1966 - 1983

Jurnal - Cilt 2

Cemil Meriç
Tahmini Okuma Süresi:
9 sa. 53 dk.
Sayfa Sayısı:
349
Basım Tarihi:
Kasım 2018
Yayınevi:
İletişim Yayıncılık
ISBN:
9789754703658
Ülke:
Türkiye
Dil:
Türkçe
Format:
Karton kapak
Reklam

Yorumlar ve İncelemeler

9/10
·349 syf.··
2023 14. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 01 Ekim 2023 02:22
Cemil Meriç'in "Jurnal" serisini oldukça etkileyici buldum. Yazarın kişisel düşüncelerini ve gözlemlerini içeriyor. Kitapta Lamia Hanıma yazdığı mektuplara da yer verilmiş aynı zamanda insanın iç dünyasına dair derinlemesine analizler ve felsefi tespitler bulunuyor.Meriç'in deneyimleri ve düşünceleri üzerinden birçok konuya değiniliyor, kalemini çok begendim. Okurken derinlemesine düşünmek için harika bir kitap.
Jurnal - Cilt 2Cemil Meriç · İletişim Yayıncılık · 20181,850 okunma
10/10
·349 syf.··
Beğendi
·
2019 3. kitabı
·
23 günde okudu
·
Okunma: 08 Ocak 2019 22:04
Jurnal 2... Kitabı 23 günde okumuşum. Sistem öyle gösteriyor. Vaktim olmamasından kaynaklı bir uzayıştı bu. Yoksa bir veya iki gün içerisinde okuyabilirdim. Bir ömür harcayarak yazılmış bu eseri küstahlık ederek bir veya iki günde okuyabilirdim dedim. Kendimi suçlu hissediyorum. Suçlu hissediyorum da ne demek? Suçluyum. Böylesine insanın hayata, değerlere, kişi ve kişilere bakış açısını değiştirebilecek bambaşka boyutta baktırabilecek bir esere ve eserin sahibine saygısızlık etmek elbette değil niyetim. Aksine okumanın, düşünmenin, düşündürmenin değerini kavramamızı sağlayacak ender insanlardan biri olan Cemil Meriç ömrünü bizlere bir şeyler anlatabilmek için feda etmiş. Feda etmiş dedim. Evet feda etmiş. Çünkü ömrü kitaplara sığınmakla( sığınmak belki gözlerini kaybetmesinin nedeni de sırf bir şeyler öğrenip doğrusu ile yanlışı ile bizlere anlatmak için bu uğurda okumak. Adam okumuş, okumuş, okumuş... ) ve bir şeyler yazmakla geçmiş... Niçin? Bizler için. Biz ne yapıyoruz? Yine bildiğimizi yapıyoruz. Okumak için okuyoruz. Bir veya iki günde okuyup geçiyoruz. Hayatımıza uygulayabiliyor muyuz? Hayır. Öyle olmamış olsaydı birbirimize en ufak dahi küçümseyen gözlerle bakmazdık. İnsanın, düşünmenin de birbirimizin sırf insan olduğumuz için sevmenin, dinlemenin, saygısızlık etmemenin değerini bilip, bu değerleri yapmamayı büyük haya olarak kabul ederdik. O yüzden suçluyum. Bu suçluluğumu okuduğum bu eserde not ettiğim bölümlerimi hayatıma yön vermesinde kullanmak için kendime söz vererek biraz olsun suçluluğumu eser sahibi Cemil Meriç’e affettirmek istiyorum. Sanatçılar, sanatçılarımız... Kime göre sanatçı? Neye göre sanat? Artık sanata ve sanatçıya başka bir bakış açım var. Bunu sağladığı için Cemil Meriç’e minnettarım tırnak içinde sözlerini belirterek başka bakış
Jurnal - Cilt 2Cemil Meriç · İletişim Yayıncılık · 20181,850 okunma
Yarım Hikayenin Gölgesi
10/10
·349 syf.··
2025 50. kitabı
·
14 günde okudu
·
Okunma: 21 Kasım 2025 07:37
Bir düşünürün sadece fikirlerini değil, kalbinin gölgelerini de okuyucuya açtığı özel bir defter gibi. Bu kitapta Meriç’in zihni, zaman zaman bir fırtına; zaman zaman da derin bir sükûnetti. Düşünce dünyasıyla hesaplaşır gibi aslında kendisiyle kavga ediyor, kendisiyle barışıyor ve yeniden yazıya tutunuyor gibi hissettim. 1960’lı yılların şartlarını düşündükçe, Cemil Meriç’in Lamia Hanım’a kitaplar önermesi, ona kitaplar göndermesi, hatta zamanın imkânsızlıkları içinde ona bilgiler ulaştırmak için özel bir çaba göstermesi çok daha kıymetli görünüyor. Ona karşı belli bir hassasiyeti, inceliği var. Jurnal’de Meriç’in daha önce hiç bilmediğimiz, daha kırılgan ve özenli bir tarafıyla karşılaşıyoruz. Yine de ikisinin arasındaki ilişki bende tam anlamıyla bir şekle bürünmedi. Bir tür üçgen var ama nereye dayanıyor, nerede bitiyor… Bunlar zihnimde hep soru işareti olarak kaldı. Gerçekte neler hissettiklerini merak ettim. Hatta keşke Lamia Hanım’ın mektuplarını da okuyabilseydik; o zaman bu ilişkinin gölgeleri belki biraz daha aydınlanırdı. Ama ne olursa olsun, onun mektuplarındaki edebi güç, cümlelerindeki içtenlik ve kelimelerin arasına sinmiş o sarsılmaz samimiyet, kitabı eşsiz kılar. Jurnal 2, bir düşünürün içe dönüşünün en dürüst, en filtresiz hali gibidir. Ve en güzeli… Bu kitabın hem 1.’si ve 2.’sini, bizzat okuyup beğenen ve mutlaka benin de okumamı isteyip, hemen alıp gönderen canımıniçi tarafından gelmesiydi. Zaten kitaplığımın en nadide eserlerinden biri olmayı çoktan hak etmişti; şimdi anlamı daha da derin, daha da kıymetli... Sevgilerimle..
Jurnal - Cilt 2Cemil Meriç · İletişim Yayıncılık · 20181,850 okunma
8/10
·349 syf.··
2024 66. kitabı
·
18 günde okudu
·
Okunma: 14 Kasım 2024 20:49
söyleyin aynada iskeletini görmeye kadar varan kaç kaç kişi var şunun şurasında? diye soruyor ya şair bu Jurnal kitapları tam da budur: "Aynada iskeletini görmeye kadar varan" yazarın günlükleri... Jurnal bir mütefekkirin en çıplak halini adeta gözler önüne seriyor. Üstad hayatının bütün ıstırabını, sıkıntısını, aşkını, sevdasını, sevinçlerini kısacası her şeyini burada serdediyor adeta. Bir insanın gerçekten içini görmekte okuyucuyu tedirgin edebiliyor. Hele hele Jurnal 2'de Lamia hanıma yazdığı aşk mektupları gerçekten ürpertici derecede takıntılı bir ruhun çığlıkları adeta. Bazen İslam'a dair de hududu aşan kelimeler sarf ediyor ki burada ancak edeceğim dua "Söylediği güzel sözlerin hatırına onların affolması" niyazından ibaret oluyor. Cemil Meriç üstad kendisini "münzevi" olarak tanımlıyor. Gerçekten de hem cemiyeti hem de kendisini çok iyi tahlil etmiş. Bu kadar iyi tahliline rağmen ne kendisini iki dünyadan birisine sığdırmış ne de iki dünyadan birisi ona kucağına almış İki dünya da anlayamamış ve üstad böyle arada ıstıraplarıyla yaşayıp öte âleme göç etmiş. Allah hatalarıyla sevaplarıyla fikrin namusunun müdafaasını tek kalmak pahasına yapan üstada rahmet eyleye, âmin.
Felsefe-Düşünce
Jurnal - Cilt 2Cemil Meriç · İletişim Yayıncılık · 20181,850 okunma
Puan vermedi·349 syf.··
Beğendi
·
2020 86. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 11 Haziran 2020 21:52
İ̇ki ciltten oluşan Cemil Meriç yapıtı . Bu kitapta tarih, felsefe, aşk, din akla gelebilecek her şeyi bulmak mümkün. Meriç’i anlamak , onun duygu ve düşüncelerini öğrenmek adına çok önemli bir eser . Toplumların sanatla düzelebileceğini, insanlar arasında ki duvarların sanat ile yıkılacağını bence çok güzel anlatmış .” Gerçek sanat ayırmaz, birleştirir “ Lamia hanıma yazdığı mektuplar da yüreğime ayrıca dokundu. Mektupları yazarken başkasına muhtaç oluşu; görme kaybı yaşadıktan sonra ki durumunu da üzülerek okudum. Gerçekten etkileyiciydi. Kitabın bir yerinde ‘ Ne romancıyım, ne şair, ne tarihçi’ şeklinde yazmış bana kalırsa hepsine sahip . Keyifli okumalar .
Edebiyat
Jurnal - Cilt 2Cemil Meriç · İletişim Yayıncılık · 20181,850 okunma
Puan vermedi·349 syf.··
2019 52. kitabı
·
22 günde okudu
·
Okunma: 12 Ekim 2019 08:43
Jurnal 2’yi geç bitirdim biraz çünkü hem aceleci davranmamak adına hem de araya ekstra durumlar girdiğinden ötürü fakat kitap küçük küçük bölümlerden oluştuğu için kaç günde bittiğinin bir önemi yok açıkçası. Ana tema olarak ayırmak gerekirse ; birinci kısım aşık olduğu kadına yazdığı mektuplar ve tutkulu bir Meriç; ikinci kısım ise fikir adamlarına fikirlerini beyan eden Meriç’ten oluşmakta. Daha önce Kafka’nın Milena’sına yazmış olduğu mektupları okuduğum için bu mukayeseyi çok rahatlıkla yapabilirim ki; Kafka, Meriç’in Lamia’sına yazdığı mektuplarını okusaydı şayet o kitabı yazmaktan vazgeçerdi diye düşünüyorum.! Vazgeçmeliydi de! Meriç’in üstüne bu aşk mektupları noktasında çıkan olabilir mi?? Sanmıyorum.... Lamia.. Lamia.... Meriç’in uykularını kaçıran, yeryüzüne bugüne kadar gelmiş olan tüm kadınların tek bir kadında vücut bulduğuna inandıran, aşkını satırlara alev alev dökmesine sebep olan, Meriç’in gözünde ilahlaşan- ebedileşen kadın.... Meriç’in evli bir erkek olduğunu hesaba katmazsak şayet :)) eminim herkes böyle bir aşkın kendisine duyulmasını isterdi. Aralarına giren özlem, Meriç’in tutkularını iyiden iyiye arttıran, aşkını harlayan, deli gibi aşık olduğu kadınını arzulayan bir adam haline dönüştüyor. Tek isteği aşık olduğu kadınla yeniden bir araya gelmek. ‘Benimsin’ diye haykırıyor aşkına.. Ve ‘seninim’... Sürekli onu düşünüyor, onu yazıyor, onunla yaşadığını hissediyor. Dudakları dudaklarında ölmek istiyor... ‘Biz alevden iki ırmak gibi birbirimize karıştık. Daha yanacağız sevgilim. Ruhlaşıncaya kadar yanacağız.’ ‘Sen olmayan hiçbir şeye tahammülüm yoktu.Dudak dudağa ölmek veya dudak dudağa yaşamak.’ Ne kadar ihtiraslı bir Meriç değil mi? Aşkın tam da gözü ne denli kör ettiğinin ispatı niteliğinde :)) Sevdiği kadından mektubuna karşılık
Jurnal - Cilt 2Cemil Meriç · İletişim Yayıncılık · 20181,850 okunma
9/10
·349 syf.··
2020 59. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 24 Mayıs 2020 06:47
Cemil Meriç, bize cahilsin! cahilsin! daha çok şey öğrenmen lazım sayın okuyucum diye sesleniyor satır aralarından, mezarların ötesinden de sesleniyor tüm insanlığa... ben ki her şeye rağmen (gözlerini kaybetmesine vs.) bu kadar’ım sen niye duruyorsun hala diye haykıran ama çok az insana sesini duyuran ve çok az insan tarafından anlaşılan bir yazar... harika bir fikir işçisi, kelime cambazı ustası belki de, tecessüs (bir şeyi ille de görme, anlama merakı) kelimesini bu kadar hak eden başka bir yazar daha var mıdır bilinmez... hayatın tüm engellerine karşı böylesi öğrenme aşkıyla yanıp tutuşan biri daha gelmiş midir hayata... gözlerini kaybettikten sonra ideal bir mutluluk düşünemez, ama hayatı yine de sever; korkuları, endişeleri ve tüm zilletleriyle... Bu kitabın büyük çoğunluğunu oluşturan yazılar, Lamia Hanım’a mektuplar... mektup demek az kalır; bir ilan-ı aşk, bir iç dökme, bir feryat, yaşam çığlıkları... bu mektupları okurken günümüz aşklarını çok sade ve yavan bulacaksınız benim gibi, böylesi güzel bir sevgi serenadını günümüzde görmek biraz mümkün değil... Lamia’yı kendinden ve her şeyden çok sever, 25 yıl hasretini çektiği gerçek aşk, 48 yıldır rüyasını gördüğü; o’dur, Tanrı diye ibadet ettiği; o’dur, eşi Fevziye Hanım’la uyurken bile düşündüğü kişi; o’dur.. kısacası tüm hayatı; o’dur... Lamia Hanım’a yazılan mektupları okurken Cemil Meriç’in iç dünyasına adım atmış oluyoruz, kah üzülüyoruz; yaşadığı eziyet dolu hayatı için, kah kızıyoruz; eşi varken bir başka kadın olduğu ve o kadını Tanrı’laştırdığı için... O’nun dünyası Cemilanya, gittikçe soğuyor insanlardan, kendisinden, bu bir nevi ölüm onun için... yıllarca sesini duyuramamanın acısını yaşar... yaşamak veya yaşamamak; yıllarca bu iki zıt arzunun pençesinde... yalnızlığı hep hissetmiş, herkesle
Jurnal - Cilt 2Cemil Meriç · İletişim Yayıncılık · 20181,850 okunma
9/10
·349 syf.··
Beğendi
·
2016 5. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 13 Ocak 2016 15:38
Bir dâhinin aşk seranâdı ancak böyle olabilir. Böyle bir aşk seranadı ancak Cemil Meriç gibi bir dâhiye ait olabilirdi. Lamia Hanım' ında mektuplarında bahsettiği gibi, gerçekten Kafka, Milena' ya yazdığı mektuplardan önce, Cemil Meriç' in Lamia Hanım' a yazdıklarını görseydi, kendi mektuplarının acizliğini anlardı. 48 yaşından sonra aradığını bulmanın heyecanıyla dolan Cemil Meriç, öylesine tarifsiz anlatmıştır ki Lamia Hanım' a yazdığı mektuplarında aşkını, okurken insana şimdiye kadar hissettiği duygunun gerçekten aşk mı olduğunu sorgulatıyor. Üstelik dili, Jurnal 1' e nazaran daha yalın, daha anlaşılır.Aşk' ın anlamını arayan herkesin kesinlikle okuması gereken bir eser.
Jurnal - Cilt 2Cemil Meriç · İletişim Yayıncılık · 20181,850 okunma
9/10
·349 syf.··
Beğendi
·
2016 5. kitabı
Lamia Hanım'a mektuplar... Gerçekten muhteşem: “...Bütün kitaplar yavan, bütün şiirler soluk, bütün şarkılar ahenksiz. Zirvelerdesin, büyük mustariplerin, büyük ermişlerin, büyük ruhların kanat çırpdığı zirvelerde. Ve kendimden utanıyorum, ben toprağım, sen arş. Ben ten’im, sen gönül. Ben alev’im, sen ışık. Leyla bir tomurcuk, sen bir muhteşem gül. Leyla bir mısra, sen bir destansın. Leyla bir kıvılcım, sen bir şafaksın. Leyla bir tecessüs, Leyla bir masal, Leyla yaşamayan, Leyla bir yarım. Hangi sevgili seninle boy ölçüşebilir? Lamiam benim. Sen doyulmayan,sen kanılmayan, sen rüya, sen gerçek...”
Jurnal - Cilt 2Cemil Meriç · İletişim Yayıncılık · 20181,850 okunma
Cemil Meriç
Puan vermedi·349 syf.··
2023 1. kitabı
Okuduğum Jurnal'ın ikinci cildiydi.Elbette en az birincisi kadar güçlü bir kalemle yazılmış.Jurnal 2 daha çok Lamia Hanım ve Cemil Meriç arasındaki mektuplaşmadan oluşuyor.Cemil Meriçe saygım sonsuz ama sevgisini dile getirirken bana biraz vıcık geldi sözleri, belki de evli olup başka bir kadınla mektuplaştığımdan mi bilmiyorum, sevgisini abarttiğini, gercekçi olmadığını düşünüyorum.Onun haricinde ilerleyen bölümlerde elbette en sevdiğim bölüm olan kendi fikirlerini yazdıği diğer önemli kişilere olan mektuplarından oluşuyor.Tamamıyla baktığım da Cemil Meriçe büyük bir hayranlık duydum. Fildişi kulesinde bir fikir işçisi gördüm.Onun gibi olmak her yiğidin harcı değil.İsterdim ki yalnızlığına ortak olabileyim. Ama Yalnız ve yorgun olmak fikir işcilerinin kaderidir bunu biliyorum.
Edebiyat
Jurnal - Cilt 2Cemil Meriç · İletişim Yayıncılık · 20181,850 okunma

Yazar Hakkında

Cemil MeriçYazar · 13 kitap
Hüseyin Cemil Meriç, Türk yazar, şair, çevirmen, sosyolog ve düşünürdür. Başta dil, tarih, edebiyat, felsefe ve sosyoloji olmak üzere sosyal bilimlerin birçok alanında araştırma yapmış ve yazılar kaleme almış bir düşünce adamıdır. Telif ettiği 12 eseri ve tercümeleriyle Türk edebiyatında önemli bir yeri olduğu kabul edilir. Sosyoloji profesörü Ümit Meriç’in babasıdır. Meriç’ten önce bir dönem, Şaman ve Yılmaz soyadlarını kullandı. Rumeli’den göçen bir ailenin çocuğudur. İlk ve ortaokulu Reyhanlı Rüştiyesinde(1928) tamamladı. Burada Arapça, Fransızca, Kur’an, tecvîd (Kur’an-ı Kerim’I uygun telâffuzla okuma), ahlâk okudu. Buradaki Türkçe öğretmeni yarım düzine şiir kitabı olan Ömer Halim Bey’di. Sonradan adı Fransız Lisesi (Lycéed’Antioche) olan Antakya Sultanisi’nde okudu, “benim üniversitem” diye andığı bu lisede Fransız ve yerli hocalardan özel dersler aldı. Ali İlmî Fânî’nın kılavuzluğunda Divan edebiyatının sihirli dünyasını burada keşfetti. Yine burada Bazantey’den Fransız edebiyatı tarihi okudu. 1936’da İstanbul’a giderek bir yıl Pertevniyal Lisesine devam etti. Buradaki öğretmenleri arasında Nurullah Ataç ve Reşat Ekrem Koçu da vardır. Bu arada Nâzım Hikmet ve Kerim Sadi ile tanıştı. 1937’de kısa süre İskenderun’un bir köyünde öğretmenlik yaptı, İskenderun Tercüme Bürosuna sınavla reis muavini oldu, bu işe beş ay devam etti. 1938’de Fransızlar tarafından Aktepe’ye nahiye müdürü tayin edildi, yirmi gün sonra işine son verildi. 1939’da iki ay hapis yattı, hakkında açılan dava beraatle sonuçlandı. 1940’da İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesinin Felsefe Bölümünde bir süre okudu. Ancak üniversiteden çok kütüphanelere devam ettiği için bu bölümü bitiremedi. Birkaç yıl sonra aynı fakültenin Fransız Filolojisi Bölümünden mezun oldu (1944). Tayin edildiği Elazığ Lisesi öğretmenliğinden (1942-45) sonra hayatını kalemiyle kazanmaya başladı. 1946’da sınavla İstanbul Üniversitesine Fransızca okutmanı olarak (1946-74) girdi. Bu arada bir yıl İstanbul Işık Lisesinde öğretmenlik (1952-53) yaptı. 1974’te emekliye ayrıldı. Cemil Meriç, 1954’te görme yetisinin zayıflaması üzerine geçirdiği bir dizi ameliyat sonucunda gözlerini kaybetti. Hayatının geri kalan kısmını bu şekilde geçirdi. Bundan sonraki dönemde okuma ve yazma konusunda yakın çevresinden yardım aldı. 1974 yılında emekliye ayrılınca tüm zamanını eserlerine ayırdı. 1942’de evlendiği Fevziye Menteşoğlu’ndan Mahmut Ali ve Ümit (Meriç Yazan) adlı iki çocuğu oldu. 1984’te geçirdiği beyin kanaması sonucu felç oldu, sıkıntılı ve uzun bir hastalık döneminden sonra vefat etti. Karacaahmet Mezarlığında toprağa verildi. İlk manzumesini on bir yaşında iken yazdı. Yayımlanan ilk yazısı “Geç Kalmış Bir Muhasebe”, "Yenigün" (23.9.1933) gazetesindedir. Ciddi anlamda ilk yazısı “Honoré de Balzac”, "İnsan" dergisinde (1941) yayımlandı. Aruz ve hece ölçüsüyle şiirler de yazmış olan Cemil Meriç, çok iyi özümsediği Batı düşüncesi ile Türkiye'nin batılaşması konularını incelediği eserleriyle tanındı. Batılı fikir ve sanat adamlarının adeta resmî geçitte olduğu eserlerinde Türk aydınlarının “müstağrib”leşmesini büyük bir yetkinlikle eleştirir, önce kendi kültürlerini tanımalarını ister. Yazılarında düşünür, sosyolog yanı ağır basar. Özellikle kullandığı bazı kelimeler mülkiyetine geçmiş gibidir. Kendisine has coşkulu üslubu ve temiz Türkçesi ile kırk kadar gazete, dergi ve ansiklopedi de yüzlerce makale yayımladı. Yazı ve çevirileri başlıca; İnsan, Amaç, 19. Asır, Gün, Yeni İnsan, Hisar (Fildişi Kuleden başlığı ile 1980'e kadar sürekli), Hareket, Yirminci Asır, Yurt ve Dünya, Yücel, Dönem, Çağrı, Türk Edebiyatı, Doğuş Edebiyat, Kubbealtı Akademi, Pınar, Köprü, Gerçek, Millî Eğitim ve Kültür gibi dergiler ile Yeni Devir (1980), Orta Doğu gazetelerinde yer aldı. Düşünce ve yazı hayatının en verimli yıllarında (1954’ten itibaren) gözleri görmüyordu. Okumalarına kızı yazar Ümit Meriç ve öğrencileri yardımcı oldu. Cumhuriyet Dönemi Türkiye Ansiklopedisi ve Tanzimat’tan Cumhuriyet’e Türkiye’de maddeler yazdı. Umrandan Uygarlığa adlı kitabıyla 1974 yılında ve Kırk Ambar adlı kitabıyla 1980 yılında Türkiye Millî Kültür Vakfı ödülünü aldı. 1981 yılında Türkiye Yazarlar Birliğinin Üstün Hizmet Ödülünü Mehmet Kaplan ve Emin Bilgiç ile paylaştı. 1982’de Kayseri Sanatçılar Derneği'nden inceleme dalında ödül aldı. 1986 yılında Kültürden İrfana adlı eseriyle aynı kuruluşun fikir dalı ödülünü kazandı. 13 Haziran 1987'de hayatını kaybetti. Cenazesi, Karacaahmet Mezarlığı'na defnedilmiştir.