Adı:
Rubâiler
Baskı tarihi:
2 Şubat 2021
Sayfa sayısı:
248
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786257706087
Kitabın türü:
Orijinal adı:
رباعیات خیام
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Kapı Yayınları
Ömer Hayyam…
Herkes onun bir başka yanını seviyor.
Şair, sufi, aşk adamı, gözünü yıldızlara dikmiş bir büyük meraklı…
Ancak onu bir kalıba sokmak için yarışanların ortak görüşü, o bir söz ustası, bir büyük şair…
Rubai sanki onunla başlar.
Akıl, hikmet, aşk, sarhoşluk yeniden anlam bulur.
Zehir gibi aklı, ok gibi delici dili ile birleşip söylediği şiirler, yüzyılların ötesinden ve hiç ara vermeksizin insanlığa seslenmeye, ışık olmaya devam ediyor.
Hayatın gerçekliğini, nereden gelip nereye gittiğimizi ve ne olup ne olmamamız gerektiğini sorgulayan her insanın karşısına çıkar onun Rubaileri…
Hayatın geçiciliği, ölümün hakikati, yaşanan ânın kıymeti ise onun temel felsefesidir.
Ömer Hayyam..
Asaf Hâlet Çelebi’nin eliyle yeniden yorumlanıyor.
Rubaileri yüzyıllar öncesinden ruhları ışıtıyor.
290 syf.
Ömer Hayyam kim ki diye soranlara kim değil ki diye cevap vermek istiyorum.Bir zamanlar yaşamış DAHİ..Bir çırpıda okuyacağınız değilde .Sindirerek düşündürerek okutan bir kitap..Ayrıca bu basımında Hayyamın üzerine yapışan ve ona ait olmayan tüm rubailer arındırılmış.Temiz ve güzel bir çalışma.Üstelik Farsça kelimeler asıllarından ayrılmayarak kullanılmış..Okurken günümüz şiirlerinin ne kadar düz,sade ve derinliksiz olduğunu göreceksiniz..Tavsiye ederim..
290 syf.
kesinlikle muazzam bir kitap, ömer hayyam'ın rubailerini çok sevdiğim için kitabı aldım ve arada bir açıp birkaç rubaisini okuduğumda yine zevkleniyorum, bu düşünce tarzına ermiş olan herkesin alıp okuması ve zevk alması gereken bir kitap, bu düşünceleri alamamak ve bu kitabı okumamak büyük bir eksiklik.
290 syf.
·10/10 puan
Orhan Erdem çevirisinde Arya yayıncılık kitabını kiralayarak okuduğum ve hoşuma gittiği için Sabahattin Eyüboğlu çevirisinde iş bankası yayınını aldığım neredeyse bütün rubailerini sevdiğim arada sırada bir iki rubai okuyarak okumayı bırakmayacağım bir kitap konu olarak genelde öbür tarafa hiçbir şeyin gitmediğini , cahil gösteriş dindarlarını yerden yere vurduğu , kader konusunda yaratana sitem içinde olduğu , şarabın yasaklanmasını anlam veremediği , şarabın ve sevgilinin verdiği keyif hiçbir şeyden vazgeçmeyeceği işleyen bir nevi halkın sesi.
Yayın evlerine gelecek olursak iş bankasının dil bakımından daha iyi ama rubai fazla bakımından(Hesaplarıma göre 5-6 rubai fazla) ve tasarım bakımından(aryada 4 rubai alt alta yanında siyah beyaz resim var iş bankasında bir sayfada 2 rubai var ve alt kısmında bazen açıklama var okuduğum kadarıyla) iyi geldi.
290 syf.
"O bilginler ki evrenin özetidirler;

Düşüncelerinin atı göklerde gezer;

İş kavramaya gelince Senin özünü

Şaşkınlıktan Felek gibi başları döner."

bir düşünelim hele!..
290 syf.
·10/10 puan
Büyük bir matematikçi inanılmaz bir kalem
Buradaki tüm rubailerini ezberlediği iddia edebilirim beni en çok etkileyen ise "üzerindeki tozu hunharca çırparsın kim bilir belki bir güzelin eli bir güzelin yanağıydı"
İnanılmaz bir derinliğe sahip...
290 syf.
Rubaileri okumadan önce yorumlara baktım ama "yok bu kadar da değildir" dedim. Lakin çok daha fazlası le karşı karşıya kaldım. Ömer Hayyamın rubailerinin bu kadar övülmesini kitabı okuduktan sonra anlayamadım gerçekten de. Şaraba o kadar övgü var ki şaştım kaldım. Hadi şaraba övgüyü geçtim olabilir insanlık halidir yazabilir ama bununla kalmayan Ömer Hayyam şarabın günah olmasına dair içerleyen dörtlükler de yazmış. Bu dörtlüklerin de yazıldığı deviri düşündüğümde şaşkınlığım iyice arttı. Dörtlük olarak kfiye ve uyum olarak başarılı bulduğum ama içerik olarak beni allak bullak eden hatta ve hatta alabora eden rubailere ısınamadım ve sevemedim. Bana uymuyor, yapacak bir şey yok. Okuyacak kişilerin bunları gözönüne alarak okumalarını tavsiye ediyorum. Herkesin kaldırabileceğini pek sanmıyorum.
290 syf.
Ömer Hayyam ve onun vazgeçilmez tutkusu ''şarap'' hatta öyle bir tutku ki, bazı içki satan yerler Hayyam Bayi gibi isimler kullanıyor. Şarap tabi ki bu dörtluklerimizde de temel konusu,bunun yanında göz ardı edilemeyecek kadar da İslam dinine alaycı bir bakış açısı.Fakat hepsinin ötesinde, Ömer Hayyam'ın tövbe potansiyeli çok yüksek ve Allah'ın affediciliğine inancı sonsuz bu da okuyanın inancını sorgulayan bazı dizeler ortaya çıkarmasinda en önemli etken sanırım.
290 syf.
·2 günde·8/10 puan
Okuduğum bu kitabın sitemizde olmamasından dolayı sayfa sayısı tutmuyor. Kitap dörtlüklerden oluşuyor. Yüzde 70'i şarapla, içkiyle, meyhaneyle, saki ile ilgili. Ama gelin görün ki aynı Hayyam öte yandan pişman olmaktan, tövbe etmekten yana dörtlükler yazmış. Yüzde 10'u ( biraz istatiksel oldu incelemem :) ) ama çok fazla aşırı Allah düşmanlığı içeriyor. Daha doğrusu dinin kurallarına aykırı davranışlar ile ilgili. Gel gelelim aynı kişi bir o kadar da dinin gereklerine uyun diyor. Benim kanaatimce Hayyam ben içerim kardeşim ama dürüstlüğümü adamlığımı da Allah'a inancımı da gereğini yaparım havası var. İçip de kötü insan değilim ama bütün kötülerden ziyade iyi bir içiciyim gibi olmuş.

Okuduğum kitapta sayfa aralarında bir çok da tasvirler var. Kitap 300 küsür sayfa ise 130 sayfa falan resimlerden oluşuyor.

Ders verici nitelikte bir çok dörtlük var. Okumanızı tavsiye ederim. İyi okumalar diliyorum.
290 syf.
·8/10 puan
Ömer Hayyam sevdiğim bir şairdi ve tüm rubailerini okumak isteyince bu kitaba başladım. Okurken gayet zevk aldım ve Ömer Hayyam'ı daha yakından tanıdım.
216 syf.
Ömer Hayyam; İranlı matematikçi,şair,filozof ve astronom; İran ve Doğu edebiyatında rubai türünün kurucusudur. Doğu’da şair kimliğiyle tanınsa da matematik bilgisi ve yeteneği zamanının çok ötesindeydi. Binom açılımını ve bu açılımlardaki katsayıları buldu. ‘’Celali takvimini oluşturdu. Çeşitli bilim dallarıyla ilgili eserler yazdı. En ilginci de, geçmişte yaşamış birçok insanın aksine doğum tarihinin günü gününe bilinmesidir, çünkü takvim konusunda uzmandır ve doğduğu tarihi kendisi araştırıp tam olarak bulmuştur!

Müslüman dünyasının en aydınlık dönemlerinde yaşamış, felsefenin günah sayılmadığı devirde özgürce düşünmüş, İslam kültüründeki hakim anlayıştan sıyrılıp kendisi akıl yürütmüş ve onu sade fakat çarpıcı bir biçimde kağıda geçirmeyi başarabilmiştir. Şiirlerinde genellikle aşk, şarap, dünya, insan hayatının gelip geçiciliği, Tanrı, Tanrı’ya sitem gibi konular yer alır. Hayyam’a göre ikinci bir dünya yoktur, en şaşmaz ölçü akıldır, gördüklerimizdir. Dini yarım yamalak ve gösteriş için yaşayanları ve böyle din adamlarını eleştirir.

Şiirlerinin çoğunda çoğunda şarap yer alır. Öyle ki, bazen, şaraba taptığını hissedersiniz. Ki zaten, kendisi de öyle söylemektedir:


‘’Ben içerim,ama sarhoşluk etmem:
Kadehten başka şeye el uzatmam.
Şaraba taparmışım, evet, taparım:
Ama senin gibi kendime tapmam.’’


Dizelerini okurken şarap içesiniz gelir. Öyle güzel konuşur ki ağzınız sulanır, boğazınız yanar. Oturup Hayyam’la karşılıklı birer kadeh içmek, şiirler söylemek istersiniz. Şarabı sanki bir sevgiliyi anlatır gibi anlatır. Ona göre şarap haram değildir, ama içmesini biliyorsanız. Şarap onun Tanrı’sıdır, ölüp bedeni toprağa karışınca toprağından testi yapıp içtiğidir, İblis’in eğer içseydi Adem’in önünde secdeye yatacağıdır, Muhammed Mustafa’nın hamlara haram kılıp olgunlara helal kıldığıdır, içip içip kendinden geçtiğidir, içip içip kendini bulduğudur, mahşerde meyhanenin önüne gömüldüğüdür, uğruna cenneti reddettiğidir, o acıya ne tatlılar feda ettiğidir, üzüm kanı akıttığıdır, sevgiliyle kendinden geçtiğidir, ölünce yıkandığıdır, insanın testisi olduğu candır, yürekteki sıkıntıyı alandır, adının kötüye çıktığıdır, bir kerpici de olsa satıp içtiğidir, benlik kaygısını sildiğidir, beyindeki düğümleri çözdüğüdür, Tus saraylarına bedeldir, yıkık gönüllerin mimarıdır, kendinden geçtikçe kendine geldiğidir, her kadehi devirdikçe ayıldığıdır, yarın toprak onu güle kavuşturmadan elinin özlediği kadehi kavradığıdır, onunla dirilmek istediğidir, bir güzelin sunduğudur, dünya zehirlerinin panzehridir, Tanrı’nın haram kılıp da cennette vaat ettiğidir, bir damlasına Çin’i verdiğidir, bir yudumunu bütün dinlerden üstün tuttuğudur, dünyada ondan başka ‘’hoş’’ un olmadığıdır, içini doldurduğudur, günüdür güneşidir, aklını aldığıdır; kısacası her şeyidir!


Dizelerini okurken sevgiliyi sevesiniz gelir. Onun gül yüzüne bakasınız gelir. Onu bir şarap gibi içesiniz, onunla dünyaya dalasınız gelir. O sevgili ki yüzü Çin güzellerini kıskandırır, bakışı büyüde Babil şahını devirir, yanağı Ağustos gülünü bastırır, yakut dudakları kızıl kızıl yanandır, güzelim kokusu cana can katandır, onunla içilen şarap helal, onsuz içilen su haramdır, tarak gibi diş diş olup da yüreğine batıp da yine saçına dokunduğudur, şarap içip güzel sevdiğidir, Ay gibi olan pırıl pırıl gülendir, güzeller bayram günü süslenir, sevgilinin yüzüyse bayramları süsler, elini elinden çekemediğidir, onunla dirilmek istediğidir, derdi derman edendir, yüzü canının kıblesi olandır, uğruna kara gözlü hurileri reddettiğidir, asla ayrılmadığıdır.


‘’Sevgili, seninle ben pergel gibiyiz;
İki başımız var, bir tek bedenimiz.
Ne kadar dönersem döneyim çevrende:
Er geç baş başa verecek değil miyiz?’’


Hayyam ve Hayyam gibiler sevgiliden ayrılamazlar. Ne kadar ayrı gözükseler de, tek noktaya mıhlıdırlar. Eninde sonunda baş başa verirler. Bir tek bedenleri vardır, tek vücut olurlar.


‘’Ey güzel, sen ki bana derdi derman edensin;
Şimdi: Çekil önümden diye ferman edersin;
Senin yüzün canımın kıblesi olmuş bir kez;
Ne yapsın, kıble mi değiştirsin bu can dersin?’’


Hayyam ve Hayyam gibilerinin Kabe değildir kıblesi, sevgilinin yüzüdür. Öyle bir şeydir ki o yüz, uğruna secde edilir, ibadet edilir, dua edilir. O canın kıblesidir, onsuz yön şaşılır, ayetler unutulur.


‘’Bir batman sarap, bir buğday ekmeği;
Bir koyun budu, bir de ay yüzlü sevgili;
Daha ne istenir bilmem şu dünyada:
Padişah daha iyisini bulabilir mi?’’


Hayyam için bunlar yeterlidir. Dünyadan pek fazla bir şey beklemez çünkü insana sadece bunların yeteceğini bilir. Gerçekten de öyle değil midir? Nice insanlar, padişahlar, tüccarlar, işçiler, hamallar, zenginler, fakirler geçmiştir. Bu dünya kime kalmıştır? Ecel gelince başa, fısıldayınca perdenin ardından, bu dünya kimseye yar olmamıştır. Kimsenin sarayı, hanesi, parası, pulu, mevkii, makamı, koltuğu yanına kalmamıştır. Herkes toprağa karışmış, mahşeri beklemeye koyulmuştur. O yüzden dünyada yaşamalıdır, şarap içmelidir, sevgiliyle koyun koyuna olmalıdır, mahşere dek sızıp kalmalıdır.


‘’Şu dünyada üç beş günlük ömrün var,
Nedir bu dükkanlar, bu konaklar?
Ev mi dayanır bu sel yatağına?
Bu rüzgarlı yerde mum mu yanar?’’


‘’Gönlümün dilediği gül yüzüne bakmak;
Elimin özlediği kadehi kavramak.
Her zerrem nasibini almalı dünyadan
Yarın güle kavuşturmadan beni toprak.’’


‘’ Bir su,bir damla suymuşuz,bele düşmüşüz;
Şehvet ateşiyle dışarı savrulmuşuz;
Yarın yel savuracak toprağımızı
İçelim;hoş geçsin üç nefeslik ömrümüz’’


Dizelerini okurken Tanrı’ya çatasınız, sitem edesiniz, bazen de dua edesiniz gelir. O Tanrı ki Hayyam’ın kafa tuttuğudur, meyhanede buluştuğudur, şarabı haram etmesine sitem ettiğidir, arayıp göklere çıktığıdır, sonra içinde bulduğudur, kaybettiğidir.

Tanrı nerededir, ne yapıyordur? O’nu aramaktan dünyanın başı derttedir. Ne zengine görünür, ne fakire görünür. O konuşur da biz sağır mıyızdır, o görünür de vardır da biz kör müyüzdür?

Öldürmek de yaratmak da O’nun işidir, bu dünyayı gönlünce düzenleyendir. Hayyam kötüyse kabahat kimdedir, Hayyam’ı öyle yaratan O değil midir? Ne yapacağını yazan O değil midir, demek ki günah işleten de O’dur. Öyleyse cennet cehennem nedir?

Dünyada günah işlemeyen var mıdır? Günah işlemeden yaşanır mı? Hayyam’a bu yüzden kötü deyip kötülük edecekse Tanrı, Hayyam’dan ne kalır farkı?

Tanrı niye gizlenir kimselere görünmez, bazen de renk renk dünyalarda görünür yüzü? Kendi kendine sevişmek değil midir O’nunki. Seyreden de O’dur, seyredilen de O’dur çünkü.

Tanrı Hayyam’ın merhametinden emin olmak istediğidir, yüz yıl günah işleyip de bilmek istediğidir. Günahlar mı sonsuzdur, yoksa O’nun rahmeti mi?

Tanrı Hayyam’ın merhametinden emin olduğudur. Günahı var diye tasalanmaz, dertlere düşmez. Günah olmalıdır ki, Tanrı bağışlasın. Yoksa rahmet neye yarar günah olmayınca?

Tanrı, karanlık içindeyken ışığını aradığıdır. Rahmetinden ötürü günah işlemekten korkmadığıdır. Azığı O’ndandır, çaresiz kalmadığıdır. Mahşerde lütfuyla ak pak olursa yüzü, kara defterine aldırmadığıdır.

Tanrı Hayyam’ın sitem ettiğidir. Cenneti ibadetle kazanacaksa, Tanrı’nın bu işte ne cömertliği kalır?


Dizelerini okurken iki yüzlü din adamlarına, para uğruna dini kullananlara sövesiniz gelir. Hayyam onlara bir güzel çatar, siz de alkış tutarsınız. O iki yüzlü softa ki, şarap içenleri kınayandır, şarap içmem diye övünüp her türlü haltı yiyendir, sabaha karşı aşıkların iniltisi onun ezanından güzeldir, onun kitabını minberini tutmayı bırakıp kadehten elini çekmediğidir, hırkasına tespihine postuna seccadesine Tanrı’nın kanmadığıdır, dünyayı bilmek isteyenlere, Yaradan’ın sanatı peşinde olanlara taş atandır, aklı fikri abdest bozan şeylerde olandır, görüldüğü gibi olmayandır.


‘’ Şeyh fahişeye demiş ki: Utanmaz kadın;
Her gün sarhoşsun, onun bunun kucağındasın.
Doğru, demiş fahişe, ben öyleyim; ya sen?
Sen bakalım şu göründüğün adam mısın?’’


‘’ İçin temiz olmadıktan sonra
Hacı hoca olmuşsun, kaç para!
Hırka, tesbih, post, seccade güzel
Ama Tanrı kanar mı bunlara?’’


Daha eleştirdiği birçok şey var Hayyam’ın. Ama bunlar en çok ağırlık verdiği konulardı. Hayyam’ın dizeleriyle kendi yorumlarımı karıştırdım. Bu kadar sade ve mükemmel anlatılır mı bir düşünce… Bana kalırsa şair dediğin böyle olmalı. Açık seçik anlatmalı, asi olmalı, kafa tutmalı, bazen alaya almalı, bazen gülmeli, bazen düşündürmeli. Şiir de usta da değilim, görüş bildirmek ne haddime… Fakat Ömer Hayyam’ı okuyunca insan, iki kelam etmeden geçemiyor. Kitabı kesinlikle okuyun derim, oradan buradan dörtlüklerini açıp okumak yerine bir yerde bulunsun. Bir gün mutlaka işimiz düşer. Yanınıza bir kadeh şarap da alın ham değilseniz eğer, bir de gül yüzlü sevgili, için şarabı ve sevgiliyi, takmayın bu gelip geçici dünyayı… Dinleyin ne diyor Hayyam:


‘’ Bilmem, Tanrım, beni yaratırken neydi niyetin,
Bana cenneti mi, cehennemi mi nasip ettin;
Bir kadeh, bir güzel, bir çalgı bir de yeşil çimen
Bunlar benim olsun, veresiye cennet de senin.’’
216 syf.
·3 günde·8/10 puan
Hayyam'ın rubailerini üniversite yıllarımda çok duymuştum. Bu sitede de o kadar çok okundu ki kendim de okumak, eseri yakından tanımak istedim.

Ömer Hayyam; aşk, ölüm, dünyanın gelip geçiciliği, cennet - cehennem, yarı iman edenler gibi konuları dizilerinde başarıyla işlemiş. Rubai tür itibariyle de akıcılığa uygun. Dizeler akıp gidiyor okurken. Ancak şunu ifade etmeliyim ki herkesin hoşnut olacağı dizeler yer almıyor içinde. Bu nedenle bakış açısı oldukça önemli eser için. Özellikle ilk sayfalardan itibaren "şarap" konusu dörtlüklerde önemli yer tutuyor ve ortalama iki üç dörtlükten birinde geçiyor diyebilirim. Düşünce ve hayat görüşü ne olursa olsun bana haddinden fazla kullanılmış gibi geldi. Dini kavramlara da farklı bir bakış açısı var şairin. Bunları hesaba katarak esere başlamanızı öneririm.

İş Bankası tarafından basılmış. Hacimli sayılmayacak bir eser. Kendinizi verirseniz aynı gün içinde dahi rahatlıkla bitirebilirsiniz. Anlama ortak olmak adına birkaç güne yaymanızı öneririm ama. Okuma sürecimde hoşuma giden dörtlüklerden hayli paylaştım. Birkaç tanesini buraya ekleyerek incelememe son vermek isterim:

Kim demiş haram nedir bilmez Hayyam?
Ben haramı helâlı karıştırmam:
Seninle içilen şarap helâldir,
Sensiz içtiğimiz su bile haram.

Bir geldi mi derin ölüm uykusu,
Biter bu dünyanın dedikodusu.
Ölenden bir haber bekler insanlar:
Ne söylesin. Bilmez ki ne olduğunu!

Niceleri geldi, neler istediler;
Sonunda dünyayı bırakıp gittiler;
Sen hiç gitmeyecek gibisin, değil mi?
O gidenler de hep senin gibiydiler.

Bu dünya kimseye kalmaz, bilesin;
Er geç kuyusunu kazar herkesin.
Tut ki Nuh kadar yaşadın zor bela
Sonunda yok olacak değil misin?
“Yüzümde pırıl pırıl sevinç gördüğün gün,
Nice konakları yıkılmıştır gönlümün.
Dalgıçsan dal gözlerimin denizine, bak:
Dibinde mahzun bir denizkızı görürsün.”
“Yerin üstüne baktım, uykuya dalmışlar;
Altına baktım, çürüyüp toprak olmuşlar.
Yokluk ovasında başka ne var ki zaten:
Daha gelmemişler var, gelip gitmişler var.”
Nerde yüreği tertemiz uyanık insan?
Nerde güzel düşünceler ardında koşan?
Herkes kendi kafasının kulu kölesi:
Hani Tanrı’nın kulu, nerde o kahraman?
Duru sudan daha temizdir benim sevgim;
Sevgiyle bu oynayış da hakkımdır benim;
Halden hale girer başkalarında sevgi:
Neyse hep odur benim sevgim ve sevgilim.
Yüreğin temiz olmadıktan sonra
Kaç para, hacı hoca oluşun!
Tespih, hırka, post, seccade, hepsi güzel;
Ama kanar mı Tanrı bunlara?
Ömer Hayyam
Sayfa 36 - Akış Yayınları
“Can o güzel yüzüne vurgun, neyleyim;
Gönül tatlı diline tutkun, neyleyim;
Can da, gönül de sır incileriyle dolu:
Ama dile kilit vurmuşsun, neyleyim.”
Aklı olan paraya değer vermez,
Ama parasız dünya da çekilmez;
Eli boş menekşe boynunu büker,
Gül altın kâsede gülmezlik etmez.
Biliyorum varlığın, yokluğun dış yüzünü;
Yükselmenin de, alçalmanın da içyüzünü;
Ne çıkar öte yanını da bilsem feleğin:
Bezmişim bilgiden, atmışım her türlüsünü.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Rubâiler
Baskı tarihi:
2 Şubat 2021
Sayfa sayısı:
248
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786257706087
Kitabın türü:
Orijinal adı:
رباعیات خیام
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Kapı Yayınları
Ömer Hayyam…
Herkes onun bir başka yanını seviyor.
Şair, sufi, aşk adamı, gözünü yıldızlara dikmiş bir büyük meraklı…
Ancak onu bir kalıba sokmak için yarışanların ortak görüşü, o bir söz ustası, bir büyük şair…
Rubai sanki onunla başlar.
Akıl, hikmet, aşk, sarhoşluk yeniden anlam bulur.
Zehir gibi aklı, ok gibi delici dili ile birleşip söylediği şiirler, yüzyılların ötesinden ve hiç ara vermeksizin insanlığa seslenmeye, ışık olmaya devam ediyor.
Hayatın gerçekliğini, nereden gelip nereye gittiğimizi ve ne olup ne olmamamız gerektiğini sorgulayan her insanın karşısına çıkar onun Rubaileri…
Hayatın geçiciliği, ölümün hakikati, yaşanan ânın kıymeti ise onun temel felsefesidir.
Ömer Hayyam..
Asaf Hâlet Çelebi’nin eliyle yeniden yorumlanıyor.
Rubaileri yüzyıllar öncesinden ruhları ışıtıyor.

Kitabı okuyanlar 12,6bin okur

  • Burak Keten
  • Aynur Beyaztunç
  • Oğuzhan Gümüş
  • yakup yılmaz
  • Fatma Çetinkaya
  • ciklet
  • Kamuran inal
  • Cengiz Yılmaz
  • Ahmet Ferik
  • TUĞÇE ÖNER

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%0.2 (7)
9
%0.1 (4)
8
%0.1 (4)
7
%0
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0 (1)

Kitabın sıralamaları