• Çocukluğumdan beridir süregelen bir alışkanlıktır benim için günlük tutmak. Kimseye anlatamadıklarımı satırlar ile itiraf etmek ise artık bir nevi terapiye dönüştü. Defterimi açıp bir süre durdum. Ne kadar zamandır yazmıyorum diye. Sonra ne kadar da yorgunum kelimeleri başladı dökülmeye. Yazdıkça yaptıklarımın pişmanlıkları ve sevinçlerinden çok daha fazla yapamadıklarımın açtığı savaşının galibiyetini anladım. Yapamadıklarım haklı bir galibiyetle karşımda dikilerek zihnimi hatta tüm hücrelerimi öylesine esir alıyor ki romantizmin hassasiyetini terk etmeyenler tarafından , eğer fiziksel bir yorgunluk değilse ortada sergilenen ''Gönül Yorgunluğu '' denir ya ne hoş bir tabirdir işte o hoşluğu hissedemeyecek kadar yorgunum.
    Çalıştığım yıllarda çok yoruldum , emekli oldum, iş temposu yorgunluğum da geçti şimdilerde. Ama başka başka alanlarda çok daha mutlu olabilirdim ah vahlarımdan dolayı yorgunum.
    “Ne olur evlenelim , seviyorum, sensiz yapamıyorum , geberiyorum” diye aylarca yalvarıp, çeyrek asır süren bir evlilik sonrası iki çocuğuma ''Kusura bakmayın, boş anıma mı geldi yoksa aşık mı oldum ama gitmem lazım özür dilerim'' bile demeyip kendisinden oldukça genç bir sevgilinin peşinden giden bir adamın babalığını da unutmuş olmasından yorgunum.
    Sonra izlediğim ya da okuduğum haberlerde sebepli ya da sebepsiz hayatların bu kadar ucuzca sona ermesinden yorgunum. Tüm geleceği gireceği bir kaç saatlik sınav sonrasında belirlenen çocukların, gençlerin çabasından yorgunum.
    Vasıfsız olduklarının herkesçe fark edildiği sadece kendilerince bilinmeyen hatta ellerindeki torpil kozlarını hak ettiklerini düşünüp, dünyaya gelişlerinin ilahi bir sebebi varmışcasına pişkinleşenler yüzünden kartvizitsiz referanssız oldukları için işe giremeyenlerin çaresizliğinden yorgunum.
    Birbirini dinlemek yerine sürekli didişen hep bir rekabet edercesine yaşayan, bırakın sevmeyi saygı duymayı hayat felsefesi yapamayanların anlayışızlıklarından yorgunum.
    Sabah günaydın dediğimde dünyayı aynı pencereden seyretmiyoruz, ideolojilerimiz inançlarımız çok farklı bakışını takınarak selamımı cevaplamaktan kaçınan komşularımın ziyniyetlerinden yorgunum.
    Biter mi yorgunluklarım ? Bitiremiyorum; Nur-AL um ile Kayseri'ye geldiğinde fazla vakit geçiremediğimizin , Metin T. nın gelişinde ise hiç görüşememiş olmamızın eksikliğinden, Muzaffer Akar nın sebebini çözemediğim sessiz kırgınlığından, İpek Kamuran ın acaba bugün içime sinecek ne yazdı merakımdan dostamisc ın sergilediği nezaket karşısında kırar mıyım tedirginliğimdenSümeyye nin koskoca şehirde tek başına verdiği eğitim mücadelesindeki endişemden , kimseyi üzmemek, kimse tarafından da üzülmemek adına taşıdığım tüm kaygılarımdan yorgunum.
    Son olarak çok çok yoruluyor olmama yorgunum ama bu kadar yorgunluğun üstüne belki de hiç olmayacak şey değil , çok çok yorularak bütün yorgunlukların üstesinden gelebilirim. Hatta bütün bu yorgunluklardan fazla da yorularak , duyarlı, anlayışlı mutlu mesut insan olarak yaşayabilirim diyorum. Mutlu ve umutluluğa yorgunum.
    Ben biraz dinleneyim dinleneyim de kendi yorgunluklarımı anlatarak yordum sizi. Hatta kitaptan hiç bahsetmeyerek hem de. Okumak isteyenler için beş bölümden ve kırkın üzerinde yazıdan oluşan eser “Her Şeyin Bir Anlamı Var” diyerek tüm yorgunluklarıma dinlenme molası verdi.
    Sizin de yaşadıklarınız belki bir anlamı vardır, okumak isteyenlere çaresizlikten , öfkeden batsın bu dünya diyenlere ''Yalan dünya her şey bomboş'' rahatlığında bir hayat sergileyerek , vicdan , sabır , duyarlılık ve sevgi muhasebesi yaptırsın. https://www.youtube.com/watch?v=Z6oqiyxDU-M
    Keyifli okumalar.
  • Sayın Dostamisc hocam ..
    Siz benim "otoritem ve denetleyicim değilsiniz anlamadığınız bu ..
    Beni beğenmek zorunda değilsiniz ama bu arkamdan isimsiz dedikodu yapma hakkını size vermez ..Ayıptır

    Biz ona "hala anlamamak" değil kibarca "umursamamak" diyoruz. .önce bunu belirtmekte fayda var ..

    Sizin isim vermeden postlayıp sürekli gözümüze soktugunuz "öğretiyi" doğru kabul etmek zorunda hiç değiliz

    Kitapları ara vermeden üst üste okumak beni ahmak"etmez ..ki tutun"ahmak oldum ..siz niye bu kadar derde düştünüz
    "Ahmak" olan benim ..size ne?

    https://i.hizliresim.com/aYZ8BR.png

    Kırk kitabı aynı anda okumak (sayfa daki kitapların başlama tarihine bakarsanız orada bir yıldır duranlar da var ) ne saçma bir yol üzerinden gittiğinizi anlarsınız ..
    Ki diyelim "öyle okuyorum " size ne ?


    Diğer sıkıntılarınıza gelince ..

    Okuduğum kitabın altındaki notlar size göre içi boş _ bana göre "nokta" dır..

    Beni "faydasız " görüyorsanız " takipten çıkar isteseniz "engellersiniz"

    Yine aynı şekilde kitap altında ettiğim sohbetin de kimseyi ilgilendirdiğini sanmıyorum ..ki biz oldukça eğlenip gülüyoruz ..

    Bir kitabı çok begendigimde 20 sayfada bir güncellerim ki herkez fark etsin "okusun" isterim ..
    Dostlarımla "çoklu okuma yaptığım zamanlarda "hepsini postlarim " sanırım bunun bir "sınırlama " kuralı yok "yönetimde "

    Incelemelerime gelince ..
    eğer iyi niyetli olsa idiniz mesajim size açıktı hatanız var diyebilirdiniz
    ..ama siz "sürekli arkadan konuşmayı tercih ettiniz "
    Bütün incelemelerimi istediğiniz şekilde buyrun şikayet edin .. onlar geregini yaparlar müsterih olun. . hiç sıkıntı yok ..

    https://i.hizliresim.com/WDOpJP.png

    Ha birde kitabın ortasında inceleme yazmayın ! diye "ünlemli" cümlenizi
    Milenaya mektuplar 'incelemesini beğenen arkadaşlara bir sorun ..
    Bir kitabın ortasında inceleme yazılır mı yazımazmı ..
    Ki ben yazarım siz yazmazsınız ..
    Ben anlarım siz anlamazsınız (sizin tabirinizle)


    Bu "kibirli Cehennem " bana ait..
    Size değil .
    Saygılar
  • Sabah saatleri...
    Evden çıkıp deniz kıyısına yürüdüm,yüzüm güneşe dönük oturdum bir banka. Ö nümde bütün maviligiyle,ışıltısıyla,carsaf gibi deniz.Güneş yıkadı yüzümü,deniz aldi içimi..Saatlerce...

    Gunes ısıtıyor artik ortaligi,iyice sessiz,çocukların ve annelerin henüz dökulmedigi vakitler parka,bahçeye...Kalabaligi oldum olası sevmedim yaz kalabaliklarini da,deniz kenarında yuruyuslerimiz el ayak çekildikten sonra oldu hep,yada yazlikcilar toparlanip biraktiklari zaman bize yalnızlığı ve sessizliği kasabada.

    Işte öylesi bi sakinlikle dinledim kendimi,yürüdüm,kumları eşeledim.Hastalikları,ustuste aldigim kotü haberleri,ev degisiklikleri,yolunda gitmeyen daha bisuru şey,kendini tekrar eden zamanlar,eski eve teslim edilen ciceklerim,nereye atsam elimi kayip giden şeyler...Iki adim ötesi evim varip Sensiz Olmaz actim hani Muslum Gurses'in...

    Geçenlerde değerli Metin T ile sohbet esnasinda dillendirmistim.
    "Yaşadığım her seyde once kelimelerim eksildi "diye.
    -Artmasi gerekmez miydi dön bak,yeni bisey bulursan haber et"demisti.hayli gecti zaman
    -Hepsinden herseyden once kelimelerim eksilmis Metin Hocam.Yazik ki boyle...

    Boylesi kırgın,yorgun zamanima denk geldi Yesil Murekkep.Degerli Dostamisc 'in tavsiyesiyle...Ortaokula henuz basladigim vakitlerdi,okul kutuphanesinden elime bulasan ilk kitap yirtik sararmis sayfaları arka kapagi bile olmayan Kuyucakli Yusuf..Taa o zamanlardan Sabahattin Ali'yle tanisikligimiz.
    Yeri baskadir bende dedim ya ilk okuduğumdu.Ince bi sızı Yusuf bende
    Kıymetlimdir...

    Sabahattin oluk oluk yaziyor..anlatiyor...konusuyor...
    Memleketini,sürgünlerini,hapishane zamanlarini,mektuplarini okudum Canim Sabahattin.
    Parasizligini,ordan oraya savrulusunu,işkencelerini,Filiz'ine,Aliye'ne duydugun hasreti,caresizligini okudum Canim Sabahattin.
    En cok başına geçirilen torba dokundu bana,kırdıkları gözlüğün altin cerceveli hani,esinin ve kizinin fotograflarini alikoymalarina duyduğun üzüntü.
    Sen mektuplarini yazarken ağladın ben herbirini okurken...

    "Anadolu insaninin biriktirme huyu vardır.
    Avrupalı bir şeyi beğenmediği zaman hemen söyler.Sanki marifetmis gibi!
    Anadolu insanı ise begendigini soyler,beğenmediğini bir kenarda dinlenmeye alır.Bir baska deyişle biriktirmeye koyulur.
    Üstelik,o da tıpkı Avrupalı gibi,yaptığının bir marifet olduğunu zanneder."Osman Balcigil boyle anlatacak ölüme,tuzaga yaklastigi her anı, toylugunu Sabahattin'nin.

    "Nedense vatanı O'nu bağrına basmamıştı,cok isterdi,ama olmamıştı işte."
    https://youtu.be/iI8BxoOTeoY Okurken beni daglayan türküdür.
  • Günümüzden geçmişe,ülkemizden ülkelere, şiirimizden şiirlere ayna tutan dev bir panorama...

    Ataol Behramoğlu ve Özdemir İnce rehberliğinde oluşturulmuş bir kadro, 103 ülke, 847 şair, 1653 şiir...

    Afrika'dan başlayıp Hollanda'da sona eren bir dünya seyahati...
    Rota da; Almanya, Avusturya, ABD, Arap ülkeleri, Arnavutluk, Avustralya, Azerbaycan, Baltık ülkeleri, Bengladeş,Başkırdistan, Belarusya,Bulgaristan, Çekoslovakya, Çin Çuvaş Özerk Cumhuriyeti, Dağıstan, Danimarka,Ermenistan, Finlandiya, Fransa, Gürcistan, Hindistan ve Hollanda var.
    İkinci ciltte ise alfabetik sırayla diğer ülkeler.

    En kapsamlı şiir antolojisi ünvanına sahip bu muazzam emek için,usta şairlerimiz Ateol Bahremoğlu ve Özdemir İnce'ye teşekkürü borç bilir,okumuş olduğum için de keyif duyduğumu belirtirim.
    Kitaptan tek bir şiir seçmek çok zor belki ama benim ve #dostamisc'in gönlünü çalan şu enfes şiire bakmanızı dilerim.
    #27116029


    İkinci seyahatte buluşmak üzere.
  • Kayıtsızlık Şenliği Milan Kundera'nın nasıl tanımladığımıza bağlı olarak değişen 'kısa roman'ı ya da 'uzun öykü'sü. Fransızca'da Anlamsızlık Şenliği anlamına gelen kitap ismi Türkçe'ye Kayıtsızlık olarak geçmiş ne hikmetse.

    Varoluşçuların sonuncusu olarak nitelendirilen Kundera, anlamsızlık, ciddiyet, kayıtsızlık ve mizah üzerine, tarihsel olarak katmanlı bir yapıda, birbirinden farklı insanların arkadaşlıklarından kopuk kopuk hikayelerle çıkarımlarda bulunuyor. Bazen absürdlüğün sınırlarında gezinirken, bazen de felsefik yorumlarla ters köşe yapıyor.

    Varolmanın Dayanılmaz Hafifliği' nde de Stalin ve oğlundan bahseden bir pasaj vardı. Bu kitabının da ana eksenini Kruşçev'in anılarında ( dostamisc in katkılarıyla) bahsettiği Stalin'in 24 keklik hikayesi ile 'mizah anlayışını kaybetmiş bir yüzyıl'a evrilmemizi göstermesi oluşturuyor. Kısaca bahsetmek gerekirse; Stalin bir av sırasında ağaçta tünemiş 24 keklikle karşılaşıyor. Aksilik bu ya tüfeğinde 12 kurşun olması sebebiyle 12 kekliği vurarak, geri kalanını da haklamak için karlı bir gün 7 km yol yapıp tüfeğini doldurup dönerek kalanları da avlıyor. Yorumlar kitapta.
  • İnsanlar kimi zaman duruşlarıyla, kimi zaman da yaptıkları ve yapmadıkları ile özlerini ortaya koyarlar. Koşullar değişse de öz değişmez, hep aynıdır.