RubailerÖmer Hayyam

·
Okunma
·
Beğeni
·
10.537
Gösterim
Adı:
Rubailer
Baskı tarihi:
2009
Sayfa sayısı:
368
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786054099085
Kitabın türü:
Çeviri:
Hüseyin Danış, Hüseyin Rıfat, Abdullah Cevdet
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Alter Yayınları
Diyorlar: “Şarap içme, çok muzdarip olursun.
Kıyamet günü, kendini ateşlerde bulursun..
“Dostum; boş ver dünyayı, ahiret hazlarını;
Şarap iç, neşe ve aşk, artı sevda bulursun

Madem ki dünya vardır, bunun sebebi biziz.
O dünyanın içinde, bizler birer cevheriz.
Dünya yüzük gibidir, parmaklarda takılı;
O yüzüğü bezeyen, taşlar nakışlar biziz.

Hoca! Sadece sen bir dilek yerine getir.
Ne konuş ne Allah’la, aramıza gir.
Bzi doğru yoldayken, sen eğri görüyorsun;
Bizi sen rahat bırak , gözün tedavi ettir.

Sakın içmiyorum ben diye, sarhoşa sövme.
“Dini bütün adamım..” diyip kendini övme.
Ne sanırsın kendini sen her ayıbı işlersin;
Allah kısmet ederse, elbet ederim tövbe.
Öncelikle çeviriyi takdir etmek istiyorum. İş Bankası Yayınları her zamanki gibi kusursuz bir çeviri yapmış. (ama yine de orjinal hallerini okumayı isterdim) Ömer Hayyam, rubailerinde sınır tanımadan, özgür bir şekilde düşüncelerini, dünya, varoluş, Allah hakkındaki sorgulamalarını mizahi bir dille dörtlüklere dökmüş. Hayyam dini özde değil, sözde yaşayanları eleştiriyor. Şarap, kadın,zevku sefa düşkünlüğüyle bilinen Hayyam, toplumu ve yargılarını önemsemediğini bu yazdığı rubailerle bas bas bağırıyor aslında. Yaklaşık bin yıl önce böyle bir felsefeye sahip olup, böyle dörtlükler yazmak büyük cesaret. Zira bugün bile böyle tepkiler alan bu eser ve Ömer Hayyam kim bilir nelerle karşılaştı o dönemde...
Öncelikle, Sabahattin Eyüboğlu’nun önsözlerini zevkle okudum. Yalnız, bazı rubailerinin eksik ya da Ömer Hayyam’a ait olmadığından bahsediyor.
Ve zaten Hayyam’ın bilinen bir çok yapıtı bugüne ulaşmamış. Gerçekten üzüldüm bu duruma.

Felsefenin hak ettiği ilgiyi gördüğü, İslam dünyasının en aydınlık dönemlerinde, Selçuklu saraylarında ise bir Orta Doğu kültürünün oluşmaya başladığı bir dönemde yaşamış Hayyam. Ve özgürce felsefe yapabilmiş.

Yıl olmuş 2017. 2018’e kalmış 5 gün. Yer Selçuklu Sarayı falan değil Taksim metrosu.
Olayı bilmeyenler için bknz:
#25977044
Hayyam 1000 yıl öncesinde özgürce felsefe yapabiliyorken, biz metroda özgürce Hayyam okuyamıyoruz.
Tamam tamam, bu konuda daha fazla çene çalmayacağım. :)

Her şeyi sorguluyor Hayyam. Bizim yapmadığımızı yapıyor. Şunu anladım, sorgulayan insan sevilmiyor bizim memlekette. Evet, Allah’la ilgili yok artık Hayyam’cığım dediğim rubaileri var. Lakin bu onu okunmayacak insan haline getirmiyor. Doğruluk, adalet, hakikat üstüne muazzam rubaileri var. Ve bugün bir çok insanda eksik bu gibi kavramlar. Gerçekleri konuşalım.
Yani Hayyam okuyunca dinsiz falan olmuyorsunuz efendim. Öğreniyorsunuz. Öğretiyor.
Rubailerini genel olarak şarap, aşk, eğlence gibi konular üstüne yazmış.
Varoluş kaygısı, onu tatmin edecek bilgiye ulaşamaması, bulamama kaygısı gibi durumların onu dünyevi zevklere daha çok yönlendirdiğini düşünüyorum.
Yeri geliyor güldürüyor, yeri geliyor hüzünlendiriyor, yeri geliyor düşündürüyor Hayyam. Rubaileri çok derin manalı.
Velhasıl, Hayyam okumalarım bitmeyecek inşallah.
Okuyun, okutturun...
Okumayı düşünenlere, okuyacaklara şimdiden keyifli okumalar dilerim. :)

Bir rubaisi ile incelemi bitirmek istiyorum:

Meyhane rintlerinin sergerdesi benim;
Yersiz sözlerle günaha giren benim;
Gecesini kızıl şaraba kurban eden
Ciğerinin kanıyla dua eden benim.

Rint:Dünya işlerini hoş karşılayan, hiçbir şeye aldırmayan, çok hoşgörülü, açıkyürekli kimse, gönül eri.
Sergerde:Elebaşı
  • Kürk Mantolu Madonna
    8.9/10 (14.561 Oy)18.070 beğeni40.935 okunma2.578 alıntı171.984 gösterim
  • Dönüşüm
    8.2/10 (8.143 Oy)8.444 beğeni27.054 okunma744 alıntı131.905 gösterim
  • Küçük Prens
    9.0/10 (10.277 Oy)12.823 beğeni32.793 okunma3.087 alıntı137.558 gösterim
  • Satranç
    8.7/10 (8.804 Oy)8.736 beğeni23.909 okunma1.594 alıntı110.822 gösterim
  • Simyacı
    8.5/10 (7.486 Oy)8.428 beğeni24.846 okunma2.202 alıntı107.136 gösterim
  • 1984
    8.9/10 (5.714 Oy)6.016 beğeni15.836 okunma2.634 alıntı81.758 gösterim
  • Hayvan Çiftliği
    8.9/10 (7.067 Oy)7.623 beğeni21.417 okunma738 alıntı83.511 gösterim
  • Fareler ve İnsanlar
    8.6/10 (5.417 Oy)5.523 beğeni18.709 okunma762 alıntı95.636 gösterim
  • Suç ve Ceza
    9.1/10 (6.225 Oy)7.548 beğeni20.403 okunma3.624 alıntı121.642 gösterim
  • Şeker Portakalı
    9.0/10 (7.201 Oy)8.624 beğeni23.992 okunma1.246 alıntı117.673 gösterim
İlk olarak Ömer hayyam'ın dörtlüklerini 'Semerkant' kitabından okuduğumda daha çok ilgi duydum. Dörtlüklerin hemen hemen %85'in de içki, sevgili ile ilgili ama yine de beni çok etkileyen dörtlükler var.
Lisede çok sevdiğim bir edebiyat öğretmenim vardı. Elindekine şükür ederek hep daha fazlasını hayal ederdi. Bize öğrettiği en önemli şey buydu. Hep daha iyisini ve hep daha fazlasını hayal etmek. Okulumuzda bir kütüphane yoktu. Kimsenin bizim ruhumuzu güçlendirme gibi bir derdi de yoktu. Varsa yoksa yarış atları gibi hazırlanmak zorunda bırakıldığımız sınav çalışmaları, etütleri vardı. Diğerleri bize dağların denize paralel olduğunu öğretti o ise dağ köylerindeki çocuklara nasıl güzel bir gelecek sunabileceğimizi. Boş bir sınıf verdiler hocaya kütüphane yap diye, adam edemez vazgeçer sandılar. Önce boyadı orayı resim öğretmenimizden rica etti duvarlara resimler çizdirdi. Sonra raflar gerekti kitaplar için sanayiye bir marangoza gidip rica etti,raflar tek tek elinden geçti. Kitaplara kaldı mesele evinde sakladığı hazinesini getirdi yerleştirdi oraya.İlk aldığı kitabı da oradaydı, altını çize çize okudukları da. Başardı kimseden bir destek almadan bir kütüphane yaptı bize. Anlattı sonra edebiyatın bize ne katabileceğini, bizi sınırlandırdıkları o okul duvarlarının, yurt odalarının çok ötesinde bir dünya olduğunu kitaplarda. Bir, iki, üç... derken hergün biraz daha kalabalıklaştı kütüphane. Okuyanlar anlatmaya başladı,dinleyenler okumaya..

Sonra birgün duyduk ki Cüneyt Hoca kitap topluyor. Niye? Bizim kütüphemiz var halbuki. Meğer kütüphanesi olmayan bir okula kütüphane hayali peşinde yine bizim hoca. Koştuk yanına ne varsa bizde istedik memleketten kitaba dair gönderdik o okula. Sonra başka bir okula, başka bir okula. Geçenlerde yine konuşurken Cüneyt hocamla kitap lazım Şerife dedi. Yine bir umutla başladık toplamaya ve yolladık hocaya. Eminim şimdi birileri o kitapları okuyor. Ve eminim birileri kitap okuduğu her an bu dünya daha da güzelleşiyor.

Bu kadar uzun bir girişi yaptım. Daha da yazsam yazarım lise yıllarıma ve edebiyat hocama dair. Bu uzun girişin sebebi ise Ömer Hayyam'ı ilk hocamdan duymamdı.Divan edebiyatı,Halk edebiyatı,rubailer,dörtlükler,hicivler,taşlamalar havalarda uçuyor o zaman. Ezberle babam ezberle. Niye? Bilmem ne sınavında soracaklar.. O zamandan sonra bir daha Hayyam yoluma pek çıkmadı,adını duymadım. Geçenler de bir kitap sitesinden alışveriş yaparken gözüme takıldı ve şimdi okuma zamanı dedim onu da ekledim listeye. Dün başladım, dörtlüklerden oluştuğu için kısa sürüyor okumak. Biraz acımasız olsada Divan edebiyatında övüldüğü kadar yok Hayyam. Beklentim yüksekti başlarken beklentimi karşılamadı ama yine de hayata dair bulabileceğiniz şeyler var içinde. Okumanızı isterim. Okumanızı ve mukayese etmenizi bildikleriniz, duyduklarınız ve yazılanları.

İncelememi Hayyam'ın bir dörtlüğü ile bitirmek istiyorum.
" Okunu attı mı ölüm,sipeler boşuna ;
O şatafatlar, altınlar,gümüşler boşuna;
Gördük bütün insan işlerinin iç yüzünü :
Tek güzel şey iyilik, başka düşler boşuna. "
Hâlâ iyilik için var iken vaktimiz,koşun dostlar bir olalım hepimiz!

Keyifli okumalar. :)
İslamın altın çağında yaşamış altın bir insan yıldızların efendisi deli yürek Ömer Hayyam.

İsminden dolayı kendisinin Fars olamayacağı belki de Türk kökenli olduğu tartışmaları yapılmakta. Ama bunun pek önemi yok. Bizler gibi doğulu olduğuna şüphe yok en azından. O yüzden bizden biri.

Bilim adamı kimliğiyle ilgili üç beş kelam etmek isterdim ama konumuz edebiyat deyip mevzuya geçelim.

Ömer Hayyam yaşadığı pozitif çağdan dolayı felsefeyi günah saymayan bir toplum yapısında özgürce felsefe ile ilgilenebilmiş. Bu özgürlüğün verdiği cesaretle mi yoksa doğuştan gelen bir cesaretle mi bilinmez birçoğumuzun söylemeye çekindiği sözleri korkmadan dile getirebilmiş.

Öyle sözleri var ki bu adam tam bir "Tanrıtanımaz" dedirtirken arkasından ekledikleri evliyaları bile kıskandıracak cinsten.

Kendisine dinsiz imansız diyen "softa"lara da lafını esirgememiş, tek tek geçirmiş :)

Hile hurda peşinde koşan, hak gözetmeyen ve dahi yiyen yöneticiler de Hayyam'ın dilinden nasibini almış.

Kitabı okurken yaptığım alıntılarda daha çok şarap içeren dörtlüklere rastladınız. Ne yapıyım sanatla süslenmiş şarap gördüğümde dayanamıyorum :) Yukarıda bahsettiğim konulardaki dörtlükleri kitapta bulabilirsiniz.

Ömer Hayyam okuduğum ilk günden bu yana beni en fazla etkileyen şairlerden oldu. Hayata, çevreye, olaylara daha eleştirel bakabilmemi sağladı. Bir sanattan beklenilen etki de bu değil mi?

Beni etkileyen bu adam için bir ahtım var: Ölmeden önce mezarını ziyaret etmek. Peki sadece ziyaret mi? Mezarı başında bu parça eşliğinde https://youtu.be/PHo5U9Rios0 gül rengi şarap içmek :)

Haa bu arada vinç kiralayıp gideceğim mezarına. Şarabı yudumladıktan sonra kendimi çekerim tepeye, boynuma ilmiği bağlar atlarım. Maksat devrim muhafızları yorulmasın.
Önsöz kısmında zaten tümünün Ömer Hayyam'a ait olmadığının düşünüldüğü yazıyor. Yine de bazıları hoşuma giderken bazılarının şirk olduğunu düşündüm, hoşuma gitmedi. İncelemelere baktığım zaman da neredeyse herkes çok beğenmiş. Belki de bana hitap etmedi. Bilemedim.
Kim bilir kaçıncıyı okudum kısacık bir sürede farkında olmadan. Şiir seven bir tip sayılmazdım hala da sayılmam ki , kaldı ki babam Hayyam'ın dörtlüklerini okumalısın diyene kadar hayatımda ilk ve sondur okuduğum okuyacak olduğum. Efsanevi bakış açısıyla göz açıp kapayıncaya kadar tekrar tekrar okunasıdır dörtlükleri. Nicedir almayı düşündüğüm yerde ararken gökte bulduğum bu eserin yazarı kendi vicdanını samimi , hiciv dolu serzenişin de Tanrıya olan sevgisini kendi bildiği yolla dile getirmiştir bir nevi şahsına münhasır ve eğlencelidir , bir de eğitici ,öğretici ve düşündürücüdür de ayrıca okuyun bence mutlak beğeneceksiniz... :))
Okuduğum bu kitabın sitemizde olmamasından dolayı sayfa sayısı tutmuyor. Kitap dörtlüklerden oluşuyor. Yüzde 70'i şarapla, içkiyle, meyhaneyle, saki ile ilgili. Ama gelin görün ki aynı Hayyam öte yandan pişman olmaktan, tövbe etmekten yana dörtlükler yazmış. Yüzde 10'u ( biraz istatiksel oldu incelemem :) ) ama çok fazla aşırı Allah düşmanlığı içeriyor. Daha doğrusu dinin kurallarına aykırı davranışlar ile ilgili. Gel gelelim aynı kişi bir o kadar da dinin gereklerine uyun diyor. Benim kanaatimce Hayyam ben içerim kardeşim ama dürüstlüğümü adamlığımı da Allah'a inancımı da gereğini yaparım havası var. İçip de kötü insan değilim ama bütün kötülerden ziyade iyi bir içiciyim gibi olmuş.

Okuduğum kitapta sayfa aralarında bir çok da tasvirler var. Kitap 300 küsür sayfa ise 130 sayfa falan resimlerden oluşuyor.

Ders verici nitelikte bir çok dörtlük var. Okumanızı tavsiye ederim. İyi okumalar diliyorum.
"Hayyam'ın şarabını içmeyen içtiğini üzüm suyu sanır
Ruhun içindeki canı can bilmeyen
Şarabı içtiği kaseyi camdan kadeh sanır
Manasına ulaşamamışsa hakikatin
Okuduğu üç beş satırı sadece kelam sanır."

Böylesine kendi varlığının şuurunu yaşayan, bendini kelimelere ustaca dökebilen, şair mi desem şiir mi desem fani mi desem yoksa ölümsüzlüğün sırrına erişmiş mi desem bilemedim kaç insan gelip geçmiştir ki dünyadan..

Hayyam'ı okumak ve anlamak özellikle bir anlam marifetidir. İnsanın kalbinde ne varsa neyi resmetmişse ruhuna neye inandırmışsa kendini bulacağı odur. Yani insan kendini okur mısraların arasında aradığı kendisidir bizatihi.

Okumalı... Hayyam'ın kendi varlığından başlayarak yaratılmış her şeyi okuduğu gibi... can kadehini sevgi ile mana ile ölümsüzlük ile doldurduğu gibi..
Böyle dizelerden sonra yorumlamak,incelemek pek kolay olmayacak ama; bu dizelerin hakkını vermeden de olmaz tabi. :) bundan yaklaşık bin sene önce bir yazarın sözleri hala güncelliğini koruyorsa, bin sene sonrada içtiği şaraba sadece hala haram diyebilmek benim için acziyetten başka bir şey değil. Hatta her devirde olacak-hatta günümüzde mevcuyeti kalabalık- olan hayyamın taşladığı kişilere de büyük acizlikten başka bir şey değildir. Öyle dizeler varki nefes kesip soluksuz bırakan benliğini sorgulatan hatta kavuran... sürekli dinimizin yanlış,aksayan ve yanlış ritüelleşmiş şeylerinden dert yanıyor...

"Müslümanlara şarap haram edilmiştir derler
İçmene bak, haram işlemeyen müslüman nerde?"

Sanırım derdini anlatmak için bu dizeleri uygun görmüş. Şaraba haram diyorsunuz ama cennette şarap olduğunu söylüyorsunuz diyor. Kendince haklı sebep arıyor doğal olarak ki haklı durumuna düşüyor. Kendisinin böyle dizeler yazmasında sebebi yine dinin yanlış ve yanlış ritüelleşmiş şeylerden kaynaklandığını görüyorum. "Aslında bana bunu diyorsunuzda beni bu hale getiren sizsiniz." der gibi bakıyor. Benim nacizane tavsiyem dizelerin doğru veya yanlış aramanın peşine düşmemek. Bu dizelerden benliğime ne katar'ın peşine düşmek daha doğru bir yaklaşım olur. Yazan yazmış keyfini çıkarmak gerek bazı şeylerin...
Ömer Hayyam sevdiğim bir şairdi ve tüm rubailerini okumak isteyince bu kitaba başladım. Okurken gayet zevk aldım ve Ömer Hayyam'ı daha yakından tanıdım.
Bir elde kadeh, bir elde Kuran;
Bir helâldir işimiz, bir haram.
Şu yarım yamalak dünyada
Ne tam kâfiriz, ne tam Müslüman!
Ömer Hayyam
Sayfa 31 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları, Hasan Ali Yücel Klasikler Dizisi
Tertemiz geldik yokluktan kirlendik;
Sevinçle geldik dünyaya, dertlendik.
Ağladık, sızlandık, yandık, yakındık;
Yele verdik ömrü, toz olup gittik.
Dinle dinsizliğin arası bir tek soluk;
Düşle gerçeğin arası bir tek soluk,
Aldığın her soluğun değerini bil
Bütün yaşamak macerası bir tek soluk.
"İster gökyüzünde seyret, ister gözlerimde:
"Körler onları görmese de, yıldızlar vardır,"-dedi...
Duru sudan daha temizdir benim sevgim;
Sevgiyle bu oynayış da hakkımdır benim;
Halden hale girer başkalarında sevgi:
Neyse hep odur benim sevgim ve sevgilim.
Dünya üç beş bilgisizin elinde;
Onlarca her bilgi kendilerinde.
Üzülme; eşek eşeği beğenir:
Hayır var sana kötü demelerinde.
Ömer Hayyam
Sayfa 28 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Rubailer
Baskı tarihi:
2009
Sayfa sayısı:
368
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786054099085
Kitabın türü:
Çeviri:
Hüseyin Danış, Hüseyin Rıfat, Abdullah Cevdet
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Alter Yayınları
Diyorlar: “Şarap içme, çok muzdarip olursun.
Kıyamet günü, kendini ateşlerde bulursun..
“Dostum; boş ver dünyayı, ahiret hazlarını;
Şarap iç, neşe ve aşk, artı sevda bulursun

Madem ki dünya vardır, bunun sebebi biziz.
O dünyanın içinde, bizler birer cevheriz.
Dünya yüzük gibidir, parmaklarda takılı;
O yüzüğü bezeyen, taşlar nakışlar biziz.

Hoca! Sadece sen bir dilek yerine getir.
Ne konuş ne Allah’la, aramıza gir.
Bzi doğru yoldayken, sen eğri görüyorsun;
Bizi sen rahat bırak , gözün tedavi ettir.

Sakın içmiyorum ben diye, sarhoşa sövme.
“Dini bütün adamım..” diyip kendini övme.
Ne sanırsın kendini sen her ayıbı işlersin;
Allah kısmet ederse, elbet ederim tövbe.

Kitabı okuyanlar 2.020 okur

  • Dincer YAZICI
  • Ahmet Aydın
  • Tahacan Karahüseyin

Kitap istatistikleri (Bütün baskılar)

Bu baskının istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%0.2 (1)
9
%0
8
%0.3 (2)
7
%0
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0

Kitabın sıralamaları