bir cümle, bir adamın hayatının akışını değiştirir. Üstadımızın son yayımlanan dört büyük eseri de bu kabil eserlerdendir..."
Kitap bir ansiklopedi olduğu kadarıyla Cemil Meriç’in Entelektüel Biyografisiyle, Üstadın aforizmaları diyebileceğimiz Fildişi Kuleden ve Baki Kalan bölümleriyle çok değerlidir. Çözümlenmesi için düşünülmesi gereken özdeyişlerdir. Ve Kanaviçe, isim bile ne kadar manalı. Kanaviçedeki indeksi araştırmak ve sonra araştırdığın bölüme denk gelen yeri tekrar okumak… Bitmez…
Yine kitabın sonunda basında çıkanlardan alın size mükemmel final. Alev Alat’lı Nisan 1984 yazdığına göre ve anlatısına geçenlerde diye başladığına göre olay da o tarihlerde olmuş demektir. Aktarıyorum: “Geçenlerde bir dostuma Bu Ülke'yi gösterdim: Yayınevinin adını (Ötüken) görünce kapağım bile açmadı. Nedir bu kadar korkutan?... Ben, demokrat olma çabası içindeyim, diyordu kapağı açmayan.” Bu kafalarla ne olacak ki, bunun tersi de geçerlidir. Fakültede hiç unutmam, Edebiyat dersinde Nazım Hikmet’in kitaplarını aldığımı söylediğimde, bir linç edilmediğim kalmıştı; solcu, sosyalist değilim lakin kısır dünyamda okumak istedim. Ben karar vermek istedim, şimdi de öyledir. Devam etmiş Alev hanım: “... Fırtınasının önüne kattı, savurdu, tartakladı, tahrik etti, meydan okudu Meriç. 'Arkamdan geleceksen, kiminle yola çıktığım bil' diyor, ‘ama yol dikenlidir, ama hazırlıksızsın, ama alışageldiğin sistematiği yok yazıların' ... 'Yazar, düşüncesini yardım olsun diye sunmaz. Bir mükâfattır bu. Lâyık mısınız, değil misiniz? Anlamak ister' diyorsun. Sözde kibrini 'Kanaviçe' yadsıyor, üşenmeden sıraladığı referanslar yadsıyor. Dip notlan kendisine saklayıp, fetva vermek de vardı. Bundan dolayıdır ki kitabından, ışığından, yani senden korkmuyorum. İnsanları sevmesen yazmazdın.”
Yaa Ne güzel söyledi Alev hanım “İnsanları sevmesen yazmazdın.” Alın okuyun, değişmek için okuyun derim. Üstat tahrip değil birleştirmektir bu kavga diyor, buyurun siz okuyun : “Münakaşa eden iki insan, aynı graniti yontan iki heykeltıraş, hakikati arayan iki yol arkadaşı. Hedefi, tahrip değil, terkiptir bu kavganın. Mağlubun muzaffer olduğu tek yarış. Yanıldığını kabul etmek, yeni bir hakikatin fethiyle zenginleşmektir: parçadan bütüne, karanlıktan aydınlığa geçiş.”

sueda reyyan 
04 Ağu 02:08 · Kitabı okudu · 6 günde · Beğendi · 9/10 puan

Birkaç ay önce Ümit Meriç’in ‘’ İçimdeki Cennete Yolculuk’’ kitabını okuduğumda; bu zarafetin, hassas zekanın, cümlelerdeki derinliğin, edebi birikimin genetik mirasının sahibini merak edip Cemil Meriç kitaplarıyla kütüphanemi şereflendirmiştim . Sosyal medyadan, haberlerden, dergilerden ve Dücane Cündioğlu’nun hazırladığı belgeselden kısmen tanıdığımı düşündüğüm devasa kalemi, kemali ciddiyetle, zihnimin tüm hücreleriyle ve sakin bir vakitte okumak için ertelerken; Ahmet Yavilioğlu -kendisine çok tşk ederim:)- önerisi ile yapılan 1000k sosyoloji- psikoloji okumaları kapsamında okumaya başladım. İyi ki de daha fazla ertelememişim:)

Tanıdığımı düşündüğüm diyorum çünkü aslında hakkında hiç bir şey bilmiyormuşum. Cemil Meriç’in ilk dergi makalesini ortaokulda yazdığını, 38 yaşında gözlerini kaybettiği ve buna rağmen yazdığı onlarca eserini, ideolojik muhasebelerini, idamla yargılandığını, intihar fikrini düşündüğü zamanlar olduğunu bilmiyordum. Uçlar, ayrılıklar, hastalıklar, isyan, tevekkül… Ama her daim asaletle, fikir namusuyla ve zihnine ihanet etmeden inandığını yaşarken. Büyük başlar büyük imtihanlar…Devasa düşünceler….Kocaman cümleler…

Dücane Cündioğlu okurken cümleleri dakikalarca düşündüğüm olmuştur ama Cemil Meriç’te bu tefekkür egzersizleri kelimelere inmiş durumda. İki kelimenin yan yana getirilişi bu kadar mı derin, bu kadar mı muazzam olabilir? Farklı bir ahenk, farklı bir akış var kelimelerde. Beynime çakılıp genişletti sanki beynimi, zorladı. Hem zeka, hem hissiyat, hem ciddiyet, hem mantık, hem duygu, hem asalet yüklenmiş kelimeler ordusu. Hepsi bir arada:)

Yazdıkları samimi, başkaları gibi kulaktan dolma -ezber- yani taklidi değil. Fikir işçisi diyoruz ya.. İlmek ilmek, zerrelerince emek verip yaşayarak, tecrübesiyle fikirlerini harmanlayarak yazmış buzdağı misal cümlelerini. O yüzden etkileyici. Uç gelebilir belki ama kitapta kendi olmak istediğim beni gördüm. Biraz Araf’ta.. Tarafsız ama kayıtsız değil…Dobra.. Ne sağ ne sol…Ne tam isyan ne tam teslim… Ne avam ne burjuva… Herbirinden.. Rengarenk ama karışık değil…

Herkeste vardır farklı dozlarda da, bendeki enaniyeti yerle bir etti bu kitap. Ne kadar az okumuşum, ne kadar az düşünmüşüm ki ben. Cemil Meriç çook yukarılardan ciddiyetle, heybet yüklü kelimelerle ama yapmacıksız -samimi-; fildişi kulesinden nutuk ziyafeti lütfetti. Çok yukarılardan dememin sebebi kibirli olduğunu düşündüğümden değil, gerçekten de zihnen çook yükseklerde kelamı. O yüzden bazı yerlerde sert bazı yerlerde aşırı dozda eleştirileri kırıcı ve itici değil. Sonrasında kocaman bir ağırlık çöktü üstüme. Şükür ki ümitsizlikten ziyade şevk ilhamı veren üslübu var ki, yeni hedefler koydum kendime.

Bence çok ihtiyacımız var Cemil Meriçlere. Papağan gibi ezberletilmiş nutuklar atıp halka kin aşılayan, uçlaştıran, menfaatperest medyanın kukla misal kölesi sözüm ona aydınları görseydi, daha bir kuvvetli yazardı Üstad..

Son olarak, Kitabın sonuna kitabı beynime kodladığım iki düsturu ekledim;
1-Okumak, okumak, okumak ama çılgınlar gibi okumak .
2-Her düşünceye samimi saygı

Ve herkese okutmalı, tanıtmalı…

Ömer mi Sefa Aslan 
13 Eyl 14:48 · Kitabı okudu · Beğendi · 10/10 puan

Cemil Meriç... Büyük bir fikir adamı, usta bir katil, becerikli bir silahşor. Neden katil? Öldürdüğü kimse yok belki, ama kalemiyle vurduğu yazar, öldürdüğü fikir, tüketmediği nass kalmamış. Kalemini bir silahşor gibi kullanan, tehlikeli yazar. Fikir adamı. Yalnız kovboy. Aynı zamanda adından bahsedilmeyen kör bir aşık. Aşık dedik, kime aşık? Kitaplara. Kitaplara, kelimelere, öğrenmeye ve araştırmaya sevdalanmış; kitap çölüne düşmüş Mecnun. Daima kitapların faziletinden, kutsallığından bahsetmiş, kitaplarda yaşamış, orda can vermiş. Kitaplar evi olmuş, arkadaşı olmuş, eşi olmuş. Aşık olmuş kitaplara, kitaplarda büyümüş. Kitap, kitap ve kitap. Cemil Meriç şu zamanda yaşasa tek söyleyeceği bu olurdu. Biz kitapseverlerin okuma konusunda örnek alması gereken başlıca kişidir Cemil Meriç.

"Bu Ülke" kitabını, bu ülkede yaşayanlar okumalı. Kitap bizi, geçmişimizi, geleceğimizi, an be an anlatmış, sanki bir aynaya bakıyor hissi uyandırmış. Sık sık"aa, bu tam ben" "ulan adam tam da Türkiye'den bahsetmiş" "aynen katılıyorum, helâl" "bu cümle güzel, sosyal medya duymalı" gibi kendi içimizde cümleler kuracağımız bir kitap. Sadece Türkiye'yi, Türk toplumunu ve yazarlarını değil, aynı zamanda da birçok farklı devletin, yazarın can alıcı noktalarına değinen Meriç, okuyun örnek alın evlat! demek istemiş gibi. Muhteşem eseri evet okuyun, paylaşın, okutturun. Batı medeniyetine ve edebiyatına hayran olan kitapsever dostlarımın, Doğu medeniyeti, edebî ve ahlâkî değerlerinin ne kadar önde olacağını kabul edeceğini düşünüyorum. Özellikle okurken bazı kelimeler üstünde göreceğimiz yıldızlı işaretlerin kitabın sonlarına doğru "Kanaviçe" adlı bölümde açıklamaları verilmiş. Bu bölümü sık sık ziyaret ederek okumalısınız. Ayrıca Kanaviçe bölümüne eklenmemiş yazarlar, kelimeler olabilir. Bu yüzden internet erişiminiz olmalı, kitabı anlayarak okumalısınız.

Bu kitabı bana dedem tavsiye etmişti, kendisi Meriç'in bütün kitaplarını okumuş ve araştırmış biri. Bana kitabı hediye ederken "bu kitabı bitir, sana balon alacağım" demişti. İlk torun olduğumdan mütevellit böyle komik(!) şakalar yapar, bu heyecan ile kısa sürede bitirmiştim kitabı.

Cemil Meriç hakkında paylaşmak istediğim bir başka hikâye de edebiyat öğretmenimden;
"Cemil Meriç görmekte zorlanmaya başladığı zaman doktor ona kitap okumaya devam edebilmen için lâmbanın masaya daha yakın olması gerektiğini söyler. Meriç lâmbayı alçaltmanın maliyetini hesaplandıktan sonra, bu miktarın bir kitap parası ettiğini fark eder. Bu parayla kendine yeni bir kitap alır ve masasının üstüne bir sandalye koyarak okumaya devam eder"
Bu kitap aşkı olduğu için Meriç çok ayrı ve çok özel bir yazardır.
Bir yazar için olabilecek en kötü şey gözlerini kaybetmektir, değil mi? Gözleri görmeyen bir yazar, araştırmacı, okur. Çok çaresiz bir cümle gibi sanki. Kanadı olmayan bir kuş, kokusu olmayan bir çiçek misali, gözleri göremeyen bir yazar artık yazar olamaz. Tabiî bu bizim düşüncemiz. Henüz genç yaşlarında gözlerini kaybeden Cemil Meriç hiçbir zaman okumaktan/yazmaktan vazgeçmemiş. Birçok eserini gözlerini kaybettikten sonra vermiş ve bu azmi sonraki nesil yazarları için de örnek olmuş.

Uzun lafın kısası, Bu Ülke okunmalı. Okunmalı, içinde kaybolunmalı. Kitaplara aşık olmalı, her birimiz bir Cemil Meriç olmalı. Herkese şiddetle tavsiye edeceğim bu kitabı mutlaka okuyun!
Keyifli okumalar demeden de önce kitabı okurken yanınızda Nescafe 2'si 1 arada olmalı, tavsiyemdir. Nedense çok güzel bir tat verdi kitaba ben okurken.(Nescafe zorunlu kamu spotu)
Keyifli okumalar...

Bayan Okur 
16 Oca 19:44 · Kitabı okudu · 4 günde · Puan vermedi

Bu Ülkeyi, bu ülke okumalı. Bu sözü o kadar fazla duydum ve gördüm ki, acaba neden?, diye çok düşündüm. Okuyunca hakikaten neden söylendiğini anladım. Kitap tamamen özgür bir düşünceyle ve çok etkili bir üslupla yazılmış. Kitabın başında Mahmut Ali Meriç tarafından derlenmiş bir biyografi bulunuyor ki bu da okuduğun kitabın nasıl bir insan tarafından yazıldığını sana gösteriyor. O kadar fazla dikkat çeken, dobra dobra suratına her şeyi söyleyen bölümleri var ki. Sonunda bulunan kanaviçe ve kitaba dair yorumların bulunduğu kısımlar da çok güzeldi. Kitap Mahmut Ali Meriç tarafından derlenmiş, bayağı da başarılı olmuş. Değinilen konular o kadar ilgimi çekti ki anlatamam. Biz okurları sınıflandırdığı kısımda epey takıldım mesela. Acaba burada gerçekten hangi gruba giriyorum diye. Galiba tam da istediğim yerdeymişim. Okuduğum her kitaptan olduğu gibi bundan da çok fazla alıntı birikti. İyiki okudum dediğim bir kitap daha....

Ayten Ernaz Tiryaki 
 28 Haz 15:26 · Kitabı okudu · 54 günde · Beğendi · 10/10 puan

Büyük bir fikir adamını; özgün Türk düşünürünü tanımakta çok geç kaldığımın farkındayım!..
Kitabın girişindeki biyografisi beni çok etkiledi; Gerçek okuma, kendini yenileme, geliştirme ve varolma aşkına sahip olmak nasıl bir histir merak ettim. Hayatı boyunca, çok genç yaşta dünyaya bakan penceresini, gözlerini kaybetmesine rağmen, dünyasının kararmasına izin vermemiş, yılmadan yaşam savaşı vermiş, hayata sıkı sıkı tutunmuş, dahası üretebilmek için dünyaya yeni pencereler açan biri olmak çok büyük ayrıcalık olsa gerek!

Doğu-batı ayrımını, sağ-sol davasını, çağdaşlaşmak adına Avrupa medeniyetine hayranlık ve teslimiyeti, sahte aydınları ve fikirlerini mercek altına alıp, ince kesitlerle gözümüze gözümüze sokan Cemil Meriç, bir çoğumuzun hiç akıl süzgecinden geçirmeden bize gösterilen şekliyle algıladığımız sahte gerçekler üzerine tespitleri, insanın nöronlarını yakacak ölçüde sarsıcı! Ve aforizmaları; Bir tokmak gibi kafanıza kafanıza vuracak, vicdanınızı rahatsız edip, idrâkinizin zincirlerini kıracak belki de!..
"Bana öyle geliyor ki, hayat denen mülâkâta bu kitabı yazmak için geldim." dediği bu eseri mutlaka okuyun!
Bana göre çok derin bir kitap. Derin diyorum; çünkü ciltler dolusu anlatılabilecek konuları tek bir kitapla anlatmış değerli üstat.
Hiç haddim değil böyle bir kitaba yorum yazmak. Çünkü bir roman değil, hayal ürünü değil bu eser. Belli bir entellektüel birikim gerektiren; bunun için de, çocuk yaştan itibaren kendini okumaya yazmaya adamış, kitap yiyip, kitap içmiş, yayınlanmış ne varsa yalayıp yutmuş, dünya meselelerine, Türkiye sorunlarına ve de gerçeklerine ayna tutmuş; nasıl buralara gelindi? Nerede yanlış yapıldı? sorularına cevap ararken, gözleri dahil ömrünü vermiş, çok ama çok değerli bir fikir dehasına söyleyecek tek sözüm: Keşke şu fani dünyaya zerre katkısı olmayan (ben dahil! ) kişilerden üçer beşer yıl alıp, sizin gibi (Atatürk gibi) dehaların ömürlerine eklense de yüzyıllar yaşasanız!!! Ve de, dünyamız daha yaşanılır bir yer olsa!!! Keşke! ...

Hakan TEKİN 
13 Ara 2016 · Kitabı okudu · 13 günde · Beğendi · 10/10 puan

Bu kitap için ne söylesem az kalır...

Ufuklar açan, perdeleri kaldıran, neden ile başlayan sorularımıza cevap veren, bak demek bunun aslı böyleymiş dedirten, mükemmel bir eser.

Cemil Meriç, bu ülkenin övünç duyulması gereken düşünce adamı.

Elimdeki kitap İletişim Yayınlarının 1995 'teki 10. Baskısı. Yeni baskılarda var mı bilmiyorum lakin bu baskının son sayfalarında farklı yıllarda kitap hakkında yapılmış incelemeler bulunmakta. Bunlardan birini kitabı okumanızda güdüleyici olacağı umudumla sizinle paylaşmak istedim. Buyrun.


BU ÜLKE
"Şiirle öfkeyi, tefekkürle heyecanı birleştiren edebî, fikrî, içtimaî bir eserin adıdır Bu Ülke...
Profesör Kaya Bilgegil'in bir sohbette: 'elimde olsa mekteplerde kıraat kitabı diye okuturdum'
dediği bu eser, yazanın diğer eserlerine kaynak teşkil ediyor.
... Yeni nesil, geçmiş nesillerin hatalarına düşmemek, günahlarına bulaşmamak için, ışık tutan
Bu Ülke'yi okumalı."
islâmî Hareket, 1.6.1978


Şiddetle tavsiye ederek.
Okumalısın...

Emir Burak 
09 Oca 18:56 · Kitabı okudu · 8/10 puan

Cemil Meriç en beğendiğim yazarların başında gelir. Kendisi gerçek bir yazar ve okuma, yazma aşığı. Bu uğurda gözlerini kaybediyor ama asla kitapları bırakmıyor. Cemil Meriç için çok fazla sıfat, tanımlama duyabilirsiniz. Genellikle batıcı, marksist, sosyalist, Türkcü... gibi. Ama o kendisini " İnsanlığın düşünce tarihini tavaf eden bir şakirt (çırak) " olarak görüyordu. Kitabın ilk 70 sayfasında alıntılar ve otobiyografi var. Bu Ülke kitabında sağ-sol çatışması, batının taklit edilmesi ve batılaşmayı eleştirmiş yazar. Cemil Meriç i okuyup, anlamak gerçekten zordur. Bu yüzden herkes okuyamaz bir Cemil Meriç kitabını. Az yazıp çok anlamanızı bekler, düşünmenizi, sorgulamanızı ister. Kısacası her kitabı gibi bu da okunmaya değer...

Yasin YALÇIN 
29 Oca 15:07 · Kitabı okudu · 12 günde · Beğendi · 9/10 puan

Memleket meselelerine ne kadar meraklısınız? Ne kadar bilgilisiniz? Çok mu kitap okuduğunuzu düşünüyorsunuz? O halde henüz Cemil Meriç'i tanımamışsınız demektir. Kitaplarıyla, yaptığı işlerle ve düşünceleriyle Türkiye'nin ruhudur Cemil Meriç.

Şimdi size okumaya adanmış bir ömürden bahsetmek istiyorum. Zayıflayan gözleri yüzünden masanın üstüne bir tabure koyup orada okurmuş kitaplarını, ışığa daha yakın olmak için. Okumaktan gözleri kör olmuş bir adamdır Cemil Meriç. Düşünceleri özellikle doğu-batı, sağ-sol ayrımları üzerinde gidip gelmiştir. Bu düşüncelerini yazdığı birçok kitabında açıklamıştır. Bu Ülke ise bu kitaplarının bir bileşimi gibidir adeta.

Bu kitabın türüne deneme demeye dilim varmıyor. Bir düşünce defteri adeta. Kendi hayatından kesitler de var, aydınlar, yazarlarla ilgili derin bilgiler de. Ve düşünceler, her şey hakkında, herkes hakkındaki düşünceler... Bir edebiyat denizi bu kitap. Üstünde tayfunlar kopuyor, fikirler şimşekler gibi çakıyor. İnsana daha çok okuma merakı kazandıran ve yeni bakış açıları kazandıran bir kitap olmuş Bu Ülke. Bu bağlamlarda ne kadar yetersiz olduğumuzu öyle bir amaç gütmeden yüzümüze çarpıyor Cemil Meriç.

Tanzimattan beri süregelen yanlış batılılaşma ve doğu-batı kavgası üzerinde özellikle durmuş. Sola kızmış, sağı yetersiz bulmuş. Hayranı olduğu Hint ülkesi ve edebiyatı gibi birleştirici olmayı seçmiş. Belki de o yüzden onun için çekilen belgesele Türkiye'nin Ruhu adını vermişlerdir. Belgeseli de izlemenizi ve bu aydın yazarımızın hayat hikayesini öğrenmenizi özellikle tavsiye ederim. Keyifli okumalar...

Muharrem Armağan 
04 Tem 17:48 · Kitabı okudu · Beğendi · 9/10 puan

Öncelikle kesinlikle okunması ve ders alınması gereken bir başyapıt . Bazı yerler ağır gelse de kitabın özünü anladıktan sonra bir çok sorunun cevabını buluyoruz ülkemize dair, özellikle neden eğitim sistemimizin gelişmediğini ve buna bağlı nedenlerden insanımızın bu kadar sömürüldüğünü görüyoruz. Eğer bu ülkenin % 25 i Cemil Meriç'i anlasa ve düşüncelerine sahip çıksa şu an olduğumuz yerin çok daha ötesinde bir ülke olurduk. Kitap hakkında konuşulacak o kadar çok şey var ki sadece bu kitapla bile bu ülkeyi daha yaşanılabilir bir yere getirmek çok zor değil. Ama bu kitapta yazanlar hiç bir zaman siyasilerin çıkarına olmayacağı, bu ülkenin refahı adına olduğu için uygulanacağını düşünmüyorum. Kısaca belirtmek istediğim yapacakları engellenen bir çok insan gibi bu ülkeyi refaha ulaştıracak insanlardan birisi Cemil Meriç ama tarihimizdeki bir çok ülkeyi ileri götürecek insanlar gibi değeri bilinmemiş. Ne zaman ki Cemil Meriç'i anlarız o zaman bu ülkenin olduğundan çok daha refaha ulaşmış bir ülke olacağını düşünüyorum.

Horselover 
31 Ağu 12:50 · Kitabı okudu · 24 günde · Beğendi · 10/10 puan

Ahmet Y. arkadaşımızın başlattığı etkinlikle Bu Ülke kitabını seçmeme vesile oldu kendisine çokça teşekkür ediyorum.Cemil Meriç'i Ahmet arkadaşımızın tavsiyesi üzerine ilk belgeselini izleyerek daha iyi tanıdım.https://youtu.be/huENWVDMG1E izlemenizi öneriyorum insanı derinden etkiliyor ve çok şey katıyor.:)
Kitaba dönersem anlamını bilmediğim kelimelerin çok olmasına karşın insanı düşünmeye sevk ettiği için öğrenme isteğini artırıp anlam kurdurtan bir kitap oldu benim için. Bilmediğim çok şeyin olduğunu görüp kendimi sorgulamama vesile oldu .Tekrar tekrar okuyup anlamam gerekiyor bu güzel kitabı:)
Bir de Doğu-Batı sorunu ,kutuplaşmalar hakkında muhteşem tespitleri mevcut.
Hepimizin bu güzel eseri okuyup anlaması temennisiyle.

Kitaptan 715 Alıntı

Berk Liman 
11 Eyl 2014 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 10/10 puan

“Kitap bir limandı benim için. Kitaplarda yaşadım. Ve kitaplardaki insanları sokaktakilerden daha çok sevdim.”

Bu Ülke, Cemil MeriçBu Ülke, Cemil Meriç

Mahatma
Yemin ederim ki, dünyanın bütün toprakları bir tek insanın kanını akıtmaya değmez.

Bu Ülke, Cemil Meriç (Mahatma Gandhi)Bu Ülke, Cemil Meriç (Mahatma Gandhi)
Murat Sezgin 
14 Tem 2016 · Kitabı okudu · 9/10 puan

İnsanları eskisi kadar sevmemek. İnsanları ve eşyayı. Galiba ölmek de bu.

Bu Ülke, Cemil Meriç (Sayfa 224)Bu Ülke, Cemil Meriç (Sayfa 224)
Murat Sezgin 
13 Tem 2016 · Kitabı okudu · 9/10 puan

İster siyah derili, ister sarı... inananlar kardeştir.

Bu Ülke, Cemil Meriç (Sayfa 181 - İletişim Yayınları)Bu Ülke, Cemil Meriç (Sayfa 181 - İletişim Yayınları)
Murat Sezgin 
10 Tem 2016 · Kitabı okudu · 9/10 puan

Vatanlarını yaşanmaz bulanlar, vatanlarını "yaşanmaz"laştıranlardır.

Bu Ülke, Cemil Meriç (Sayfa 97)Bu Ülke, Cemil Meriç (Sayfa 97)
Murat Sezgin 
11 Tem 2016 · Kitabı okudu · 9/10 puan

Kitaba harcadığımız parayı, atlar için harcadığımızla kıyaslarsak, yerin dibine girmemiz gerekmez mi? Kitap sevene kitap delisi diyoruz. Kimseye at delisi dediğimiz yok. Kitap yüzünden sefalete düşen görülmemiş. At uğrunda iflas eden edene.

Bu Ülke, Cemil Meriç (Sayfa 111)Bu Ülke, Cemil Meriç (Sayfa 111)
Hakan TEKİN 
12 Ara 2016 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 10/10 puan

"Bir avuç kelime kıtaları birbirinden ayırır."

Bu Ülke, Cemil Meriç (Sayfa 220)Bu Ülke, Cemil Meriç (Sayfa 220)
Bayan Okur 
22 Şub 07:34 · Kitabı okudu · İnceledi · Puan vermedi

"Kitap sevene kitap delisi diyoruz. Kimseye at delisi dediğimiz yok. Kitap yüzünden sefalete düşen görülmemiş. At uğruna iflas eden edene."

Bu Ülke, Cemil Meriç (Sayfa 111)Bu Ülke, Cemil Meriç (Sayfa 111)
72 /

Kitapla ilgili 1 Haber