Robinson Crusoe

·
Okunma
·
Beğeni
·
112595
Gösterim
Adı:
Robinson Crusoe
Baskı tarihi:
Aralık 2018
Sayfa sayısı:
331
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786057972705
Kitabın türü:
Dil:
Fransızca
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Karbon Yayınları
"Le traducteur de ce livre n’est point un traducteur, c’est tout bonnement un poète qui s’est pris de belle passion et de courage. Une des plus belles créations du génie anglais courait depuis un siècle par les rues avec des haillons sur le corps, de la boue sur la face et de la paille dans les cheveux ; il a cru, dans son orgueil, que mission lui était donnée d’arrêter cette trop longue profanation, et il s’est mis à arracher à deux mains cette paille et ces haillons."
336 syf.
·10/10
Affan Dede'ye para saydım,
Sattı bana çocukluğumu.
Artık ne yaşım var, ne adım;
Bilmiyorum kim olduğumu.
Hiçbir şey sorulmasın benden;
Haberim yok olan bitenden.

Bu bahar havası, bu bahçe;
Havuzda su şırıl şırıldır.
Uçurtmam bulutlardan yüce,
Zıpzıplarım pırıl pırıldır.
Ne güzel dönüyor çemberim;
Hiç bitmese horoz şekerim!

Cahit Sıtkı Tarancı

Robinson için ne yazabilirim bilmiyorum. Kaç satır doldurabilirim ki. Adada mahsur kalan bir adam ve onu kurtarmak isteyen benden başka bir şey yok şimdi çocukluk hayallerimden aklımda kalanlarda...

Ben Robinson'u mahsur kaldığı adadan kurtaramadım. Umarım tüm hayallerini gerçekleştirebilen çocuklar çoğalır ülkemizde.
336 syf.
·Beğendi·Puan vermedi
Günaydın Çokomeller !! Naber , "nörüyonuz" kısmını atlıyorum .. Ben iyiyim! Ben iyiysem , herkeşler de iyi olmak zorunda =)) O kadar! Saygıdeğer Hünkarbeğendiler , öncelikle platformdaki TÜM ANNELERİN , ANNELER GÜNÜ KUTLU OLSUN ! Aslında bu incelemeyi bu "ÇİKİ ÇİKİ" gün dolayısıyla yapıyorum .. Aklıma eski günler ve bana hatırlattıkları gelince, yazayım karalayayım birşeyler istedim .. Yine her zaman olduğu gibi romanın arka planına dair olgulardan bahsedeceğim size ..Zaten konuyu herkeşler biliyor.. Yalnız hepimiz ,bir çocuk romanı olarak addetse de , olay genelinde hiçte öyle değil .. Neyse o konuyla alakadar olan maddeleri zaten sıralayacağım ..

Ah sevgili "Anneciğim" ah !! =)) Sayemde ne badireler atlattın .. Kaç kalp krizinin eşiğinden döndün.. Çok kahrettim seni .. İstemli ya da istemsiz .. Henüz küçük bir çocukken , Et Balık Kurumunda çalıştığın dönemlerde, kurumun kreşine gönderdiğin ve benim kreşten kaçıp koyunları görücem deyip bütün bir gün boyunca işyerinde KIRMIZI ALARMLARI aktif hale getirdiğim , akşamında ceplerimde misket sandığım topak topak koyun bokları ve elinden tuttuğum çobanlarla geri döndüğümde anlamalıydın aslında oğlunun hangi yola meylettiğini.. Pek tabii evlat bu .. Çocuktur diyip umursamadın .. Sonra okul dönemi başladı .. Elimize kalem almıştık .. Clementine izliyordum o günlerde Trt' de.. Ve ÇOK SIKILIYORDUM ! Cidden çok sıkılıyordum ama kardeşim !! TEK KANAL.. ÖĞLEN BİLMEM HANGİ SAATTE AÇILIP , BENİM UYKU SAATİMLE SON BULAN SAATLER !! İşte buna sebep duvarlara kalemle kapılar çizip , o günkü aklımla başka diyarlara gitme hissi hasıl olmuştu bende .. Çok kızdın , bir araba zopa yedik senden.. Haketmiştik de ! =)) Yine yılmadın ! Gittin bir resim defteri ve o yoklukta 24 lük bir MonAmi pastel boya seti aldın bana .. Resmi yapacaksan bunun üzerine yap diyip .. Kader bu ya ..O dönemde de Erkin Baba ile karşılaştık .. Tanıştık "BABA" ile .. Hem resim yapıyor hem elimizi yüzümüzü boyuyorduk ..O zamanlar bilmesek dahi Rock denen illetin ne olduğunu , muhteşem (HELL YEAH!! ) birşeydi !! Ama cidden çok yüce bir insanmışsın .. Ben olsam senin yerinde , tinerle yıkar , ak pak ederdim suratımı üstüne bir de kibrit çakıp .. "YA SABIR" levelinin karşısı cidden sonsuzmuş .. Sendeki sabırla dedin ki bana , " Gel beraber resim yapalım." Peki dedik , aldık kalemi elimize .. Başladık çizmeye .. Seni bir korku , bir telaş aldı bu kez .. Normal insanlar gibi kafadan başlayarak çizmiyordum insan figürlerini ...AYAKLARDAN başlıyordum çünküm .. Eve kapısından başlıyordum çizerken, çatıdan değil de ..2 3 gün sonra beyaz önlüklü bir amcanın yanında aldık soluğu .. Çiz dedi.. Biz de çizdik! =)) Sonrasında şimdi hatırlayamadığım bir dolu soru ile güreştik .. AMA GALİP GELDİK ! Kitap okuyor muyum diye sormuştu bana hatırladığım kadarıyla .. Kitabım yok demiştim .. "K İ T A P S I Z D I M !" O dönemlerde pastel çok paraydı ya , kitap bir ütopyaydı .. Bana bulabildiklerini sahaflardan ,bulamadıklarını Kızılaydaki Arkadaş Kitabevinden alıyordun .. Ayda bir kitap... Tek bir kitap !! Şimdi neyin ne olduğunu biliyorum ama o zaman aklım ermiyordu .. Bir dolu, bir "sülü" kitap istiyordum ben senden .. O zamanlar çok kızıyordum sana , içim öfkeyle doluydu..Anlamamışım seni ama YOKLUKTAN kelli kandırmışsın beni .. Ben şimdiki aklımla affettim seni ama sen de affet beni ..Zira "turgut özal" denen göbekli zatın okuyan bünyeyle pek ilgisi yokmuş .."SAT , SATALIM MAYKIL! LİBERAL EKONOMİ VAR OLSUN!" tribinin bilincinde değildik.. Sonradan okuduk da gördük ! İlk bu kitabı almıştın bana .. Kitapların dünyasına , bir adada adım attım ben senin sayende .. Sonrasında AZİZ BABA ile perçinledik muhabbeti (VAR OL SEN!! EY BABALARIN BABASI !!! ÇOOOOOOK BÜYÜKSÜN! "ADAM" ın "TA" kendisisin!! )...Pek tabiidir ki maceralar bununla bitmedi .. OCAKTA KAYNAYAN süte, un , yumurta ve mercimek(?!?!?!) katarak peynir yapmaya kalktık evde .. Robinson 'dan neyim eksikti benim zohahahahah =)) Sonuç : OKLAVA TIME !! Neyse ne dediğimiz kısımlar.. Sen ve karşıma bir kış günü çıkan Aziz Nesin olmasaydı , sanmıyorum ki bugün ben dediğim BEN olayım !! Hakkınız ödenmez !!

Velhasıl kelam...Takriben 30 sene sonra okuduk kitabı bir kez daha .. İncelemenin bundan sonrası , kalpleri refresh edecek kısımlar .. EEEEEEYYYY Sevgili çokomel severler ! Yazıldığı dönemi göz önüne aldığımızda pek çok farklı ve kısmi değişkenden bahsetmemiz lazım bu kitap için ..Öncelikli olarak bu kitabın , basıldığı dönemde bir bestseller olduğunu bilmemiz lazım .. Çünkü dönem itibari ile BİREYİ , romanın merkezine oturtan romanların ilklerinden biri bu .. Don Kişot' a selam olsun diyerek devam edelim ... Cervantes olguların arka planına İspanya' yı konuk etmişse de, burda olayların katığı bir yalnızlık , bir izolasyon... Bireyin kendi ile baş başa kalınması durumu .. Yazar ile ilgili bir kaç kelam etmek de lazım .. Zira kendisi , yazarlıktan tüccarlığa ve casusluğa kadar çok geniş bir skalada yer almış ... Dönemin Osmanlı sultanlarına bilgi sızdırdığı şu an için biliyoruz ki bir sır değil .. Ve bundan kelli ,kitaba bu eksen ile baktığımızda Robinson ' un Türk korsanların eline düşürülüşü de bir tesadüf değil ..O dönemki püriten hıristiyan ahlakı göz önüne getirdiğimizde de ,bayındır ve müreffeh ortamlar geliyor gözümüzün önüne .. Sürekli bir kıtlık ve yetmezlik moduna mukabil tanrının, çalışan ve üreten kulları söz konusu kitapta .. Olaya ,bu gözle ve MİKRO ölçekte baktığımızda bir varoluş , bir beka sorunuyla başbaşa kalıyoruz .. Yalnız makroya geçildiğinde , yani tepeden bakıldığında olay bir "GÜNEŞ BATMAYAN İMPARATORLUK" propagandası haline evriliyor ..İngilizlerin "barbar" toplumları , kendilerince yola getirmek istediğini ve buna hikmet Hindistan' ı nasıl sömürdüğünü hepimiz biliyoruz.. Al bu örneği , koy sonrasında Cuma ile şenlenen ada ortamına .. Arada tek bir tane dahi fark yok .. Bu bakımdan kesinlikle okunası eserler arasında yer alıyor .. Yazarın romanda Robinson olarak can verdiği karakterin İngiltere , kader birliği yaptığı "VAHŞİ VE BARBAR" Cuma' nın ise dünyanın öte kalanı olduğunu bilmem söylememe gerek var mı ?

Anılarla yoğrulmuş bu incelememizin ardından hepinize selam olsun EY İŞSİZLER !!!
336 syf.
·6 günde·Puan vermedi
Kitabı okuma amacım Ali şeriati'nin bir eserinde avrupalının yaptığı sömürgeciliği meşrulaştırmaya yönelik olduğu eleştirisiyle başladı . Robinson abiyi iyi insan bilirdim ama bizim Robinson aslında pekte iyi değilmiş .Bize birşeyler ima ediyor .İnternette ilgili birkaç yazı da okuyunca kitabı okumak artık farz oldu . Emperyalizmi savunan bir yapıt olması ilginç . Siyah adam yamyamdır, eğitilmesi gerekir ve biz avrupalı (sözde medeni toplum) siyahilerin medenileştirdik . Daniel Defoe, bu efendi-köle ilişkisinin öylesine mantıki sebeplere dayandırarak anlatır ki, okurken hiç de insanlık dışı olduğunu düşünmeyiz bile.
Birçok yazar hasır altından birşeyler anlatır. Daniel de bunu anlatmış...
Okuyup bu düşünceye sahip olmaya da bilirsiniz .Ben bu düşünceyle okudugumu varsayalım ama eserin yazıldığı dönem bununla paralelik gösterir. Gene de anlamak istediğiniz size kalmış. Çünkü bazı duyumlarıma göre raskolnikov da baltayla ev sahibine değil sisteme saldırmıştı. Kafka böceğe dönüşmeside öylesine bir mutasyon bişey değil .Fikri manada insanın kendine yabancılaşmasını anlatıyordu..
336 syf.
·5 günde·Beğendi·9/10
Hepimizin bildiği bir romandır ya da roman kahramandır Robinson Crusoe. Muhtemelen dünya üzerinde en fazla tanınan roman kahramanlarından bir tanesidir. Benimde tanışıklığım eskilerde dergilerde yayımlanan çizgi roman tarzı karikatürlerdendir. Okumam ise bu döneme denk gelmiştir.

Yazarı 16. yüzyılda İngiltere’de doğmuş, zengin bir ailenin çocuğu olan ve iyi bir eğitim gören, ticaret ile uğraşan Daniel Defoe’dir. Eserinde ise sıkı bir Katolik olduğu gözükmektedir. Avrupa’da birçok ülkeyi gezmiş, bir dönem siyasete ve gazeteciliğe merak salmış ve 71 yaşında Londra’da ölmüştür.

Her ne kadar Robinson Crusoe bir adada yaşam mücadelesi olarak gözükse de aslında olan şey kişinin Tanrı’ya hesaplaşmasıdır. Sebep-Sonuç ilişkisi gözeterek Neden’e ulaşma isteğidir. Adada kaldığı süre boyunca önceleri Tanrı’nın hatası olduğunu ve kesinlikle ettiklerini bulduğunu düşünen Robinson, zaman geçtikçe aslında Tanrı tarafından cezalandırılmadığını hatta ödüllendirildiğini ve bu ödüllendirme nedeniyle Tanrı’ya sürekli şükran duyulması gerektiğini okurlarına çok güzel bir şekilde izah etmektedir. Şundan emin olabiliriz ki mutlu olabilmek ve Tanrı’ya şükran duymak için binlerce hatta milyonlarca sebebimiz vardır.

“...minnettarlık insanın doğuştan gelen bir erdemi olmadığı gibi, insanlar zorluklarla karşılaştıklarında çıkar umdukları zamanların aksine sözlerinden döner.” (Alıntı)

Eserdeki süreklilik ve devamlılığa diyecek sözüm yoktur, muazzam kalitece akıcı. Uzun cümle kurulumlarında cesaret takdir edilebilecek seviye de manalı ve hoş. Olay örgüsü ise okuru heyecanla bir akışa sürüklemektedir.

Ayrıca eserde toplumun insan üzerindeki kin, nefret, bencillik, daha fazlasını kazanma hırsı ve sayısızca insani duyguları nasıl ortaya çıkardığını; aslında bize lazım olan sadece hayatımızı idame edebileceğimizken, sürekli bir toplama ve stoklama girişiminde olduğumuzu; bizim için hiçbir önem arz etmeyen eşyanın, hayatımızı nasıl kolaylaştırdığını; normaldeyken anmadığımız Tanrı’yı bir başımıza kaldığımızda nasıl baş tacı ettiğimizi; doğanın kıymetini bilmeyip, tamamen insan yararına olan her şeyi insan eliyle mahvettiğimizin yüze sille atılmış halidir Robinson Crusoe.

“Tehlikenin korkusu, gözle görülür bir tehlikenin kendisinden on bin kez daha ürkütücüdür; endişenin yükü bize, endişe duyduğumuz kötülükten kat be kat büyük gelir.” (Alıntı)

Tavsiyem ise kesinlikle tam metin olarak küçük dostlarımıza kitabı okutmanızdır. Çünkü içerisinde hayal dünyalarını genişletecek, insan tek başına olsa bile kendine bir düzen kurabilecek ve hayatını idame edebilecek bir akla sahip olduklarını kitaptan ders niteliğinde kendilerine pay çıkaracaklardır.

Sözün özü; kitap muazzam denecek kadar kaliteli, okunulabilir ve tavsiye edilebilirdir. Çıkarılacak çok iyi dersler ve öğrenilecek çok fazla bilgiler vardır.

Sevgi ile kalın….


En çok hoşuma giden alıntı, tek bir cümlelik alıntı….

"Bu gerçeği yabana atmazsam, yaşamın felaketlerinin hep insanlığın en üst ya da en alt kesimi arasında paylaşıldığını, ama o orta basamaktakilerin bu yıkımlardan çok azına uğradıklarını ve üst ya da alt kesimdekiler kadar iniş çıkış yaşamadıklarını mutlaka görürmüşüm; yani onlar bir yanda mücadeleyle dolu bir yaşamın, lüks ve aşırılıkların, öte yanda ise çok çalışma, ihtiyaçlarını karşılama isteği ve kötü ya da yetersiz beslenme gibi yaşam tarzlarının doğal sonucunda katlandıkları, gerek ruhsal gerekse bedensel pek çok rahatsızlık ve sıkıntıların uzağındaymışlar; yaşamın orta basamağı her tür erdem ve her tür zevk için biçilmiş kaftanmış; huzur ve bolluk, ortalama bir kaderin hizmetkârlarıymış; ölçüyü kaçırmamak, ılımlılık, sesini çıkartmamak, sağlık, toplumda kabul görmek, makul tüm eğlencelerle arzulanabilecek her türlü haz, yaşamın orta basamağında kalmanın ödülleriymiş; insan bu şekilde ellerini ya da zihnini yormak zorunda kalmadan, günlük tayını için kendisini köle gibi satmadan, başına ruhun ve bedenin huzurunu çalan allak bullak edici işler gelmeden, kıskançlık hırsıyla ya da büyük işler başarmak için gizliden gizliye içini yakan tutkuyla gözü dönmeden, dünyada kolayca, kendi halinde akıp giderek, yaşamın zevklerini acısız tadarak ve mutlu olduğunu hissedip gündelik deneyimleriyle bunu daha akıllıca öğrenerek bu dünyada sessiz ve sakin yaşayıp rahatça da göçüp gidermiş."
360 syf.
·12 günde·9/10
Eserde Robinson'un bulunduğu geminin fırtına sebebiyle kayalara çarparak parçalanmasından sonra, kurtulan tek kişi olarak çıktığı ıssız bir adadaki hayatı anlatılmaktadır.
Bir insanın elindeki imkanları en iyi şekilde değerlendirerek yaşama tutunmasını; zorluklara karşı amansız mücadelesini anlatan harika bir serüven romanı.
Eserde Robinson'un bulunduğu geminin fırtına sebebiyle yön kaybedip parçalanmasından sonra, kurtulan tek kişi olarak ıssız bir adadaki 28 yıllık hayatı anlatılmaktadır.
Ada'da ilk günlerindeki korku, zaman ilerledikçe yerini yaşamının sevincine bırakır. Sürekli çalışır Robinson. Çitlerle çevirdiği keçi sürüsü, şatosu ve kendisine arkadaşlık eden köpeği ve papağanı olur. Bu yalnızlık süresince zamanının çoğunu iş yapmakla, bunun yanı sıra kutsal kitabı okumakla sürdürür. Hakikatleri derinlemesine düşünmeye başlar; hiçbir şeyin tesadüf olmadığını, kötü şeylerde bile iyiyi bulabileceğimizi, yazgının elimizde olmamakla birlikte, buna asla karşı koyamayacağımızı, ama çalışarak, azm ederek bunun üstesinden gelinebileceğini hatırlatır bizlere Robinson. Sayfaları çevirirken şunu çok düşündüm: 'İnsan yalnızken kendisini bulup, hakikatlere daha yakından bakabiliyormuş' yalnız geçen 24 yıl sonunda insan yiyen yamyamların adaya ayak basmasıyla Robinson korkmaya başlar ve binbir güçlükle önlem almaya başlar. -daha öncesinden bir ayak iziyle ortaya çıkan kuşku gerçek olur.- insan yiyicilerin elinden kurtardığı "Cuma" onun adadaki geri kalan zamanında dostu (uşağı) olacak, yeni maceralara ve korkulara birlikte göğüs gereceklerdir.
Robinson Crusoe bir romandan, bir serüvenden daha fazlası...
536 syf.
·8 günde·Beğendi·10/10
Öncelikle yazarımız 16.yüzyılda İngilterede doğmuş,iyi eğitim görmüş zengin bir ailenin Katolik ticaretle uğraşan biridir.
Robinson Cruose bir adada yaşam mücadelesi vererek gözüksede aslında Tanrıyla hesaplaşmasıdır. Sebep sonuç ilişkisi gözeterek nedene ulaşma isteğidir. Ancak adada hayatta kalarak aslında Tanrının cezası değil aksine ödüllendiriğini düşünmektedir. Bu sayede Tanrıya çokca şükranlarını dile getirmektedir. Tanrıyla bir başımıza yanlız kaldığımızda nasıl baş tacı ettiğimizi, doğanın bizlere lütfünu görmeyip nasıl duyarsız ve pervasızca yaşadığımızı ve herşeyi yine kendi elimizle mahvettiğimizi bizlere gözleri önüne sermektedir.
Eserde süreklilik ve devamlılığa diyecek yok. Uzun cümlelerde muazzam akıcı ve hoş. Olay örgüsü okuyucu heyecanlı bir akışa sürüklemekdir.
536 syf.
·18 günde
Robinson Crusoe adlı roman Daniel Defoe’nun 1719 yılında yazıp yayımladığı bazı edebiyat tarihçileri tarafından İngiliz Edebiyatının ilk romanı olarak kabul edilen romanıdır. Eser hemen her dile çevrilmiş her ülkede en çok okunan ve satılan romanların başında gelmiştir.Daniel Defoe'nin Robinson Crusoe' adlı çevirisi  edebiyatımızın ilk çeviri romanlarından birisi olmuştur. Romanın içeriğine gelecek olur isek, macera severler için müthiş bir kitap diyebilirim. Her sayfasını bir sonraki sayfanın merakıyla okuduğum bu eseri kesinlikle tavsiye ederim.
Keyifli okumalar dilerim..
336 syf.
·Puan vermedi
90lı yıllarda kitaplara aşık olmamı sağlayan roman ...nasıl olur da eklemeyi unuturum..
Hatırlıyorum o zamanları ortaokuldaydım ve bu kitap sayesinde deli gb okumaya başlamıştım.ders çalışmayı bırakıp kitap okuyordum..sonuç mu? Okulun en çok kitap okuyan öğrencisi olduğuma dair bir belge aldım ve takdir alan öğrenci tesekkur aldı :)
336 syf.
Robinson Cruose, kurmaca bir metin özelliği taşımıyor. Bütünüyle baktığımızda sömürgeciliğin öyküsüdür aslında.. Sıcağa sıcağına yaşanan deneyimlerin,Batılıyı,Batıcılığı burjuvayı burjuvacılıktan deneyimlerdir.

“Robinson Cruose, kurmaca bir metin özelliği göstermez, bütünüyle sömürgecilik deneyiminin öyküsüdür. Sıcağı sıcağına yaşanmış deneyimlerin öyküsüdür. Bu deneyimler Batı’yı Batı, burjuvayı burjuva kılan deneyimlerdir. Robinson Cruose, bu deneyimleri doğal bir yalınlık içinde verir. Sömürgecilik deneyimi tarihsel bir olgu, yaşanmış, geride kalmış bir hadise değildir. Çağdaş bir olgu olarak müesseseleriyle, uygulamalarıyla, Batı’nın kendi dışında olan her şeye ve herkese karşı takındığı tutum ve yürüttüğü siyasetinde çeşitli biçimlerdeki etkileriyle varlığını sürdürmektedir. Robinson Cruose çok çeşitli ilgi ve bakış açılarıyla okunmuş ve tartışılmış bir metindir. Biz daha çok hem sömürgecilik deneyimi ile ilişkisi, hem de bizzat bu deneyimin öyküsü olması açısından ele almaktan yana bir tutum içinde olacağız."

Robinson Cruose,çok çeşitli bakış açılardan bakılarak yorulanmış ve okunmuş bir kitaptır.18. Yüzyılın doğmakta olan sömürgecilik dünyasının yansımalarıyla doludur. Yeni bir siyasetin biçimlenme sürecinde sömürgecilik ilk evrelerini geride bırakmış,yerleşik bir siyasete dönüşmüştür. İlk girişimler yerleşmeye toprak ele geçirmeye değilde daha çok soygunluğun yada ticaretin zenginliğe el koyma yağmalama ya yönelik bir siyaset diyelim buna biz.. Portekiz, İspanyol, Brezilya ve İngiltere'den bahseder kitap. Oralara yerleşmek değilde,oralarda deniz ticaretine egemen olmak gibi...


"Robinson Cruose’nin adasını ıssız bir ada olarak da göremeyiz. Issız yani sahipsiz. Kahramanın yerleştiği ada coğrafi olarak bir adalar bütününün doğal bir parçasıdır. Etrafta üzerinde yerlilerin yaşadığı adalar vardır. Sonradan Robinson’un adası/sömürgesi olacak ola da, civar adalardan yerlilerin çeşitli vesilelerle ziyaret ettiği, şenlik ya da ritüellerini uygulamak üzere geldikleri, günü geçirdikleri ve geceledikleri bir adadır. Bu anlamda da ne ıssız ne de sahipsizdir. Yabancı olan, kahramanın kendisidir. Robinson Crusoe adada etrafı gözetlemekte, elde silah dolaşmaktadır. Hiçbir zaman dışarı tüfeksiz çıkmaz. Sürekli tetikte ve tedirgindir. Sahilde ayak izlerini gördüğü anda duyduğu tedirginlik ve akabinde birkaç gün çıkmamacasına mağarasına kapanması bu yabancılığın ifadesidir."

Tırnak içinde aldıklarım Dergipark'tan bir makale çok güzel anlatmışlar sosyolojik açıdan bakmışlar. Robinson Crusoe nasıl bakmamız ve nasıl okumamız gerektiğini anlıyorum. Bu makalede...


Dönemin tarihsel ve toplumsal deneyimleri de metnin,Yazarın ilgisi, hissiyatı, dünya ve insan algısı ya da din konusundaki deneyimlerle belirlemiş kitabında...

Bu kadar çok gördüğüm bu yeryüzü ve deniz nedir? Hangi nedenle yaratılmıştır? Peki ya ben neyim ve vahşi ya da evcil, insancıl ya da zalim öteki yaratıklar nedir? Biz niye yaratıldık? Kuşkusuz hepimiz, yeryüzünü ve denizi, havayı ve gökyüzünü meydana getiren gizemli bir Güç tarafından yaratılmışız. Peki kim bu güç? Ardından en doğal biçimiyle, bütün bunları Tanrı'nın yarattığı geldi aklıma. Her şeyi yapabilen Güç her şeyi yönlendirip yönetebileceği için, hepsini ve kendileriyle ilgili her şeyi çekip çeviren ve hükmeden de odur. Eğer böyleyse, yaptıklarının büyük döngüsü içinde onun bilgisi ve rızası dışında hiçbir şey olamaz.(sayfa-100)

Çok üzgün olduğum bir sabah, İncil'i açtığımda şu sözlerle karşılaştım, "Seni asla, asla terk etmeyecek ve yüzüstü bırakmayacağım." Anında bu sözlerin benim için söylendiğini geldi aklıma; yoksa Tanrı'nın ve insanoğlunun yüzüstü bıraktığı birisi olarak neden tam durumumun yasını tuttuğum bir anda karşıma çıkacaklardı ki? "İyi o zaman," dedim, "Eğer Tanrı beni yüzüstü bırakmayacaksa bütün dünya beni bırakmış olsa ne yazar ya da öteki türlü bakarsam, Tanrı'nın inayetini ve kutsamasını yitirdiğimde bütün dünya benim olsa kaybımın yerini tutar mı?" (Sayfa-124)



Dinsel sorgulamalar güzeldi, çünkü bir münzevi olarak yaşam sürüyor aslında hepimiz ihtiyacı var Robinson Crouse gibi olmak en azından tek başına yaşamak nasıl bir duygu, zorluklara yeniden sıfırdan başlayabilmek becerebilir mi? İnsan bunun gibi bir çok soru sordum kendime...Ama Crouse gibi düşünmeye başladım, okuyunca.İlkokul yıllarımda küçük bir öykü olarak okumuştum tam metin olarak okumamıştım. Bu süreçte kitabı okumak benim için özel oldu tavsiye ederim...
336 syf.
·33 günde·Beğendi·8/10
“1632 yılında, York kentinde iyi bir ailede dünyaya gelmişim” diye başlayarak 60 yıllık hayatının kayda değer kısımları ustaca ve oldukça sürükleyici biçimde anlatılan ve kitaba da adı verilen kahramanımız Robinson Crusoe daha doğrusu gerçek adıyla “Robinson Kreutznaer”; İngiliz yazarın kült eseri...

“İnsan ıssız bir adaya düşse n’apar?” sorusuna kafa yormaktansa, Defoe’nun bu kitapta ehemmiyetle değindiği, kendince cevaplarını okuyucuya bıraktığı ve buraya not düşmek istediğim iki nokta var;

1) Yalnızlık insanı ne tür düşüncelere ve ruh haline sokar?

2) Şartlar en olumsuz yahut en olumlu hallerde olsa dahi insanoğlu hep arayış arzusunda mıdır? Arayışı içimizde bastırıp “toplum normlarına uygun” yaşamak en doğrusu mudur?

Kendince cevapları olan ve bu can alıcı soruları sordurtan eserin kesinlikle okunması gerektiğini düşünüyorum.

Benim kitaba yönelik tek cümlelik özetimse “Felsefe en iyi yalnızken yapılır...” olurdu diyerek okuyacaklara iyi okumalar diliyorum.
336 syf.
·20 günde·Puan vermedi
Robinson birgün denize açılır ve bir adaya düşer. Gemide ki herkes ölür, sadece kendisi hayatta kalır. Adada yıllar boyunca tek başına yaşamak zorunda kalır. Gemi enkazından kendine gerekli eşyaları alır çünkü adada ki ilkel hayatında modern aletlere ihtiyacı olur. İlk olarak kendine bir sığınak yaparak işe başlar. Günler geçtikçe adaya daha çok yerleşir ve kendini adanın kralı ilan eder. Adaya kendi medeniyeti kurar ve bu medeniyet kapitalizm ve bireyselcilik üzerine kurulmuş bir medeniyettir. İngiliz kültürünün izlerini taşımaktadır. Bir gün adaya bir yabancı gelir. Onu kurtarır. Yalnız yaşamasına rağmen onu bir arkadaş olarak görmez, onu bir köle olarak görür. Cuma günü adaya gelir ve bu yüzden ona Cuma ismini verir. Adını dahi sormaz. Kendi dilini, dinini öğretir. İlk olarak “efendim” demeyi öğretir. Egoist bir karakter. Kitabın sonunda da dokuz yıl adada kaldıktan sonra kurtulur ve evine geri döner.
Biz böyleyiz işte, tamamen farklı bir durumla karşılaşıncaya kadar içinde bulunduğumuz durumun gerçek değerinu asla göremez, elimizdekinin değerini ancak bunları yitirince anlarız.
Bana insanlar arasında özgürce dolaşmaktan ve dünyanın bütün zevklerini tatmaktansa, yalnız olmakla bile daha mutlu olabileceğimi gösterdiği için Tanrı'ya alçakgönüllü bir şekilde ve bütün kalbimle teşekkür ettim.
Daniel Defoe
Sayfa 139 - Akvaryum Yayınevi, 2011.
İnsan hayatı kaderin ne garip cilvesidir! Şartlar değişince insanın içinden ne de gizli, değişik değişik duygular çıkıyor!

Bugün sevdiğimizden ertesi gün nefret ediyor, bugün aradığımızdan ertesi gün kaçıyor, bugün arzuladığımızdan ertesi gün korkuyoruz.
İnsan yaşamı, yazgının ne garip bir cilvesidir! Koşullar değişince, değişik duygular çıkıyor! Bugün sevdiğimizden ertesi gün nefret ediyor, bugün aradığımızdan, ertesi gün kaçıyor, bugün istediğimizden ertesi gün korkuyoruz!
Daniel Defoe
Sayfa 190 - Akvaryum Yayınevi

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Robinson Crusoe
Baskı tarihi:
Aralık 2018
Sayfa sayısı:
331
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786057972705
Kitabın türü:
Dil:
Fransızca
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Karbon Yayınları
"Le traducteur de ce livre n’est point un traducteur, c’est tout bonnement un poète qui s’est pris de belle passion et de courage. Une des plus belles créations du génie anglais courait depuis un siècle par les rues avec des haillons sur le corps, de la boue sur la face et de la paille dans les cheveux ; il a cru, dans son orgueil, que mission lui était donnée d’arrêter cette trop longue profanation, et il s’est mis à arracher à deux mains cette paille et ces haillons."

Kitabı okuyanlar 9.500 okur

  • İrem Aytekin
  • Kadirovski
  • Dilbər
  • Gökhan UYANIK
  • Burcu Bayin
  • Hüseyin Demiryürek
  • Mehmet SEVEN
  • Gizem
  • Fatih Yıldız
  • Gürhan Şahin

Kitap istatistikleri (Bütün baskılar)

Bu baskının istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%1.2 (47)
9
%0.8 (31)
8
%1.2 (46)
7
%0.6 (22)
6
%0.1 (5)
5
%0.1 (3)
4
%0 (1)
3
%0.1 (4)
2
%0
1
%0

Kitabın sıralamaları