• Teknik, insanın mutlak egemenliği düşüncesinin bir sonucudur. Ve tabiata egemen olma süreci insanın insana, sınıfın sınıfa, milletin millete egemen olmasını dışta bırakarak yaşanmamıştır.

    İyi ki içinde heva ve hevesten başka bir şey bulunmayan, her bucağı kapris yüklü dünya hayatına nüfüz edememiştim." diyen ismet özel bu kitapta çağımızın zor meselerinden teknik medeniyet ve yabancılaşmaya dair denemelerini aktarıyor. Her deneme iki-üç sayfadan oluşuyor ve özel'in düşüncedeki biricikliği ile akıp gidiyor.
    İsmet özel çoğu denemesinde eleştiri yapıyor. Birçoğuna hak versem de, tüm yazdıklarını doğru bulmadım. Bu benim o konulara daha dikkatli yaklaşmama vesile olacak açıkcası.
    İsmet özel'in en sevdiğim yanı net ve kararlı karşı duruşu: sisteme, sistemin çarkı olmaya, değişime...
    Bilimi eleştiriyor: bbizlerin hem yeterince bilgiye varamadığımızı, hem de bilgimiz mutlakmışçasına davrandığımızı ekliyor.
    Türkiye'yi ilkesiz bir taklitçi olarak görüyor. Hatta şöyle bir benzetme yapıyor "çağımızın zavallı
    aydını bir Don Juan'dır. Don Juan bir kadını artık sevmediği için değil, bundan böyle bir başka kadını sevdiği için bırakırmış" Aynı şey benle kitaplar arasında geçerli maalesef.
    İsmet Özel en çok da İslam ve yaşadığımız çağ hakkında yazmış. Ve savunduğu şey de İslam'ı yaşadığımız çağa entegre etmenin, moderniteye uydurmanın saçmalığı. Mesela 'tatil' kavramını İslam'a tabi kılmaya çalışmak yerine tatil kavramına köklü bir eleştiri getirilmesini savunuyor.
    "Güvercin isek güvercin olduğumuzun bilincine varalım, paapğanla çiftleşmeye kalkıp da konuşan güvercin oluruz umudu bizleri felakete duçar edecektir."
    Yabanculaşmayı da hümanizmle bir görüyor bana göre "Yabancılaşma Admeoğlu'nun bilme yapabilme, konusunda en üstün varlık olduğu varsayımından kalkarak türetilen bir düşüncedir."
    Teknolojinin ve tekniğin eleştirisini yapıyor ki bu eleştiriler benim hoşuma gidiyor. Şu devirde hepimiz ilerlemenin, Batı'yı geçmenin, teknolojinin öncüsü olmanın hayalini kuruyoruz fakat bunlara değer mi gerçekten diye düşünelim bir. Batı'nın çarpık düşüncelerinden oluşmuş bu medeniyet yarışında çarıklardan kurtulmak ve yüzbin çeşit rugan ayakkabı üretmek, bunu bütün dünyaya satmak, en çok kârı elde etmek.. gibi aslında getirdiği kârı hiç haketmeyen bu getiriler ne işimize yarayacak. Kör gibi, hepimiz ilerlemeye çalışıyoruz ama derinleri göremeden sığ biçimde. İlkelliğimizden kurtulmaya çalıştıkça battığımız bi bataklık gibidir bu medeni çağ. Ayrıca artık teknolojinin getirdiği modern düşüncelerle düşünüyoruz, tıpkı bir batılı gibi. "Teknik, nesnenin nesneyle olan ilişkisinden öteye geçmeyi yasaklayan bir mantığa sahip olduğu için insanı nesnenin özüne ait meseleleri zihin dışı bırakmaya zorluyor. Akıl gerçekle uğraşmaktan hakikati göremiyor."


    Saat kulesi hakkında da bir şey öğrendim ve her gördüğüm saat kulesi bana önemli şeyler hatırlatıyor.
    Kocaman fikirlerle dolu bi kitap kendisi. Kitap hakkımda yazacak daha çok şeyim var ancak yeterli.
    Özetle şu;
    Müslümanlığımızın değerini küçültmeksizin yani onu atalarımızın dini mesabesine indirmeden Allah'ın dinini her birimiz kendinde tazelemek bir bakıma yeniden bulmak, bulduğumuzu "sen"de yeniden bulmak ve nihayet bu mihveri esas almak suretiyle yaygınlaştırmak mecburiyetindeyiz.
  • Aslında iki cinsin birbirini çekmesi hiçbir zaman ortaya cinsel çekme biçiminde çıkmaz. Cinsel işlevde olduğu gibi, kişilikte de erkeklik ve dişilik ögeleri vardır. Erkek kişilikte nüfuz etme, önderlik, etkinlik, düzen ve serüven tutkusu gibi özellikler görülür; dişi kişilikse üretken bir biçimde alma, koruma, gerçekçilik, dayanıklılık analık gibi özelliklerle belirlenir. (Her bireyde iki cins özelliğin karışık olarak bulunduğu,ama "erkek" ya da "dişi" cinselliğine uygun olanların ağır bastığı unutulmamalıdır.) Bir adamın kişiliğindeki erkeklik özellikleri duygusal bakımdan gelişmediği için zayıflamışsa, o kişi çoğu zaman bu eksikliğini cinsel yaşamda, erkekliğini bol bol göstermeye çalışarak giderir. Bunun sonunda Don Juan tipi çıkar ortaya; Don Juan tipi cinsel yaşamda erkekliğini kanıtlamak isteğindedir; çünkü kişisel özellikleri bakımından kendine güveni yoktur.
    Erich Fromm
    Sayfa 41 - Payel yayıncılık
  • Sizi böyle bilmezdim Avni Bey.
    Meğer tescilli zampara, kıdemli hovarda, kadrolu Don Juan imişsiniz yahu!”
    Murat Menteş
    Sayfa 79 - APRIL YAYINCILIK
  • Bilinçdışı güçlerin davranışlarımızı bilinçli olanlar kadar, hatta onlardan daha çok belirledikleri ve gerçekten, bilinçli güdülenmelerimizin genellikle bilinçdışı olanların türevleri oldukları önermesi dinamik psikiyatrinin temel taşıdır.
    Herhangi bir kişide iktidarsızlığın altta yatan yoğun erkeksi cinsel ve saldırgan dürtülere karşı bir tepki olabileceğinin, yine bir başkasının Don Juan'ımsı davranışlarınsa, bilinçdışı uygunsuz erkeklik duygusunu örtebileceğinin farkındadır.
    Bilinçdışı düşüncesi çoğu kişiye saçma gelir, özgür irade kavramının aşağılanması olarak değerlendirilir.
    İnsan davranışlarıyla ilgili, açıklanamayan fenomenler ve tutarsızlıklar bu kavramı zorunlu kılmıştır.
    Her okur birinin adını unutmuş ya da bir eşyayı yanlış yere koymuş, sonra da beklenmedik bir şekilde ve kendiliğinden bunu hatırlamıştır. Bilgiler daha sonra geri döndüklerine göre, öteden beri zihinde bir yerde değillerdi. Başka bir deyişle, bilinçdışı durumdaydılar.
  • Eğer öğrenmek istiyorsan kendini önemsemekten vazgeçmelisin